Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



SEVMEK VE YAŞAMAK ADINA

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Levent Kobaza

#500
Günün sözü
"İnsanoğlu araçlarının aracı haline geldi."
Henry David Thoreau

****

Yollar,yatıştırır insanı,olgunlaştırır
Belki hayat denen alemi bir simülatör içinde yaşamak gibidir yürümek

Yollar,özgürleştirir insanı,rahatlatır
Belki de özgür hissedemediğin bu dünya da kendini kısada olsa özgür hissettiğin bir oyundur yürümek

Yollar ,düşündürür insanı, yeni fikirlere sahip kılar seni
Belki de düşüncelerinden dolayı kimsenin seni yaftalamadığı tek ve kısa yaşam alanıdır

Yollar,öğretir insanı, bilgilendirir
Monoton bir dünyadan sıyrılabildiğin ve yeni yeni şeylerle karşılama ihtimali olan bir süprizler alemi sunar sana

Yollar , sevdirir insanı , sevmeyi öğretir.
Sevginin farklı mevcudiyetlerini gösterir.
Toprağı,çiceği,hayvanları,gökyüzünü,denizi de sevebileceğini hissettirir.
Yollar belki de sanal bir alemden sıyırılıp gerçek dünyaya dönmeni sağlayan bir köprüdür.
Sana hayata farklı gözlerle bakabilme özgürlüğü verebilen bir ruhu sunar ellerine

***

Bir kadınla bir erkek arasındaki arkadaşlık yavaş yavaş sevgililiğe dönüşüyorsa... Bu birbirlerine erotik bakımdan da içlerinin ısındığından değildir. O aldatıcı dış görünüştür. Gerçek dinamik araya bir üçüncü kadının girmiş olduğu gerçeğidir!.. Bu durumda "hep arkadaş kalmayı düşünen" kadın silkinir ve kendine gelir. Daha doğrusu o da birdenbire " kadın " olur!.. Modern psikanaliz açısından yaklaşırsak tablo şudur: Kadınlar bir erkeği değil, kadınların o erkeğe yönelen arzularını görür ve ele geçirmek isterler.

Bir kadının önem verdiği başka kadınlar eğer arkadaş olduğu erkeği beğenmiyor, istemiyor, ilgilenmiyorsa o erkekle hep arkadaş kalmayı yeğlemesi büyük ihtimaldir. Erkek öteden beri ona içten içe "yanık" olsa bile...



***
Küçük Abraham yedi yaşında yahudi İmam Hatip Okulu'na (Ne demekse) gitmeye başlamış.
Akşam eve dönünce "Anne bugün Musa Peygamber'i öğrendik" demiş..
"Anlat bakalım" demiş annesi.. "Musa Peygamber bir Mossad ajanıydı.
Gördüğü eğitim sayesinde Mısır firavununun sarayına kimseye çaktırmadan girdi. Esir alınmış Yahudileri Kızıldeniz'in kenarına kadar kaçırmayı başardı. Denizi geçmek için bütün Yahudilere emir vererek yüzen köprüler kurdurdu ve Yahudiler Kızıldeniz'in doğusuna geçmeye başladılar. Tam geçerlerken bunları orduları ve zırhlı birlikleri ile takip eden General Firavun yetişti.. Musa Peygamber cep telefonuyla Mossad'a haber verdi. Mossad İsrail hava kuvvetlerine bildirince hemen F-16'larla Fantom uçakları köprüye varan Mısır ordusunu ve tankları bombalamaya başladılar, köprünün yarısına kadar gelmiş Mısır ordusu ve general Firavun denize düşerek boğuldular ve Yahudiler selametle karşı sahile geçtiler."
Annesi dehşet içinde sormuş..
"Abraham, haham hocan cidden böyle mi anlattı?"
"Anne tam olarak böyle anlatmadı, ama herifin anlattığının aynisini sana söylesem hepten inanmayacaksın!.."


Dentist

#501
Bir Kızılderili Öyküsü
Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu.

Onlara dedi ki: "İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında:

Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.

Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor. Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde."

Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına, "Hangi kurt kazanacak" diye sordu.

Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı?
"Beslediğiniz "

Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#502
Günün sözü
'Kitaplardan elde edilen tecrübe kıymetli olmakla beraber, sadece bir öğrenmedir. Asıl hayattan edinilen tecrübeler hayatı yönlendirir.'
Samuel Smiles


***
Her günüm mis gibi dünya
kokan bir kavun dilimi
senin sayende.
Bütün yemişler elime güneştenmişim gibi uzanıyor
senin sayende.
Senin sayende yalnız umutlardan alıyorum balımı.
Yüreğimin çalışı senin sayende.
En yalnız akşamlarım bile duvarında gülen bir Anadolu kilimi
senin sayende
Şehrime ulaşmadan bitirirken yolumu bir gül bahçesinde dinlendim
senin sayende.
Senin sayende, içeri sokmuyorum
En yumuşak urbalarını giyip
Büyük rahatlığa çağıran türküleriyle kapımı çalan ölümü.

****

Öykü,romancı,her yazdığının nereye varacağını bilen kişi sanılır;kendi de zaman zaman buna inanır, yada inandırılır?Oysa yazdığı her tümcenin ardından ne geleceğini ?o ?bir sonraki? tümceyi yazmadıkça ? hiçbir zaman bilemeyeceğini,kendisi,unutmamak zorundadır.
Gece Bilge Karasu


Levent Kobaza

#503
Günün getirdiği yağmur tanelerinden;
'Her zaman yapamayacaklarımı yapıyorum ki, nasıl yapabileceğimi öğreneyim.'
Pablo Picasso  

***

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin !
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm,
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum banum


***

SELDEN ADAM KURTARAN ADAM

  Yıllar önce bir adam büyük sel felaketi yaşayan bir memlekette birçok kişiyi selden kurtarmış.
Herkes büyük mutluluk yaşamış ve bu adama karşı hayranlıklarını her defasında dile getirmişler.
Cesareti ve yaptığı iyiliklerin ağızdan ağıza dolaşması sonucu zamanla bu kişi "selden adam
kurtaran adam" diye anılır olmuş. Çok uzak diyarlardan pek çok kişi "selden adam kurtaran adam"ı görmek
ve maceralarını dinlemek için akın etmişler.
"Selden adam kurtaran adam" da yaşadıklarını ve kahramanlıklarını herkese anlatır olmuş.
Bu hal adamda öyle bir alışkanlık haline gelmiş ki, hayatta en çok zevk aldığı olay selde yaşadıklarını ve nasıl
adam kurtardığını anlatmak olmuş.
Zamanı gelmiş, vadesi dolmuş ve meşhur "selden adam kurtaran adam" vefat etmiş. Tabii iyi bir insan
olduğu ve insanlara faydalı işler yaptığı için cennete buyur etmişler adamı. Adam büyük bir neşe ile cennete
girmiş. Günler güzel güzel geçerken, bir anda adam hayatında bir şeylerin eksik olduğunu fark etmiş.
Kendini sorgularken bu eksikliğin "selden adam kurtaran adam" diye ünlendiği hadiseyi kimsenin dinlemeye
gelmemesi olduğunu fark etmiş. Canı sıkkın bir vaziyette dolaşırken "burası cennet ne dilersem olur" diye
düşünüp, sorumlulara bir isteği olduğunu bildirmiş. Adam burada kimsenin kendisinin selden nasıl adam
kurtardığını sormadığını ve bu maceralarını anlatamadığı için canının çok sıkıldığını söylemiş. İsteğini dinleyen
sorumlular, "selden adam kurtaran adam"ın hikayesini anlatabilmesi için cennette bir konferans
ayarlayabileceklerini söylemişler. Adam çok sevinmiş ve yeniden dünya günlerindeki gibi kendisine hayran bir
kitlenin oluşacağını ve dinleyenlerden bu hikayeyi duyanların da kendisine geleceğini, yeniden eski mutlu
günlerine döneceğini düşünmüş. Gel zaman git zaman adam konferans gününü iple çekerken, vakit gelmiş
ve deniz kenarında muhteşem bir platform kurulmuş. Dinleyiciler gelmiş ve yerlerini almışlar.
"Selden adam kurtaran adam" büyük bir heyecan ve gururla kürsüye doğru yönelmiş. Tam konferansına
başlayacakken bir sorumlu yanına gelmiş ve heyecandan kalbi fırlayacak gibi atan
"selden adam kurtaran adam"ın kulağına şu ifadeleri fısıldamış;
"efendim, şu en önde oturan uzun beyaz sakallı zatı görüyor musunuz?"
Adam  her halinde önemli bir zat olduğunu hissettiği dinleyiciye bakmış ve böyle bir kişinin bile dinlemeye
gelmesine sevinerek "evet" demiş. Sorumlu "o kişi Nuh Peygamberdir efendim, anlatırken biraz dikkatli
olursanız iyi olur" demiş.

*Kıssadan hisse; *
Hiç kimse vazgeçilmez değildir,
Herkesin anlatacak bir hikayesi vardır,
Yaptığımız işlerle övünürken dikkatli olmak gerekir,
İşleri sizden daha iyi yapan birisi daima vardır.


Levent Kobaza

#504
Günün sözü
'İnsan kalbindeki gerçek aşk, dörtnala giden bir attır, ne dizginden anlar,ne laf dinler.. '
Konfüçyus


****
Bazen bir ses duyarsın derinlerden
Kulağın mı işitmiştir yoksa kalbin mi bilemezsin!
Sanki çocukluğun seni çağrıyordur geçmiş yıllardan
Annenin seni yemeğe çağırmasıdır belki de duyduğun
Yada babanın çok açılma ,kıyıda kal dediği bir iki cümle
Ama kim kalmış kalmamış  mühim midir artık bu saatten sonra?
Issız insanlarızdır artık duygusuz ve sessiz kalabalık toplulukların bir ferdi
Yada düzenin kurbanı mı desek?
Boşver..
Artık ne konuşmanın nede sorgulamanın bir faydası yok
Yada düşünmenin


***

insanligin ilk varoldugu dönemde , adamin
biri seytani
yakalamaya karar vermis.

Ancak bunun için 40 yil Tanri'ya ibadet etmesi
gerekiyormus.

Karisiyla , dostlariyla ve bütün dünyayla
iliskisini
kesmis, kendisini ibadete adamis.
40 yil sonra Tanri , ibadetinin
karsiligi olarak ona
agzi kapali bir sisenin içinde seytani sunmus.
Artik özgürmüs adam.

Dünyada neler olup bittigini görmek, nelerin
degistigini ögrenmek için sabirsizlaniyormus.
siseyi karisina teslim etmis, ona iyi sahip
olmasini söylemis ve disariya çikmis.
Kadincagiz seytani çok merak You are not allowed to view links. Register or Login
merakina yenilip sisenin agzini açivermis...

Açar açmaz da seytan siseden firlayip cikmis
ve  gülmeye  baslamis.
Merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik
emegini
bosa çikardin ' diye alay etmis kadinla.
Yok canim ' demis kadin. 'Sen hiç o sisenin
içinde olmadin ki

'Nasil olur? ' diye haykirmis seytan. 'Sen de
gördün...siseden çiktim ben ! '
'Hiç o sisenin içinde degildin,
inanmiyorum buna.
Nasil küçücük siseye girebilirsin ki? '
Kafasi atmis seytanin . 'Gireyim de gör !
demis ve yeniden sisenin
içine girivermis.

iste böyle...Adamin seytani hapsetmesi 40
yilini,kadinin ise yalnizca 5 dakikasini almis.
seytan da söyle isyan etmis Tanri'ya :

'TANRIM , MADEM KADINI YARATACAKTIN , O ZAMAN
BENi  NEDEN YARATTIN ? '




Levent Kobaza

#505
Günün sözü
Dostlar öyle bir ailedir ki, insan, o ailenin fertlerini bizzat kendisi seçer.
Alfonse Karr

***
Gündüzleri artık daha erken karşılar olduk
Güneş içimizi ısıttı
Rüzgar sanki saklı enerjimizi ortaya çıkardı
Ve ağaçlar çicek actı
Güzel annanemin dediği gibi ağaclar güzel kıyafetler giymeye başladı
İnsanlarsa yavaş yavaş soyunmaya
Yani uzun lafların kısasını söylemek gerekse
Bahar geldi  a dostlar , cemreler çoktan düştü?

***

ÖRDEKLERE BASMAK YOK


Cennette 3 Kadın....
Üç kadın arkadaş bir kaza sonucu aynı anda
             hayatlarını kaybedip cennete giderler.Cennetin kapısında onları
             karşılayan melek :
'Sizin burada uymanız gereken tek kural var.. O da
             ördeklere dikkat edin sakın üstlerine basmayın'
der. Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler. Gerçekten de etrafta
ördek doludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır. Dikkat etmesine
rağmen kadınlardan biri kazayla bir
             ördeğin üstüne basar. Hemen melek belirir.Yanında son
derece çirkin
             bir adam vardır. Kadını kolundan adama kelepçeler ve
'Ördeğin üstüne basmanın cezası olarak sonsuza kadar bu çirkin adama
kelepçeli olarak
             yaşayacaksın' der.
             İkinci gün kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin üstüne
             basar ve melek anında yanında çok çirkin bir adamla
gelip onları kadına ceza olarak birbirlerine kelepçeler. Üçüncü
kadının gözü bu
             olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine
uğramamak ve sonsuza kadar çirkin
             bir adama kelepçelenip yaşamamak için her attığı adıma
acayip dikkat
             etmeye başlar.
             Aradan aylar geçer ve hiçbir ördeğin üstüne basmaz. Derken bir
             gün melek belirir. Bu kez yanında boylu poslu
inanılmaz derecede yakışıklı
             bir adam vardır. Melek hiçbir şey söylemeden yakışıklı
adamla kadını
             kelepçeler ve yine birşey söylemeden çeker gider.
Kadın artık mutluluktan
             uçmaktadır. O güne kadar gördüğü en yakışıklı Adamla
kelepçelenmiştir. Adama
             döner ve
             'Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi güzel bir
             adamla birlikte olmayı hak ettim' der.
Adam suratı asık bir şekilde cevap verir:
'Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım'

***



Levent Kobaza

#506
Günün sözü
''Milli Benligini Yitirmis Uluslar
           Başka Milletlerin Avıdır''
                                                        M.K.Atatürk
(bu sözü tekrar koymayı uygun gördüm,bugün kü yazıya hitaben)

***
Madem gideceğim diyorsun,
İstemem birini bile,
Güneşi, yıldızları, denizi...
Al götür yanında,
Hiç bir işe yaramaz sen olmayınca.
Yalnız,
Koltuğa saçının bir teli düşmüş,
Giderken bir tek ona dokunma

***
> > Hitler, dünya tarihindeki gelmiş geçmiş en faşist ve
> > psikopat lider olarak bilinir. Çoğu kişi Hitler'i şizofrenin eşiğinde
> > olan,
> > fanatik Alman milliyetçisi psikopat bir lider olarak tanır, ancak gerçekte
> > hiç kimse Hitler hakkında bildiklerinin kendilerine anlatılan resmi tarih
> > senaryosundan başka bir şey olmadığını bilmez. Hitler, hakkında en çok
> > komplo teorisi uydurulan tarihi liderlerden (kuklalardan) birisidir.
> > ABD'de
> > sivri çıkışları ve dürüst kişiliği ile tanınan Texas Üniversitesi tarih
> > profesörlerinden Texe Marrs'ın 2007 Mayıs'ında çıkan kitabının adı Bilinen
> > Tarihin Bilinmeyen Yanları.
> >
> > Kitapta
> >
> > 1- Dünyayı yöneten Yahudi ailesi: Rotschild
> > 2- Osmanlı devletinin planlı olarak nasıl dağıtıldığı
> > 3- Arap birliğinin nasıl parçalara ayrıldığı
> > 4- 1.Dünya Savaşı
> > 5- Kukla Diktatör Hitler
> > 6- 2.Dünya Savaşı
> > 7- İsrail devletinin kuruluşu
> > 8- Kennedy Suikastı
> > 9- MOSSAD suikastları
> > 10- 11 Eylül saldırıları
> > olmak üzere 10 bölüm
> > yer alıyor.
> >
> > Bu bölümlerde yazarın savunduğu iddialar, kanıtlarla net bir
> > biçimde ortaya koyuluyor. Öncelikle son yıllarda Türkiye'de ortaya çıkan
> > Hitler hayranlığına ve "Türk Nasyonal Sosyalizmi" gibi kavramlara bir
> > cevap
> > olarak Hitler'in tarihi kimliğinin ardında yatan karanlık bağlantıları ana
> > hatlarıyla sizlere aktarmaya çalışacağım.
> >
> >
> > DÜNYAYI YÖNETEN AİLE: ROTSCHILD AİLESİ
> >
> >
> > Çoğu kişi Rotschild ailesinin adını bile bilmez. Bu ailenin
> > adı, ne Forbes dergisinin düzenlediği ''Yılın Zenginleri'' bölümünde yer
> > alır, ne de dünya jet-sosyetesinin partilerinde geçer. Ancak birçok
> > ülkenin
> > diplomatı bu ailenin adını duydukları zaman beş dakika durmak zorundadır.
> > Çünkü bu aile dünya tarihi sahnesinde 1590 yılından beri vardır ve dünya,
> > bu
> > Yahudi ailesinin çok gizli faaliyetleri neticesinde bugünkü şeklini
> > almıştır. Çoğu kişi dünyada hiçbir ailenin böylesine bir gücü elinde
> > tutabileceğine inanamaz. Çünkü bir ailenin böylesine siyasi ve ekonomik
> > bir
> > gücü nasıl elde ettiğini bilmiyordur. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki aile
> > derken üç-beş kişilik çekirdek bir aileden bahsetmiyorum. Rotschild
> > ailesinin bugün 1000-1500 civarında ferdi olduğu bilinmektedir. Bu aile
> > fertlerinin her biri, dünyanın gelişmiş, ya da gelişecek olan ülkelerinde,
> > çok derin faaliyetler sürdürmek üzere dağılmışlardır. Dünyada olan her
> > siyasi ve ekonomik gelişmeyi, İsrail devletinin çıkarlarına uygun düşecek
> > şekilde düzenlemek en kutsal görevleridir.
> >
> > Ailenin geçmişi 16.yüzyıla dayanıyor. Aile İngiliz Kraliyet
> > Saraylarında kralın yaverliğini yapan bir aile olarak ortaya çıkıyor
> > önceleri. Kralın izlemesi gereken siyaseti ve dış politika stratejilerini
> > bu
> > aile belirliyor. Sadece bununla da yetinmeyip kraliyet saraylarındaki tüm
> > ihaleleri kazanarak bu ihaleleri başarıyla sonuçlandırıp, hatırı sayılır
> > bir
> > servetin de sahibi oluyorlar.
> >
> > İngiliz saraylarındaki kariyerleri sayesinde kolayca
> > kazandıkları astronomik paralarla tarihin ilk bankacılık faaliyetini
> > gerçekleştirip, İngiliz çiftçilerine de astronomik faizlerle tarım kredisi
> > vermeye başlıyorlar ve 50 sene geçmeden neredeyse İngiltere devletinden
> > daha
> > zengin bir hale geliyorlar. Faaliyet alanını iyice geliştirip
> > derinleştiren
> > Rotschild ailesi Avrupa'daki tüm imparatorlukları n saraylarında söz
> > sahibi
> > oldu. Sadece İngiltere'de değil, Avrupa'nın dört bir yanında tarımla
> > uğraşan
> > insanlara yüksek faizle kredi vererek, altın ve gümüş komisyonculuğ u
> > yaparak servetlerini iyice büyütüyorlar. Ekonomik gücü, aklın ve mantığın
> > sınırlarını zorlamaya başlayan Rotschild ailesi, daha da karanlık ve karlı
> > bir işe girişiyor.
> > İşin adı "Savaşa giren devletlere faizle borç vermek"
> >
> > Bunun ilk icraatını İngiltere-Fransa savaşında
> > gerçekleştiriyorlar. İngiltere'ye savaşa girmesi için faizli borç olarak
> > 35
> > ton altın veriyorlar. İngiltere, Fransa karşısında yeniliyor ve Rotschild
> > ailesine olan borcunu ödeyemiyor. Borcun oluşturduğu mükellefiyetten
> > dolayı,
> > İngiliz Merkez Bankası yani Bank of England Rotschild ailesine
> > devrediliyor.
> > Rotschıld ailesi İngiliz devletinin bu devretme işlemini bir şartla kabul
> > ediyor: İngiliz sterlinini kendilerinin basması şartı. İngiliz hükümeti
> > bu
> > şartı o dönemde kabul etmek zorunda kalıyor ve İngiliz sterlinini basma
> > yetkisi bu Yahudi ailesine veriliyor. Görünüşte ekonomi hakkında pek
> > bilgisi
> > olmayan arkadaşlar için bu durum pek bir şey ifade etmeyebilir. Para basma
> > yetkisini başka bir kuruluşa ya da şirkete vermek demek aynı zamanda
> > ülkenin
> > bağımsızlığını da bu kuruluşa satmak demektir. Çünkü bir ülkenin bankası o
> > ülkenin parasını basarken bastığı para karşılığında o ülkenin hazinesine
> > değerli maden koymak zorundadır. Örneğin Türkiye Merkez Bankası, devlet
> > matbaasında 20 YTL basıyorsa eğer, devlet hazinesine de 20 YTL değerindeki
> > altını, elması ya da petrolü koymak zorundadır. Aksi halde basılan para,
> > kağıt parçasından başka bir şey olmaz. İşte Rotschild ailesinin de yaptığı
> > şey budur. İngiliz sterlinini basarak İngiliz hükümetine faizle borç
> > olarak
> > vermiş ve karşılığında altın ve elmas almıştır. Bu şekilde bir yılda 12
> > ton
> > altın kar ettiği ekonomi tarihçileri tarafından söylenir. Rotschild
> > ailesinin en büyük girişimi ise İngiltere ile Amerika'daki kolonilerin
> > savaşı olmuştur. Savaş sırasında Rotschild ailesi çok gizli bir biçimde
> > Amerikan kolonilerini desteklemiştir. Amerika'nın İngiltere'ye karşı
> > direnişini yöneten kişilere yüklü miktarda silah yardımı yapılmış,
> > İngiltere'nin bu savaşta yenilmesinin sağlanacağı garanti edilmiş ve
> > karşılığında, kurulacak olan Amerika devletinin resmi para birimini basma
> > yetkisi istenmiştir. İngiltere ile savaş konusunda çok umutsuz olan başkan
> > Washington ve ekibi bu teklifi hiç düşünmeden kabul etmiştir. Aile böylece
> > günümüzde tüm dünyada çok popüler olan Amerikan dolarını basma yetkisini
> > elde etmiştir.
> >
> > Savaşı Amerikan kolonileri kazanmış ve İngiltere Amerika'dan
> > elini ayağını çekmek zorunda kalmıştır. Savaştan yenik çıkan İngiltere bu
> > sefer Amerika'ya yardım ettiği için Fransa'ya saldırmıştır. İngiltere,
> > Rotschild ailesinin kendilerine finansal destekte bulunacağına güvenerek
> > bu
> > savaşa girdiyse de Rotschild ailesinden umdukları desteği bulamamışlardır.
> > Rotschild ailesi el altından Fransa'yı destekleyerek Amerikan
> > kolonilerinin
> > bağımsızlığını garantilemek istemiştir. Bir taraftan da İngiliz borsası
> > üzerinde spekülasyona girişmiştir. İngiltere-Fransa savaşı sırasında
> > borsada
> > müthiş bir hareketlenme olmuş ve borsada oynayan halk, savaşı
> > kazanacakları
> > nı düşünerek girişimlerini arttırmışlardır. Bunu fırsat bilen Rotschild
> > ailesi ''İngilizlerin savaşı kazandığı'' iddiasını ortaya atarak İngiliz
> > halkının her şeyini borsaya koymasını sağlamıştır. Ancak, generaller ve
> > ordudan geriye kalanlar yurda döndüğünde, İngiltere'nin savaşta kaybettiği
> > ortaya çıkmıştır. Borsa anormal derecede yükselmiş ve böylece kağıtları
> > elinde tutan Rotschild ailesi bu ticaretten en karlı çıkan isim olmuştur.
> > İngiliz tarihçilerin ''Kara eylül'' diye nitelendirdiğ i bu olay ile
> > Rotschild ailesi adeta İngiltere devletinin mülkiyetini ele geçirmiştir.
> > İyice gelişen Rotschild ailesi, Kenan diyarında Tanrı'nın kendilerine vaad
> > ettiği kutsal İsrail devletini kurmak için hazırlığa başlamıştır. Osmanlı
> > Devleti'nin parçalanması için gerekli olan her şeyi yapmışlardır. Osmanlı
> > devletine komşu olan ülkeleri finanse ederek Osmanlı'ya karşı savaşmaları
> > için kışkırtmışlardır. Böylelikle sudan bahanelerle Osmanlıya saldıran
> > Rusya, Avusturya ve diğer komşu devletler, Osmanlıyı askeri ve ekonomik
> > güç
> > olarak iyice yıpratarak azınlık unsurların ayaklanmasını sağlamışlardır.
> > Osmanlı devleti nereye koşacağını şaşırmış ve neticede isyan
> > eden azınlıkların ayrı devletler kurmasına engel olamamıştır. Osmanlının
> > en
> > çok dış borcu Rotschıld ailesinin sahibi olduğu Bank Of England
> > bankasınadır. Osmanlı Devleti, Rotschıld ailesine olan borcunu ödeyecek
> > durumda olmadığından Rotschıld ailesi bunu fırsat bilmiş, Osmanlıya iğrenç
> > bir teklifte bulunmuştur. Sultan 2. Abdülhamit ile görüşen Lord Baron
> > Rotschıld "Kudüs şehrinin, Filistin'in, Suriye'nin ve Güneydoğu Anadolu
> > bölgesinin, yeni kurulacak olan Yahudi devletine verilmesi karşılığında,
> > Osmanlı devletinin tüm dış borcunu silme ve Balkanlar'da, Afrika'da
> > kaybettikleri toprakları geri verme" teklifinde bulunmuş, ancak Abdülhamit
> > teklifi şiddetle reddetmiştir. Abdülhamit, dinen böyle bir tutum
> > sergileyerek büyük bir sevaba girmişse de Osmanlı devletinin yıkılma
> > sürecini hızlandırmıştır. Daha sonraları Enver Paşa, Abdülhamit'in bu
> > tutumunu tarihi bir hata olarak değerlendirmiş tir. Enver Paşa'ya göre
> > Kudüs
> > şehri ve Kenan diyarı Yahudilere geçici olarak verilmeli ve Osmanlı tekrar
> > eski gücüne kavuştuktan sonra bu topraklar geri alınmalıydı. Atatürk'e
> > göre
> > ise Osmanlı devleti böyle bir şey yapsaydı bile yıkılmaktan kurtulamazdı
> > çünkü Osmanlı üzerine korkunç oyunlar oynanıyordu. Özetleyerek anlattığım
> > bu
> > süreçten sonra Rotschıld ailesi bütün gücüyle 1. Dünya savaşının çıkmasını
> > tezgahlamıştır. Rotshıld ailesinin hesaplarına göre 1. Dünya savaşı ve
> > Arabistanlı Lawrence'in faaliyetleri, Arapların birçok parçaya bölünmesi
> > ve
> > İsrail devletinin kurulması için yeterliydi. Savaş gerçekleşmiş,
> > Almanların
> > önderliğindeki İttifak devletleri grubu savaşı kaybetmişlerdi. Rotschıld
> > ailesinin hesapları tutmuş ve İsrail devletinin resmi kuruluşunun ilan
> > edilmesine ramak kalmıştı. Ancak tarihi rüyaya çeyrek kala Rotschild
> > ailesi
> > ayrıntılarda küçük bir hata yaptığını fark etti. İsrail devleti kurulmaya
> > hazırdı ama, dağ ve ovalardan ibaret olan İsrail topraklarında kim
> > yaşayacaktı? Avrupa'nın gelişmiş kentlerindeki rahatlığa alışmış olan
> > Yahudiler, İsrail'de yaşamaya nasıl ikna edilecekti ? Esas sorun buydu. Bu
> > sorunun giderilmesi için Rotschild ailesi radikal kararlar aldı ve yeni
> > bir
> > savaş için gerekli olan ortam hazırlanmaya başlandı.
> >
> >
> > KUKLA DİKTATÖR HİTLER'İN ORTAYA ÇIKIŞI VE 2. DÜNYA SAVAŞI
> >
> >
> > Almanya, Birinci Dünya savaşından adeta bir enkaz halinde ve
> > oldukça demoralize bir biçimde çıkmıştı. Devlet tüm ekonomik ve askeri
> > gücünü kaybetmişti. Ve çok ağır yaptırımlar içeren savaş tazminatı
> > anlaşmalarına imza atmışlardı. Ancak Almanya'nın borçlu olduğu ülkelerin
> > merkez bankalarının %85'i Rotschild ailesine ait olduğundan Almanya
> > nerdeyse
> > sadece Yahudi Rotschild ailesine borçluydu. Rotschild ailesi, Almanya'nın,
> > bu yüklü borcun onda birini dahi ödeyemeyeceğini biliyordu. Rotschıld
> > ailesi, Alman Merkez Bankasının kendilerine devredilmesi karşılığında dış
> > borçlarının silinmesini teklif etti ve Almanlar teklifi kabul etmek
> > zorunda
> > kaldı. Aslında bu durum sonun başlangıcıydı. Bırakın savaşacak parayı ve
> > silahı, savaşta askere alacak erkek vatandaşı bile kalmayan Almanya tekrar
> > tüm dünyaya kafa tutacak gücü nereden ve nasıl bulabilirdi ? Bunun için
> > ancak Tanrının yardımı gerekirdi. Ancak daha onlar intikam planını
> > yapmadan
> > önce, Rotschild ailesi onlar için çok gizli bir plan yapmıştı bile. Bu
> > plana
> > göre sahte ama çok inandırıcı bir faşizm rüzgarı Avrupa'da esecek ve
> > Yahudilere en ince ayrıntısına kadar planlanmış bir şekilde şiddet ve
> > baskı
> > uygulanarak İsrail'e göç etmeye mecbur bırakılacaklardı . Bu planın ilk
> > bölümü Almanya'nın ekonomisinin ayağa kaldırılması ve hızla silahlanmasını
> > n
> > sağlanmasıydı. Muazzam bir ekonomik ve askeri güce kavuşan Almanya'nın
> > başına 1. Dünya savaşında er olarak savaşan fanatik milliyetçi Hitler
> > getirildi. İtalya ise Alman Faşizmi'nin etkisi altında kalmış ve iktidara
> > Mussolini gelmiştir. Mussolini'nin iktidara gelmesi Rotschild ailesinin
> > bir
> > planı değil kendiliğinden gelişmiş bir olaydı ama bu durum Rotschıld
> > ailesinin ekmeğine yağ sürmüştü.
> >
> > Hitler, hitabet yeteneği ve ürkütücü karizması ile Alman
> > halkını yediden yetmişe peşinden koşturmuştur. Hitler'in konuşmalarında ve
> > toplantılarında ise şaşırtıcı bir biçimde ana hedef Yahudilerdir.
> > Hitler'in
> > iktidara gelmesinden önce kardeş gibi bir arada yaşayan Alman ve Yahudi
> > halkları birbirlerine hiçbir zararlarının dokunmamasına rağmen oluşturulan
> > yapay kaos ortamı yüzünden birbirleri ile kanlı bıçaklı hale gelmişlerdir.
> > Savaştan önce Yahudi işadamlarına Nazi gençlerinin düzenlediği saldırılar,
> > ev kundaklamalar ve cinayetler ortamı iyice germiştir. Zengin olan
> > Yahudiler
> > bir yolunu bulup Almanya'yı terk etseler de, fakir olan zararsız Yahudiler
> > bir yere gidecek paraları olmadığından oldukları yerde kala kalmışlardı .
> > O
> > dönemler savaş dönemleri olduğundan Almanya'nın dışına çıkmak için büyük
> > paralar ve bazı önemli bağlantılar şarttı.
> >
> > Hitler savaşı başlatmış ve Almanya'nın sahte intikam
> > harekatı başlamıştı. Almanya savaşın ilk yıllarında başarı göstermiş ve
> > Fransa, Yugoslavya, Çekoslovakya, Avusturya ve Belçika gibi ülkelerin
> > tamamını çok kısa sürede ele geçirmişti. Özellikle Paris'e 2 saatte giren
> > Nazi orduları İngiltere ve İspanya'nın iyice ürkmesine neden olmuştur.
> > İngiltere'yi hava saldırıları ile darmadağın eden Nazi orduları bir
> > taraftan
> > da sözde Yahudi soykırımı yapmaya başlamıştır.
> >
> > Yahudiler bir bir katledilmiş ve imha fırınlarında
> > yakılmıştır. Ortada öyle korkunç bir ortam vardır ki, savaştan sonra
> > bölgeyi
> > teftişe gelen Amerikalı generaller bile uçaklarından iner inmez havadaki
> > pis
> > kokudan dolayı hava alanında kusmuşlardır. Havadaki pis kokunun nedeni ise
> > sürekli olarak yakılan insan cesetleri ve çürümüş cesetlerdir. Savaştan
> > sonra tam bir korku ülkesine dönen Almanya'da ortaya atılan iddialara göre
> > neredeyse hiç Yahudi bırakılmamıştır. Ancak Sovyet araştırmacılar durumun
> > hiç de öyle olmadığını savaşta katledilenlerin sadece %15'in Yahudi
> > olduğunu
> > net ve çarpıcı belgelerle kanıtlamışlardır. Bu belgelere göre savaşta
> > öldürülenlerin çoğu  ermeni,çingene ve Polonyalılardı . Geriye kalan zengin
> > Yahudiler Rotscild ailesinin kurduğu paravan şirketler aracılığı ile ve
> > Amerikan askerlerinin denetiminde, gizlice (Amerika'ya değil) İsrail'e
> > kaçırılmışlardır. İsrail'e getirildikleri dönemden İsrail devleti
> > kuruluncaya kadar olan süreçte tabiri caizse Allah'ın dağında prefabrik
> > usulü yapılmış evlerde kalmışlar ve büyük zorluk çekmişlerdi. Kaçmak için
> > girişimlerde bulunanlar ise Tevrat'ın emrettiği bir biçimde idam
> > edilmişlerdir. Neticede yaratılan sahte milliyetçi bir hava ile sözde
> > Yahudi
> > soykırımı yapılmış, tüm dünyada Yahudilere yönelik şiddet eylemlerine
> > girişilmiş ve Yahudiler İsrail'e göç etmek zorunda bırakılmışlardır. Yani
> > Rotschild ailesi 1. Dünya savaşında yarım bıraktığı işi 2. Dünya savaşında
> > tamamlayabilmiş tir. Aşırı dindar bir aile olan Rotschild ailesi,
> > kendilerine göre, Tanrı'ya olan sözü yerine getirmiştir.
> >
> >
> > BAŞKAN KENNEDY'NİN ORTADAN KALDIRILMASI
> >
> >
> > 2. Dünya savaşından sonra kurulan İsrail devletinde her şey
> > 1960 yılında John Fitzgerald Kennedy'nin Amerikan başkanı olmasından sonra
> > değişmiştir. Kennedy Amerikan tarihinin en genç Başkan'ıdır ve aynı
> > zamanda
> > ilk katolik Başkandır. Kennedy'den önce Amerika'da katolik bir
> >
> > Başkan hiçbir zaman olmamıştır. John F Kennedy'nin babası
> > olan Joseph Kennedy de politikacı olup aynı zamanda İngiltere
> > büyükelçiliği
> > yapmıştı. Ne babası, ne de Başkan Kennedy Yahudilerle iyi geçinemiyorlardı
> > .
> > Babası büyükelçilik yaptığı dönemde Londra'da Yahudilerin boy hedefi
> > haline
> > gelmiş ve çeşitli saldırılara maruz kalmıştı. Sigmund Rotschild,
> > Kennedy'ye
> > "Başkan seçildiğinde Ortadoğu'da İsrail tarafını tutan bir politika
> > izlemesi
> > karşılığında, milyonlarca doları bulan seçim kampanyası masraflarını
> > karşılamayı" teklif etmiştir. Ancak Kennedy böyle bir teklifin bir daha
> > yapılmamasını rica etmiş ve kendisini hakarete uğramış hissettiğini
> > belirttirmiştir. Kennedy, İsrail lobisinin Amerikan devleti üzerindeki
> > faaliyetlerinden son derece rahatsızdı. Kennedy'ye göre lobilerin
> > faaliyetleri, Amerikan bağımsızlığına vurulmuş bir darbeydi.
> >
> >
> > KENNEDY İLE İSRAİL BAŞKANI BEN GURİON'UN NÜKLEER KAVGASI
> >
> >
> > İsrail kurulduğu günden beri Ortadoğu'da süper güç olma
> > hayali ile hareket etmiştir. Bu yüzden İsrail Devleti hızlı bir "nükleer
> > silahlanma programı" izlemeye başlamıştır. İsrail'in Dimona Çölü'nde
> > kurduğu
> > nükleer santralinde peynir-ekmek gibi atom bombası ve nükleer başlıklı
> > füzeler üretmesi Başkan Kennedy'yi çok rahatsız etmiştir. İsrail'in
> > nükleer
> > füzelerinin Ankara, İstanbul, Şam, Tahran, Bağdat ve Riyad gibi şehirleri
> > vuracak kapasitede ve menzilde olması Kennedy yönetimini önlem almaya
> > mecbur
> > bırakmıştır. Kennedy, Ben Gurion'a yazdığı sert bir uyarı mektubunda
> > ''İsrail'in nükleer programını durdurmaması durumunda Amerikan yönetiminin
> > yaptırım uygulamaktan kaçınmayacağını belirtmiştir' '. Ben Gurion da cevap
> > olarak gönderdiği mektupta Kennedy'ye ''Genç Adam'' diye hitap etmiş ve
> > bazı
> > ağır ithamlarda bulunmuştur. Bu mektuplaşmalar iyice çığırından çıkmış ve
> > hakaretleşmeye dönüşmüştür. Bu durum üzerine tepki olarak Ben Gurion
> > istifa
> > etmiştir. Ünlü Yahudi politikacı Henry Kissinger ''İsrail'in nükleer
> > programına son vermesi İsrail'e büyük zarar verir'' diyerek Kennedy'yi
> > ikna
> > etmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır.
> >
> > Kennedy bununla da yetinmemiş ve 4 Haziran 1963'te Amerikan
> > Temsilciler Meclisi'ne danışarak çıkarttığı 11110 sayılı kanunla Amerikan
> > Dolar'ını basma yetkisini Rotschild ailesine ait olan Federal Reserve
> > Bank'ın elinden alarak Amerikan Merkez Bankası'na vermiş ve ''bir ülkenin
> > parasının denetimin şahısların elinde olmasının büyük bir sorun olduğunu''
> > belirterek kendi sonunu hazırlamıştır. Federal Reserve Bank, İsrail'in en
> > büyük gelir kaynağıdır, tabiri caizse şah damarıdır. Kennedy, dolar basma
> > yetkisini Federal Reserve Bank'ın elinden alarak adeta İsrail'in şah
> > damarını kesmiştir. Neticede İsrail için Kennedy'nin etkisiz hale
> > getirilmesi farz olmuştur. Kennedy'nin seçimleri kaybetmesini beklemek boş
> > bir umuttu, çünkü Kennedy halktan büyük destek görüyordu. Kennedy'ye
> > seçimler kaybettirilse bile sonradan kazanması yüksek ihtimaldi. Üstelik
> > Kennedy'nin kardeşi de gelecek vaad eden bir politikacıydı. Tek bir çare
> > gözüküyordu. O da suikast idi. Kennedy bir şekilde öldürülürse Amerikan
> > yasaları gereği yerine yardımcısı getirilecekti. Kennedy'nin yardımcısı
> > Lyndon Johnson'dı. Johnson tam bir İsrail taraftarıydı. Üstelik Kennedy
> > ile
> > hiç iyi geçinemiyordu, söylentilere göre Kennedy kendisini kovmaya
> > çalışıyordu. İsrail, suikast kararı alır ve bunu, Amerikan derin devleti
> > içindeki bağlantılarını kullanarak gizlice uygulamaya koyar. Kennedy'yi
> > öldürmek için en uygun ortam seçim kampanyaları için geleceği Dallas'tır.
> > Dallas'ta her zamanki gibi üstü açık araba ile halkı selamlayacak olan
> > Kennedy'yi korumakla görevli CIA ajanları özel olarak ayarlanacak ve
> > başkanın güvenliği sabote edilecekti. Böylece suikast çetesi Kennedy'yi
> > rahatlıkla öldürebilecekti. Suikast çetesi için değişik rivayetler vardır.
> > Kimileri Kennedy'yi Fransız suikast çetesinin öldürdüğünü, kimileri ise
> > Kübalı sürgünlerin öldürdüğünü iddia eder ancak kesin olan bir şey var ki,
> > Kennedy'yi öldürenler çok profesyonel ve acımasız keskin nişancılardan
> > (sniper) oluşan bir suikast timidir.
> >
> > Kennedy'nin ziyaretinden önce, yani 21 Kasım 1963 akşamı
> > Dallas'ta bardaktan boşalırcasına yağmur yağmıştır. Ancak şehir halkı buna
> > rağmen başkanı en iyi şekilde karşılamak için elinden geleni yapmıştır. 22
> > Kasım 1963 sabahı Washington D.C.'den Air Force One uçağı ile gelen Başkan
> > Kennedy ve eşi, sabah 09'da şehir merkezinde Dallas valisi Connaly ile
> > birlikte kahvaltı ettikten sonra üstü açık bir limuzine binerek halkı
> > selamlamaya başlamışlardır. Tam 6 aracın olduğu kortejde en son arabada
> > Başkan Kennedy ve Vali Connaly vardır. Önde motosikletli SS korumalar ve
> > yanda CIA ajanlarının bulunduğu arabalarla Kennedy'nin arabası Kortejle
> > birlikte Elm caddesinden Houston'a doğru beklenmedik bir dönüş yapar. O
> > sırada silah sesleri yükselmeye başlar. Polisler telsizle anons etmeye
> > başlar: ''Korteje ateş ediyorlar yere yatın'' diye. Tam 6 el silah sesi
> > duyulur. Birinci mermi arabayı ıskalar ve alt geçitte bekleyen Edmund
> > Harris
> > adındaki taksi şoförünün kulağını parçalar. İkinci mermi Kennedy'yi tam
> > omzundan vurur. Üçüncü mermi Kennedy'yi ıskalayıp ön koltuktaki vali
> > Connaly'i omzundan vurur. Dördüncü mermi Kennedy'yi boynundan vurur, aynı
> > mermi başkanın vücudundan çıkıp Vali Connaly'i sırtından vurur. Beşinci
> > mermi arabayı ıskalayıp dikiz aynasını kırıp dışarı çıkar. Ve Altıncı
> > mermi... Altıncı mermi başkan Kennedy'yi tam kafasından vurur. Başkanın
> > kafasını parçalayan mermi bulunamaz.
> >
> > Suikasttan sonra yapılan araştırmalarda Kennedy'yi sözde
> > komünistlerden vatan haini Lee Harvey Oswald'ın vurduğu iddia edilir.
> > Ortada
> > altı mermi olmasına rağmen Oswald'ın tek katil olduğu görüşüne varılır.
> > İddialara göre Oswald, Texas Okul kitapları bürosunun altıncı katındaki
> > pencere dibinden İtalyan yapımı "Mannlicher Caracano" marka sniper tüfeği
> > ile altı kez ateş ederek Başkanı öldürmeyi başarmıştır.
> >
> > Lee Harvey Oswald apar topar hapsi boylamıştır. Deliller
> > birden çok sayıda keskin nişancının olduğunu göstermesine rağmen, İsrail
> > denetimindeki Amerikan derin devleti, suçu Lee Harvey Oswald'ın üzerine
> > atarak diğer delilleri bir bir yok etmiştir. Suikastı gören 57 kişi ölü
> > bulunmuş, ölümler
> > kaza veya intihar ile açıklanmıştır. Lee Harvey Oswald ise
> > suikasttan iki gün sonra, mahkeme çıkışında yüzlerce FBI ajanı ve polisin
> > arasında Yahudi bir bar işletmecisi olan Jack Ruby tarafından
> > öldürülmüştür.
> > Bu Amerikan milliyetçisi Yahudi, Lee Harvey Oswald'ı öldürmesinin nedenini
> > ise "komünistlerden Amerika'nın aldığı intikam" olarak yorumlamıştır.
> >
> > Birden çok sayıda keskin nişancı tarafından vurulan
> > Kennedy'nin otopsisini Amerikan ordusundaki üst düzey amiral ve generaller
> > yürütmüş ve otopsideki suikast delillerini bir bir sabote etmişlerdi.
> > Ailesi, Kennedy'nin kafasının kesilerek incelenmesini ve böylelikle gerçek
> > suikastçıların bulunmasını istediğinde ise, Amerikan birimleri konuyu
> > şiddetle reddetmişlerdir. Kennedy apar topar gömülerek konu örtbas
> > edilmiştir.
> >
> > Başkan Kennedy'nin suikast sonucu öldürülmesinden sonra
> > başkan adayı olan kardeşi senatör Robert Kennedy de bir basın toplantısı
> > sırasında İsrail işbirlikçisi Filistinli bir genç tarafından kurşunlanarak
> > öldürülmüştür.
> >
> >
> > KENNEDY SUİKASTININ SONUÇLARI
> >
> > İsrail, Kennedy'nin kapattığı Dimona çölündeki nükleer
> > santralini tekrar açmış ve nükleer silah üretimine eskisi gibi devam
> > etmiştir.
> >
> > Başkan Kennedy'nin çıkarttığı, Federal Reserve Bank'ın
> > elinden Amerikan dolarını basma yetkisini alan 11110 sayılı kanun iptal
> > edilmiş ve Amerikan dolarını basma yetkisi tekrar Rotschild ailesine ait
> > olan Federal Reserve Bank'a verilmiştir.
> >
> > II. Dünya savaşından sonra ılımlı ve sakin bir politika
> > izleyen Amerika devleti özellikle Kennedy suikastından sonra soğuk savaş
> > sürecini de başlatmıştır. Amerika ile Sovyet Rusya arasındaki soğuk
> > savaştan
> > tüm dünya devletleri çok olumsuz yönde etkilenmiştir. Amerika ile Sovyet
> > Rusya arasındaki silahlanma rekabeti adeta bir sidik yarışına dönmüştür.
> >
> > Amerika tüm dünya genelinde emperyalist faaliyetlerine hız
> > vermiş ve Vietnam'a saldırmıştır. Vietnam'da binlerce kişinin ölmesine ve
> > birçok ülkenin bu savaştan dolaylı olarak zarar görmesine neden olmuştur.
> >
> > Amerika'da İsrail lobisi ise iyice pervasızlaşmış ve
> > yönetimde söz sahibi olmuştur. Amerika İsrail Devletinin yaptığı
> > katliamlara
> > sesini çıkaramaz hale gelmiş ve İsrail ile suç ortaklığı yapmaya
> > başlamıştır. En basitinden örnek vermek gerekirse İsrail devletinin çok
> > gizlice yürüttüğü "Samuel Vanunu'yu kaçırma operasyonu"na istemeden şahit
> > olan bir Amerikan Fırkateynindeki 23 deniz piyadesi İsrail hücum botları
> > tarafından açılan ateşle öldürülmüştür. Denize düşüp kaçmaya çalışan
> > askerler bile İsrailliler tarafından öldürülmüştür. Olayın basına
> > sızmasına
> > izin verilmemiş ve yahudilerin kontrolündeki Amerikan basını konuyu haber
> > bile yapmamıştır.
> >
> >
> >
> > CIA tüm dünyada ''komünizmle mücadele'' doğrultusunda adına
> > GLADIO denilen ve Beyrut'taki gerilla kamplarında eğitilen katillerden ve
> > paralı askerlerden oluşan gizli bir ordu hazırlamış ve bu paralı katilleri
> > maaşa bağlayarak dünyanın her yerinde komünistleri ve sol düşüncelileri
> > öldürmekle görevlendirmiş tir. Bu bağlamda Türkiye'deki sağ-sol
> > çatışmaları,
> > siyasi amaçlar için işlenen cinayetler, katliamlar, terörist eylemler,
> > Deniz
> > Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesi ve 12 Eylül darbesi hep Gladio'nun
> > eserleridir. Gladio ordularının kurulması ne tesadüfse Kennedy
> > suikastından
> > hemen sonraya denk gelir.
> >
> > Amerika'nın "Büyük Ortadoğu Projesi" başlamıştır. Büyük
> > Ortadoğu Projesinin diğer adı ise Büyük İsrail Devleti projesidir. Kennedy
> > suikastından sonra Büyük İsrail Devleti Projesine hız verilmiştir. Büyük
> > İsrail Devleti Tevrat'ta Tanrı Yehova'nın Yahudilere vaad ettiği
> > topraklardan oluşmaktadır. 11 Eylül saldırıları, Münih'teki eylemler ve
> > daha
> > birçok terörist eylem aslında Büyük İsrail Devleti projesinin bir
> > parçasından başka bir şey değildir.
> >
> > Bazı arkadaşlar Büyük Ortadoğu Projesini sanki yeni bir
> > şeymiş gibi algılıyorlar. Bu arkadaşlar kitap falan pek okumadıkları için
> > ne
> > duysalar ona inanıyorlar. Büyük Ortadoğu projesi yeni bir şey değil ki.
> > Yüzyıllardır var olan bir proje... Osmanlıların yıkılması, Arapların
> > parçalanarak bir sürü ülkeye bölünmesi, Türkiye'deki terör eylemleri ve
> > istikrarsızlık ve Irak, İran gibi ülkelerin periyodik olarak neredeyse her
> > on yılda bir sorun çıkarması rastlantı olmasa gerek !



Levent Kobaza

#507
Günün sözü
Arkamda yürüme, liderlik etmeyebilirim. Önümde yürüme, seni izleyebilirim. Yanımda yürü ve dostum ol! '
Albert Camus


****

"Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım" dediği türküler

Bedri Rahmiden

***

''Bir seyin imkânsiz olduguna inanirsaniz, akliniz bunun neden imkânsiz oldugunu size ispatlamak üzere çalismaya baslar.
 Ama bir seyi yapabileceginize inandiginizda, gerçekten inandiginizda, akliniz yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardim etmek için  çalismaya baslar'

 Dr. David J. Schwartz



             Bilim adamlari pirelerin farkli yükseklikte ziplayabildiklerini  görürler.Birkaçini toplayip 30 cm yüksekligindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin isitilir. Sicaktan rahatsiz olan pireler ziplayarak kaçmaya çalisirlar ama baslarini tavandaki cama çarparak düserler. Zemin de  sicak oldugu için tekrar ziplarlar, tekrar baslarini cama vururlar. Pireler camin ne oldugunu bilmediklerinden, kendilerini neyin  engelledigini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarini cama  vuran pireler sonunda o zeminde 30 cm fazla zipla(ya)mamayi  ögrenirler.  Artik hepsinin 30 cm zipladigi görülünce deneyin ikinci  asamasina geçilir ve tavandaki cam kaldirilir.

          Zemin tekrar isitilir.  Tüm pireler esit yükseklikte, 30 cm ziplarlar! Üzerlerinde cam engeli  yoktur, daha yüksege ziplama imkânlari vardir ama buna hiç cesaret  edemezler. Kafalarini cama vura vura ögrendikleri bu sinirlayici 'hayat dersi'  ne sadik halde yasarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânlari vardir ama  kaçamazlar. Çünkü engel artik zihinlerindedir. Onlari sinirlayan dis  engel (cam) kalkmistir ama kafalarindaki iç engel (burada 30cm'den fazla  ziplanamaz inanci) varligini sürdürmektedir.
          Bu deney canlilarin neyi  basaramayacaklarini nasil ögrendiklerini göstermektedir. Bu pirelerin yasadiklarina 'cam tavan sendromu' denir. Bir insanin gelebilecegine inandigi en üst nokta, onun cam tavanidir. Cam  tavaniniz  hayallerinizin tavan yüksekligini gösterir.Yapabileceginiz düsündügünüz kadardir.  .

***
Einstein 9 yaşına kadar konuşamadı. Ebevyenleri gerizekalı olduğundan şüpheleniyordu.




Levent Kobaza

#508
Günün sözü
'Toplum tuzlu su gibidir. Yüzersin ama yutmazsın. '
Arthur Stringer


***

Seversin dünyayı doludizgin
Ama o bunun farkında değildir
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
Yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?


***
İşiniz gücünüz yok mu?

Ortalama bir insan günde 15 kere güler

***
Haydi abbas vakit tamam !!

> Cahit Sıtkı askerliğini yedeksubay olarak yapmak üzere
> birliğine gider.
> O yıllarda yedeksubay sayısı az olduğundan her
> yedeksubaya emireri
> verilmektedir.
> Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye
> defterini ister.
> Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker.
> Abbas oğlu Abbas..
> Sakat ,çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir
> Abbas...
> Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister.
> Öğle saatlerinde kapı çalınır.Karşısında civan
> mert yiğit biri
> selam çakıp;
> -Abbas oğlu Abbas Emret komutan!.. der..
>
> Aralarında söyle bir konuşma geçer.
> -Nerelisin?
> -Memleket Mardin, kaza Midyat komutan
> -Sen benim emir erim olur musun?
> -Sen bilir komutan!.
>
> Askere eşyalarını toplamasını ve kendi evinin
> altındaki boş yere
> taşınmasını soyler. Zamanla askerin zekiliği
> sıcakkanlılığından
> etkilenir.Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı
> ' ya kahvaltı
> hazırlar.Öğle yemeğini sormadan hazırlar.Tüm
> ihtiyaçlarını karşıdan
> bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir.Erkenden
> kalkıp Cahit
> Sıtkı ' nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve
> evin temizliğini yapar..
>
> Akşamları olunca Cahit Sıtkı ' nın sevdiği yemek
> ve mezeleri
> hazırlar..Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden
> daha güçlü bir
> dostluk bağı oluşur.Bu saf ve temiz Anadolu
> çocuğundaki sadakat ve
> temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı..Zaman zaman
> karşısına alıp
> dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhunda gizli şeyleri
> keşfeder..
>
> Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve
> mezeleri hazırlar Abbas..
> Aralarındaki duygu bağları güçlenir.Böyle bir keyf
> akşamında alkollü Cahit
> Sıtkı sorar;
>
> -Sen İstanbul ' u bilir misin Abbas?
> -Bilir komutanım..
> -Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
> -Bilir komutan!.Ben orda acemi birlikteydim. .
> -OrdA benim bir sevgilim var..Sen bana kaçırıp onu
> getirir misin?
> -Elbet komutan!
>
> Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki..Abbas yeni asker
> kıyafetleri giymiş
> traş olmuş hazırlanmış.Cahit Sıtkı sorar;
> -Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
> -Ben istanbula gidecek komutan!..
> -Ne yapacaksın sen İstanbul'da?
> -Sen söyledi bana..Ben gidecek sana Sevgiliyi getirecek!..
>
> Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek
> istercesine arkasını dönüp
> kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı..Fakat bu
> mert askerin,
> yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve
> sıcaklığından
> duygulanır..
>
> Akşam olur..Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve
> Abbası karşısına
> oturtur..Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur
> şiirini kaleme
> döker!......
>
> " Haydi abbas, vakit tamam;
> Akşam diyordun işte oldu akşam.
> Kur bakalım çilingir soframızı;
> Dinsin artık bu kalp ağrısı.
> Şu ağacın gölgesinde olsun;
> Tam kenarında havuzun.
> Aya haber Sal çıksın bu gece;
> Görünsün şöyle gönlümce.
> Bas kırbacı sihirli seccadeye,
> Göster hükmettiğini mesafeye
> Ve zamana.
> Katıp tozu dumanı,
> Var git,
> Böyle ferman etti Cahit,
> Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş ' tan;
> Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan."







Levent Kobaza

#509
Günün sözü
'Saygı olan yerde korku olur ama, korku olan yerde her zaman saygı olmaz.'
Eflatun (Platon)

***

İlktir baharın gönlümce geldiği
İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum
Bir gerçek içindeyim düşten güzel
Sevdiğim gülüyor yanıbaşımda

Aşkından talihimin düzeldiği
Sen gökte ararken yerde bulduğum
Bir sende gördüm ince ruh ince bel
Sende murada erdim kırk yaşımda

***
Beethoven, kafasından aşağı soğuk su dökmeden beste yapamıyordu
(kesin sinüzit volmuştur )

***

kaktüs deyip geçmeyin !!

Bu dikenli bitkinin ne işe yaradığını ne için yaratıldığını bileniniz var mı? Unutmayın ki, dünyadaki herşey bir amaçla yaratılmıştır. Örneğin kaktüs, radyosyonu emmektedir. Bu yüzden büyük nükleer santrallerin cevresindeki hektarlarca alana  kaktüs dikiliyor.
    Geçenlerde istanbul'da bir banka şubesi tam 250 adet kaktüs siparisi verdi. Ne için? Bilgisayarların yanına koymak ve böylece personelini korumak için.      
    Herkes evinde hatta her odada mutlaka kaktüs bulundurmalı. Cildinizde iyileşmeyen yaralar, lekeler, lezyonlar varsa, bir kaktüsü kesip dikensiz bir dilimini o yara, leke veya lezyonun üzerine koymayı deneyin. Mucizeyi görün.
    Doğadaki her varlığın bir görevi olduğunu unutmayalım.



Levent Kobaza

#510
Günün sözü
Dostlar öyle bir ailedir ki, insan, o ailenin fertlerini bizzat kendisi seçer.
Alfonse Karr


***
Dünya üç beş bilgisizin elinde
Onlarca, her bilgi ellerinde
Üzülme, eşek eşeği beğenir
Hayır var sana kötü demelerinde
(bu hayyamın elleri öpülür)

***

"Beni seviyor musun?" Hayatın en temel sorularından biridir bu. Ama tatmin nedir bilmez. Hemen ısrarcı ve huysuz bir kimliğe bürünür: "Beni ne kadar seviyorsun?"

psikanalistlerden Darian Leader çiftlerin kafasından geçen sevilme kuşkusunun kadına ve erkeğe göre farklılık gösterdiğini söyler. Kadın sürekli "beni seviyor mu?" diye sorar içinden... Erkekse soruyu kendine yöneltir hep: "Onu seviyor muyum?"



Levent Kobaza

#511
Günün sözü
düşüncelerinize dikkat edin, davranışınız olurlar... davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınız olurlar... alışkanlıklarınıza dikkat edin, karakteriniz olurlar ve... karakterinize dikkat edin, kaderiniz olurlar...

gandi


***

Hayatın insanı nereye sürekleyeceğini
Ne kadar planlasanda hayatı , sen bile bilemezsin.

Bazen herşeyin anlamsızlığı ve manasızlığı karşında
Hiç önemsiz gibi görülen bir obje belki de herşeyden daha anlamlı gelir
Sana ve hayata
Mesela,
Ufacık bir papatya , bir yolda kaldırımın kenarında

***

Neden "seni seviyorum" demekten kaçınırız? Severken bile... Sevdiğimizi söylemek için içten içe can atarken bile apaçık biçimde "seni seviyorum" demeye çekiniriz... Söylene söylene içi boşaldığı için mi, çok yavan geldiği için mi? Haydi canım siz de!.. Söylene söylene içi boşalmayan tek sözdür belki de bu... Hayır! "Seni seviyorum" demekte zorlanırız, çünkü hissederiz ki, bu söz içinde ciddi bir yemin, kapsamlı bir vaat barındırır.

***

İşte ünlü bir romancının bir saptaması:
?Ancak hayallerimiz yardımcı olabilir yaşamımıza. Tüm gerçeği tanıyıp bilmeye kalkmış bir insan için, bir yol kıyısında oturup son saatine kadar ağlamaktan başka çare kalmaz.?
*   *   *
Edebiyat dünyasından bir başka yazarın da bir hatırlatması:
?Bir kadının yeğlemek zorunda kaldığı bir durum da şudur; kadınların beğendiği yakışıklı bir erkekle yaşamanın huzursuzluğu mu; kadınların hoşlanmadığı bir erkekle yaşamanın mutsuzluğu mu??
*   *   *
Çarpıcı bir başka gözlem:
?Kadın, kendisi için yapılanı asla görmez; sadece yapılmayanı görür.?
*   *   *
Ve bir değerlendirme daha:
?Mutluluk, sağlığın iyi ve hafızanın kötü olmasıyla mümkündür.?

Levent Kobaza

#512
Günün sözü
AFFETMEK "önemli değildi, unut" ya da "ben bunu hak etmiştim" demek değildir. Gerçekten affetmek "özgürsün" demektir.
JOHN ELDRIDGE

***

Seni hayallerimde var ettim,
Nefes verdim, ruh verdim
Seni hayallerimde yaşattım
Hep bir özlem belki bir iç çekiş oldun
Dokunmamayı öğrendim.
Dokunduğunda acı çekeceğimi
Tıpkı seninde çektiğin gibi
Hayaller hep kaldı yarınlara
Aslında ben öyle istedim
Hepten kalacak yarınlara
Neden mi?
Çünkü sen yoktun, hiçbir zaman da var olmamıştın
Sadece hayallerle çevrili bir dünyaydı
Nefes alıp verdiğin , gülücükler dağıttığın

Ask öyle bir denizdi  ki
Sanırdın bir okyanus yada bir bakıvermişsin
Elinde kalan bir su damlası
Ama tek değişmeyen vardı ki o da bastığımız toprak

Özlemler olmasaydı belki de sen olmayacaktın
Hayaller olmasa eminim hiç vukuu bulmayacaktın
Sen benim sen benim..
Kelimeler bazen tıkansada bir yerde
Sen benim , bende sen?

***
Amerika da ünlü bir avukatın kaybettiği tek dava:
 
Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlanıyordu. Ama karısının cesedi ortada yoktu.
Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu.
 
Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu:
"Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inanıyorum. Buna az sonra sizler de inanacaksınız. Neden mi? Bakın, şimdi ona kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karısı bu kapıdan içeri girecek...
1, 2, 3, 4, 5, 6,  7, 8, 9, 10"
 
Bütün jüri kapıya döndü. Kimse girmedi içeri.
Avukat bir savunma dahisiydi, öldürücü hamlesini yaptı:
"Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz. Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapıya baktınız. İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum."
Ancak jüri ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu şekilde sonuçlandı.
Mahkeme çıkışında avukat, jüri başkanına yaklaştı:  
"10' a kadar saydığımda siz de diğer üyeler gibi kapıya baktığınız halde neden böyle bir karara imza attınız?"
"Doğru" dedi jüri başkanı; "Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu."
   
   
En iyi analist herkes bir noktaya bakarken, o noktaya yönelen bakışları izleyen kişidir.


Levent Kobaza

#513
Günün sözü
'Tarihin bize tek öğrettiği şey hiçbir şey öğretmediğidir. '
Hegel

***
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni;
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...
...................
Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
- Kim o? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam

***

>  Karıkoca  birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.
> Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.
> Birkac saat sonra kadın uyanır ve kocasını da
>  uyandırır.Adam uyku sersemidir; güzel bir rüyadan
> uyandırıldığı için de biraz kızgındır:
>   'Ne oldu?Ne istiyorsun?' diye sorar.
> Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.'
> Adam  gökyüzüne bakar ve cevap verir:
>  -'Bunun için mi uyandırdın beni?.Baktım işte. Bir
> sürü yıldız  görüyorum,ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız. Karısı
> tekrar sorar.Peki, bu sana neyi gösteriyor?
> Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:
> 'Teolojik olarak Allahin kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.
> Felsefi olarak, evrenin sonsuzlugunu ve onun
> karşısındaki  önemsizliğimizi görüyorum.
> Astronomik olarak galaksilerin,yıldızların,
> gezegenlerin varlığını görüyorum.
> Yıldızların konumuna bakarak, saatin 3 olduğunu
> görüyorum.
>  Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel
>  olacağını görüyorum.
>  Niye sordun bunu bana?
> Sana neyi gosteriyor?
> 'Gerizekalııı 'Necati,
>  çadırımızı çalmışlar!!!!!!!!!!!!!

Levent Kobaza

#514
Günün sözü
Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla hoşgörebiliriz.
Yaşamdaki asıl trajed;
Yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.
(Plato , m.ö. 427-347)


***

Nokta, hayatınızda bir sayfayı kapatığınız andır.
Virgül ise hayatınızın üzerinde yaptığınız minik değişikliklerdir.
***
İnsanlar , başkalarının hayatlarını eleştirmek yerine
Niçin kendi hayatlarını gözden geçirmeyi tercih etmezler?
Acaba söyleyemeye çekindikleri , yüzyüze gelmekten korktukları birşeyler var?
Yoksa kendilerinden , kendi benliklerinden korkuyor olmasınlar!

***
Bugün pazartesi ilk iş günü  gülelim biraz, gülerek başlayalım biraz..

Tamamen gerçek bir olay!!Yaşanmış bir iş başvuru hikayesi Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mustafa Özel?in köşesine taşıdığı, yaşanmış çok ilginç bir iş başvurusu hikayesi:

Alttaki işbaşvuru formunu dolduran Mehmet Tartar?ın başvuru formuna yazdığı cevaplar:

1. Adınız Soyadınız:
Mehmet Tartar

2.Yaşınız:
Yirmi sekiz.

3.Şirketimizdeki hangi pozisyon için Başvuruyorsunuz?
Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş
olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada bu formu dolduruyor olmazdım.

4. Düşündüğünüz ücret:
Aylık 5.000 YTL maaş artı yıllık kardan yüzde 10 hisse! Eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret Önerin, ben size evet yahut hayır derim.

5. Eğitiminiz?
İdare eder

6. Son işiniz
Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.

7. Son ücretiniz:
Hak ettiğimin çok altında.

8. Önemli başarılarınız:
Arakladığım kalemlerden muhteşem bir kolleksiyonum
var; evde sergiliyorum.

9. İşten ayrılma sebebiniz:
Bkz. Cevap 6.

10. Size ulaşabileceğimiz saatler:
Banka atm?si gibiyim: 7/24.

11. Çalışmak istediğiniz saatler:
Pazartesi, Salı ve Perşembe 13.00-15.00 arası.

13. Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?
İşverenim olsa burada olmazdım.

14. Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel Mİ?
Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı.

15. Otomobiliniz var mı?
Evet, ama soru yanlış sorulmuş. ?Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?? diye
sorsaydınız, cevabım farklı olurdu.

16. Daha önce bir yarışma veya madalya kazandınız mı?
Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.

17. Sigara içiyor musunuz?
Otlanacak bir enayi bulabilirsem.

18. Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?
Bana tutkun zengin bir fotomodelle Bahama Adaları?nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.

19. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?
Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.

20. Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?
Birbiriyle tutarlılık derecesini kestiremediğim iki cevabım var:
a) İnsan sevgisi ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.
b) Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..


Sonuç: Mehmet Tartar işe alındı





Edited by - Levent Kobaza on 13/04/2009  08:54:44

Dentist

#515

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,
çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?  
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan  olsun..

Arkadaşım
hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel  





Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#516
quote:


Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,
çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?  
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan  olsun..

Arkadaşım
hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel  


mükemmel bir hayatı yorumlayış tarzı
Keşke herkes böyle düşünebilse
o zaman belki de hayat kimbilir nasıl olurdu ?





Levent Kobaza

#517
Günün sözü
'Herkesin 3 kişiliği vardır.. Ortaya koyduğu, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı.. '

***

Tavsiyeler;
Dany Brillant albümü
Özellikle eskileri yeniden farklı  yorumlanışları Benden 10 üzerinden 10 aldı

***

Soğuk bir nisan sabahı yine burdayım
Keyif desem her halde bu aralar tatilde
Hüzün desem pek katılmıyor sohbetlere
Ortada bir yerdeyim aslını sorarsanız
Öylece üşümüş ve dona kalmış


***

Bakın bakın nerelerden nerelere

Bir başka kız kulesi hikayesi


1827 yılında Almanya'nın Brandenburg kentinde Karl adında bir çocuk dünyaya gelir. Babası müzik öğretmeni olan Karl, aile içinde baş gösteren huzursuzluklardan dolayı bir Fransız yetimhanesine gönderilir. Daha sonra gemilerde miço olarak çalışır. Hamburg'tan kalkan bir gemiyle İstanbul'a giderken henüz 12 yaşındadır.
Gemi İstanbul'a geldiğinde denize atlayan Karl, Kız Kulesi'ne yüzerek kaçar. Kendisini kurtaran Kız Kulesi'nin bekçisine gemiye geri dönmek
istemediğini söyler. İki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. Ama Osmanlı sadrazamı Ali Paşa sorunu çözer ve Karl'ı korumasına alır. Karl Mehmet Ali adını alır. Mehmet Ali, Kırım, Bosna
ve Karadağ savaşlarından sonra 2. Abdülhamit döneminde paşa unvanını alır. Mehmet Ali Paşa, 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması'nda
Osmanlı'yı temsil eden üç kişiden biri olur. Almanca, Fransızca, Yunanca, Farsça ve Arapça dillerinde şiirler yazan Mehmet Ali Paşa'nın
dört kızı olur. Paşa'nın Leyla adındaki kızının da bir kızı olur; Celile. Celile bir erkek çocuk doğurur: Şair Nâzım Hikmet! Görüldüğü gibi Karl'dan Nazım'a uzanan hikâyenin gösterdiği gibi, Kız Kulesi'nin her zaman hikâyeleri vardır. Eğer Kız Kulesi Karl'ı kurtarmasaydı , Nazım olmayacaktı.

Levent Kobaza

#518
Günün sözü
'Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.'
Mevlana

***
Ama ben eski zaman aşığıyım
Sevmek kadar katlanmak da gelir elimden
Gece hayalimde gündüz fikrimde
Ela gözlü o yar çıkmaz gönülden

***

Hayatınız seçtiğiniz kadındır.....

Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale:
-Hayatını bağışlarım ama bir şartım var , der.
'Kadınlar hayatta en çok ne ister ?' budur bilmek istediğim.......
Bu sorunun yanıtını getir; kurtar kelleni der.

General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve
Kafdağındaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir....
Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar:

-Kadınlar hayatta en çok ne ister ?

Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten değil.....

-Evlen benimle !!!!.....
O zaman öğrenirsin ancak istediğini...

Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar
Harun Reşit'e ve:

-Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister !..

Harun Reşit Generalin hayatını bağışlar ancak cadıyada evlenmek için
söz vermiştir.
Neyse evlenirler.
İlk gece General bir bakar ki, o korkunç cadı dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada.....
Konuşur cadı:
- Benim kaderim böyle....
Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim der.
Ne dersin ?
Geceleri seninleyken mi güzel olayım, yoksa gündüzleri dışardayken mi ?.....

General düşünür ve:

- Sen bilirsin kararı kendin ver der.
İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olarak kalır....

Peki bu öyküden çıkarılacak 3 ders nedir ???

1.Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
2.Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.
3.İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında bir cadıdır. :)

Hayatınız seçtiğiniz kadındır......
Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz,
bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz,
zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir.
Hayat kat kattır.
Babil' in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.
Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.....
Hayatınız seçtiğiniz kadındır.....


Levent Kobaza

#519
Günün sözü
Gerçek bir dost nimetlerin en büyüğü ve elde etmeye en az çalıştığımızdır.
La Rochefaucauld


***

seni ben kallavi sokağı'nda gördüm
sen beni görmedin görmedin
kapıları çaldım adını sordum
söylemediler öğrenemedim
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm
bir daha görmedim bilmedim
belma sebil adını yakıştırdım
aklıma geldikçe her sefer
gözlerinin mavisini bitirdim
saçlarının siyahına başladım

kallavi sokağı'nda güvercinler
benim karanlık istanbul'um
bir esnaf kahvesine oturdum
belma sebil ya geçti ya geçer
rüzgarını içime doldururum
kallavi sokağı'nda güvercinler
bunca yıl sönmemiş umudum
nisan değilse mayıs
perşembe değilse pazar
ben belma sebil'i bulurum

***

??Evlilikteki Dönüş ? The Marriage Turnaround??
İlişkilerinizde sorun yaşıyor olabilirsiniz?Bu sorunların birçoğunun çözümü mevcut ve yapması da zor değil. You are not allowed to view links. Register or Login olarak sizlere bazı uzman görüşlerini aktarmak istiyoruz. İşte size en sık görülen ilişki problemlerini nasıl çözeceğiniz ve aşk hayatınızı nasıl geri alabileceğiniz konusunda bilgiler?

İlişkilerinde, eninde sonunda birkaç engebeyle karşılaşmayan çift sayısı çok nadirdir. Uzmanlar, eğer bu problemlerin neler olabileceğini önceden kestirebilirseniz, fırtınayı atlatma şansınızın artacağını söylüyor.

Normal olarak bir çiftin hayatlarını birleştirmeden önce belli başlı bazı konuları tartışması beklenir: para, ihtiyaçlar, aile yaşantısı gibi? Tabi ki öncesinde bu konuları konuşmuş olsanız bile, evlilik (veya uzun süreli birlikte yaşanılan bir ilişki) kesinlikle düşündüğünüz gibi olmayacaktır.

??Evlilikteki Dönüş ? The Marriage Turnaround?? kitabının yazarı, evlilik ve aile terapisti Dr. Mitch Temple?a göre, her evlilikte sorunlar çıkmasına rağmen, bu sorunları idare etmede başarılı olan çiftler aşklarını devam ettirebiliyorlar. Evlilik süresince çabalayarak, problemleri çözmeye uğraşarak, ve günlük yaşamdaki karmaşık konuların etrafından ustaca sıyrılmayı öğrenerek başarı kazanıyorlar.

İşte bazı sıkça görülen sorunlar ve bunların nasıl çözüleceği hakkında ipuçları:
İlişki Problemi: İletişim

??Aileleri Kaynaştırmak ? Blending Families?? kitabının yazarı Elaine Fantle Shimberg, ??Bütün ilişki sorunları zayıf iletişim becerisinden çıkar. Cep telefonunuzu kontrol ederken, TV izlerken veya bir indirim mağazasında dolanırken, iletişim kurulamaz.?? diyor.

Sorun giderici stratejiler:

? ??Zaman yaratın? Evet, gerçek bir buluşma ayarlayın. Eğer birlikte yaşıyorsanız, cep telefonlarınızı titreşime alın, çocuklarınızı yatırın ve ev telefonunuza telesekreter cevap versin.?? diyor Shimberg. Gerçekten ona zaman ayırın.
? Eğer sesinizi yükseltmeden konuşamıyorsanız, sizi bağırırken görürlerse hoş hissetmeyeceğiniz yerlerde tartışın. Kütüphane, park, restoran gibi? Evet yanlış duymadınız, bağırmak sizi utandırabilir ve bu da sesisini alçatmanızı sağlar . Bu sayede kendinizi zorlayarak da olsa düzgün bir iletişimin ilk adımları atılabilir.
? Bazı tartışma kulları koyun. Bir taraf diyeceklerini bitirmeden söz kesmemek, ??Her zaman böyle yapıyorsun.??, ??Hiçbir zaman şöyle yapmıyorsun.?? gibi cümleleri yasaklamak gibi?
? İletişimimin büyük bir kısmının dinlemek olduğunu unutmayın ve vücut dilinizin bunu yansıtmasını sağlayın. Yani kağıtlara bir şeyler karalamayın, saatinize bakıp durmayın, tırnaklarınızı kemirmeyin vb? Kafanızla onaylayın ki karşınızdaki kişi mesajın yerine ulaştığına emin olsun. Eğer gerek duyarsanız cümleyi yineleyin. Örneğin; ??Anladığım şu ki ikimizin de çalışıyor olmasına rağmen senin evde daha fazla iş yaptığını söylemek istiyorsun.?? gibi. Eğer haklıysanız, karşınızdaki onaylayabilir ve aslında karşınızdakinin asıl demek istediği ??Hey, devamlı arkanı toplamak zorunda bırakarak bana çok daha fazla iş çıkartıyorsun!?? ise bile bunu daha nazik bir biçimde söyleyebilir.

İlişki Problemi: Seks

Amerika?da yayınlandığı ilk günden itibaren ilişkilere mantıklı çözümler getiren bir kaynak olarak bakılan kitap ??Lütfen Hayatım, Bu Gece Olmaz ? Please Dear, Not Tonight?? yazarı Fay, ??Birbirlerini seven partnerler bile sekste uyumsuz olabilirler. Bu sorunlar bize kadınlarında erkeklerin de aslında cinsellik eğitimi ve kendi seksüel farkındalığının yetersiz olduğu gerçeğini veriyor.?Ancak yine de seks yapmak belki de vazgeçmemiz gereken en son şey. Seks bizi birbirimize yaklaştıran, vücutlarımıza fiziksel ve zihinsel olarak yardım eden hormonları açığa çıkarır ve sağlıklı bir çiftin arasındaki kimyayı canlı tutar.?? diye de ekliyor.

Sorun giderici stratejiler:

? Fay?e göre çözüm; ??Plan, plan, plan??. ??Bir günde uzlaşın. İlla ki iki tarafın da yorgun olacağı bir gece olmasına gerek yok? diye öneriyor Fay. ??Seksin tarihi bir kere belli oldu mu, bu durum ilgiyi arttırır.?? diyor Fay ve bazı şeyler katmanın seksten alınacak keyfi de arttıracağını ekliyor.
? California?lı yüksek lisans sahibi fizyoterapist Allison Cohen ise, ayrıca partnerinize onun neyin tahrik ettiğini sormanızı ve kişisel bir ?seks listesi? hazırlamanızı öneriyor. Tabi ki aynı şeyi partnerinizin de yapması kaydıyla. Birbirinizin gerçekte nelerden tahrik olduğunuzu öğrenin. Cevaplar sizi şaşırtabilir. Listeleri karşılaştırın ve iki tarafın da hoşuna gidecek yeni senaryolar üretmekte kullanın.

İlişki Problemi: Para

Para problemleri, yüksek düğün masrafları yüzünden düğün yeminleri edilmeden çok daha önce bile başlayabilir. Amerikan Ulusal Kredi Danışmanlık Vakfı (NFCC), özellikle para sıkıntısı olan çiftlere düğünden önce finansal durumları hakkında uzun bir konuşma yapmalarını öneriyor.

Sorun giderici stratejiler:

NFCC uzmanları, bu çok gereken konuşma için şu tavsiyeleri veriyor:
? Şu andaki finansal durumunuz hakkında dürüst olun. Eğer işler kötüye giderse, aynı hayat tarzını devam ettirmek gelir kaybınız inanılmaz bir dereceye ulaşana kadar sürer.
? Konuya bir savaş gibi yaklaşmayın. Bunun yerine iki taraf için de uygun ve tehdit unsuru içermeyen bir zaman belirleyin.
? Bir tarafın çok harcayan, diğer tarafın da biriktiren karakterde olabileceğini, bu iki durumun da avantajları olduğunu ve karşınızdakinin eğilimlerden bir şeyler öğrenebileceğinizi kavrayın.
? Borç veya gelir saklamayın. Masaya son alınan kredi raporunuzu, banka duyuruları, ödeme emirleri, sigorta poliçeleri, borçlar ve yatırımlar gibi dokümanlarınızı getirin.
? Karşınızdakini suçlamayın.
? Tasarruflarınızı biriktiren ortak bir bütçe hazırlayın.
? Kimin aylık hangi faturaları ödemekten sorumlu olacağına karar verin.
? İki tarafa da belli bir miktar parayı kendi kararıyla harcama konusunda izin verin.
? Uzun ve kısa vadeli hedeflerde uzlaşmaya varın. Kişisel hedeflerin olması iyi bir şey ama ailevi hedeflerinizi de düşünmeniz gerek.
? Eğer gerekli olursa, ebeveynlerinizin yaşlandıklarında bakımıyla ve finansal ihtiyaçlarıyla ilgili neler yapabileceğinizi konuşun

İlişki Problemi: Evdeki İşlerle İlgili Tartışma

??Günümüz ekonomisi nedeniyle bugünlerde çoğu çift dışarıda, hatta çoğu zaman bir işten fazla işte çalışıyor. Bu yüzden evin gerektirdiği işleri eşit şekilde bölüşmek çok önemli. ?? diyor Prof. Dr. Paulette Koufmann Sherman. Sherman, ??Bütün Yönleriyle Flört: Çekim Kanununu Gönül İşlerinde Nasıl Kullanırsınız? ? Dating From Inside Out: How to Use the Law of Attraction in Matters of the Heart?? kitabının da yazarı. Sorun giderici stratejiler:

? Evdeki ayrı işleriniz konusunda organize ve açık olun. Sherman, ??Yapılacak bütün işleri bir kağıda yazın ve kimin neyle ilgileneceğine karar verin.?? diyor. Ama adil olun. İkinizin de işlerinin eşit olmasını sağlayın ki herhangi bir gücenme olmasın.
? Başka çözümlere de açık olun. Eğer ikiniz de ev işinden nefret ediyorsanız belki bir temizleme şirketini düşünebilirsiniz. Eğer biriniz ev işi seviyorsa diğer partner çamaşır ve bahçeyle ilgilenebilir. İki tarafa da adil geldiği sürece yaratıcı olabilir ve tercih kullanabilirsiniz.

İlişki Problemi: İlişkinizi Ön Plana Almamak

Eğer aşk hayatınızı canlı tutmak istiyorsanız, ilişkinizi hayatınızın odak noktası yapmak ??Kabul ediyorum?? demekle bitmiyor. ??Evlilik Sihri: Bulun, Yakalayın ve Sürmesini Sağlayın ? Marriage Magic:Find It, Keep It and Make It Last?? kitabının yazarı, Prof. Dr. Karen Sherman, ??İlişkilerdeki şehvet duygusu zamanla kayboluyor. Bu yüzden kendinizinkini, önceliğiniz yapın.??diye belirtiyor.

Sorun giderici stratejiler:

? İlk beraber olmaya başladığınızda yaptığınız şeyleri yapın. Memnuniyetinizi gösteren hareketler yapın, birbirinize iltifat edin, gün içinde birbirinizle konuşun ve alaka gösterin.
? Gece buluşmaları ayarlayın. Takviminizde bu geceleri, hayatınızdaki diğer önemli olaylar gibi işaretleyin.
? Birbirinize saygı duyun. ??teşekkür ederim??, ??minnettarım?? gibi kelimeler kullanın. Bu, partnerinizin sizin onu düşündüğünüzü anlamasını sağlayacaktır.
İlişki Problemi: Fikir Ayrılığı

New York?lu fizyolojist Prof. Susan Silverman?a göre arada sırada oluşan fikir ayrılıkları hayatımızda kaçınılmazdır. You are not allowed to view links. Register or Login olarak Prof. Silverman?nın görüşlerini size aktarıyoruz.Onlardan kaçamazsınız ve yok sayamazsınız. Eğer çift olarak kendi kabusunuzda başrol oynamaya başladığınızı hissederseniz, bu zehirli rutine ara verme zamanı gelmiş demektir. Bu basit gerçekleri bilmek sinirinizi yatıştıracak ve duruma sakin bir bakış atmanızı sağlayacaktır.

Sorun giderici stratejiler:

??Fikir ayrılıklarını çözme yeteneği sizin ve partnerinizin daha yapıcı bir şekilde tartışabilmenizi sağlar.?? diyen Silverman, şu tavsiyeleri veriyor:

? Kurban değilsiniz. Bir tepki vermek veya nasıl bir tepki vereceğiniz sizin seçiminiz. ? Kendinize karşı dürüst olun. Bir tartışmanın ortasındayken söyledikleriniz sonuca yönelik mi yoksa intikam amacı mı güdüyor? Eğer yorumlarınız suçlayıcı ve yaralayıcı ise derin bir nefes alıp strateji değiştirmeniz gerekir.
? Değişin. Eğer tepkileriniz geçmişte size acı ve mutsuzluk getirenlerle aynıysa, bu sefer de farklı bir sonuç bekleyemezsiniz. Ufak bir değişim bile çok şey ifade edebilir. Eğer genelde karşınızdaki konuşmasını bitirmeden hemen kendinizi savunmaya geçiyorsanız, bu sefer bir-iki dakika bekleyin. Bu ufak değişimin nasıl bütün tartışmanın şiddetini değiştirdiğini görüp şaşıracaksınız.
? Biraz taviz verip çok şey kazanın. Hatalı olduğunuzda özür dilemeyi deneyin. Zor olduğu kesin, ama bir şans verin ve sonunda ne kadar mükemmel bir şey oluyor görün.
Silverman, ??Hiç kimsenin davranışını tamamen kontrol edemezsiniz.?? diyor. ??Değiştirebileceğiniz tek davranış kendinizinki...?

İlişki Problemi: Güven

Güven bir ilişkinin temel taşlarından biridir. Partnerinize güvenmemenize neden olan bazı davranışlar mı var veya sizin içinizde başkalarına güven duymanızı engelleyen çözülmemiş sorunlar mı var?

Sorun giderici stratejiler: ? Tutarlı olun.
? Dakik olun.
? Yapacağım dediğiniz şeyi yapın.
? Partnerinize ya da başkalarına, ufak beyaz yalanlar bile söylemeyin.
? Bir tartışmada bile adil olun.
? Karşınızdakinin duygularına karşı hassas olun. Aynı şekilde düşünmek zorunda değilsiniz ama partnerinizin hislerini küçümsemeyin.
? Arayacağınızı söylediğiniz zaman arayın.
? Geç kalacağınızı söylemek için arayın.
? İşlerde payınıza düşeni yapın.
? Bazı şeyler ters gittiğinde aşırı tepki göstermeyin.
? Eski dosyaları tekrar açmayın.
? Asla geri alamayacağınız şeyler söylemeyin.
? Kıskanç olmayın.
? Partnerinizin sınırlarına saygılı olun.
? İyi bir dinleyici olun.

??İlişkilerin iniş ve çıkışları olmasına rağmen, evlilik problemlerinden tamamen kurtulmak olmasa bile onları en aza indirmek için iki tarafın da yapabileceği şeyler var.?? diye konuşuyor psikolog Karen Sherman. Gerçekçi olun. Eşinizin sizin bütün ihtiyaçlarınızı karşılayacağını ve bu ihtiyaçları sormadan anlayabileceğini düşünmek, bir beyaz atlı prens veya prenses masalıdır. Neye ihtiyacınız olduğunu direk olarak sorun.

Mizah duygunuzu kullanın. Boş vermeyi ve eğlenmeyi öğrenin. Ayrıca ilişkiniz üzerinde çalışmaya ve ilişkinizin neye ihtiyacı olduğunu anlamaya istekli olun. Başka birisiyle daha iyi olacağını düşünmeyin, iletişim yeteneklerinizin eksikliğinden dolayı bu ilişkinizdeki aynı sorunlar, yeni ilişkinizde de var olacaktır.

Levent Kobaza

#520
Günün sözü
'Eğer aç bir köpeği alıp beslerseniz sizi ısırmaz. Köpekle insan arasındaki temel fark budur.'
Mark Twain


***

Geleceğim bekle dedi
Ben beklemedim o da gelmedi
ölüm gibi birşeydi
Ama kimse ölmedi

***

Yönetim Tanımları
Ortada bir bebek vardır ve üretilmesi gerekiyordur....

9 kadinin, 1 bebegi 1 ayda dogurabilecegini soyleyen kisiye
PROJE MUDURU denir.

1 bebegin, 18 ayda ancak dogacagini soyleyen kisiye
URETIM MUDURU denir.

1 kadinin, 1 ayda, 9 bebek dogurabilecegini soyleyen kisiye
PLANLAMA MUDURU denir.

1 bebegin uretim seklinin ille de yanlis oldugunu soyleyen kisiye
KALITE KONTROL MUDURU denir.

Dunyada hic kadin ve erkek kalmasa o bebegin kendini dogurabilecegini
soyleyen kisiye
PAZARLAMA MUDURU denir.

1 kadindan, 1 bebegi, 1 ayda dogurmasini bekleyen kisiye
GENEL MUDUR denir.

9 bebegin 1 ayda, 9 ayda ise 81 bebegin dogabilecegini soyleyen kisiye  
ARGE MÜDÜRÜ denir.

1 ayda,dokuz doguran kisiye
MEMUR denir.

Bebek falan istemedigini soyleyen kisiye ise
MUSTERI denir.

Levent Kobaza

#521
Günün sözü
'Tarih, suçlardan ve talihsizliklerden ibarettir.'
Voltaire


***

Haydi burda öl dediler bana
Ölmek istemiyorum demedim
Demedim ama
Şimdi bilmek istiyorum
Toprak gene bizim zamanımızdaki gibi mi sürülecek?
Tezgah başında çalışırken
Gene denizde,güneşte mi kalacak adamın aklı?
Biz nasıl olsa öldük.
Artık ne çiçek koklamak.
Ne de ötekine berikine içerleyip
Rakıya sarılmak var bizim için?
Hiç hiçbir şey kalmadı.

Bari bizden sonra ne olacağını bilsek...


***

Yaşamak sadece hayata tutunabilme cabası aslında
Önüm de sure giden dengesiz bir düzenin kolonileri
Ve Küçük çıkarların esaretinde yaşadıklarını zanneden
Bir sürü ne oldum budalası
Sahip olduklarının mı efendileri
Yoksa sahip oldukları mı onların efendileri
Bizi aslında insan kılan neydi?
Bizi ayrıcalıklı yapan neydi?
Rengimiz ,tenimiz yoksa dinimiz ?
Yada ait olduğunu sandığımız topluluk
Ait olduğum çok şey kadar aslında hiçbirşeye de ait olmayışımız mı
Herşey ile hiçbirşey arasında gidip gelen yaşama sanatı mı?
Boşverin belki de bukadar düşünmek bile fazla
Etrafınızda bir sürü dünyevi zevkimiz varken
Kim olduğumuz yada ne olduğumuz önemli mi?
***
Şirketlerde eğitimler düzenlenir
Bilirsiniz!
Zamanı değerlendirme, odaklanma, iyi eleman olma adına
Aslında bu seminerlerde atıp tutan bir sürü eğitmene baktığımda
Bize öğretilmeyen nedir diye sorduğumda
Öylece kalakaldıkları , yüzlerindeki o donuk ifade ?
Bize yaşamayı , dolu dolu yaşamayı öğretebilir misiniz?
Bize insan olmayı , insani değerlerin daha önemli olduğu ispatlayabilir misiniz?
Yaşamın , para & çokomel eğrisi üzerine kurulduğu bu düzenin elbet bir gün çökeceğini
Ve altında once bizlerin kalacağını
Ona buna yaranma cabasının yada daha çok para kazanma hırsının
Aslında bütün birikimini döksende giden sıhattini geri getirmeyeceğini
Anlatabilir misiniz?

***

Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında "Bu ev kiralıktır'' yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında "Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız.

***

Kadınların bilgisayarlara benzediği ortaya çıktı. İşte benzer noktalar:

- İkisi de elektrik almak ister..
- İkisi de hiçbir şey yapmıyormuş gibi gözükse de arka planda kullanıcıdan habersiz bir çok iş yürütür.
- İkisinde de ne kadar çok paranız varsa o kadar iyi "donanım"lısına sahip olursunuz.
- İkisinin de durup dururken niye bozulduğunu anlayamazsınız.
- İkisi de alışkanlık yapar.
- Verim almak için ikisine de nazik davranmak gerekir.
- Ne kadar iyisini alırsanız alın 2-3 sene sonra daha iyisi çıkacağı için değiştirmek istersiniz.
- İkisi de erkekler için olmazsa olmaz severiz yani...
- İkisini de ne kadar iyi kullanırsan kullan sonunda saç baş yolduran cinslerdir.
- İkisi de belirli aralıklarda error verir.
- İkisi de hassastır sağı solu pek belli olmaz bir hard disc yakar diğerinin migreni tutar.
- İkisi de bozulduğunda hiçbir dediğinizi yapmaz
- İkisinin de başkaları tarafından kullanılması istenmez.
- Ve en önemlisi ikisinin de hafızası çok güçlüdür hiçbir şeyi unutmaz. O yüzden dikkat etmek gerekir.

Levent Kobaza

#522
Günün sözü
'Yazmak sessizliğe karşı mücadele etmektir.'
Carlos Fuentes
(bende aynen onu yapıyorum )

***

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir.
Üstü kalsın.


***

Öğretmen derste sormuş:
"Çocuklar kalkan balığı neden yassıdır?" Küçük Can parmak kaldırmış.. "Hocam bana amcam anlatmıştı, balinanın biri onu becerirken yassılaşmış." Öğretmen çok kızmış ve bağırmış..
"Bir daha böyle bişey söylersen seni sınıftan atarım!.."
Ertesi gün öğretmen gene sormuş.. "Istakozun gözleri niye dışarı fırlamış gibi patlak patlaktır?.."
Küçük Can gene parmak kaldırmış.. "Hocam amcam onu da anlattı. O sırada ıstakoz da ordaymış.."


admin

#523
Ardına hiç bakmadan gidenlerle boynu ardında kalarak gidenler,

sessizce gidenlerle el sallayarak gidenler, dönmek için gidenlerle bir daha asla dönmeyeceğini bilerek gidenler,

Her şeyini kaybederek gidenlerle her şeyini kazanmak için gidenler,

Bir bakış, bir gülüş, bir susuş, bir hüzün bırakıp gidenlerle,

Bir yara açıp içinizi kanırtarak gidenler.

Sahi gidenler neyi götürür bizden?

Bazen tutunduğumuz her şeyi.

Bazen biriktirdiğimiz her şeyi.

Bazen son bulduğunuz yerde değil, ilk kaybettiğiniz yerden itibaren hayatınızı peşinden sürükleyerek alıp götürür gidenler.

Bir de size bıraktıkları vardır gidenlerin.

Gökle yer arasında uçsuz bucaksız bir boşluk.

Göğüs kafesinize koca bir dağ gibi oturmuş umarsız, aldırışsız hüzün.

Kıyılarda sürüklediğiniz bir beden. Kalabalık sokaklarda, caddelerde uğultusu kulakları sağır eden insan seli içinde yapayalnız siz.

Bir anneden kopan çekirdek gibi kalırsınız. Bir Eylülün üstünden usul usul geçerken sarartıp bıraktığı begonya yaprağı gibi kalırsınız.

Bir kapta suyu süzülmüş kül rengi tortular gibi kalırsınız.

Gidenler gidince ne kalır ki geriye?

Kimi zaman gidenlerin ardından gökyüzüne bakakalırım ben. Uçurtmasının ipi kopmuş yetim bir çocuk gibi. Kimi zamanda bir darağacında kalmış son tebessüm gibi kalırım gidenin ardından.

Akşam olur.

Güneş batmak üzeredir. Güneş süzülür nazlı nazlı, akar gider dağların ardına, bilinmez dünyalara. Ardından hüzün dolu gözlerle bakakalırız. Batarken, ufku     al kanlara boyayıp usul usul alçaldıkça bizim farkımızda mıdır güneş acaba?

Peşinden, binlerce, milyonlarca göz onun gidişini, bizden kopuşunu, bizi karanlıklara terk edip ayrılışını ağır bir hüzünle izlerken, o, bunu biliyor mu dersiniz?

Bilseydi bırakıp gider miydi

Kim bilir?
:alfisti:

Lütfen forumda arama yapmadan yeni konu başlatmayın.

Levent Kobaza

#524
Günün sözü
Akıl akıl olsaydı,gönül olurdu
Gönül gönlü bulsaydı,bozkırlar gül olurdu.
n.fazıl kısakürek

***
Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece