Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



SEVMEK VE YAŞAMAK ADINA

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Levent Kobaza

#425
Günün sözü

'Düşlemek bilmekten daha önemlidir.'
Albert Einstein





***

Kimi sevsem sensin, hayret
Sevgin hepsini nasıl değiştiriyor
Gözleri maviyken yaprak yeşili
Senin sesinle konuşuyor elbet
Yarım bakışları o kadar tehlikeli
Senin sigaranı senin gibi içiyor
Kimi sevsem sensin, hayret
Senden nedense vazgeçilemiyor
Her şeyi terk ettim, ne aşk ne şehvet
Sarışın başladığım esmer bitiyor
Anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
Dudakları keskin kırmızı jilet
Bir belaya çattık, nasıl bitirmeli
Gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
Kimi sevsem sensin, hayret
Kapıların kapalı girilemiyor
Kimi sevsem sensin, senden ibaret
Hepsini senin adınla çağırıyorum
Arkamdan şımarık gülüşüyorlar
Getirdikleri yağmur, sende unuttuğum
Hani o sımsıcak iri çekirdekli
Senin gibi vahşi öpüşüyorlar
Kimi sevsem sensin, hayret
İn misin cin misin anlamıyorum


****

Hayat sanki bir deniz, biz de suyun üzerinde ilerliyoruz. İlk zamanlarda, çocuklukta falan, deniz çok dalgalı, sen ise sanki ufak bir salın üzerinde çırpınıyor, bir an önce hızlı hızlı gitmek istiyor, ancak pek fazla yol alamıyorsun. Zaman geçtikçe teknen büyüyor, kalitesi ve hızı artıyor, ancak senin hızlı gitme isteğin git gide azalıyor.Yavaş yavaş tadını çıkararak gitmek, etrafı seyretmek istiyorsun. Ancak çocuklukta hızlı gitmek ne kadar zorsa, yaşlandıkça yavaşlamak da o denli zorlaşıyor. Bütün motorlarını istop etsen bile artık kocaman bir gemi olmuş olan aracın çarşaf gibi denizin üzerinde hızla ve sessizce kayıyor. Sen ise güverteden geminin pruvasının yardığı suların iki yana doğru açılarak uzaklaşmasını ve ufukta beliren karşı kıyının hızla yaklaşmasını hüzünle izliyorsun.

***

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş.
Tam uçağa binerken kulağına bir ses:
-Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:
-Uçak düştü, kurtulan olmadı.
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında.
-Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş.
-Tren Eskişehir'de raydan çıktı..
Koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses.
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, sormuş:
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim !
Adam öfkeyle haykırmış..
-Ulan evlenirken nerdeydin?!

Levent Kobaza

#426
Günün sözü:

Aynı dili konuşanlar değil,

Aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir

Mevlana





****

Bak yıldızlar altında gözlerimin içine
Duy rüzgarların bize anlattığı birşey var

Bir fısıltı gibi bazen o en büyük çığlıklar
Bilmezler mi gelir geçer en büyük fırtınalar

Biz aşkı meleklerden çaldık
Birbirimize sımsıkı bağlandık



(hatırlamıştır o; hiçbirşeyi unutmayacağımı)

***

Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır;intihar.Y
Yaşamın yaşamaya değip değmediğinde bir yargıta varmak,
Felesefenin Temel sorusuna yanıt vermektir.
Gerisi,dünyanın üç boyutlu olup olmadığı , aklın dokuz mu ,yoksa on iki ulamı mı bulunduğu,sonra gelir.Oyunudurbunlar;ilkin yanıt vermek gerekir.
Albert camus

***

Kütüphanede sağır ve dilsiz çiftin işaretlerle konuşmaları birden kavgaya dönüştü..
Kadının daha büyük ve sert işaretler yapması sonucu hayli sinirlendiğini anladım.. Erkek onun iki elini tuttu ve işaretlerle " Aşkım.." dedi, " Bağırmak zorunda değilsin.. Kör değilim ki..!"


Levent Kobaza

#427
Günün sözü
??gidendir asıl terk edilen"

haşoo

***
Ne zaman resmine baksam
Gözlerim puslanır ,seni izlerken beyaz kazağınla
Ve o çocuksu bakışınla
Bazen derim ki aşk herhalde bu olsa
Hani kavuşamamak yada tam kavuştuğunu sandığında ayrı kalmak
Tıpkı sahipsiz kalan bomboş ellerim gibi
Yada yitip giden anılar , sevdalar ; kısaca bizler gibi

***

* Kendisine âşık erkeğe hayran olur kadın! Bir savaşçının silahlarını bırakması, zırhlarını çıkarması büyüleyicidir gerçekten de... Zaman geçer. Erkek âşık kalır ama kadının ona hayranlığı yavaş yavaş ve çoğu zaman farkına bile varmadan söner. Çünkü aşk erkeği çocuksulaştırır, hatta erkeğin posasını çıkartır. O eski savaşçıdan eser kalmamıştır. Kadın baktığında artık hayran olacak bir savaşçı, âşık olacak bir erkek görememektedir.
?Kadın için aşk ucu açık bir yolculuktur. Başını dik tutar kadın aşkta ve ileriye bakar. Erkek içinse aşk, yolculuğun bittiği yerdir. Kaderdir aşk onun için! Başını eğip ? usul usul ? yerinde saymaya başlar. Gidilecek yer yoktur...?


***
Sarışın, gece evine dönerken hırsızın biri karanlıkta üzerine atlamış, başlamışlar boğuşmaya, daha sonra yere düşmüşler, uzun süre yerlerde debelenmişler, üst baş parça parça olmuş. Bir ara hırsız sarışının sırtını yere yapıştırıp karnına oturmuş, el çantasını açmış, içinde sadece 25 cent bulunca son derece şaşırmış, "Yahu madem bu kadar paran vardı neden direnip kendini tehlikeye attın?.." "Ne bileyim çantamdaki 25 centle yetineceğini?.." demiş sarışın nefes nefese, "Sutyenimdeki 500 doların peşinde olduğunu zannetmiştim..!"


Levent Kobaza

#428
Günün sözü
'Herkes tarafından doğru kabul edilen şeyler büyük olasılıkla yanlıştır.'
Paul Valery
(aynen katılıyorum A. Nesin )

***

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

***

Tavsiye!!!

Hafta sonu bir kitapçıya girin ve şiir kitapları bölümünden ,rastgele hiç dikkat etmeden bir kitap seçin ve yine rastgele bir sayfa açınVe o sayfadaki şiiir sizin haftasonu şiiriniz olsun
(ben yaptım , bayağ eğlenceliydi )

***

Bay Keuner A kenti yerine B kentini yeğlemişti.??A kentinde?? dediydi, ??insanlar beni seviyorlar;ama B kentinde insanlar bana dostça yaklaştılar.A kentinde bana yararlaro dokundu; ama B kentinde insanların baba gereksinmesi vardı.A kentinde insanlar beni masaya buyur ettiler, ama B kentinde benim mutfağa girmemi önerdiler.??
Bay keuner?in öyküleri, Bertolt Brecht


Levent Kobaza

#429
Günün sözü
Düşmanınız hata yaparken onu rahatsız etmeyin.
Napoleon Bonaparte
(bayıldım )

***

Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

***

Günümüzde işte mutlu olmamızın bu kadar zor olmasının nedeni gerçekleştiremeyeceğimiz hayaller kurmamızdır. Her işten Freud ve Roosevelt?in çalışırken aldıkları tatmini almayı bekliyoruz. Bunun yerine belki de Marx?ı okumalıyız. Tabii ki daha iyi bir dünya için verdiği reçeteler doğru çıkmadı, ancak işin neden bu kadar sefil bir şey olduğunu göstermeyi hala en iyi başaran odur.

***
Hayatının kadını" ifadesinin hiçbir anlamı yok. Aslında ya kadın vardır ya hayat. Aynı yere ikisi sığmaz. Öyle güçlü bir rekabet vardır aralarında.
BAUDRİLLARD (Siyah An'lar)

Levent Kobaza

#430
Günün sözü
'Bir bugün iki yarına bedeldir.'
Benjamen Franklin

***
Keşke beni özleyebileceğini hayal edebilseydim.
Beni tebessümle anacağını ,
Yıllar sonra yazdığım mektubu okuduğunda
Ve sorsaydın beni gerçekten sevmiş miydi diye?
Belki yüreğinin derinliklerinden bir ses gelirdi
Evet, o seni gerçekten sevmişti diye.

***
Bilinmeyenler ...
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra - resmi ya da özel - hiçbir dış geziye çıkmadığı halde, dünyanın birçok önde gelen devlet adamının, yoksul ve geri kalmış bir ülkenin devlet başkanını ziyaret etmek için adeta sıraya girdiklerini...

***

Sarışın- Bu sabah kalktım, kendimi çok kötü hissediyordum, 100 aspirin içip intihar etmek istedim..
Arkadaşı- Aman Tanrım.. Ne oldu?..
Sarışın- İlk 2 tane içtikten sonra kendimi "iyi" hissetmeye başladım..!

Levent Kobaza

#431
Günün sözü
Her erkek bütün kadınlara ve bir kadın bütün erkeklere sahiptir.
François M.C. Fourier

**
nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

***
Reforma büyük istek duyan topluluk değil,reformcunun kendisidir.Reformcu,topluluktan muhalefet,nefret ve öldüresiye zulümden başka birşey beklememelidir.Hem reformcunun yaşam kadar değerli bildiği şeye , topluluk neden bir gericilik gözüyle bakmasın?
gandhi

***
Kadını anlamak
Kadınların en sevdiğim özelliği ne biliyor musunuz? Bir kadın kendini 'çok özel!' sanır, diğer milyonlarca kadını ise sıradan ve aptal. Bu, benim ortaya attığım bir iddia değil, bir gözlem. Bir kadın nedense hemcinsleri ile mukayese edilmekten hoşlanmıyor. "Ben diğer kadınlardan çok farklıyım!" diyor. Neden böyle düşündüklerini doğrusu bilmiyorum. Ama bildiğim bir gerçek var. O da şu: "Farklı olduğunu iddia eden kadınların sorduğu sorular hep bildik nedense! Hatta o sorular çoğu zaman erkeği canından bile bezdiriyor. Yalan konuşmaya teşvik ediyor!" Peki erkekleri canından bezdiren sorular ve onların verdikleri cevaplar ne mi?
BİR: Ne düşünüyorsun? "Hiç. Seninle tanıştığım için ne kadar şanslı olduğumu!"
İKİ: Beni seviyor musun? "O ne biçim laf aşkım! Tabii ki seviyorum."
ÜÇ: Şişman mıyım? "Tabii ki değilsin!" Oysa erkek o anda içinden 'yavru fil!'im diye geçirir. DÖRT: O benden daha mı güzeldi? "Tövbe, tövbe! O senin eline su bile dökemezdi!"
BEŞ: Ben ölseydim ne yapardın? "Allah korusun! Sana gelen, bana gelsin!"


Dentist

#432
Daha önce yazdığında da okuyup,çok etkilenmiştim;yine öyle oldu.
Herhalde Ece'nin varlığı nedeniyle ve de gerçeklerin adeta bir tokat gibi bu kadar açık seçik yazılmasından...
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#433
Günün sözü:
'Bir gün uyanıp da insanoğlunun aynı ırk, renk ve dine ait olduğunu görseydik, öğlene kadar yeni önyargılar bulmak zorunda kalırdık. '
George Aiken
(bilmem bu sözden herkes kendine bir paye çıkarır mı?)

***
Ben , sonbaharda kaldım,
Mevsim aralığı göstersede
Hazan yapraklarının içine gömülü kaldım.
Yalnız kaldım, senden uzak ıssız bir ormanda
Tekbaşına bunca börtü böceğin arasında
Ama yalnız başına
Sen bırakıp gittiğinde yılların bunca çabuk geçeceğini bilemezdim.
Issız kaldım çünkü burda kimse kimseyi aramadı
Üşüdüm , çok soğuktu
Ağaçlar gökyüzünü öyle kapatmıştı ki
Mevsim yaz olsa buralar hep hazandı
Sessiz kaldım, bağırsam kime ne faydam olacaktı ki?
Büyüdüm, acıları tattım.
Hiç düşünmeden yaşadığımda , boşluğunun kaybolup gideceğini sandım
Ben , sonbaharda kaldım
Çünkü sensiz kaldım!

***
Bir arabanın dört lastiğiydi, yedeğini saymazsak
Sağlık ? Para ? Vizyon ? Dost

Sağlıksız yapamazdın, çünkü hasta yaşayabilmen mümkün değildi
Para gerekliydi çünkü ufak şeylere bile ihtiyacın olsa gerek vardı
Vizyon , hayata nasıl baktığındı bu esasta mutluluğunda formülünü saklardı içinde
Dost , işte bütün bunları paylaşabileceğin yol arkadaşındı , ister kız ister erkek.

Ben bugüne kadar hep dört tekerle yola devam ettim , ettiğimi zannettim.
Arabamın en ince ayrıntısına kadar herşeyi vardı ama doldurulamayan birşeyler vardı.
İte kaka da olsa güzel gittiğini sandığım bu yolda arabamın dayanamayıp bir tarafa yatacağı
Yolda kalacağı aklıma gelmezdi!
Kenara çekip dışardan baktığımda farketmiştim .
Dördüncü lastik yoktu!
Ve ben herşeye rağmen devam etmiştim
Ama bir yere kadar,
Şimdi diyebilirdiniz ki yedek lastiğiniz var ya!
Peki bu hayat denen yolda Alemi devran fabrikasının(Alfa) bantından çıkan
Bu düldül de size yedek lastik koymamışlar desem!
Ne düşünürdünüz?

Gitmek mümkünse arabayı orda bırak ve git
Devranı aleme , ahrete geri dön!
Peki ya dönüş yolu kapalıysa?
İşte o zaman ne ileri ne geri gidebildiğiniz
İki alemin ortasında öylece kalakalırsınız!
Bu yüzden sizlere tavsiyem eşlerinizin kıymetini bilin

***
OZAN "Kız arkadaşımla kimin daha çok sevdiği hakkında tartışmaya başlıyoruz ve tartışma uzuyor. Birbirimizi çok üzüyoruz hatta.. Sonunda pişman oluyoruz ama yıpranıyoruz" diyor.. Çözüm soruyor..
Sevgi eğer kanıt gerektiriyorsa, koyverin ucunu gitsin..
Önüme hiç tanımadığım birini getirin. İki saat içinde hayatımda onun kadar kimseyi sevmediğime inandırabilirim, lafla..
Lafla.. Olur mu?.. Önemli olan onun hissettikleri değil mi?..
İşte ben de aynen bunu söylemek istiyorum..
Sevgiyi hissetmiyorsanız, yani sevdiğinizi, sevildiğinizi hissetmiyorsanız eğer.. Ve de eğer, kanıta, ispata ihtiyaç duyuyorsanız, uzatmayın.. Yoktur zaten..
Bütün çocukluğum, başta annem babam, sonra akraba ve dostların (O zamanlar modaydı demek) "Beni ne kadar seviyorsun, Hangimizi daha çok seviyorsun" soruları arasında geçti. Hiçbirine yanıt vermedim..
Minnacık aklım "Ne kadar hissediyorsan, o kadar seviyorum demektir" diyordu, içimden



Levent Kobaza

#434
Günün sözü:
Sevmek, Tanrı'nın tene koyduğu gökyüzü miktarının tadını çıkarmaktır.
VICTOR HUGO

***
Filmler herşeyi veremez , sana yaşadıklarında
Ama ne yaşadığını bilen , görebilen anlar söylediklerimden
Genc yaşlarda herşey çok güzel gelirken
Yaşın, bir saatin akrebi misali bir bir ilerlerken
Bir taraftan da anılar yelkovan misali peşin bırakmaz
Bir bir dostlar tükenirken etrafında
Sevdiğin kadınlarsa kayıp giderken bir film şeridi gibi önünden
İşte şimdi ne olacak bana dediğin andır,
O an bilirmisin yaşam savaşını kaybettiğin andır!

Çocuk olmanın engüzel yanı bütün bunları hissetmemendir , yaşamamandır
Keşke , sözcüğü diline pelesenk olsa da , itibarını kaybetmiş bir pelesenktir


***

Cennette huriler varmış, kara gözlü;
İçkinin de ordaymış en güzeli.
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:
Bak bir yanda şarap, bir yanda sevgili.

Hayyam

***

Yağmurlu bir Cumartesi akşamında
Beyoğlu sokakları geceye merhaba derken

Bir şemsiyenin altına sığınmışız
Sanki tüm tehlikelerden bizi koruyacakken

Kolumda sen ve daha yeni tanışmışken
Uzaklardan gelmeye başlamıştı ıssız adamın müziği

Artık değilim ıssız adam dediğimde
Sen kolumu sımsıkı sıkmıştın

Ve işte o an anlamıştım.
Issız olmadığımı



Levent Kobaza

#435
Günün sözü
Dost, onunla birlikteyken gerçekten olduğun gibi görünebileceğin, ruhunun tüm gizliliklerini ona anlatabileceğin biridir. Onunla birlikteyken kendini korumana gerek yoktur.
Jean Jacques Rousseau

***

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultus

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
**
Her ağacın bir ruhu vardır bilirmisin
Bir duruşu bir bakışı bir kişiliği
Herbirinin hayat içinde kapladığı bir yer vardır
Ve herbirinin duyguları vardır.
Tıpkı havaya gore bizdeki değişen ruh hallerimiz misali
****
1920'lerde "eski dünya"da Avrupalı olmayan ve bağımsız kalabilmiş sadece dört ülke bulunduğunu. Ama Türkiye dışında kalan Çin, Habeşistan (Etiyopya) ve İran'ın zamanla istilaya uğradığını. Mussolini'nin bir demeci, bu ortamda Türkiye'de tedirginlik yaratmıştı. Bunun üzerine Mussolini'nin, Türk Büyükelçisi'ne hemen şu mesajı vermek gereğini duyduğunu: Türkiye bu kapsamın dışındadır. Çünkü bir Avrupa ülkesidir." dediğini....( 60 yıl öncesinin faşist İtalyan diktatörünün bile bu düzeltmeyi yapmak gereğini duyduğu koşullarda, acaba niçin bugünkünden daha Avrupalı sayılıyordu?..Çok ilginç değil mi?)

Levent Kobaza

#436
Günün sözü
'Ne kadar ileri gidilebileceğini ancak çok uzağa gitmeye cesaret edenler keşfeder!'
T.S. Eliot

***

Düşündükçe daha bir hoşlanmak,
Hoşlandıkça  daha bir sevmek
Baktıkça görmek
Kalktığında kalbinde onunla uyanmak
Dokundukça çoğalmak
Ve öyle bakakalırken önünde erimek
Galiba aşık olmak böyle birşey olsa gerek!

Tanımak!
Sanki yıllar öncesinden aşina bir bakışa
Yaşamak !
Onunla , sürekli büyüyen evren misali artmak
Korkmak!
Ellerinde kayabilme ihtimaline bile tahammül edememek?
Galiba aşık olmak böyle birşey olsa gerek!


İnanmak!
Nedensiz, sebebsiz yere bir güven duymak
Şaşırmak!
Bir mucizeye daha şahitlik etmek üzere hazır olmak
Hissetmek!
Sıcaklığını , dokunuşunu
Her dokunuşunda daha bir çoğalmak , coşmak
Vazgeçilmezin olmak!
Galiba aşık olmak böyle birşey olsa gerek


***
Metrodaki kemancı...

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

***

Sercan Keklik

#437
Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>

Register or Login" border=0>
145 1.4 TwinSpark
145 1.6 TwinSpark
147 1.6 TwinSpark
147 2.0 SeleSpeed Blackline
156 1.6 TwinSpark
156 2.0 TwinSpark
156 2.0 SeleSpeed
156 1.6 TwinSpark
156 1.6 TwinSpark
156 1.6 TwinSpark
159 1.9 JTS
MiTo 1.6 JTDm
Giulietta 1.4 MultiAir
Giulietta 1.6 JTDm
Giulietta 1.6 JTDm
Spider 2.0 TwinSpark (916)
Spider 2.2 JTS SeleSpeed (939)
159 JTD Ti

Dentist

#438
Nefis fotoğraflar Sercan.
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#439
Günün sözü
'Bazıları büyük doğar, bazıları sonradan büyüklüğü elde eder, bazıları ise halkla ilişkiler uzmanı tutar.'
Daniel J. Boorstin

***
Sercanıma ;
Sercanın duygusal tarafını görmüş olduk

***
"Sana bırakacağım bu kentin
Üç semtinde üç damla gözyaşı döktüm,
Birincisi seni ilk gördüğüm yerdi,
İkincisi seni ilk öptüğüm yerdi
Üçüncüsü... söylemeye dilim varmıyor,
Üçüncüsü bana git dediğin yerdi,
İşte bu mısraları orda karalıyorum"

***

Cebrail, Cennet'te volta atan Adem'in yanına gelmiş.. "Sana bir iyi, bir de kötü haberim var" demiş..
Adem "Önce iyi haberi ver ki, kötüye dayanacak moralim olsun" diye yanıt vermiş..
Melek başlamış anlatmaya.. "Tanrı sana iki organ verdi. Birinin adı beyin. Yeni şeyler yaratmanı, sorunları çözmeni, Havva ile tatlı tatlı sohbetler etmeni beynin sağlayacak.."
Biraz durmuş ve devam etmiş... "Verdiği ikinci organın adını henüz koymadık. Ama o sana inanılmaz zevk verecek, üremeni ve insan neslini sürdürmeni sağlayacak. Havva'yı öyle mutlu edeceksin ki, sana iyice bağlanacak."
Adem çok heyecanlanmış.. "Harika" demiş.. "Harika bir haber bu..
Peki kötü haber ne?.."
"Bu iki organı asla aynı anda kullanamayacaksın!"


***

Biliyor muydunuz?

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kâğıt paralarının 50 TL ve 100 TL olduğunu biliyor muydunuz...

ismail

#440
herkese günaydın..harika bir başlık olmuş..ilk bir kaç sayfayı hemencecik okudum..aklıma ümit yaşarın 'kum' şiiri geldi. belki eklenmiştir ama ofiste olduğum için bütün sayfalara bakamadım. paylaşılması gereken bir şiir...

KUM



Sen kum nedir bilmezsin
Deniz Görmedin ki.
Yum gözlerini, zamanı düşün,
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir.  

Sen taş nedir bilmezsin
Dağa çıkmadın ki
Yürü ufuklara doğru,
Dağ bir ayağında
Taş bir ayağındadır  

Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki,
Uzat ellerini gökyüzüne,
Ateş bir elinde
Kül bir elindedir  

Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki,
Yat toprağa boylu boyunca
Ölüm bir yanında
Kan bir yanındadır  

Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Ağla, ağlayabildiğin kadar
Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir

Levent Kobaza

#441
İsmail bey hoşgeldiniz.
Belki de bu şiir vardır ama
Olsun siz yine paylaşın bizle
Hem nede olsa bana eski anılarımı hatırlattı
Hele son dizeleri yok mu!!!

Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir.

Yani günümüz de anlaşılamayan ve emek gerektiren tek şey sevmek ve aşık olabilmek


ismail

#442
Hoşbulduk Levent bey.
evet bu şiirin son dörtlüğü çok şey ifade ediyor.
lise yıllarında bana daha çok şey ifade ederdi

Levent Kobaza

#443
Günün sözü
'Önemli olan sorgulamayı asla bırakmamaktır.'
Albert Einstein

***
Yenilince , kağıda kaleme sarılırız.
Oysa mutluyken yada biriyleyken
Hep unuturuz onları!
Oysa , onlar bu duruma çok üzülürler Bilir misiniz?

Zannedilir ki acılar kaleme alınır
Peki ya mutluluklar yada Küçük sevinçler?
Sevgini ifade edebilsen ne yazabilirdin?
Mutlu olsan ne diyebilirdin ki ?
Yada Nazımın Abidin Dinoya dediği gibi
Mutluluğun resmini çizebilir miydin?
Mutlu olsan ne diyebilirdin ?
Yada mutluluğun sırrı sana gore ne olabilirdi ?
Yoksa mutluluğun sırrı sıradan oluşumuydu ?
Bu muydu bizi mutluluğu ifade etmede sıradanlığın pençesine düşüren?

***
beni de kırdılar içimde kırdılar
karanlık camlardan sular akıyordu
şimşekli bir boşlukta saat vurdu
beni de kırdılar belki yalnızdılar
belki onların da çocukluğu yoktu
bütün şarkılara kapalıydılar
bir genç kız değmemişti saçlarına

beni de kırdılar ben artık küsüm
yağmurları yağmıyor ağaçlarıma
sularından içmiyorum susadım ama
beni de kırdılar soğuk bir ölüm
çevik bir bıçak gibi çakıldı aklıma
oysa bir şarkıyım yeniden doğan günüm
bütün şarkılara kapalıydılar

***
2008 yılının tek cümlelik özeti...
İşte o başlık altına düşülen notlardan bazıları...
"Ananı da al git 2008."
"Sarhoştum, hatırlamıyorum."
"Yemekteyiz."
"Hayat beni neden yoruyorsun."
"Maç 90 dakika."
"Artık önümüzdeki senelere bakacağız."
"Az kaldı, bitiyo."

Levent Kobaza

#444
Günün sözü
Yalnız kendi nefsini düşünüp dost arayan, hizmetçi arıyor demektir.
                    CENAP SEHABETTİN

***
Hiç öteki yarınıza rastladığınız oldu mu tesadüf eseri bir yerde?
Göz göze kaldınız mı?
Dokunmaya çalıştığınızda ne hissettiniz ?
Tam o elini telefonuna götürdüğünde
Sizin onu aradığınız oldu mu?
Onun da sizi tam bende seni arıyordum dediğini işittiniz mi?
Peki bir yerde onun söyleyeceği sözleri
Tam o söylerken , siz ona söylediniz mi?
Hiç böyle birşey yaşamadınız mı?
O zaman siz hiç aşık olmamışsınız!

***
Davud?u ziyarete giden Lokman onu demiri eritip şekil verirken gördü.

Demirden küçük halkalar yapıyordu o ulu bilge sultan sonra bu halkaları teker teker birbirine geçiriyordu.

Lokman o güne kadar böyle bir şey görmemişti, hatta bu sanatın nasıl bir sanat olduğundan habersizdi. Hayret içinde kaldı.

?Sorsam? diyordu içinden, ?neden halkaları böyle birbirine geçirmede??

Sonra caydı sormaktan, ?sabretmek gerek? dedi, ?sabır hedefe giden yolun kılavuzudur.?

Sabreden kuş ötekilerden daha iyi, daha güvenli uçmaz mı? Elbet nedenini açıklar, dedi içinden.

Hem sabırsız için kolay olan birden zorlaşmaz mı?

Böyle bekledi bir süre Lokman.

Davud ince ince çalışıp işini bitirdi.

Ve zırhını tamam edip üzerine giydi.

Lokman, sabrın yararını ve o demirden halkaların ne işe yaradığını görmüştü.

Davud anlamıştı onu.

?Ey temiz gönüllü? dedi, ?bu gördüğün, savaşta yaralanmayı önleyen güzel bir giysidir!?

?Sabır da kutlu bir giysi? diye karşılık verdi Lokman ?Üzüntüyü önlüyor o da.?

Tanrı nice kimya yarattı ama hiçbiri sabır iksiri gibi değildir.

(Mevlânâ/Mesnevi III)


***

Kıymetli kitap koleksiyoncusu tozlu ve eski bir sandıkta bulduğu İncil'i çöpe attığını öğrendiği adamın evine koşmuş, biraz sıkıştırınca "Baskısı Guten'mi neydi öyle birine aitti.." demiş adam,
"Neee?.. Gutenberg olmasın?.."
"Ha..Ha.. Evet o..Oydu.."
"Cezanı vermesin salak..! İlk basılan kitaplardan birini atmışsın.. Onun kopyası, sadece kopyası yarım milyon dolara gitti..!"
"Yok..Yok..Yok, o kadar kıymetli bi şey olamaz.."demiş adam," Yan boşluklarında hep notlar, karalamalar vardı.. Martin Luther diye biri notlar falan almış.."

Levent Kobaza

#445
Günün sözü
Lütfen bu akşam kombi,soba ve şöminelerinizi  yakmayan!
Noel Baba  

***

Hayat, bilinmeyen çoklu bir denklem misali
Herşeyden vazgeçtiğin anda
Bir kapı açılır ve tüm hayatın bir anda değişiverir
İnanmak istemezsin!
Belki olabildiğin en olumsuz gündür o gün
Ama o farkında bile olmadan
Tüm kalelerini bir bir ele geçirmektedir.
Hiç sah mat olmaktan bu kadar keyif alıdığın olmuşmudur bilmem ama
Yaşadıkların bu çoklu denklemin hayatın kendisi olduğunun bir kanıtıdır

***

Çin?de bir üniversitede gerçek bir olay ;
Kızın biri yeni aldığı bisikletiyle okula geliyor ve okulun bahçesindeki bisiklet parkına henüz kilit almadığı için öylece bırakıyor?Derslerin bitiminde eve gitmek için bisikletinin yanına gelince bisikletinin yerinde olmadığı görüyor ve çok sinirleniyor..
Ertesi sabah okula geldiğinde bisikletini üzerinde bir notla bir gün önce bıraktığı yerde buluyor ?Üzerindeki notta ?Çok özür dilerim ama bisikletine gerçekten ihtiyacım vardı.Aldıktan iki saat sonra geri getirdim ama sanırım çıkışına yetişemedim, çok üzgünüm, anlayışın içinde teşekkürler?
Kız bu olay üzerine doğruca bir bisikletçiye gidiyor ve beş tane kilit alarak okula dönüyor.. Bisikletini iyice kilitleyip beş farklı anahtarla derse giriyor ve olayı arkadaşlarına anlatıyor.
Ders bitiminde beş kilit taktığını anlattığı arkadaşlarıyla beraber bisikletini almaya gittiğinde şok oluyor. Bisikletinin üzerinde on tane kilit ve birde not var. ?Eğer ben acil olduğu zaman kullanamayacaksam sen hiç kullanamayacaksın?.?


***

Yeni yılın size güzellik ve mutluluklar getirmesi dileğiyle

Levent Kobaza

#446
Günün sözü
Akşam yemeğine geç ya da erken gelmemle içten ilgilenen bir kadın uğruna, tüm dehamı ve eserlerimi feda etmeye hazırım..
Ivan Sergeyeviç Turgenyev


***
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal
Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme lavinya

***
Gençler daha çok Feridun Düzağaç'ın o güzel şarkısından biliyor Özdemir Asaf'ın Lavinia 'sını...
"Sana gitme demeyeceğim/Üşüyorsun ceketimi al,/Günün en güzel saatleri bunlar,/Yanımda kal."
Lavinia'nın gerçekte kim olduğunu kaç kişi bilir peki?
Bu şiiri sevenler arasında Lavinia'nın hayatından sadece iki aşk geçtiğini; bu erkeklerden birinin Edip Hakkı Köseoğlu, diğerinin İlhan Selçuk olduğunu; Özdemir Asaf'ı hiç sevmediğini bilen var mıdır?

***

Hindistan da çok ünlü bir resam varmış?
Herkes bu resamın yaptılarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş?
Ve onu ?Renklerin Ustası? anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş?
Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru?ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş?
Ranga Guru ise; - Sen artık ressam sayılırsın Racaçi..
Artık senin resmini halk değerlendirecek. diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine
koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını
istemiş. Raciçi denileni yapmış?
Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor?
Çok üzülmüş tabii.Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru?ya ve ne
kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru?ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru?
Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte?
Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış?
Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış..
Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru?ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış..
Ranga Guru ise;
Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün?
Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı?
Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin?
Yapıcı olmak eğitim gerektirir?
Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi?
Sevgili Raciçi Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın?
Emeğininin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın?
Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur?
Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma?
demiş...


Levent Kobaza

#447
Günün sözü
İnsan düşündüğü şeyleri sonuna kadar düşünmediği için düşünür aslında.
Goethe

**

Bazen rüzgar sizi ve onu farklı yerlere savurur
Başka şehirlere hatta başka ülkelere
Mevsimler geçer, kışlar baharları , baharlar sonbaharları kovalar
Farklı hazlar  farklı tatlar belki farklı deneyimler
Ama birgün gelir ki yağmurlu bir akşamüstü beyoğlunda
Karşı karşıya gelirsin öylece kalakalıp olduğun yere yığılırken
Tatlı bir bakış ve biraz hüzün biraz sevinçle karışık gözyaşları
Sevinmişindir, onunla yeniden karşılaştğına
Hüzünlüsündür çünkü zamana sitem içindesindir , niye gelmedin diye
Belki dersin içinden beklemek gerekiyordu diye..

***

Mutluluk???
Simenon'un anekdotu,
Üstad, tüm eserlerini Paris'te Eyfel Kulesi'nin içindeki bir lokantada yazarmış..
Gazeteci sormuş.. "Kuleyi bu kadar çok mu seviyorsunuz?.."
"Tersine" demiş, Simenon.. "Bu kentte bu lanet kulenin görünmediği tek yer burası.."
Bir şeyin tam içinde iseniz görmeniz, fark etmeniz zordur..
Mutluluk da işte tam bu tarife uyar..
Hayat boyu mutluluğu bulamadığından şikayet edenlerin çoğu, aslında mutluluğun tam da göbeğinde yaşayanlardır..

***

ya öyle olmasaydı??


Avrupa yı ateşe vermeden önce halkına adalet, istikrar, ekmek ve iş vaat etmişti.

Züppenin biri değildi. Ressam olmak isterdi. Çirkindi. Herkes gibiydi. Ama iyi hatipti. Kitleleri avcunun içine alır, devleşirdi. inandırıcıydı. Bakkala ekmek almaya bir sepet parayla giden Alman halkına Açsınız çünkü Yahudiler fırıncı, hastasınız çünkü yahudiler doktor, yoksulsunuz çünkü yahudiler zengin dedi.

**
biri yahudileri biri türkleri biri japonları katlettiği için stalin'den ve roosevelt'den daha katil ya da daha psikopat olmayan ama savaşı kaybettiği için "savaşın babalarının" yazdıkları tarihte "salt kötü adamı" oynayan lider...

unutulmaması gereken şudur ki; savaşı almanya kazansaydı hitler'in yahudi soykırımını değil stalin'in türk soykırımını konuşuyor olacaktık...


Levent Kobaza

#448
Günün sözü
'Önemli olan, söylenenin ne olduğu ya da nasıl söylendiği değil, nasıl anlaşıldığıdır.'
Guy Hunter

***
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

***
Olması gerekendi!

Seni sen olduğun için değil, senin yanında olduğum zaman, ben olduğum için seviyorum

***

Sevmek , belki de en anlaşılmazı olan
Zaman alan ve emek ile cabayı gerektiren
Sevmek , kendi canından vazgeçmek
Onun için yaşamak
Günümüz dünyasında bulunması nede zor şey !

***
Biliyor muyduk?

1929 - 1939 yılları arasındaki on yılda dünya sanayi üretimi %19 artarken, Türkiye'de sanayi üretimi artışının %96'yı bulduğunu, Sovyetler Birliği ve Japonya dışında hiçbir ülkede, bu alanda Türkiye'den daha hızlı bir büyüme sağlayamadığını...

***


Dentist

#449
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü,zayıfladı, toprakta biten otlari yemek isteyen eseğin ağırlığını çekemedi ve güm. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, anırdı yani. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmis. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma You are not allowed to view links. Register or Login yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yukseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı. Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.(Ne bazeni, çoğu zaman.) Toz toprakla örtmeye calışanlar çok olur. Bunlarla basetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile!!!
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic