Aramızda "1750 Turbo Benzina" motorlu Alfa'ya sahip kaç kişi olduğunu bilmesem de tecrübelerini dinleyebilmek adına böyle bir başlık açtım.
1750 TBi uzunca bir süre Alfa'nın orta hacimli motoru ve/veya ana temeli olacak gibi görünüyor (TS veya V6 gibi bir dönem açılıyor). Fiat tabanlı ama Fiat SpA içinde sadece Alfa'ya özel olan bu motorun bir çok yeni teknolojisi var, ama kullanıcıları olarak sizler nasıl buluyorsunuz?
Alt devir davranışı,
Tork ve güç hissi
Devirlenme hızı
Turbo gecikmesi hissi
Sesi
Yakıt tüketimi
Daha önce TS, V6 ya da başka Alfa motoru tecrübeniz varsa karşılaştırmalı fikirleriniz
Şikayetleriniz
vb. konuda tecrübelerinizi birinci ağızdan duymayı çok isterim.
Ben bir tek Orhan Bey'i biliyorum 159 TBi sahibi olarak ama gerek başka 159 TBi, gerekse Giulietta TBi kullanıcıları olsun vakit ayırıp tecrübelerini paylaşabilirlerse çok sevinirim.
Selamlar,
Araç Giulietta QV 1.75 TBI 235ps
Çok teknik olmamakla beraber elimden geldiğince yardımcı olmak isterim.
* Alt devir davranışı:
Bunu N(ormal) ve D(ynamic)modda ayrı ayrı incelemek lazım.N modda alt devirlerde arabanın tepkileri zayıf.Fakat D modda devir ne olursa olsun gaz pedalına anında tepki veriyor.
* Tork ve güç hissi
N modda 3000 devir üstünde hissedilebiliyor aracın kuvveti.D modda her daim torku ve gücü hissedebiliyorsunuz.
* Devirlenme hızı
N modda 3000e kadar makul seviyelerde 3000den sonra gayet seri
D modda devirlenme çok çok seri şekilde gerçekleşiyor.
*Turbo gecikme hissi
Turbo lag olayını karşılaştırma yapamıyacağım fakat ben bir gecikmeden şikayetçi değilim.
*Ses
Devirli kullanımda aracın sesi gerçekten çok hoş ,değişik tok bir ses veriyor.
* Yakıt tüketimi.
Lanetler okuyarak her gün geçtiğim 1. köprü trafiğinde max tüketim 13.4 lt yi geçmedi.Normal şehiriçi kullanımda 10.8 - 12 civarı görünüyor genelde.Uzun yolda 9 lt ye kadar düşürebildim.
*TS, V6 karşılaştırması
Daha önce 33 ve 145 kullandığım için karşılaştırma yapamayacağım.
*Şikayetleriniz.
Aracın motorundan bir şikayetim yok 6000 km de daha.Herhangi bir gelişmeyi kendi açtığım konuda ve burada güncellerim.
Saygılar

Edited by - depeche101 on 09/02/2011 14:53:42
Öncelikle katkınız için teşekkürler. N ve D modları arasında önemli farklar belirtmişsiniz. Özellikle tork ve güç için yorumlarınız çok ilginç geldi. Esas olarak bir motorun potansiyeli varsa neden sadece D mod ile devreye sokulduğunu, N modun da tam olarak ne amaçla var olduğunu çözemediğimden (hem de bilmediğimden) soruyorum, D mode günlük şehiriçi kullanım için çok uygun mu değil? Yakıt tüketimi, kullanım rahatlığı, konfor vs açılarından N modun önemli avantajları mı var?
N ve D mod performansları yaz ve kış kadar farklı öyle söyleyeyim.D modu şehir içi yoğun trafikte tavsiye etmem yoksa kullanılmaz değil.Fakat 235 beygiri gaza en ufak bir basınçta hissediyorsunuz , bana göre çok şehir içi modu değil dinamik mod. Normal modda araç karakterini devir belirli bir seviyeye geldiğinde ( 3000 civarı ) sergilemeye başlıyor.Kullanım konforu açısından pek fark yok modlar arasında , benzin konusunu incelemeye fırsatım olmadı desem yeridir.Bir ara sadece dinamik modda kullanıp aradaki farkı tespit etmek gerekir , bende merak ediyorum.Size bildiririm sonucu.
Edited by - depeche101 on 09/02/2011 15:39:57
Edited by - depeche101 on 09/02/2011 15:41:04
N mod şehiriçi için ideal bi mod..az yakar çok gitmez ve direksiyon D moduna göre daha yumuşak oluyor..tek farkları bunlar..D modu gazlamak istediğinde geçiceğin bi mod..daha seri motor tepkisi,motoru tam gücünde kullanma yani daha seri ivmelenme ve sertleşen kontrolu rahat sağlaman için sertleşen direksiyon..Benim MiTo'm var..her 2 moddada gazlayarak gidersem %20-25 falan yakıtta fark ediyor
bide şu var yazmayı unutmuşum..ESP kontrolleri farklı.D modunda araç daha başı boş ama ESP tam kapalı değil malesef:(
Konu Dışı Bir Not
*Neden ESP kapama tuşu yok:(Kalkamıyorum:D
"D" mod hakikaten süper, turbo'nun sesini ve gücünü iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz..

Direksiyon çok sertleşiyor, fren tepkisi artıyor, gaz inanılmaz hassaslaşıyor, siz gaza basmasanız da araba yerinde debeleniyor desem yeridir..
Sürekli kullanılcak bir mod değil şehiriçinde, elim sürekli orda zaten, istediğim zaman anında alıveriyorum D'ye..

Subapların açılış kapanışı düzenleyen yeni teknoloji sayesinde alt devirlerdeki cansızlığı gidermişler, eski turbolu araçlardaki gibi turbo'nun açılışını hiç hissetmiyorsunuz..
Motor sesi eskiler gibi değil tabi ama bence yeterli seviyede.. Dediğim gibi Dinamik modda daha çok homurdanıyor araç. Sıcak hava olayı olmasa açık filtre ile denemek istiyorum aslında..
quote:
N mod şehiriçi için ideal bi mod..az yakar çok gitmez ve direksiyon D moduna göre daha yumuşak oluyor..tek farkları bunlar..D modu gazlamak istediğinde geçiceğin bi mod..daha seri motor tepkisi,motoru tam gücünde kullanma yani daha seri ivmelenme ve sertleşen kontrolu rahat sağlaman için sertleşen direksiyon..Benim MiTo'm var..her 2 moddada gazlayarak gidersem %20-25 falan yakıtta fark ediyor
bide şu var yazmayı unutmuşum..ESP kontrolleri farklı.D modunda araç daha başı boş ama ESP tam kapalı değil malesef:(
Konu Dışı Bir Not
*Neden ESP kapama tuşu yok:(Kalkamıyorum:D
kesinlikle katılıyorum yalnız arkadaşlar 120 km den sonra n moddan dye geçemiyoruz gibime geldi yolda denerken. tavsiye edilen ise değişiklikleri 90 km altında yapmak.
dur kalkta d modda yakmak gerçekten çok gereksiz olduğunu düşünüyorum fazla fazla yakıyorsunuz. mitoda n modun hızlanması bana fena gelmedi.
d elbette çok keyifli, tol tutuşunu biraz daha sizin tecrübelerinize bırakıyor ama yine espnin devreye girdiği anlar oluyor tam anlamıyla devredışı değil.
Şehirdışı yollarda veya şehiriçi ana arter türü çok şeritli açık yollarda mı sürekli olarak D modu kullanıyorsunuz? Çünkü bu tür yollarda geçişler, sollamalar vs. için çabuk tepkili bir motor davranışına çok ihtiyaç olur.
Ayrıca ani hızlanma gerekmesi durumunda N den D'te geçişlerde motor kısa süreli bir kararsızlık ya da tepkisizlik gösteriyor mu? Yoksa birden performans değişiyor mu?
Ben eğer hava güneşliyse D modunda kullanıyorum değilse N.
mod arası geçişlerde hiç bi sorun yok.ne bi tekleme ne bi kararsızlık ne başka bişi yanında oturan hissetmez..
Bide marseille13 ün dediği gibi 110 yada 120 sonrasında geçiş yapılmıo D moduna.
modda geçiş sırasında hiçbir aksama yok bir saniyelik kadar n nin d olmasını bekliyorsunuz belki saniyenin yarısı, o geçtiği anda zaten gaz pedalını oynatmasanız bile araba ileri atılıyor. anladığım kadarıyla ya turbo basıncı artıyor ya da motora püskürtülen benzin artıyor bi şekilde.
evet havalar ıslaksa normalde kalmak daha iyi olabilir. ama normalin tepkileri bile bence gayet iyi yine mito için konuşuyorum. 1750tbi şuanda en beğendiğim motorlardan biri. ondaki dinamik tepkilerini çok merak ediyorum.
Ben 159da da nasıl bir performans verdiğini merak ediyorum. Orhan bey gelse de anlatsa o da biraz

Özellikle 156'dan geçişinde neler yaşamış, anlatacaktı bir ara.
"3000 devir civarından sonra" lafları, "acaba alfa değişken sübap zamanlaması konusunda çok başarılı değil mi" diye düşündürtüyor insana. Olay turboda mı bitiyo yani? Yoksa sadece bu turbo lagının geçiştirildiği esnada yumuşak bir geçiş sağlamak için mi sübap zamanlamaları değişken? Öyle değilse neden bu 3000 devir konusunda insanlar hemfikir? "basmanıza göre" sübap zamanlamlarının değişmesi gerekmiyor mu? Yoksa bunu sadece DNA'ya mı bağlamışlar, modların kendi içlerinde sabit mi? Anlamadım pek.
Saçmalamış da olabilirim..
bende 159 da merak ediyorum motoru. Tbi 159 kullanan biri anlatsa da hepimizi aydınlatsa. acaba 159 tbi yeterince performanslı mı yoksa diğer araçların hep arkasında mı kalıyor?
quote:
"basmanıza göre" sübap zamanlamlarının değişmesi gerekmiyor mu? Yoksa bunu sadece DNA'ya mı bağlamışlar, modların kendi içlerinde sabit mi? Anlamadım pek.
Saçmalamış da olabilirim.. 
Hocam ne demek istediğinizi gayet iyi anladım, sübap zamanlamaları sürekli değişken, D ve N'de turbo daha çok basınç veriyor sadece, modların içinde sabit değil yani, bana göre alt devirler de çok iyi..
1750 TBi ile karşılaştırma yapmak için dört Alfa motorunun güç ve tork eğrilerini verdim. 1750 TBi çok enteresan bir şekilde dizel motor davranışı gösteriyor.
Sabahın erken saatinden gecenin bu saatine kadar internet erişimi dışındaydım. Bu arada konu bayağı bir ilerlemiş. İlk fırsatta yazıyorum. Elde olmayan gecikme lütfen affola.

Önce Utku Bey?in somut sorularını elimden geldiğince objektif olarak yanıtlamay çalışayım:
Alt Devir Davranışı diesel gibi. Ses, sarsıntı, vuruntu açısından değil de, çok alçak devirden itibaren çok yüksek tork üretebilmesi nedeniyle, vites büyütme işi istenirse diesel gibi yapılabiliyor. Hiç itiraz etmiyor.
Tork ve Güş Hissi 1750 cc olduğunu hiç ama hiç ele vermiyor. Benzinli 2.8 ? 3.2 litre civarı iyi bir motor hissi veriyor. İyi derken, elbette 3 litre Ferrari veya Porsche motoru değil de, orta sınıfı kastediyorum. İşin içine güç de girince diesele benzemiyor. Devir arttıkça, ancak benzinli motorların oynayabildiği ligin nispeten düşük devir tarafında.
Devirlenme Hızının sadece motorun değil, otomobilin ağırlığının ve aktarma oranlarının da fonksiyonu olduğunu benden iyi bilirsiniz ama 159 TBi bence gaza asılınca, son derece hızlı devirleniyor. Bunu, 6K devirde biten devir bandının fonksiyonu olarak söylüyorum. Örneğin, 8K RPM çevirebilen bir motorun x devirden x + 4K devre çıkmasıyla TBi motorun yine x devirden x + 3K devre çıkışını karşılaştırırsak (x + Max. RPM/2), son derece çevik. Ama her iki motor da kendilerine en uygun aktarma oranına akuple edilirse (aynı aktarma oranı değil, kendine en uygun oran) devirli motorun 4K devir arttırması, TBi motorun 4K devir arttırmasından çabuk olsa gerek.
Turbo Gecikme Hissi kalkıştan sonra hiç yok. Sadece yüklü otomobille yokuş yukarı kalkış yaparkenki gibi durumlarda 1.500 RPM?den düşük kalırsa o muhteşem tork olmuyor ama bu durum günlük kullanımda başıma gelmiyor. Ancak yanlışlıkla veya deneysel olarak rastlanabilecek bir durum.
Sesi istenirse Cadillac gibi olabiliyor. Dinamik kullanımda hem ses biraz Alfa?laşıyor, hem de hafif bir turbo sesi biraz dereceli eksantrik sesiyle harmanlanarak keyif verebiliyor. Bu Alfa?msı ses devirden ziyade dinamizm ile orantılı. Yani zorlanmazsa üst devirlerde de sakin ama zorlanınca alt devirlerde de hırçın sesler çıkarabiliyor. Ama ne TS, ne de V6 senfonisi beklememek lazım.
Yakıt Tüketimi de yine sırf motora değil, otomobile ait bir özellik. Bana kalırsa 159 TBi; 200 HP gücünde, 1430 KG ağırlığında, estetiği aerodinamik verimine tercih edilerek tasarlanmış bir otomobil olarak az yakıyor. Yani TBi motor yaptığı işe göre az yakıyor sanıyorum ama 159?un üzerinde pek de az iş yapmıyor. Hele de hızlı giderken. Yavaş giderken bayağı az yakabiliyor. 80 km/saatin altında anlık tüketim göstergesi 3.8 ? 4.2 l/100 km seviyelerine inebiliyor ama gaza asılınca anında 50 l/100 km gösteriveriyor. 3000+ km deki ortalamam 9,3 l/100 km ki bunun içinde en tasarruflusundan en yüksek performanslısına kadar her türlü kullanım var.
1.6 TS motorun 2 katından fazla tork ve +80 HP gücüyle keyifsiz diyemem ama TS sesi orkestra, vites kutusu ise orkestra şefi gibiydi. Bir ara açık K&N takmıştım, senfoni orkestrası yanında ninni gibi kalırdı. Standart filtresiyle de TS motor canlı konserse, TBi MP3 player gibi. Vites kutusu gibi bir orkestra şefine de ihtiyacı yok. İşiniz aceleyse vites küçültün; değilse 5. vites, hatta 6. vites bile her derde deva.
Şikayet değil ama iki ruhlu bir motor. Cadillac motoru gibi de davranabilen bir Alfa motoru ki; yavaş giderken Cadillac?tan, hızlı giderken eşdeğer güçte olan önceki nesil Alfa?lardan az yakıyor. 21. yüzyılın azalan fosil yakıt ve artan karbon salımı sorunları anlaşılan bunları gerektiriyor. Ayrıca, litresi 4 liralık benzinle 200 HP otomobil kullanmak için bazı ödünleri kaçınılmaz kabul etmek gerekiyor olabilir. Kurşunsuz benzine geçildiğinde de keyfim kaçmıştı ama çare yok. Sanırım gelecekte diğer markalar da TBi gibi motorlar yapacaklardır. Bizler de Alfa Romeo?nun yine öncü olmasıyla avunmakla yetinmek zorunda kalacağızdır.
Bildiğiniz gibi 159 TBi da ?mod? lar yok. O konuda kimse gaz potansiyometresi hassasiyetine değinmedi galiba. Benim bildiğim kadarıyla farklı modlar, farklı ?mapping? kullanıyorlar ve de D modunda gaz pedali potansiyometresi daha hızlı gaz vermeye olanak sağlıyor. Suspansion karakteri de değişiyor ama o motordan farklı bir konu.
Anlaşılan bu konu başlığı bizim epey ağzımızı sulandıracak...
quote:
1750 TBi ile karşılaştırma yapmak için dört Alfa motorunun güç ve tork eğrilerini verdim. 1750 TBi çok enteresan bir şekilde dizel motor davranışı gösteriyor.
Güç eğrilerinin "peak'leri" benziyor ama devir bantları çok farklı. Yaklaşık 3.800 RPM'de gücü düşmeye başlayan 2,4 diesel'le, yaklaşık 5.500 RPM'de gücü düşmeye başlayan TBi'ın maksimum güçleri birbirine benziyor çünkü dieselin tork eğrisi epey daha dar ve peak torku epey daha yüksek. Yani diesel, epey daha sivri bir motor. Eğer silidir hacmi daha yakın bir diesel motorla, örneğin 1.9 diesel ile karşılaştırırsanız, devir bandı farkının nelere yolaçtığı sanırım daha bariz biçimde ortaya çıkar. 650 cc daha büyük diesel ile karşılaştırınca peak tork farkı, düşük devre rağmen eşdeğer peak güce yolaçtığı için, bence devir bantlarından kaynaklanan esneklik farkını gölgeliyor.
TBi motorun davranışı 3.800 devre kadar diesele benzerken, 3.800 ile 5.500 RPM arasında gerek tork, gerekse güç eğrilerinde, benzinli motorlara daha çok benzemiyor mu?
Edited by - Orhan Isvan on 10/02/2011 08:01:58
Brera 3.2'si olan bir doktor abimiz var. Eşi de öğretmen.. eşi ile bir gün Alfa'lardan konuşurken 1.8 Gui kullandıklarını ama 3.2 Brera kadar etkili bulmadıklarını söylemişti.
quote:
Ben 159da da nasıl bir performans verdiğini merak ediyorum. Orhan bey gelse de anlatsa o da biraz
Özellikle 156'dan geçişinde neler yaşamış, anlatacaktı bir ara.
Alt devirlerde 320 Nm torktan, üst devirlerde 200 HP güçten beklenebilecek performansı birbirine harmanlıyor.
Performansından çok memnunum.
156'dan geçişte karışık duygular yaşadım. Mutlak ve göreceli kavramları birbirine karıştı. Performansı elbette ki daha yüksek ama sürüş keyfi de 156 gibi değil. Ne o ses var, ne o devirli motor. 156'nın basınca ne kadar yürüyeceği devrinden, dolayısıyla da o senfonik sesinden belli olurdu. Güç gerekecekse, önce vites küçültülürdü ki, yeterli güç olsun. Bu normal kullanım, çok daha dinamikti, daha keyifliydi.
159 TBi hiç öyle değil. Güç lazımsa gaza basmak yeterli. Devir ve vites ikinci planda. Elbette ki vitesi küçültünce daha da fazla güç var ama hangi devirde ve viteste olursa olsun, epeyce var zaten. Normal kullanımı hiç dinamik değil. Vites küçültmek sanki "niyeti bozmanın" eylemi gibi.
Ama niyeti bozunca, 156 kadar olmasa da, ses de adrenalin üretimine -kendi çapında- katkıda bulunuyor. Daha yüksek performans doğal olarak daha fazla adrenalin üretimine yolaçtığı için, toplamda hangisi daha fazla adrenalin salgılatıyor, bilmiyorum. 156'm daha kalitatif adrenalin salgılatırdı, 159'um daha kantitatif salgılatıyor gibi. İkisinde de adrenalinometre yok ki!
Ama olsaydı, sanırım çoğu zaman 156 daki daha yüksek gösterirdi. Taa ki, 159 TBi vites küçültene kadar!
Orhan Bey yine çok güzel tanımlamışsınız ellerinize sağlık. Eğer hepimiz elimizdeki Alfa'lardan sonra gelecekte 1600cc üzeri yeni bir Alfa alacaksak çok büyük olasılıkla 1750 TBi'ın bir versiyonu ile birşekilde tanışacağız gibi görünüyor, bu nedenle siz kullanıcıların tecrübeleri çok kıymetli. Ayrıca çok umut vaad eden bir motor olduğunu düşündüğümü de belirtmek isterim.
quote:
TBi motorun davranışı 3.800 devre kadar diesele benzerken, 3.800 ile 5.500 RPM arasında gerek tork, gerekse güç eğrilerinde, benzinli motorlara daha çok benzemiyor mu?
Ben tork ve güç eğrisini genel şekli anlamında davranışını dizele benzetmiştim. Mesela güç eğrisindeki çıkış sonrasında redline öncesinde oluşan ani düşüş, ya da tork eğrisinde keskin bir çıkış, geniş bir plato ve redline öncesinde tekrar keskin bir iniş gibi. Elbette etkili devir bantları arasında dizelle dağlar kadar fark var.
Yorumlarım işe yaradıysa ne mutlu bana.
Utku Bey, ben de bu motorun çeşitli versiyonlarıyla ilgili yabancı bir Alfisti sitesinde okuduğum bir hususun doğru olup olmadığını size sormak istiyorum. 159 daki 200HP versiyonuyla Giulietta?daki 235 HP versiyonu arasındaki farklar irdelenirken birisi dedi ki Giulietta?daki 235 HP gücü sürekli vermiyormuş. Sınırlı bir süre o güce çıkıyormuş. Fikir olarak bana gayet kullanışlı ve bu dijital çağda mümkün olsa gerek gibi geldi. Acaba doğru mu?
Yine çok güzel bir konu, çok güzel paylaşımlar. İlgiyle takip ediyorum, ellerinize sağlık.
Arkadaşlar kusuruma bakmayın ama sıef bu soru için yeni bir konu açmak istemedim.
Giulietta 1.4T 170 HP için biliyosunuz Bahadır (Bado08) arkadaşımız Z.Kuyu serviste arka çift çıkış difüzörü taktırmış ve sağ tarafa ayrı bir susturucu takılarak çift çıkış sağlamıştı.
Bugün Beylikdüzü'nü aradım ve böyle bir uygulamalarının olmadığını sadece görüntü için egzoz ucu takıldığını, yeni bir susturucu takılmasını tavsiye etmediklerini, performansta kayba neden olabileceğini belirttiler.
Ayrıca 1.8T QV'nin de paralel duran egzosunun çok pahalı olduğunu, onun da uygun olmayacağını söylediler.
Ben de ilk defa turbo beslemeli bir araç kullanıyorum ve motor konusunda bilirkişi arkadaşlardan bu konuda beni bilgilendirmelerini rica edicem.
Benim bildiğim kadarıyla geri tepkime daha az olursa alt devirlerde bir düşme olabilir ancak tersine yüksek devirde de daha iyi bir performans elde edilebilir diye düşünüyorum.
Acaba alt devirde bir sorun yaşar mıyım??
Şimdiden teşekkürler..
İşin doğrusu tüm diğer müdahaleler gibi egzoz müdahaleleri de gerekli mühendislik hesaplamalarından sonra yapılmalı. Zira arka plana binlerce hesap ve test sonrası üretiliyor motorlar. Bu tür hesapları sizler yapmayın diye de bilindik belli başlı firmalar bu hesaplamaları yaparak ürünler sürüyorlar piyasaya. Bu bahsettiğim ürünlerin dışındaki tüm uygulamalarda aslında siz bazı kayıplara razı olarak değişiklik yaptırmalısınız.
Yukarıdaki bahsettiğiniz değişikliklerin aracınıza ne tür etkiler yapacağını açıkçası bilemiyorum. Ama , basit bir mantıkla siz sisteme bir susturucu daha eklemiş oluyorsunuz aslında. Buradan hareketle, turbo araçlarda egzozu ne kadar rahatlatırsanız motor verimi artar düşüncesini de ekleyerek aslında motorunuzun veriminin düşeceğini hesaba katabiliriz diye düşünüyorum.
Ha, kayıp azdır, çoktur, önemsizdir onu bilemem. Aslında en güzel yöntem uygulama öncesi ve sonrası Dinamometre ölçümü yaptırmak. Böylece elinizde hislerden ziyade daha teknik-bilimsel veriler olur.
quote:
Utku Bey, ben de bu motorun çeşitli versiyonlarıyla ilgili yabancı bir Alfisti sitesinde okuduğum bir hususun doğru olup olmadığını size sormak istiyorum. 159 daki 200HP versiyonuyla Giulietta?daki 235 HP versiyonu arasındaki farklar irdelenirken birisi dedi ki Giulietta?daki 235 HP gücü sürekli vermiyormuş. Sınırlı bir süre o güce çıkıyormuş. Fikir olarak bana gayet kullanışlı ve bu dijital çağda mümkün olsa gerek gibi geldi. Acaba doğru mu?
Orhan Bey, bu konu hakkında net bir cevap verebileceğim bir bilgim yok. Maalesef 235hp versiyonun güç ve tork eğrilerini bulamadım bu nedenle sağlıklı bir yorumda bulunamıyorum. Bunun yanında söylediğiniz çok mantıklı, kısa süreli overboost ile ek güç elde edilmesi mantıklı.
2.0 V6 TB konfigürasyonunda böyle bir setup var. Yanlış hatırlamıyorsam 200hp için 0.85-0.90bar olan turbo basıncı, overboost durumunda 1.1-1.2 bar civarına gelip kısa süreli olarak 220-225 hp seviyelerinde güç sağlıyor. Fakat fabrika verilerinde genelde overboost ile elde edilen güç değil de standart max. basınç ile elde edilen güç veriliyor. Buradan yola çıkarsak Giulietta için verilen 235hp ise overboost değeri değil de gerçekten standart max. güç olabilir. Bu nedenle kendi yorumumdan da şüpheliyim.
Tabi ayrıca iki olasılık da var; birincisi overboost varsa kısa süreli olarak 235hp üzeri bir güç de elde ediliyor olabilir, ikincisi pazarlama stratejisi ile overboost değeri sunuluyor olabilir.
quote:
quote:
Ben 159da da nasıl bir performans verdiğini merak ediyorum. Orhan bey gelse de anlatsa o da biraz
Özellikle 156'dan geçişinde neler yaşamış, anlatacaktı bir ara.
Alt devirlerde 320 Nm torktan, üst devirlerde 200 HP güçten beklenebilecek performansı birbirine harmanlıyor.
Performansından çok memnunum.
156'dan geçişte karışık duygular yaşadım. Mutlak ve göreceli kavramları birbirine karıştı. Performansı elbette ki daha yüksek ama sürüş keyfi de 156 gibi değil. Ne o ses var, ne o devirli motor. 156'nın basınca ne kadar yürüyeceği devrinden, dolayısıyla da o senfonik sesinden belli olurdu. Güç gerekecekse, önce vites küçültülürdü ki, yeterli güç olsun. Bu normal kullanım, çok daha dinamikti, daha keyifliydi.
159 TBi hiç öyle değil. Güç lazımsa gaza basmak yeterli. Devir ve vites ikinci planda. Elbette ki vitesi küçültünce daha da fazla güç var ama hangi devirde ve viteste olursa olsun, epeyce var zaten. Normal kullanımı hiç dinamik değil. Vites küçültmek sanki "niyeti bozmanın" eylemi gibi.
Ama niyeti bozunca, 156 kadar olmasa da, ses de adrenalin üretimine -kendi çapında- katkıda bulunuyor. Daha yüksek performans doğal olarak daha fazla adrenalin üretimine yolaçtığı için, toplamda hangisi daha fazla adrenalin salgılatıyor, bilmiyorum. 156'm daha kalitatif adrenalin salgılatırdı, 159'um daha kantitatif salgılatıyor gibi. İkisinde de adrenalinometre yok ki!
Ama olsaydı, sanırım çoğu zaman 156 daki daha yüksek gösterirdi. Taa ki, 159 TBi vites küçültene kadar! 
Tam istediğim bi cevap oldu.. Elinize sağlık.
quote:
Arkadaşlar kusuruma bakmayın ama sıef bu soru için yeni bir konu açmak istemedim.
Giulietta 1.4T 170 HP için biliyosunuz Bahadır (Bado08) arkadaşımız Z.Kuyu serviste arka çift çıkış difüzörü taktırmış ve sağ tarafa ayrı bir susturucu takılarak çift çıkış sağlamıştı.
Bugün Beylikdüzü'nü aradım ve böyle bir uygulamalarının olmadığını sadece görüntü için egzoz ucu takıldığını, yeni bir susturucu takılmasını tavsiye etmediklerini, performansta kayba neden olabileceğini belirttiler.
Ayrıca 1.8T QV'nin de paralel duran egzosunun çok pahalı olduğunu, onun da uygun olmayacağını söylediler.
Ben de ilk defa turbo beslemeli bir araç kullanıyorum ve motor konusunda bilirkişi arkadaşlardan bu konuda beni bilgilendirmelerini rica edicem.
Benim bildiğim kadarıyla geri tepkime daha az olursa alt devirlerde bir düşme olabilir ancak tersine yüksek devirde de daha iyi bir performans elde edilebilir diye düşünüyorum.
Acaba alt devirde bir sorun yaşar mıyım??
Şimdiden teşekkürler..
bu sorunun cevabını kendi egzosumu yapan sebo ustaya sorcam bugun bakim o nedicek..çift susturucu bi güç kaybı yaratırmı yada ne kadar yaratır..
şu varki ben egzostan sonra alt devirdeki düşüşü fark ettim ama üst devirdeki coşma paha biçilemez:)
quote:
Bu tür hesapları sizler yapmayın diye de bilindik belli başlı firmalar bu hesaplamaları yaparak ürünler sürüyorlar piyasaya. Bu bahsettiğim ürünlerin dışındaki tüm uygulamalarda aslında siz bazı kayıplara razı olarak değişiklik yaptırmalısınız.
Yukarıdaki bahsettiğiniz değişikliklerin aracınıza ne tür etkiler yapacağını açıkçası bilemiyorum. Ama , basit bir mantıkla siz sisteme bir susturucu daha eklemiş oluyorsunuz aslında. Buradan hareketle, turbo araçlarda egzozu ne kadar rahatlatırsanız motor verimi artar düşüncesini de ekleyerek aslında motorunuzun veriminin düşeceğini hesaba katabiliriz diye düşünüyorum.
Supersprint'in son susturucusu var aslında halihazırda ama maalesef 1000TL'nin üstünde. Arka difüzörü takmak için de sabırsızlandığımdan, acil bir çözüm arayışındayım. Bu haftasonu taktırmayı düşünüyorum..
O zaman düşük devirlerdeki kaybı gözardı edersek, pek bir zararım olmaz diye düşünüyorum ki zaten düşük devirde pek giden birisi olmadığımdan böyle söylüyorum..
quote:
Benim bildiğim kadarıyla geri tepkime daha az olursa alt devirlerde bir düşme olabilir ancak tersine yüksek devirde de daha iyi bir performans elde edilebilir diye düşünüyorum.
Konuyu dağıtmadan kısa bir fikir katkısında bulunayım. Turbo araçlarda backpressure olayına zaten turbo'nun kendisi sebep oluyor. Fakat emme manifoldunadan giren yüksek basınçlı hava+yakıt karışımı sübapların (emme ve egzoz) her ikisininde az miktarda açık olduğu çok kısa zaman diliminde (valve overlap) egzoz gazının hem yanma odasından dışarı atılmasına yardımcı oluyor hem de backpressure nedeni ile geri tepmeye çalışan egzoz gazını turboya doğru gönderiyor. Bu olay en ilkel hali ile scavenging.
Yani egzoz borusunun çıkış noktasında değişiklikler yapmanın önemli bir kaybı olmayacaktır çünkü oradan geri tepen gazın yanma odasına geri dolması zordur. Backpressure egzoz manifoldu bölümünde kritik olan bir durum olduğundan performansa esas katkı yapacak değişiklik katalizör ve ilk susturucu bölümü yerine düz boru kullanmak ile olabilir. Bu kadar yeni ve zaten hacmine göre performansı güzel bir motorda da böyle maceralara atılmak istemezsiniz herhalde:)
Bunun yanında zaten kullandığınız motorlarda ciddi AR-GE ile geliştirilmiş çok teknolojik bir scavenging sistemi bulunmuyor mu? Performansa katkı yapmak için ilk tavsiyem güvenilir bir chip tuningdir.
Kısa bir fikir katkısında bulunayım dedim dağıldım gittim:)
quote:
Bunun yanında zaten kullandığınız motorlarda ciddi AR-GE ile geliştirilmiş çok teknolojik bir scavenging sistemi bulunmuyor mu? Performansa katkı yapmak için ilk tavsiyem güvenilir bir chip tuningdir.
Yok üstad amacım performans değil, çift çıkış difüzörü takıcam h.sonu, serviste sadece bağlantı yapmadan uc takıyorlar da, onu çözmeye çalışıyorum. Bu durumda serviste sadece tamponu taktırıp, sanayide falan egzoz işini halledicem gibi görünüyor.
Bilgiler için teşekkürler..
Bügün egzoscuma sordum eğer orjinal bir 2. kazan takılırsa aracı daha çok sıkacağından performans düşer dedi..birmot doğru soylemiş.
Bir somut yanlışımı, bir de belki yaratmış olabileceğim yanlış bir izlenimi düzeltmek istiyorum. Öncelikle, 3.192 km boyunca ortalama tüketimim 9,3 değil 10,4 litre / 100 km!
Bu yanlış bilginin sebebini de açıklarsam, hangi koşullarda ne kadar benzin yaktığı hakkında daha doğru bilgi de aktarmış olurum. Amerika?da fizik doktorası yapan büyük kızım, daha yılbaşı öncesinde Türkiye?ye gelmezden önce arkadaşlarına ?ben babamın 200 HP turbo Alfa?sını kullanacağım? havası atmaya başlamış. Amerika?lı arkadaşları Alfa Romeo?dan mahrum oldukları, Avrupa?lılar hem Alfa, hem de 1750 TBi versiyonu olduğu için epey ilgi göstermişler ve kızım, otomobille ilgili arkadaş camiasında bayağı bir sükse yapmış. Geldiğinin ertesi günü bana ?babanın Alfa?sını kullandım mı?? konulu epey bir e-posta gösterdi. Kullanırken ağzı kulaklarına vardı ama yaklaşık 600 km lik kullanımı boyunca benim O?na arada sırada ?kızım, sen bu 200 HP güçten ne anlıyorsun, biraz gaza basabilirsin istersen? mealindeki hatırlatmalarıma fazla kulak asmadı. Kendi kızım da, trafiğin bir düzene bağlı olduğu ülkelerden gelen yabancı tanıdıklarım gibi, haklı bir çekingenlik içinde kullandı. Ben sonunda O?na aferin dedim elbette. İşte bu şartlar altında, ortalama tüketim 9,3 l/100 km idi!
Sonra ben sayacı sıfırlamadan devam ettim ve günden güne, yavaş yavaş artarak toplam 3.192 km de 10,4 l/100 km oldu. Bunun içinde kızımdan da daha az yaktırdığım epey mesafe var ama vites koluyla oynaya oynaya gaza yüklendiğim epey mesafe de var, motor ısıtmak da var, turbo soğutmak da, İstanbul trafiği de. Umarım nasıl bir ortalama olduğu hakkında daha gerçekçi bir fikir verebilmişimdir.
Yanlış izlenim uyandırmış olabileceğim konu da gazlama durumlarındaki motor sesiyle ilgili. Biraz evvel tekrar bir denedim de, bayağı bir hırlıyor aslında. Ne var ki, sadece bu gibi durumlarda hırlıyor. TS gibi her zaman da değil, sesi temel karakter özelliklerinden biri olacak şekilde de değil. ?İnsanı teşvik ediyor değil? diyelim. TS ederdi. Yoksa gazlarken elbette ki Cadillac?la falan ilgisi yok. Yanlış anlaşılmasın
quote:
bende 159 da merak ediyorum motoru. Tbi 159 kullanan biri anlatsa da hepimizi aydınlatsa. acaba 159 tbi yeterince performanslı mı yoksa diğer araçların hep arkasında mı kalıyor?
Alfa'lar hariç olmak üzere, silindir hacmi 2,5 litreden az olan hiçbir sedanın arkasında kalmadığı gibi, 3 litreye kadar sedanlar arasında bile kolay kolay kimseye pabuç bırakmıyor. 3 litre civarında nadiren pabuç pahalı olabiliyorsa da, işin içine viraj girince nasıl olsa bunların TBi yazısını ancak kısa bir süre görme şansları oluyor. 
Bunları söylerken, trafikte sorumlu davranmakatan ödün verdiğim izlenimi uyandırmayayım. Haklı bir küfür yiyecek durumlara düşmeksizin, bu işlerin nasıl yapılıp, özellikle de nasıl yapılmayacağına örnek olmaya çalışarak, trafik magandalarına bulaşmadan yapıyorum bunları. Yoksa; makasa girenlerle, sinyalsiz minyalsiz akrobasi yapanlarla, banketten manketten geçenlerle, kamikazelerle falan bir Alfa Romeo'yu muhatap etmeye karşıyım.
quote:
Bügün egzoscuma sordum eğer orjinal bir 2. kazan takılırsa aracı daha çok sıkacağından performans düşer dedi..birmot doğru soylemiş.
Bu bilginin doğru olduğundan emin misiniz?
Mevcut gelen tek boruya son susturucudan önce "V" çıkış ile iki koldan çıkış yapılarak sağa da bir tane susturucu takılması aksine çıkışı daha da rahatlatmaz mı???
1750 TBi larda kaç oktan benzin kullanıyorsunuz? Turbo ile beraber yüksek bir sıkıştırma oranı bulunduğu için merak ettim.
quote:
1750 TBi larda kaç oktan benzin kullanıyorsunuz? Turbo ile beraber yüksek bir sıkıştırma oranı bulunduğu için merak ettim.
Kullanma kitabı en az 95 oktan diyor. Ben 97 kullanıyorum.
Bende 97 kullanıyorum
Bence de 97 kullanmak iyi bir seçim Orhan Bey. Benzin oktanlarının çok değişken olabildiği ülkemizde 97 RON kullanarak detonasyon ve erken ateşleme kaynaklı motor hasarı risklerini düşürmüş oluyorsunuz. Bir kullanıcı olarak da zaten motorun ömrünü bu anlamda uzatmak için daha iyi yapabileceğiniz birşey yok.
Ben de 170HP aracımda 97oktan kullanıyorum, herhangi bir vuruntu olayı olmadıktan sonra heralde zararı olmaz. Aslında depo kapağında 95 yazıyor, servisten de (hiçbişeyden haberleri olmasa da) 95 dediler..
Bu işlerden anlayan bir dostum da aracı test etmemi ona göre 95 ya da 97 kullanmamı söledi. iki benzin ile de 50-150 km hızlanmaya ve tüketim değerlerine bak dedi, tabi her iki oktanla da 2-3 depo doldurduktan sonra..
Ama henüz yapmaya fırsatım olmadı..
Bunun bir faydası veya zararı olur mu?
http://www.sahibinden.com/ilan/vasita-yedek-parca-aksesuar-otomobil-arazi-araclari-wurth-enjektor-temizleyici-300ml/detay
156 hayli yüksek kilometredeyken kullanmaya başlamıştım. İllüzyon değilse yararı olmuş gibime gelmişti. 159'da ilk defa 13K kilometre civarında kullandım. Her 5K km de bir kullanmaya devam etmeyi düşünüyorum. Ne dersiniz?
Benim bu ürünler konusunda olumlu ya da olumsuz bir tecrübem yok. Yakıta karıştırılıp da amacı yanmak olmayan her türlü üründen çekiniyorum işin doğrusu. Servis bakımlarınız sırasında isteğiniz üzere enjektör temizliği yapılabiliyorsa daha sağlıklı olur düşüncesindeyim.
Keşke servise o kadar güvenebilsem. 1750 TBi motorun sağladığı performans hakkında ek bir yorum:
Bildiğiniz gibi 159 TBi?ın 0 ? 100 km/saat ivmesi 7,7 saniye. Ne var ki, sıfırdan başlayan (kalkış içeren) bütün ivme değerleri; örneğin 400 metre, 1.000 metre, v.s., aşırı patinaj yüzünden ?traction? kaybı ve/veya o patinajı önlemeye çalışan elektronik sistemler nedeniyle güç kaybı içeriyorlar.
Önden çekişli bütün otomobiller için bu böyle ama ivmelenme çabuklaştıkça, bu kayıplar daha da artıyor. Yani günlük kullanımda; kalkış veya çok düşük hız veya çok kaygan zemin içermeyen ivmelenmesini, 0 -100?ü 7,7 saniyeden biraz daha iyi olan arkadan itişli veya AWD otomobillerle kıyaslayabilirsiniz. Bunu 159 TBi testi yayımlayan bir otomobil dergisinde de okumuştum. Pratikte, düşük hızlardaki performansıyla yüksek hızlardaki performansı arasında, okuyarak edindiğim izlenimden de fazla fark yaşıyorum. Eminim ki Giulietta QV?de bu durum daha da barizdir.
Orhan Bey, son paragrafınızdaki açıklamaya göre 159 TBi'nin hızlanmasını 7,0 saniye civarı olarak alabiliriz...
7 sn yoktur be Serkan :)))
Orhan Bey'in araba ile yan yana arabalari kaldirmak isterdim... Benim 0-100 fabrika verisi 7.3 sn.
2. vites biterken 3'e gecis tam 100 oluyor...
2. viteste 100 yapsaymis, 7.3 ten daha az yaparmis diyorum... Vitesleri ne kadar seri gecirsemde ufak zaman kaybi var tabii..
Ama merak ediyorum...159 tbi ile kalksak ne olurdu..benim 2.5 bence gayet iyi gidiyor.
Yanlis anlasilmasin :)) amacim apacilik degil..Sonucta yepyeni bir motor 159 tbi ve ara hizlanmalari cok cok iyi... dizel gibi alt devirde tum torku veriyor...kullanmak isterdim.
Edited by - selimgencoglu on 11/02/2011 21:21:26
Benimkisi "Züğürt Tesellisi" işte... İleride belki 159 TBi almak nasip olursa, öyle derim kendimi kandırmak için.
quote:
Orhan Bey, son paragrafınızdaki açıklamaya göre 159 TBi'nin hızlanmasını 7,0 saniye civarı olarak alabiliriz... 
Şayet arkadan itişli olsaydı! 
Benim demek istediğim; örneğin 100 - 200 hızlanmasının 0 - 100'ü 7,7 saniyeden biraz çabuk olan arkadan itişli (veya AWD) bir otomobilinki gibi olacağı.
Orhan Bey siz TBi'ı alırken "scavenging control system" teknolojisi konusunda bilgi alabildiniz mi? Ben araştırmalarımla bu teknoloji konusunda kapsamlı olmayan kısıtlı bilgi edinebildim ama siz de bildiklerinizle katkıda bulunabilirseniz sevinirim.
quote:
7 sn yoktur be Serkan :)))
Orhan Bey'in araba ile yan yana arabalari kaldirmak isterdim... Benim 0-100 fabrika verisi 7.3 sn.
2. vites biterken 3'e gecis tam 100 oluyor...
2. viteste 100 yapsaymis, 7.3 ten daha az yaparmis diyorum... Vitesleri ne kadar seri gecirsemde ufak zaman kaybi var tabii..
Ama merak ediyorum...159 tbi ile kalksak ne olurdu..benim 2.5 bence gayet iyi gidiyor.
Yanlis anlasilmasin :)) amacim apacilik degil..Sonucta yepyeni bir motor 159 tbi ve ara hizlanmalari cok cok iyi... dizel gibi alt devirde tum torku veriyor...kullanmak isterdim.
Edited by - selimgencoglu on 11/02/2011 21:21:26
İkisi de önden çekişli, ikisi de Alfa, yanyana kaldırsak sonuç fabrika verilerinden farklı olmazdı herhalde. 159 TBi 1430 Kg, 200 HP. Yani ton başına 140 HP civarında. Sizin aracın ton başına gücü ne kadar?
Utku Bey, "scavenging control system" derken çalışma prensibini mi kastediyorsunuz, bu karmaşık sistemin sensörlerini, prosesörlerini falan mı?
quote:
Utku Bey, "scavenging control system" derken çalışma prensibini mi kastediyorsunuz, bu karmaşık sistemin sensörlerini, prosesörlerini falan mı?
Çalışma prensibini merak ediyorum aslında Orhan Bey. Elektronik ve sistem kontrol zaten bambaşka bir dünya. Benim elde TBi'daki scavenging teknolojisi konusunda elde edebildiğim bilgileri kendi bilgilerimle harmanlayarak vardığım sonucu sizlerle paylaşayım, yanlışım eksiğim varsa düzeltmekten ve eklemekten kaçınmayın lütfen:
1750 TBi'da turbo lag oluşmaması ve çok düşük devirlerden itibaren (1500 d/dk) turbonun etkin hızında çalışarak tork sağlayabilmesi için, bu düşük devirlerde hem emme hem de egzoz sübaplarının açık olduğu süre boyunca (valve overlap) sübap açılma miktarları (lift) fazla tutuluyor (bunu sağlayan variable valve timing olsa gerek). Emme safhasında emme sübaplarından yanma odası içine verilen hava+yakıt karışımı basıncının bir kısmı böylece egzoz sübabından geçerek hem bir önceki safhadan silindir odası içinde kalmış egzoz gazını atıyor hem de egzoz manifoldu içindeki egzoz gazı hızını artırarak turboyu etkin hızında döndürüyor. Yüksek devirlerde ise egzoz gazı hızı turboyu etkili hızında çalıştırmaya zaten yeterli olduğundan sübap açıklıkları daha düşük tutuluyor.
Benim öğrenebildiklerim de üç aşağı beş yukarı sizin yazdıklarınızdan ibaret. Muhtelif kaynaklardan edindiğim ve belki de teyide muhtaç olabilecek bilgilerle sadece birkaç rötuş yapabilirim:
Valve overlap devir aralığı 1.000 ? 1.800 RPM. 1.800 RPM ile konvansiyonel turbo boost başlangıç devri olan yaklaşık 2.500 ? 3.000 RPM arasında ne olduğunu bilmiyorum. Belki de turbo 1.800 devre kadar aldığı momentumla hızlı dönmeye devam ediyordur. Olabilir mi?
Valve overlap süresince liftin fazla tutulduğunu bilmiyordum, sizden duydum.
Valve overlap sayesinde egzost manifoltuna giden hacim %30.
İş zamanında esas patlama gerçekleştikten sonra, egzost zamanı başlarken (veya egzost zamanı süresince, bilmiyorum) egzost gazının içine çok daha az yeni bir püskürtme daha yaparak, yanmamış gazların yanmasına yardım ediyor. Böylece egzost gazını daha da sıcak ve basınçlı hale getirerek turbonun devrine katkı sağlıyor.
Yüksek devirde valve-lift?i azalttığını da bilmiyordum. Valve-lift?i nasıl değiştiriyor? Bunu değişken zamanlamalı eksantrik milleriyle yaptığını sandığınızı söylemişsiniz ama ben bunu gözümde canlandıramadım. ?Duration?ı (supabın açık kalma süresini, yani açısını) nasıl değiştirdiğini gözümde canlandırabiliyorum. Eksantrik milinin kranka göre pozisyonunu (sente?sini) değiştiriyor ama eksantrik milinden hareketle lifti nasıl değiştirebiliyor? Kamın maksimum yüksekliği neyse, supabın maksimum açıklığı da o olmak durumunda değil mi?
Yine cevabını bulamadığım bir de ?roller?lı (bilyalı) supap açıp kapama mekanizması var. Bu roller?lar eksantrik kamlarıyla supaplar arasındaki sürtünmeyi TS motora göre %60 azaltıyormuş. Sadece rölantideyken mi %60, yoksa genel mi onu da öğrenemedim ama asıl merakım; ?roller?lar nerede? Kamların üstünde mi, supap uçlarında mı? Hiçbir çizim, kesit, görsel kaynak bulamadım. Bulabilirseniz çok sevinirim.
Harika bilgilendirme olmuş teşekkürler.
quote:
Yüksek devirde valve-lift?i azalttığını da bilmiyordum. Valve-lift?i nasıl değiştiriyor? Bunu değişken zamanlamalı eksantrik milleriyle yaptığını sandığınızı söylemişsiniz ama ben bunu gözümde canlandıramadım. ?Duration?ı (supabın açık kalma süresini, yani açısını) nasıl değiştirdiğini gözümde canlandırabiliyorum. Eksantrik milinin kranka göre pozisyonunu (sente?sini) değiştiriyor ama eksantrik milinden hareketle lifti nasıl değiştirebiliyor? Kamın maksimum yüksekliği neyse, supabın maksimum açıklığı da o olmak durumunda değil mi?
Orhan Bey, variable valve timing ile beraber lift'in değiştirildiği sonucuna ben kendim varmıştım. Belki de lift değiştirilmiyor olabilir.
Lift değiştirilmesi ise diğer markalarda var olan bir durum. En basit hali ile kam üzerinde iki farklı yükseklikte lob mevcut, bunlardan bir tanesi belirli devir bandında diğeri ise başka bir bantta sübap üzerine basıyor. Toyota'nın VVTL-i teknolojisinde (yanımıyorsan Honda'nın i-VTEC'inde de) silindir başına her iki emme sübabı da bir roller bearing'e bağlı bir külbütör (rocker arm) ile kontrol ediliyor. Belirli bir devire kadar kamın sadece bir lobu külbütörü iterken, devir bandının değişmesi ile kam lobu-külbütör teması için gerekli boşluğu kapatacak kayıcı bir parça hidrolik yolla itiliyor ve diğer lob aktif hale geliyor. Siz roller deyince benim aklıma ilk bu sistem geldi belki Alfa da benzerini yapmıştır diye. Fakat Toyota'da düşük lift düşük devirlerde, yüksek lift ise yüksek devirlerde kullanılıyor. Bu durumda benim Alfa'nın scavenging teknolojisinde lift olduğu yorumum yanlış olabilir. Aşağıda roller bearingli rocker arm mekanizmasının bulabildiğim bir şeklini veriyorum. (Şekil kaynak gösterilmeden heryerde yayınlanmış olduğundan referans vermeden vermek sakınca yaratmaz umarım)


Bunun yanında Audi'nin valvelift teknolojisinden benim de haberim yoktu ama bu vesile ile öğrenmiş oldum. Çok akıllıca bir şekilde yine kam üzerine iki farklı lob yükseklği var, devre göre kam boyuna doğrultuda biraz kaydırılarak yüksek ya da düşük lobun sübap üzerine oturması sağlanıyor.
Supap başına 2 kam (veya lob) hiç aklıma gelmemişti. Uzun lob supabı daha çok itiyor, kısası daha az itiyor. Muhteşem.

Bilgi ve çizimler için çok teşekkürler.

Dediğim gibi, ben de TBi motorda ?variable valve lift? (değişken supap açıklığı) olmadığını bilmiyorum. Belki de vardır. Anladığım kadarıyla eksantrik millerinin lob sayısı, bunun olup olmadığını belli edecek. Öğrenebilmek için kapağı açıp saysak mı acaba?
Çizimler için referanstan bahsetmekle bana TBi motor hakkında okuduğum ilginç bir makaleyi hatırlattınız. Artık Otto motoru hakkında daha önce akla gelmedik, düşünülmedik bir mekanik tasarım yapmanın neredeyse mümkün olmadığını öne sürüyordu. Sanırım sizin çizimler de o kategoriye giriyordur zaten. TBi motorun ?scavenging? teknolojisinin de daha önce teorik bazda düşünülmüş olduğuna referanslar veriyor ama ?valve-overlap? gibi bir kavramın pratikte uygulanabilmesi için dijital çağın belirli bir evresine gelinmesi gerektiğini anlatıyordu.
quote:
Dediğim gibi, ben de TBi motorda ?variable valve lift? (değişken supap açıklığı) olmadığını bilmiyorum. Belki de vardır. Anladığım kadarıyla eksantrik millerinin lob sayısı, bunun olup olmadığını belli edecek. Öğrenebilmek için kapağı açıp saysak mı acaba?
Bence teknik ve ekonomik olarak aklınıza ilk yattığı zaman sizin TBi bir Squadra Tuning chip'i hakediyor. +35hp fena kazanç değil.
quote:
quote:
Dediğim gibi, ben de TBi motorda ?variable valve lift? (değişken supap açıklığı) olmadığını bilmiyorum. Belki de vardır. Anladığım kadarıyla eksantrik millerinin lob sayısı, bunun olup olmadığını belli edecek. Öğrenebilmek için kapağı açıp saysak mı acaba?
Bence teknik ve ekonomik olarak aklınıza ilk yattığı zaman sizin TBi bir Squadra Tuning chip'i hakediyor. +35hp fena kazanç değil.
Bussone , bende özellike Squadra Tuning'in QV için çıkaracağı çipi merakla beklemekteyim. Şubat 11 de bir açıklama yaptılar şu an geliştirme aşamasındalar.
Novitec firmasının çıkarmış olduğu çip ise 235 den 261HP ye 26HP lik bir kazanç sağlıyor.
Sizin bu iki firma ile ilgili düşünceleriniz nelerdir ?Bu uygulamayı önerir misiniz ? Avantaj ve dezavantajları ile iligi neler sçyleyebilir siniz ? Saygılar
quote:
Sizin bu iki firma ile ilgili düşünceleriniz nelerdir ?Bu uygulamayı önerir misiniz ? Avantaj ve dezavantajları ile iligi neler sçyleyebilir siniz ? Saygılar
Daha önce 2.0 TS için sadece Squadra Tuning ürünü chip kullandım, vaadedilen ve benim Alfa'mda gördüğüm sonuçlar açısından son derece memnun kaldım. Benimki dahil birçok kullanıcının tecrübesi sonucunda Squadra'nın güvenilir ve işinin ehli bir şirket olduğunu düşünüyorum. Novitec konusunda ise hiç tecrübem ya da duyduğum birinci kulaktan kullanıcı tecrübesi yok, kullanan arkadaşlarımız varsa onlar fikir belirtirse daha uygun olur.
quote:
Bence teknik ve ekonomik olarak aklınıza ilk yattığı zaman sizin TBi bir Squadra Tuning chip'i hakediyor. +35hp fena kazanç değil.
Gayet güzel bir fikir ama bunu yapmadan önce garantiyle ilgili neredeyse bütün haklarımı kaybetmeyi göze almam gerekir. Bunu adil bulduğumdan söylemiyorum ama garantiyle ilgili durum pratikte maalesef böyle işliyor. Squadra Tuning chip bedava bile olsa, garantiyi kaybetme riskine girmek istemem.
Eğer Alfa Romeo -> Tofaş -> Birmot benim motoru, garantisini bozmadan Giulietta QV motoruna dönüştürseler; bence bu adil, güzel ve ekonomik olur ama buna yanaşacaklarını hiç sanmam. Tabii eğer 1750 TBi motorun bu iki versiyonu arasında mekanik fark varsa, yanaşmamalarını anlayışla karşılardım ama "işletim sistemleri" dışında bir fark olduğunu pek sanmıyorum. Hatta "işletim sistemleri" arasında dahi fark olmadığını öne sürenler var. Bana hayli şüpheli gelen bu söylentiyi aktarayım:
Yabancı bir Alfisti forumunda adamın biri bu iki motor arasında hiçbir fark olmadığını, 35 HP farkın Alfa Romeo'nun 159 için sürekli gücü, Giulietta QV için ise "over-boost" gücünü beyan etmesinden kaynaklandığını öne sürüyor. İlaveten, 159'dakinin de over-boost yaptığını iddia ediyor. Bu söylemini ve iddiasını 159 TBi'ıyla elde ettiği 229 BHP dinamometre ölçümüne dayandırıyor.
Ben eğer böylesi bir ölçüme güvenecek olsam, sadece meraktan bile kendi otomobilimi dinamometreye sokardım ama dinamometre ölçümüne ancak göreceli güç kıyaslaması için güvenirim, mutlak güç ölçümü için güvenemem. Yani bir modifikasyondan önceki ve sonraki güçleri karşılaştırmak için, aynı dinamometrenin aynı kalibrasyonla vereceği sonuçların farkı yansıtacağına güvenirim ama gücünün ne olduğunu belirlemek için otomobilimi sokabileceğim hiçbir dinamometreye güvenemem. Çünkü dinamometrenin, tekerlekteki güçle kranktaki güç arasındaki gerçek ilişkiyi doğru yansıtacak şekilde kalibre edildiğine güvenebilmenin bir yolunu bilmiyorum.
Siz ne dersiniz? Benim 159'u Türkiye'deki bir dinamomtereye sokarak gücünü böylesi bir yorumu doğrulamaya veya yalanlamaya yetecek doğrulukta ölçebilir miyiz?
quote:
Eğer Alfa Romeo -> Tofaş -> Birmot benim motoru, garantisini bozmadan Giulietta QV motoruna dönüştürseler; bence bu adil, güzel ve ekonomik olur ama buna yanaşacaklarını hiç sanmam. Tabii eğer 1750 TBi motorun bu iki versiyonu arasında mekanik fark varsa, yanaşmamalarını anlayışla karşılardım ama "işletim sistemleri" dışında bir fark olduğunu pek sanmıyorum. Hatta "işletim sistemleri" arasında dahi fark olmadığını öne sürenler var
Bence de Giulietta'da elde edilen artı güç ECU'nun mahareti. Bir küçük ihtimal ise turbonun büyük olması ama Giulietta TBi kullanan arkadaşlar da turbo-lag fark edilmiyor ve alt devirler çok canlı dediklerine göre turbo da çok büyük ihtimal aynı. Benim aklıma gelen şu Giulietta'da N modu 159 TBi'da bulunan motorla aynı şekilde davranıyor, D modu ise ECU'da yeni bir map kullanıyor avans, ek başınç vs. her ne değişken etkinleştiriliyorsa +35hp veriyor.
quote:
Siz ne dersiniz? Benim 159'u Türkiye'deki bir dinamomtereye sokarak gücünü böylesi bir yorumu doğrulamaya veya yalanlamaya yetecek doğrulukta ölçebilir miyiz?
Ben de çok sağlıklı bir sonuç çıkacağından şüpheliyim. Hatta az değerler verip depresyon sebebi de olabilirler:) Squadra Tuning'den Stephen'ın elinde galiba 5-6 tane 159 1750 TBi motorunun dinamometre sonucu var, hepsi aynı cihazdan çıktığı için sağlıklı bir yorum yapılabilir aslında.
quote:
Benim aklıma gelen şu Giulietta'da N modu 159 TBi'da bulunan motorla aynı şekilde davranıyor, D modu ise ECU'da yeni bir map kullanıyor avans, ek başınç vs. her ne değişken etkinleştiriliyorsa +35hp veriyor.
En muhtemel senaryo bu olsa gerek. Keşke garantiyi bozmadan 159'a da uygulanabilse.
hemen gidip tbi alası geliyor insanın. Ama 42.000 euro verilir mi verilmez mi emin değilim.
Dün Orhan Bey'in bende yarattığı merakla Squadra Tuning'den Stephan'la yazıştım. Sorularımı ve Stephan'ın cevaplarını aşağıda çevirisi ile veriyorum:
1. 159 ile Giulietta'da kullanılan TBi motorlar arasında mekanik/teknik bir fark var mı?
S: Evet var. 159'da sıkıştırma oranı 9.5:1, Giulietta'da 9.2:1. Ayrıca Giu'da daha büyük bir turbo kullanılıyor. İkisi de KKK marka.
----------------------------------------------------------
2. 159 TBi'da overboost özelliği bulunuyor mu?
S: Kesin birşey söylemek zor. Var olduğu iddia ediliyor ama ben tespit edemedim.
----------------------------------------------------------
3. Giu için verilen +35hp ekstra güç sadece ECU ile mi sağlanıyor?
S: Tam değil, Giu'daki daha düşük sıkıştırma oranı daha yüksek turbo basıncı kullanılmasına olanak sağlıyor.
----------------------------------------------------------
4. Giu için verilen +35hp ekstra güç standart güç mü yoksa overboost ile elde edilen güç mü?
S:Standart güç.
----------------------------------------------------------
5. 159 TBi için üretici tarafından verilen güç ve tork değerleri ile sizin dinamometre ile ölçtükleriniz arasında fark gözlediniz mi?
S: Dört 159 TBi ölçtüm, ciddi derecede sapmalar var. Güç olarak 190hp ile 205hp arasında, tork olarak ise 330Nm ile 350Nm değerler gördüm.
Çok aydınlatıcı olmuş Bussone , teşekkürler bilgiler için .
İyi ki sizde merak yaratmışım. Teşekkürler.

Kapsamlı mekanik farklar da olduğuna göre, cidden farklı versiyonlarmış demek ki. Garanti yüzünden chip de düşünmediğimden, +35 HP olamayacak.
Fabrika verisi 200 HP olan bir motor için 190 - 205 HP arasında oynayan sonuçlara pek şaşmadım. Ama tork bulguları biraz tuhaf. Güç -%5 ile +%2,5 arasında oynarken tork +%3 ile +%9,5 arasında oynuyor. Neden acaba? Sözkonusu dinamometre tekerlekten mi ölçüyor, kranktan mı?
Edited by - Orhan Isvan on 15/02/2011 00:52:58
quote:
Sözkonusu dinamometre tekerlekten mi ölçüyor, kranktan mı?
Malesef bilmiyorum Orhan Bey. Güç torkla beraber aynı zamanda devrin de bir fonksiyonu olduğundan torkun elde edildiği devirdeki sapmalar güçte elde edilen sapmaları azaltıyor olabilir.
Torkun miktarındaki sapmalar hep olumlu yönde. 320Nm olması beklenirken 330 - 350 arasında oynuyor. Hernedense, bunlar devirle çarpılınca güçte biraz olumsuzdan biraz olumluya kadar sapmalar ortaya çıkıyor. Neyse. Mutlak tork ve dolayısıyla da mutlak güç ölçümü için dinamometrenin teknik özelliklerinin ve kalibrasyonunun herşeyden daha belirleyici olduğu sır değil zaten.
Güzel bilgiler, teşekkürler..
Böyle konularda beyin orgazmı yaşıyorum
quote:
S: Evet var. 159'da sıkıştırma oranı 9.5:1, Giulietta'da 9.2:1. Ayrıca Giu'da daha büyük bir turbo kullanılıyor. İkisi de KKK marka.
KKK turbo için internette yaptığım araştırma aklımı karıştırdı. Bu bir turbo markası mı, yoksa turbo tipi mi?
Hafif ve küçük oluşundan, kompresörlü modellerinden, Porsche dahil birçok Alman otomobilinde kullanıldığından, hatta "ucuz Garrett'ten" daha makbul sayıldığından bahsedilen kaynaklara da rastladım, KKK turbo imalatçıları listelerine de, muhtelif KKK turbo kataloglarına da. Ama örneğin KKK web sitesi bulamadım. Oysa ki bir turbo markası olan Garrett'in web sitesi var.
KKK gerçeği nedir bilen var mı? Sorum elbette ki Utku Bey'e ama O'nunla sınırlı değil. Katkı yapabilecek herkese soruyorum.
Orhan Bey, KKK turboların üreticisi Alman Borg-Warner Inc. şirketinin alt şirketi olan Borg Warner Turbo&Emissions Systems. Web sitelerini aşağıda veriyorum:
http://www.3k-warner.de
KKK turboları özellikle 1979-1988 döneminde 1.5L turbo 1000 beygirlik Formula 1 otomobillerinde çok kullanılan bir marka idi. Yanlış hatırlamıyorsam o dönemde Porsche-TAG ve BMW F1 takımlarının uzun süre işbirliği yaptığı bir şirketti. Umarım yardımcı olabilmişimdir.
Elbette yardımcı oldunuz. Teşekkür ederim. Borg-Warner'i bilirdim. KKK'nın bir Borg-Warner markası olduğunu öğrenince Alfa Romeo'nun bu işi ciddi tuttuğunu görmüş oldum.
Alıntı Yap
Benim aklıma gelen şu Giulietta'da N modu 159 TBi'da bulunan motorla aynı şekilde davranıyor, D modu ise ECU'da yeni bir map kullanıyor avans, ek başınç vs. her ne değişken etkinleştiriliyorsa +35hp veriyor.
Alıntı Yap
http://www.aroc-uk.com/news/alfa-romeo-news.htm
Bu yazının 5. paragrafı sizi doğruluyor. Tercümesi:
Bu teknoloji, elektronik kontrollü değişken geometrili bir turbo şarj ünitesiyle birleşerek mükemmel bir tork sağlıyor: sadece 1750 d/d da 350 Nm (DNA butonu Dinamik pozisyondayken) ve 1500 d/d da 320 Nm (Normal konumda) ? ve benzer verimlilikteki ve güçteki motorlara kıyasla ona sınıfının en yuksek torkunu kazandırıyor.
"Değişken geometrili turbo" ifadesi de galiba Stephan?ı doğruluyor çünkü çoğu kaynak 159 daki versiyonun sabit geometrili turbosu olduğunu söylüyor.
Bir süredir siteye giremiyordum. Okuduğum ilk mesajlardan biri bu oldu ve gene büyük keyif aldım. Emeğinize sağlık :)
Katkıda bulunan herkesin emeğine sağlık. 1750 TBi'ı bilgimiz dahilinde enine boyuna değerlendirdiğimiz güzel bir konu oldu hakikaten.
quote:
Bir süredir siteye giremiyordum. Okuduğum ilk mesajlardan biri bu oldu ve gene büyük keyif aldım. Emeğinize sağlık :)
Özellikle Utku Bey'in emeğine sağlık. Çok bilgilendirici oldu gerçekten.
Devam edebiliriz. Örneğin sabit geometrili turbo ile değişken geometrili turbo arasındaki farkları da öğrensek? Değişken geometrili turbo'da pallerin açısı (pitch angle) mı değişebiliyor? Öyleyse nasıl? Değilse neyin geometrisi nasıl değişiyor?
Orhan Bey ilginiz ve katkılarını için ben teşekkür ederim. Konuya bence de devam edelim.
Öncelikle VGT (Variable Geometry Turbo)'nun çıkış sebebine bakmak daha yararlı olur diye düşünüyorum. Konvansiyonel turbolarda, birçoğumuzun duymuş olabileceği "turbo giriş ağzı çapının turbin yarıçapına oranı" olarak ifade edilen Geometrik Oran (AR-Aspect Ratio) konuyu açıklamak anlamında faydalı olacak.
Küçük AR değerine sahip bir klasik turboda turbin düşük devirlerde oluşan zayıf egzoz gazı akışı ile dahi hızlanır, bu düşük devirlerden itibaren devreye girebilen tepkili bir turbo sistemidir. Buna karşın yüksek devirlerde oluşan hızlı egzoz gazı akışı karşısında giriş ağzı çapı yetersiz kalıp gelen gazın bir kısmını manifolda geri teperek egzoz manifoldunda backpressure yaratır, bu gazın bir bölümü silindirlere geri dolar, hacimsel verimlilik düşer ve doğal olarak yüksek devirlerde performans sağlamak güçleşir.
Büyük AR değerine sahip bir turboyu ise düşük devirlerde aktif hale getirmek zordur. Türbini etkili hızlarına ulaştırmak için yüksek hızlı egzoz gazı akışı gerekir. Bu sistemin dezavantajı düşük devirlerde sağır bir turbo iken avantajı yüksek devirlerde performans veriminin artmasıdır.
Bunun genelgeçer ve güzel bir açıklamasını basit bir rüzgargülü fırıldağı ile yapmak mümkün. Fırıldağa ağzınızı büzerek kuvvetsizce bile üflerseniz çıkan hava hızlı olduğundan çabucak döner ama bu şekilde üflenebilecek hava kısıtlıdır ve kuvvetli üflemeye kalkarsanız ağzınızın içinde backpressure olur ve yanaklarınız şişer. Eğer ağzınızı biraz açarak üflerseniz fırıldak ilk başta zor döner, yukarıdakine benzer hızda üflemek için daha kuvvetli üflemek gerekir ama hemen hemen bütün nefes potansiyelinizi tıkanmadan kullanabilirsiniz.
Elbette günlük kullanım otomobillerimizde kullanılan klasik turboları üreticiler bu iki ucun arasında optimize edilmiş boyutları ile sunuyorlar. Biraz düşük devir tepkisinden biraz da yüsdek devir performansından feragat edilerek uygun bir boyut seçiliyor.
VGT'de ise AR turbonun kendi içerisinde değiştirilmiş oluyor. Düşük devirlerdeki egzoz gazı akış hızından kanatçık açıklıkları düşük tutularak tam faydalanılırken yüksek devirlerde ise kanatçık açıklıkları büyük tutularak turbonun etkin olarak çalışması sağlanıyor. Böylece hem düşük hem de yüksek devirlerde etkin bir turbo elde ediliyor. Turbo gecikmesi teorik olarak olmaması gerekli, kanatçık açıklıklıklarının ayarlanması esnasında geçebilecek sürede fark edilmeyecek bir gecikme oluşabilir. Palelere akışı kontrol eden kanatçıklar genelde elektrik servo sistemle yapılıyor bildiğim kadarı ile başka yöntemler var mı bilmiyorum. Unutmadan bir de doğal olarak bu sistemde akış hızı ayarlanabildiğinden ve basınç da teorik olarak hızın karesi ile orantılı olduğundan kanatçıklar açılınca akış hızı düştüğünden egzoz basıncını kontrol etmek sorun olmaktan çıkıyor ve wastegate'i gereksiz kılıyor.
Bu sistemi ilk Honda 1980'lerin ikinci yarısında 1.5L V6 Turbo Formula 1 motorunda kullanmaya çalışmıştı ama galiba oluşan yüksek ısılar altındaki güvenilirliği düşük olduğundan uygulamaktan vazgeçmişti. Yani fikir olarak yeni değil. Şu an için bu sistemin günlük kullanım araçlarında ne kadar güvenilir ve sorunsuz olduğu konusunda bir bilgim yok. Ama egzoz gazı sıcaklıklarının yüksek olduğu benzinli motorlara uygulamada sanırım malzeme teknolojisi ve karşılığında gelen maliyet (know-how+ARGE+üretim) büyük önem kazanıyor. Belki bu nedenlerden henüz standart bir uygulama haline gelmedi.
Son olarak birkaç açıklayıcı şekil..
Düşük devirlerde:


Yüksek devirlerde:


Edited by - bussone on 02/03/2011 17:10:36
Çok teşekkür ederim. Yine çok yararlı oldu. Değişken geometrili turbonun neye yaradığını da, nasıl çalıştığını da anlamış oldum. Dolayısıyla, 1750 TBi motorun Giulietta QV versiyonunun +35 HP gücünün mekanik kısmını artık gözümde canlandırabiliyorum. İlave gücün elektronik boyutları da vardır ama onlar, bu ve benzeri mekanik sanat eserlerinin fiilen çalışmasını sağlayan kontrol /destek üniteleri. Nitekim, turbo geometrisini değiştiren ünite de elektronikmiş.
"Henüz standart bir uygulama haline gelmeyen" bu değişken geometrili turbo teknolojisinin halihazırda orta sınıf binek otomobilleri arasında ne kadar yaygın olduğu hakkında bir fikriniz var mı? Sanki bu sorudan Alfa Romeo'ya bir pay çıkabilirmiş gibime geldi de, varsa atlamayalım dedim.
quote:
"Henüz standart bir uygulama haline gelmeyen" bu değişken geometrili turbo teknolojisinin halihazırda orta sınıf binek otomobilleri arasında ne kadar yaygın olduğu hakkında bir fikriniz var mı? Sanki bu sorudan Alfa Romeo'ya bir pay çıkabilirmiş gibime geldi de, varsa atlamayalım dedim.
VGT egzoz gazı sıcaklıklarının daha düşük olması (650-700 Celcius) nedeni ile daha çok diesel motorlarda uygulama alanı buluyor. Borg-Warner şu an içn 850 Celcius dereceye kadar güvenle çalışabilen VGT ürünleri ürettiğini belirtmiş. http://www.3k-warner.de/products/vtg.aspx Turbo benzinli motor uygulamalarında ise en yüksek egzoz sıcaklığı 850-900 Celcius kabul edilirse benzinli motorlarda uygulama biraz kısıtlı kalıyor. Direct injection sayesinde sıkıştırma oranları artıkça egzoz gazı sıcaklıkları da yeni nesil otomobillerde yükselme eğiliminde. Yaptığım araştımaya göre benzinli otomobillerde uygulama çok kısıtlı görünüyor:
1989 Honda Legend (Honda Wing Turbo)
1992 Peugeot 405 T16 (BorgWarner)
1989 Shelby CSX (Garrett)
2007Porsche 997 Turbo (BorgWarner)
Uzun tasarım ve test süreçlerinden geçseler de şu an için VGT'ye güvenilirlik yönünden biraz temkinli yaklaşıyorum. Bu nedenle 159'da bulunan klasik turbolu versiyonun daha uzun ömürlü olacağını düşünüyorum, tabi bunu zaman gösterecek.
Zevkle okuyorum, bu soru cevaplar çok hoşuma gidiyor, soranın da cevaplayanın da eline sağlık.. :)
Böyle cevap buldukça ben hep sorarım. Yeter ki Utku Bey usanmasın. Örneğin; somut olarak 1750 TBi motorla ilgili olmasa da, hazır turboya bu kadar odaklanmışken, şu meşhur "turbo yatağı" konusunu da sorabilirim isterseniz

Önce devirle ilgili bir merakım var: orta sınıf binek otomobillerdeki turboların 100 - 120 K RPM mertebelerine çıktıkları doğru mu? Elbette ki motordan motora değişiyordur ama bu kadar yüksek devirlere çıkıyorlar mı?
Sonra da yatakları merak ediyorum: turbo yataklarının başka yataklardan kavramsal bir farkı var mı? Eğer yoksa, kızıl yatak mı? Rulman mı (gerçi o devre ve sıcaklığa rulman dayanır mı bilmem ama)? Başka bir malzeme mi? Devir ve sıcaklık nedeniyle sistemin darboğazı yataklar, onun da darboğazı yağlanma mı? Yataklar dışında, turbonun ömrünü sınırlayan başka bir faktör var mı? Başka bir deyişle, turbonun yataklarından başka aşınıp da değişmesi gereken parçaları var mı? Paller falan zamanla değişmeleri gerekecek kadar aşınmıyorlardır herhalde?...
Elbette konvansiyonel, sabit geometrili turbo için soruyorum çünkü VGT için hem kısmen cevap vermiş oldunuz, hem de hareketli kanatçıkları gönderdiğiniz şekiller çok net gösteriyor. Servo falan da eklenince, o epey komplike bir sistem anlaşılan.
quote:
Böyle cevap buldukça ben hep sorarım. Yeter ki Utku Bey usanmasın
Usanmak söz konusu bile değil. Bilgim yettiğince paylaşmak benim için bir zevk.
quote:
orta sınıf binek otomobillerdeki turboların 100 - 120 K RPM mertebelerine çıktıkları doğru mu? Elbette ki motordan motora değişiyordur ama bu kadar yüksek devirlere çıkıyorlar mı?
100-120K devirler turbo için olağan devirler, yüksek performans için tasarlanan turbolar 200K değerlerini sağlayabiliyorlar.
quote:
Sonra da yatakları merak ediyorum: turbo yataklarının başka yataklardan kavramsal bir farkı var mı? Eğer yoksa, kızıl yatak mı? Rulman mı (gerçi o devre ve sıcaklığa rulman dayanır mı bilmem ama)? Başka bir malzeme mi? Devir ve sıcaklık nedeniyle sistemin darboğazı yataklar, onun da darboğazı yağlanma mı? Yataklar dışında, turbonun ömrünü sınırlayan başka bir faktör var mı? Başka bir deyişle, turbonun yataklarından başka aşınıp da değişmesi gereken parçaları var mı? Paller falan zamanla değişmeleri gerekecek kadar aşınmıyorlardır herhalde?...
Turbolarda yaygın olarak iki tür yatak kullanılıyor, birisi daha eski sistem olan ve yağlamaya ve aşınmaya daha duyarlı olan kaymalı yatak (journal bearing), diğeri ise daha yeni nesil turbolarda kullanılan ve yağlama ihtiyaçları ve ömürleri daha uzun olan rulmanlı yatak (ball bearing).
Turbo ömrünü sınırlayan aslında dört ana faktör sıralayabiliriz:
1. Yağlama (yataklar için kritik)
2. Yağ içinde bulunan yabancı maddeler (yatak yüzeyini aşındırıp deforme etmesi açısından)
3. Emilen hava içindeki yabancı maddeler (Turbin pallerinin hasarına sebep olur, hava filtresi burada önemli)
4. Aşırı sıcaklık (gerek emme yolu üzendeki tıkanıklıklar gerekse eksik yağlama nedeni ile)
Yukarıda belirttiklerim içinden yağ-yağlama kaynaklı sorunlar genelde turbonun ömrünü kısaltan ana etkenler.
1.Kaliteli ve zamanında değiştirilen yağ
2.Turboyu devreye sokmak için yeterli yağlama süresinin geçmesi ve belirli bir sıcaklığa ulaşılması (özellikle düşük devirlerde devreye giren turbolarda daha önemli)
3.Turbo turbininin durmasına yetecek kadar sürede yağlamanın devam etmesini sağlamak
4.Temiz ve kaliteli bir hava filtresi ile
kullanıcı turbonun ömrü konusunda üstüne düşen hemen herşeyi yapmış olur. Bunun dışında gerisi turbo bileşenlerinin hem malzeme hem de tasarım açısından teknolojisine kalır.
Teşekkürler. Cevaplarınız yine çok doyurucu. Bende de turbo konusunda bilgi açlığı var çünkü yakın zamana kadar atmosferik olmayan motorlara hiç sıcak bakmazdım. Otomobilimi yenilerken Birmot benzinli motor ile manuel vitesi kesiştiren yegane 159 seçeneği olarak 1750 TBi sununca, ben de artık turbo konusunda çağa ayak uydurmak durumunda kaldım. Bu başlığın ana konusu bu motorun, en azından kendi sınıfında, çağın önüne de geçen özellikleri olabilir ama ben fırsat bulmuşken çağı yakalama konusundaki sorularıma devam etmek istiyorum çünkü cevaplarınızdan yeni sorular çıkartıyorum. Şöyle ki:
quote:
100-120K devirler turbo için olağan devirler, yüksek performans için tasarlanan turbolar 200K değerlerini sağlayabiliyorlar.
1750 TBi motorun 159 versiyonunun litre başına gücü 114+ HP mertebesinde olduğuna göre, turbosu bahsettiğiniz "yüksek performans için tasarlanan turbolar" kategorisine giriyor olabilir mi? Yoksa bu spesifik gücü daha ziyade "valve overlap, direkt enjeksiyon, continously variable cam timing, v.s". gibi özellikleri sayesinde elde ediyor olup, turbosu nispeten munis olabilir mi? 100 - 120K RPM bile gözümü korkutmuşken, 200K hafsalamı zorluyor. Bugün oldukça dinamik bir sürüşten sonra (sesi hakkında ilave bilgi paylaşımı olarak belirteyim ki yolcum, açık hava filtresi olmadan bu sesleri çıkarttığına şaştı!
) stop etmeden önce ne olur ne olmaz diye rölantide daha da uzun süre beklettim.
quote:
Turbolarda yaygın olarak iki tür yatak kullanılıyor, birisi daha eski sistem olan ve yağlamaya ve aşınmaya daha duyarlı olan kaymalı yatak (journal bearing), diğeri ise daha yeni nesil turbolarda kullanılan ve yağlama ihtiyaçları ve ömürleri daha uzun olan rulmanlı yatak (ball bearing).
Hobi olarak uzaktan kumandalı model otomobillerle ilgileniyorum. Motorları (içten yanmalı, tek silindirli, iki zamanlı) 28K RPM'den başlayıp, 45K RPM'lere kadar çevirebiliyorlar. Hepsinin krank yatakları rulman (ball bearing). 40K RPM'den yukarısı için genellikle seramik rulman kullanılıyor. Diğerlerini de modifiye ederken rulmanları seramik olanlarla değiştirilebiliyor.
Sadece "ball" ları seramik olup, çerçeveleri çelik olan rulmanlar olduğu gibi, tamamen seramik olanlar da var (ve epey daha pahalı). Genellikle turbolarda, özellikle de 200K RPM gibi devirlerde ne tür rulmanlar kullanıldığı hakkında bilginiz var mı? 1750 TBi'daki turbo rulmanlarının malzemesini öğrenme imkanınız olur mu? Böylesi devirlere ve sıcaklıklara "dayanabilen" rulmanların ne menem şeyler olduklarını çok merak ediyorum.
Bu nedenle Giulietta'm için özellikle kutu içi filtre almayı düşünüyorum, BMC filtrelerinin bu konuda çok kaliteli / üstün olduklarını duydum..
quote:
Bu nedenle Giulietta'm için özellikle kutu içi filtre almayı düşünüyorum, BMC filtrelerinin bu konuda çok kaliteli / üstün olduklarını duydum..
Ben de herşeyin fabrikada takılandan da "daha iyi" olmasını isterim ama 120K RPM şöyle dursun, bir de 200K gibi devirleri duyunca nutkum tutuldu. Böylesi devirlerde, hava filtresinin geçirdiği partikül çapının öngörülenden birkaç mikron bile daha büyük olması halinde yataklara ne olacağını tasavvur etmeye çalışınca -ki başaramıyorum- orijinal olmayan hava filtresinden korkarım. O devirlerde çalışan bir turbo için hava filtresinin hangi açıdan "daha iyi (kaliteli / üstün)" olduğunu çok iyi düşünmenizi öneriririm. Eğer daha fazla hava geçişi sağlamak uğruna biraz daha büyük partiküllere geçit veriyorsa, o partiküllerin o devirlerde ve o sıcaklıkta yataklara neler yapabileceklerini düşünmek bile ürkütücü olabilir.
quote:
1750 TBi motorun 159 versiyonunun litre başına gücü 114+ HP mertebesinde olduğuna göre, turbosu bahsettiğiniz "yüksek performans için tasarlanan turbolar" kategorisine giriyor olabilir mi? Yoksa bu spesifik gücü daha ziyade "valve overlap, direkt enjeksiyon, continously variable cam timing, v.s". gibi özellikleri sayesinde elde ediyor olup, turbosu nispeten munis olabilir mi?
Orhan Bey malesef elimde Borg Warner KKK turbo kataloğu bulunmuyor. Ama bildiğim kadarı ile 159'da kullanılan turbo basıncı motor devrine göre 1.2bar ile 0.8bar arasında değişiyor. Bu da orta sınıf bir turbo olduğunu gösteriyor.
quote:
Sadece "ball" ları seramik olup, çerçeveleri çelik olan rulmanlar olduğu gibi, tamamen seramik olanlar da var (ve epey daha pahalı). Genellikle turbolarda, özellikle de 200K RPM gibi devirlerde ne tür rulmanlar kullanıldığı hakkında bilginiz var mı?
Normal turbolardaki rulmanlar paslanmaz çelikten yapılıyor. Yüksek performans için olanlarda seramik kullanılıyor mu bilemiyorum ama yeterli yağlama ve su soğutması ile onların da çelik olması mümkün görünüyor. Bunların birçoğunun türbinleri ise Inconel malzemesinden yapılıyor. Bu sefer tam anlamıyla yardımcı olamadım sanırım, kusura bakmayın.
Garret T25 (orta sınıf) model turbonun kompresör haritasını aşağıda bilgi amaçlı sunuyorum (kaynak http://www.turbobygarrett.com). Bu turbo modeli yanlış hatırlamıyordam GTV 2.0 V6 TB'de kullanılanılıyor, rulman yataklı bilindik bir ürün.

Buradan görülebileceği gibi bu turbo üst limit olarak %68 verimlilikte yaklaşık 167000 rpm çevirebiliyor. Mantıklı devirleri ise 2 bar mutlak basınçta %75 verimlilik ile 130000-140000 rpm civarı.
quote:
Bu sefer tam anlamıyla yardımcı olamadım sanırım, kusura bakmayın.
Ne kusuru? Ben bu ahret suallerinin cevaplarını başka nereden bulabilirdim? Turboların ıncığı cıncığı hakkında bugüne kadar neleri merak etmeyip de şimdi birdenbire merak ediverdimse hepsini bir çırpıda öğreniverdim. Daha ne isteyebilirim? Sadece bana değil, okuyan herkese fazlasıyla yardımcı oldunuz. Kusur bunun neresinde? Elinize, emeğinize sağlık.
Sayenizde Iconel denen bir malzemeden haberdar olduktan ve Wikipedia'ya bir göz attıktan sonra Google Search'te karşıma ilk çıkan makalede kullanılan fotoğrafı ilginç buldum:
http://www.burnsstainless.com/inconel.aspx
Turboyla uzlaşınca, galiba ilk defa Iconel'den üretilmiş bir parçası olan bir otomobilim oldu.
quote:
quote:
Bu sefer tam anlamıyla yardımcı olamadım sanırım, kusura bakmayın.
Ne kusuru? Ben bu ahret suallerinin cevaplarını başka nereden bulabilirdim? Turboların ıncığı cıncığı hakkında bugüne kadar neleri merak etmeyip de şimdi birdenbire merak ediverdimse hepsini bir çırpıda öğreniverdim. Daha ne isteyebilirim? Sadece bana değil, okuyan herkese fazlasıyla yardımcı oldunuz. Kusur bunun neresinde? Elinize, emeğinize sağlık. 
Aynen katılıyorum. Artık izlemeye geçtim, dört gözle okuyorum
İki malzeme daha eklemem uygun olur. Bunlardan birisi Ni-Resist (%14-%36 nikel içerikli demir) turbo muhafazasının yapımında kullanılıyor, diğeri de Nikasil (kaplama olarak). Inconel de dahil bunların otomobilerde kullanımını genel olarak 1980'lerin 1000hp+ turbo F1 dönemine borçluyuz.
Nikasil'i duymuştum (nereden duyduğumu hatırlamıyorum). Yanılmıyorsam 1950 lerde ilk defa F1 de kullanılan disk fren dahil, binek otolarımızda halen kullandığımız pek çok teknolojiyi de F1 lere borçluyuz.
Başlık 1750 TBi motoruyken, turbolar hakkındaki sorularımla konuyu saptırmaya başlamış olabilirim. Oysa ki bu motora ait konulardan "roller" lı supap açıp kapama mekanizmasını halen anlayabilmiş değiliz. Sürtünme kaybını TS motora göre %60 azalttığını okumuştum ama geçenlerde bunun rölantide çalışırken olduğu bilgisi gözüme çarptı. Nerede gördüğümü hatırlamıyorum ama Alfa Romeo'nun resmi bir açıklaması değildi. Bir otomobil dergisinin veya bloğunun "duyumu" olarak bahsi geçiyordu.
Bu konu söylenti halinde kalırsa, neden hem duyurup hem de nasıl çalıştığı hakkında hiç bilgi vermediğini Alfa Romeo'ya yazıp sorsak mı acaba? Neticede sır olabilecek bir bilgi değil. Olsaydı zaten patentini alır, sağır sultana bile duyururlardı. Böyle şeylerin patenti 1920 lerden, 30 lardan falan bile kalma olabiliyor. Acaba neden açıklamıyorlar?
Bahsettiğim gibi, söylenti formatında olup da doğruymuş gibi gözüken bilgiler örneğin bu ve benzeri kaynaklarda var:
http://www.okedab.com/alfa-romeo-159-engines-2
Linkin "friction" (sürtünme) başlığı altında "roller rocker arm"ların (Türkçede galiba piyano deniyor?) sürtünme kaybını 2.000 devirde %65'e kadar azalttığı yazıyor. Ama nasıl? Acaba buna benzer bir şekilde mi:
http://www.lunatipower.com/News.aspx?id=1
Yoksa buna benzer bir şekilde mi:
http://www.jpcycles.com/product/431-517?utm_source=googleproducts&utm_medium=cse
Yoksa başka bir şekilde mi? En üstteki linkteki bilgileri otomotiv basınına Alfa Romeo'nun dağıttığını varsayarsak, kendi verdiği bilgileri merak edip de şeklini görmek isteyenlere acaba neden yardımcı olmuyor? Nasıl olsa kimse merak etmez diye düşünüyorsa, o zaman o bilgileri neden veriyor?
Ya tanıtım fazla İtalyan işi, ya da ben fazla meraklıyım...
Orhan Bey söylediklerinize katılıyorum. Roller rocker arm zaten var olan birşey, Alfa yeni nesil motorunda bu uygulamayı kullanmaya başladı. Benzer uygulamalar Toyota'nın, Honda'nın motorlarında (ve tahminen bilmediğim birçok motorda) var, hatta VVTL konusunda açıklayıcı bir şekil göndermiştim orada da roller bearing var. Markalar bir önceki nesil motorlarına göre yeni bir uygulama yaptıklarında bunu haklı olarak duyuruyorlar bazen de duyuru Amerika'nın yeniden keşfi boyutuna ulaşıyor. Yeni nesil motorlarını tanıtırken Alfa'nın bu konuyu roket bilimi gibi göstermemesi hoşuma gidiyor. Yani, yeni motorlarında teknolojik uygulamaların bulunduğunu ve eskisine göre sürtünmelerin %65 azaltıldığını ifade etmek güzel bir duruş. (Bazı markalar gibi "dünyada bir ilk" ya da "artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak" gibi sloganları kullansalardı hemen dalga geçerdim). Bu teknolojinin detaylarını Alfa'nın paylaşmaması birincisi sizin benim gibi insanların merakını körüklüyor markaya daha da bağlanıyoruz ve şu anda olduğu gibi gönüllü ve habersiz tanıtım elçiliği yapıyoruz, ikincisi bu tür sistemlerin basit temeller üzerine oturduğu görüldüğünde tüketiciye anlatılan öneminden çok şey götürür endişesi var, üçüncüsü ise bunlardan doğal olarak hiç anlaması gerekmeyen genel tüketici için "motor çok teknolojik" şeklinde bir çekim unsuru oluyor. Aslında tüm paket düşünüldüğünde bayağı da teknolojik bir motor gerçekten.
Amerika'nın yeniden keşfi gibi sunmaması ve roket bilimi gibi göstermemesi bence de doğru bir duruş. Ne var ki, ben birkaç defa Amerika'ya da gittim, resim de çektim. Kimse de bana "o kıtayı sen mi keşfettin ki resmini çekiyorsun?" demedi.
Resmini, çizimini, kesitini falan gösterse de bana ille de şu eksantrik kapağını açtırmasa olmaz mı yani? Bakın merak kaç etti? Eksantrik loblarını sayacağız... Roller'ları göreceğiz...

Motor teknolojik olunca böyle çeyiz sandığı gibi saklamak da gerekmez ki. Hem de içindekileri ballandıra ballandıra anlattıktan sonra... Fuarlarda ne güzel motor kesitleri oluyor. Düğmesine basınca bir de yavaş yavaş dönüyorlar ki her hareketleri izlenebilsin. 1750 TBi bunları fazlasıyla hakkedecek yenilikler ve/veya ilerici çözümler barındırıyor. Bir kesit motor kaça malolurdu ki? "Valve-overlap" de dahil herşeyi gözümüzle görürdük.
Bir gün şeytan fazla dürter de eksantrik kapağını açarsam, resimler çeker burada herkesle paylaşırım.
159'da kullanılan KKK turbo modelini'nin K03 olduğunu öğrendim (aslında modelini bulamadığım için içten içe bu konuya takmıştım). Kaynak çok uzaklarda değilmiş ama derinlerde gizli imiş. Linki veriyorum:
http://www.turbos.bwauto.com/press/newsArticle.aspx?id=234
Giulietta'da kullanılan ise büyük olasılıkla bir büyük modeli olan K04.
Haberi tamamen okumaya vaktim olmadı ama 159 için turbo ünitesinin ile manifoldun flanşlı değil yenilikçi kaynak teknolojisi ile birleştirildiğinden bahsediliyor. Yerden kazanma ve süreklilik anlamında kesin avantajları olsa da kaynaklı olması da bakım ve tamiri zorlaştırmaz mı? diye düşünmedim değil. 159'ların ve Giulietta'ların turbolarına iyi bakın derim, değiştirmek sökmek takmak o kadar kolay olmayabilir.
Çok teşekkür ederim. FTP, FPT ve EMS system ifadeleri hariç, mesleki formasyonu olmayanların da anlayacağı şekilde kaleme alındığından, gerçekten çok makbule geçti.
Manifolt için daha az, turbo gövdesi için daha çok nikel içeren ayrı ayrı döküm alaşımlar kullanıldığını ve bunların ilk defa özel bir kaynak tekniğiyle birleştirildiklerini söylüyor. Avantajlarını sayarken, dezavantajdan bahsetmiyor elbette.
Neden tamir/bakımı zorlaştırma ihtimalinden bahsettiğinizi anlıyorum. Gerçekten zorlaştırıyor olabilir ama gözümüzle göremediğimiz sürece bu tahminlerle yetinmek zorundayız.
Rulmanları değiştirilemeyen bir turbo olmayacağını varsayarsak; konvansiyonel sistemde turbo gövdesi manifolttan ayrılırken, bu sistemde manifoltu motordan ayırmak sözkonusu olsa gerek. Yoksa, "turbo eskidi hadi komple manifolt+ turbo ünitesi faturasını öde bakalım" demiyor olsalar gerek. Yine de belli olmaz... Teknoloji uğruna böyle şeyler yapmaları çok da sürpriz sayılmayabilir aslında. Şayet durum buysa, garanti süresinin sonuna doğru turboyu çaktırmadan sabote etmek gerekebilir.

Şaka bir yana, bunu umarım servisten öğrenebilirim. "Turboya bir hal olursa komple mi değişiyor, tamir takımı var mı?" gibi bir soru durumu aydınlatır herhalde. Kastınız buydu değil mi? Tamir takımı varsa, sökme-takma işçiliğinin artışına değecek kadar avantajlı olabilirmiş gibi gözüküyor.
quote:
Şaka bir yana, bunu umarım servisten öğrenebilirim. "Turboya bir hal olursa komple mi değişiyor, tamir takımı var mı?" gibi bir soru durumu aydınlatır herhalde. Kastınız buydu değil mi? Tamir takımı varsa, sökme-takma işçiliğinin artışına değecek kadar avantajlı olabilirmiş gibi gözüküyor.
Bence herşekilde elde edilen performans takdir edilesi. Turbo ile manifold kaynaklı ise bunlar bir şekilde ayrılıyorlardır mutlaka. Bahsedilen kaynak teknolojisi biraz kafa kurcalayıcı, bilindik kaynak elektrodları iş görmüyorsa sıkıntı yaratabilir. Ayırmak değil de tekrar birleştirme konusunu merka ettim aslında. Tabi dediğiniz gibi yetkili servis bunların parça parça değişimi olmaz manifold+turbo beraber tek parça ürün diyebilir mi? Diyebilir gerçekten:)
Edited by - bussone on 08/03/2011 22:23:45
quote:
Turbo ile manifold kaynaklı ise bunlar bir şekilde ayrılıyorlardır mutlaka. Bahsedilen kaynak teknolojisi biraz kafa kurcalayıcı, bilindik kaynak elektrodları iş görmüyorsa sıkıntı yaratabilir. Ayırmak değil de tekrar birleştirme konusunu merka ettim aslında.
Kaynakla birleştirilmiş parçaların birbirinden ayrılıp sonra tekrar kaynakla birleştirilmesi gibi bir uygulama benim aklıma pek yatmadı ama, belli de olmaz elbette. Kaynak teknolojisi bilindik olsaydı dahi, kaynaklı parçalar birbirinden ayrılmaksızın turbo yatakları değiştirilebilmeli herhalde.
Servise turbonun komple mi yoksa tamir takımının mı değiştiğine ilaveten, bir kaynak işlemi gerektirip gerektirmediğini de sorayım. Bakalım ne diyecekler?
Manifoldu değiştirmek gerekirse ne olacak?:). Bu da ayrı bir soru. Şaka bir yana, araştırmasıdır, sorusudur, yorumudur derken TBi'ı yakında civatasına kadar çözeceğiz herhalde.
quote:
... TBi'ı yakında civatasına kadar çözeceğiz herhalde.
Civata bulsak çözeceğiz de, karşımıza kaynak çıkıyor.
Dün bir Mc Donald's restoranında Hüseyin Muslu (Zincirlikuyu/Birmot) ile karşılaşınca bu kaynak meselesini ayaküstü sorma fırsatını kaçırmadım.
Manifoltla torbo gövdesinin birbirine kaynaklı oluşu nedeniyle tek parça gibi sökülüp takıldıklarını teyid etti. Manifoltun nasıl değiştirileceğini O da düşünmemiş. "Şimdiye kadar hiç gerekmedi" dedi. Belli ki tek parça olarak değişecek. Başka seçenek gözükmüyor çünkü kaynak kesip sonra tekrar kaynak yapmak gibi bir işlem yapılmadığını da teyid etti. Zaten anladığım kadarıyla o heryerde yapılamayacak cinsten, özel bir kaynak.
Turbo yataklarının değişmesi için bu parçayı turbocuya gönderiyorlarmış! Turbo ünitesini bu parçaya bağlayan civatalar fabrikada sıkıldıkları zaman "uçları kopan" cinsten civatalar oldukları için bunlar kaynakla kesilerek sökülüyormuş. Turbocunun yatakları değiştirdikten sonra taktığı civatalar hakkında pek bir bilgisi olmadığını da söyledi.
Yukarıda yazdığım kadarını anladımsa da, bu defa da şu "sıkıldığı zaman ucu kopan civata" meselesini merak etmekten kendimi alamıyorum. Perçinin yivlisi gibi birşey canlanıyor gözümde. Ucu değil de başı kopuyor olsa gerek. Belki size daha fazla anlam ifade ediyordur bu "kopan civata" meselesi.

Edited by - Orhan Isvan on 16/03/2011 10:27:46
Bu konulara cok fransız kaldım yahu..
Sanıyorum belli bir torkun üstünde güç uygulandığı zaman "ön kesimli ya da inceltilmiş olan" civata başı kopuyordur. Sizin tarifinzie göre tamamen tahmin tabi benimkisi :)
quote:
Sanıyorum belli bir torkun üstünde güç uygulandığı zaman "ön kesimli ya da inceltilmiş olan" civata başı kopuyordur. Sizin tarifinzie göre tamamen tahmin tabi benimkisi :)
Evet. Sanırım aynen dediğiniz gibi olmalı. Umarım turbocu "ne farkeder ki" diyerek normal civata kullanmıyordur. Orijinalinde kopan civata kullanıldığına göre, koparken gevşemesini önleyici bir deformasyon oluşuyor olmalı. Ama eğer turbocu normal civata kullanırsa, bu durum servisin gözünden kaçmaz elbette...
quote:
Turbo yataklarının değişmesi için bu parçayı turbocuya gönderiyorlarmış! Turbo ünitesini bu parçaya bağlayan civatalar fabrikada sıkıldıkları zaman "uçları kopan" cinsten civatalar oldukları için bunlar kaynakla kesilerek sökülüyormuş. Turbocunun yatakları değiştirdikten sonra taktığı civatalar hakkında pek bir bilgisi olmadığını da söyledi.
Turbocuya parça göndermek, doğru civata kullanmasını ve doğru iş çıkarmasını ummak gibi açıklamaları bir teknik servise uygun bulmadım açıkçası.
quote:
Turbocuya parça göndermek, doğru civata kullanmasını ve doğru iş çıkarmasını ummak gibi açıklamaları bir teknik servise uygun bulmadım açıkçası.
"Teknik" servis mi? Hani, nerede? 
156 mın silindir kapağını da sanayide taşlatmışlardı. "Kompresyon yükselmesin?" dediğimde "toz paso" aldıracaklarını ve geri geldiğinde kontrol edeceklerini söylemişlerdi. Ayrıca, 4. piston kolunu kontrol etmek için 156 mı bir gün alıkoymuşlardı. Bütün bu kontrollerden 1800 km sonra 4. piston kolu bloktan dışarı çıkmıştı! 1750 TBi motorun parçalarının gönderileceği yerlerde iyi iş çıkarılması için acaba örneğin "toz paso"nun kaç mikron olduğunu varsaymalıyız?
Teknikten başka ne ararsanız bulabilirsiniz ki bunlara, içtenlikle söylüyorum; iyi niyet, güler yüz, nezaket, v.s. dahil. Ama teknik, sanayide aranıyor! Ne var ki, garanti süresi içinde; mühür kimdeyse, Süleyman O...
quote:
"Teknik" servis mi? Hani, nerede?
Çok güzel söylemişsiniz, kelime bile eklemeye gerek yok
d modunda 235 veriyor..
n modunda 170 falan veriyor olması lazım....
dna modu hem ekonomi hem direksiyon kullanımı (sehiriçi) için rahatlık veriyor...
You are not allowed to view links.
Register or Login
Yakıt Tüketimi de yine sırf motora değil, otomobile ait bir özellik. Bana kalırsa 159 TBi; 200 HP gücünde, 1430 KG ağırlığında, estetiği aerodinamik verimine tercih edilerek tasarlanmış bir otomobil olarak az yakıyor. Yani TBi motor yaptığı işe göre az yakıyor sanıyorum ama 159?un üzerinde pek de az iş yapmıyor. Hele de hızlı giderken. Yavaş giderken bayağı az yakabiliyor. 80 km/saatin altında anlık tüketim göstergesi 3.8 ? 4.2 l/100 km seviyelerine inebiliyor ama gaza asılınca anında 50 l/100 km gösteriveriyor. 3000+ km deki ortalamam 9,3 l/100 km ki bunun içinde en tasarruflusundan en yüksek performanslısına kadar her türlü kullanım var.
Orhan abi, 159 1.750 TBİ sakin kullanımda şehiriçi kaç litre yakar. Sitede bir tane var. Uygun fiyat verirse almayı düşünüyorum.
Bilgilendirme amaçlı güncel.
Sent from my iPhone using Tapatalk