Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



SEVMEK VE YAŞAMAK ADINA

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Levent Kobaza

#125
quote:

COCUK KALANLAR

- Gel oglum kalk bakalim tahtaya, sana bir sorum var.

- Buyurun, sorun tabii ogretmenim,

- Canlilar kaca ayrilir?

- Dorde ayrilir ogretmenim.. .

- Bana yanlis gibi geldi ama, say bakalim...

- Bitkiler, Hayvanlar, Insanlar, Cocuklar...

- Cocuklarda insan degil mi oglum?    

-Haklisiniz, o zaman canlilar uce ayrilir ogretmenim.. .  

- Peki, simdi yeniden say bakalim....

- Bitkiler, Hayvanlar ve Cocuklar...

- Oglum peki, insanlara ne oldu?

- Dusunebilenleri hep cocuk kaldilar, dusunemeyenleri de zamanla hayvanlastilar ogretmenim





Annem eskilerin öğretmeni olduğu için söyle der;
Çocuklara ilkokul sona kadar saf ve temizdirler
Yalan bilmezler
İlk okuldan sonra kirlenmeye başlarlar

n/a

#126
Levent Bey bildinizi düşünüyorum ama benim yıllarca gözümden kaçmıştı ne yazıkki.Özellikle sahip değilseniz elde edin ve okuyun kimimi??
Comte de Lautréamont..Moldoror'un Şarkıları,
Fransız edebiatının dahiyane çocuğu,24 yaşında intihar ederek ölmüş.

babi

#127
Pakize suda,dan güzel bir yazı.
seni seviyorum  kelimesinin nekadar anlamsızlaştığını anlatıyor.

Sevgili Gençler,

Bugün sizden bir şey isteyeceğim.
Sakın kimseye seni seviyorum demeyin.

Lütfen. Kullanmayın artık bu sözü. Başka bir şey deyin birbirinize onun
yerine. Duygularınıza daha denk düşen bir şey. Benim aklıma gelmiyor ama
siz bulursunuz. Ne de olsa sizin duygularınız...

Hayır, içini dolduracaksanız seni seviyorum?un, bir
diyeceğim yok. Ama umudum da yok.

Seni seviyorum öyle kendine iyi bak gibi bir söz değildir. Laf olsun diye
söylenen...

Birine seni seviyorum dediğinizde hakkını vereceksiniz.

Bir kere onu gerçekten seviyor olmanız lazım. Yani öyle dokununca
geçiverecek arzularla falan karıştırmayacaksınız.

Birine seni seviyorum dediğinizde, o biri en az tuttuğunuz takım kadar
önemli olacak hayatınızda.

Birine seni seviyorum dediğinizde, bir saat eksik uyumayı göze
alabileceksiniz onu daha çok görmek uğruna.

Birine seni seviyorum dediğinizde, elini tutmak da önemli olacak başka
şeyler kadar.

Birine seni seviyorum dediğinizde, sevgilimsin de demiş olduğunuzu
bileceksiniz.

Birine seni seviyorum dediğinizde, onu özleyecek, düşünecek, merak
edeceksiniz.

Birine seni seviyorum dediğinizde, onun gözü telefonda (evet, cep telefonu
çıktığından beri kulak değil gözler telefonda) aramanızı beklediğini
unutmayacaksınız.

Birine seni seviyorum dediğinizde, ona sürprizler yapmayı, ufak hediyeler
almayı ihmal etmeyeceksiniz.

Birine seni seviyorum dediğinizde, ona şiirler okuyacak hatta kabiliyetiniz
varsa, yazacaksınız da.

Birine seni seviyorum dediğinizde, şarkıdaki gibi, ellerinizde çiçeklerle
kapısında bekleyeceksiniz.

Birine seni seviyorum dediğinizde, belki ömrünüzün sonuna kadar değil ama
hiç olmazsa yarın, öbür gün de seveceginizden emin olacaksiniz.

Birine seni seviyorum dediğinizde, aynı zamanda "free takılalım" da diyemeyeceğinizi bileceksiniz.
Birine 'seni seviyorum' dediğinizde, o aşktan söz ederken siz "ben almayayım, alana da mani olmayayım" demeyeceksiniz.

Nasıl?
Çok mu zor?
Fazla mı zahmetli?

İnsanın birini sevip sevmediği tam da böyle belli oluyor arkadaşlar. Sevmeyince "iş" gibi geliyor bütün bu saydıklarım. O zaman "seni seviyorum" demeyeceksiniz. bu kadar basit. Bir gün farkında olmadan bütün bunları yapıyor olduğunuzu görünceye kadar.

Şimdi ne var bunda? keşke herkes birbirine bolca "seni seviyorum" dese diye düşünenler olacaktır.

İyi. o zaman, birbirini gerçekten sevenler yeni bir söz bulsunlar söyleyecek, "seni seviyorum" orta malı olsun. Zaten oldu olacağı kadar.
Hakan Senyıl
Giulietta 1.4 TB
159 1.9 JTD SW
156 2.0 [url="//sw.ss"]SW.SS[/url]
156 1.6 TS

Levent Kobaza

#128
Pakize Suda ya bir cevap;

Eşimle ayrılma kararı You are not allowed to view links. Register or Login ayrıldık!Memleketi amerikaya dönecekti.Bir taksi tuttum.Havalimanına çıkmak üzere yol koyulduk.Yolda giderken susukunluğu tercih ettik.
Sonra bir ara suskunluğunu bozdu ve bana şunu sordu:
-   Bana en son ne zaman sen seviyorum dediğini hatırlıyor musun?
-   Ben, bir durdum,düşündüm düşündüm...
     İyi de dedim ben zaten yaptığım hareketlerimle ,jestlerimle , mimiklerimle zaten hep    seni sevdiğimi ifade ettim
Tekrar sordu;
-   Bana en son ne zaman sen seviyorum dediğini hatırlıyor musun?
-   Cevap veremedim..
Ama  o zaman şunu anladım;
Evet , seni seviyorum dememiştim.Oysa söylemekle göstermek farklı seylerdi ve söylemeliydim.
Ve düşündüm ! Hepimiz bu konuda ne kadar da pasif kalmıştık.
Söylemeliydik.

Hıncal

Levent Kobaza

#129
Günün Sözü
Şans hazırlanmış zihinleri tercih eder.
Louis Pasteur

Hiç beklentisiz sevdiniz mi?
Yani bugün telefon etmedi demeden, şu an nerede acaba diye kendi kendinizi yemeden, yaş günümü hatırlayacak mı acaba diye bir beklenti içine girmeden? sevdiniz mi hiç?
Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip , onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi?
Yanında ki kız arkadaşına aldırmamayı öğrenip, ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,  bitecekse biter , bunu ben değiştiremem , beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi diye düşünüp.Onu Yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçe bildiniz mi hiç?
Hiç beklemeden çalan bir kapıda Onu karşınız da görmek ne güzeldir bilirmisiniz?
Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden.. Ve beklemeden gelen bir ? Seni seviyorum ? Mesajının tadına varabildiniz mi hiç?
Siz istediğiniz için değil,O istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmemin tadına bakabildiniz mi hiç?
Bugün beni hatırlamadı yerine..hiç beklemiyordum , senin geleceğini-diyebilmek ne güzeldir oysa..
Onu boğmadan, kendinizi boğmadan , sevebilmek ne güzeldir..
Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?
Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
Beklentisiz sevin..
Ben beklentisiz seviyorum..
Niye aranmadım diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize Hiç beklenmedik bir ?seni özledim ?mesajı ile aşk ı yakalayın..
Beklentisiz sevin..
Ben beklentisiz seviyorum..
O sizin sevgiliniz olduğu için değil..
Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.
Onu sevdiğiniz,onun da sizi sevdiği için ,sevin..
Sevgiye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından..
Göreceksiniz ki
O zaman aşk başka bir güzel..
Göreceksiniz ki ,
O zaman sevgili daha bir romantik..
Göreceksiniz ki
O zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat,
Yıllanmış şarap gibi,
Beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını..

Ben beklentisiz seviyorum..
Onun nerede olduğunu merak etmiyorum..
Beni bugün neden aramadı diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlar da..
Geleceğe dair hayallerim de yok zaten..
Ben sevgiyi yaşıyorum..
Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli ,o kadar kıymetli ki..
Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları..
Beklentisiz seviyoruz..
Sevdiğimiz için seviyoruz..
Hayalsiz,,geleceksiz,beklentisiz..
Anlık seviyoruz..
Deneyin..
Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün..
Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız..

Levent Kobaza

#130
Günün sözü
Zaman büyük bir öğretmendir. Ne yazık ki tüm öğrencilerini öldürür.
Curt Goetz

'Bellum omnium cantra omnes'


'İnsan insanın
Kurdudur' diyor
Bir düşünür
Ve ekliyor:
'Bellum omnium cantra omnes'
Yani
Yatkındır savaşa
Birbiriyle herkes...

Şu sonuç çıkar
Bu saptamadan:
Doğası gereği
Savaşçıdır insan...

Doğruluk payı
Var mı bu görüşte?
Yanlışlık var mı?
Varsa nerde?...

İnsan insanın
Kurduydu belki
Gerçek kurttan
Yokken farkı...

Onu kurttan
Ayıran özellik
Akıl olmalı
Ve üretkenlik

Ürününü
Emeğinin
Alırsan, sevinçle
Dolar yüreğin

Ve hele ortak bir
Yaratıysa bu
Daha da büyür
Mutluluğu

Oturursun
Aynı sofraya
Emektaş olmanın
Mutluluğuyla

Şimdi sormak
Gerekir yeniden
İnsan insanın kurdu mu gerçekten?

İnsan insanın
Kurduydu belki
Gerçekten kurttan
Yokken farkı

Ama gelişen
Bir şey var onda
Sevgiye, iyiye
Doğruluğa

Yaratırken
Emeğiyle
Yaratır çünkü
Kendini de...

Soruyu yeniden
Ve şöyle sormalı:
Sevgiye, iyiye
Barışa kim karşı?

Emeğinin
Hakkını alan
Ne çıkar umar
Savaştan?

Dünyayı ortakça
Kardeşçe üreten
Ne yarar umar
Kötülükten?

Şimdi değiştirip
Bu kavramları
Yeniden ve şöyle
Söylemek olası:

Emekçi insan var, barıştan yana
Dünyayı kardeşçe yaratan, üreten..
Ve kurtlar - savaşta çıkarları...
Vurarak, kırarak, ezerek sömüren

Levent Kobaza

#131
Günün sözü
Eğer bir insan üniversiteden çıktıktan sonra, öğreneceği daha çok şey olduğunu öğrenebilmişse, yüksek öğrenim yapmanın bir zararı yoktur. "
W. Longfellow


Hıncal dan
GEÇEN hafta yazdım..
New York'un ünlü bir İtalyan restoranına o gece gidenlerin pek çoğu hizmet eden garson kıza "Ne kadar çok Catherine ZetaJones'a benziyorsunuz" dediler.. Kız gülümsedi..
"Hep benzetirler.."
Garson kız, Catherine Zeta-Jones'tu. Çevireceği film için lokanta hayatını içerden yaşamak istemişti.
Yıllar önce yazdım..
Los Angeles'in ünlü Rodeo Drive caddesinde de luxe bir İtalyan Lokantası. Fevkalade güzel, fevkalade çarpıcı bir genç kız hizmet ediyor, masaların bir bölümüne.. Bu kentte hemen tüm garsonlar, ya güzel kızlar, ya da yakışıklı gençlerdir, masalarına bir yapımcı, bir yönetmen oturur da, dikkatini çekerler diye.. Hollywood hülyası..
Garson kız kalabalık masada oturan adamın kulağına eğildi..
"Sean Connery'ye ne kadar çok benziyorsunuz" dedi.
Adam güldü..
"Hep benzetirler.."
Adam bendim.. Yanımdakiler de Necdet Ağabey (Çobanlı), eşi Sevgili Belma ve Kazım Baba.. Yıl 1994.. Dünya Kupası için ordayız ya..
Necdet Ağabey "Kız sana bayıldı. Telefonunu alsana" dedi..
"Beni her Sean Connery'ye benzetenin telefonunu alsam, defterimde yer kalmazdı" dedim, şımarık şımarık!..

Levent Kobaza

#132
Günün sözü:
Koyun klon'lamadan önce, çürük binaları kolon'lasak daha doğru olmaz mı?

garson masa iyi manzarayı değiştir
sırası mı mehtabın yıldız yağmurunun
bu gece yalnızım onlar gelmeyecek
sapa bir yerindeyim umutsuzluğumun
hava soğuk olmalı ağaçlar bütün duman
eğer bulabilirsen ölü bir kar getir
beyazlığı kalın bir su gibi uzayan
bu gece yalnızım onlar gelmeyecek
batan bu köhne şilebde ne işleri var

Levent Kobaza

#133
Günün sözü
Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.
Bertolt Brecht

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;

Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir

Levent Kobaza

#134
Günün sözü:
Tanrı evrenle kumar oynamaz

Ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana
Sımsıcak kavuşmalar borçlusun
Hiç bir zaman karsı çıkmadım sana
Yürekleri sararmış insanların içinden
Yaşayabildiğim acılar kadar var oldum
Yaşayamadıklarımı da yaşatacaksın biliyorum
Ama haykırabilmek bir uçurumun kenarında
Kahretmek ellerin yaralı yalnızlığına
İşte senin farkında olmadan yarattığın eser
Şimdi desem ki terk ediyorum, gidiyorum.. bu yaşanmışlığı
Umursamayacak mısın?
Hem zaten itilmiş duyguların rehberliğinde yaşanıyor ihanet
Anlasana ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana
Denizi mavi olarak görmüştüm ilk kez
Martıları beyaz olarak hatırlıyorum
Öptüğüm ilk kız kayıtlardan silindi?
Sorgulayamadığım sadece çocukluğum kaldı
Ve yüreğim.. ve ellerim.. ve gece.. ve?
Bana inat tüm yaşadıklarım, hep şahitsiz, hep soğuk?
Hep buruk gülüşmelerde kaldı yaşadıklarım?
Baharda üşüyüp hüzne sarıldıysam
Güneşe inattır beslediğim kardelen
Oysa, oysa hala ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana hayat
Ertelenmiş bu yudum sevgi.

AlfistiKerem

#135
Levent abi döktürüyorsun gene

Levent Kobaza

#136
quote:

Levent abi döktürüyorsun gene


Döktürdüğümüzü bilenler varmış
o zaman doğru yoldayım
ben kendim çalıp kenim oynadığımı zannediyordum

Levent Kobaza

#137
Günün sözü
"Birini seversen serbest bırak.. Geri dönerse senindir. Dönmezse?. Zaten hiçbir zaman olmamıştır ki.."


Sevgiyi Söyle

Annesi.. Bir de kendisi.. O kadardi bütün hayati..Bir gün fena halde sikildi, dayanamadi, atti kendini sokaga..
Bir yigin vitrinin önünden geçti.. Tam bir CD satan dükkani da geride birakmisti ki, bir an durdu. Geri Döndü, kapidan içeri, gözüne hayal meyal takilan genç kiza bir daha bakti. Kendi yaslarinda harika bir genç kizdi tezgahtar.. Hani ilk bakista ask derler ya, öyle takilip kalmisti iste..
Içeri girdi.. Kiz gülümseyerek kostu ona.. "Size nasil yardim edebilirim" diye.. Nasil bir gülümsemeydi o.. Hemen oracikta sarilip öpmek istedi kizi.. Kekeledi, geveledi, sonra "Evet" diyebildi.. Rastgele bir plagi isaret ederek.. "Evet.. Su CD'yi bana sarar misiniz?.." Kiz CD'yi aldi, içeri gitti. Az sonra paket edilmis geri geldi. Aldi paketi, çikti dükkandan, evine döndü, açmadan dolabina atti..
Ertesi sabah gene gitti ayni dükkana.. Gene bir CD gösterdi kiza, sardirdi, aldi eve getirdi, atti paketi dolaba, gene açmadan.. Günler hep alinip sardirilan CD'lerle geçti.. Kiza açilmaya bir türlü cesaret edemiyordu.
Annesine açildi sonunda.. Annesi "Git konus oglum, ne var bunda" dedi..
Ertesi sabah bütün cesaretini topladi. Erkenden dükkana gitti. Bir CD seçti. Kiz gülerek aldi plagi. Arkaya gitti, paketlemeye. Kiz içerdeyken bir kagida "Sizinle bir gece çikabilir miyiz" diye yazdi, altina telefon numarasini ekledi, notu kasanin yanina koydu gizlice.. Sonra paketini alip kaçti gene dükkandan..
Iki gün sonra evin telefonu çaldi.. Anne açti telefonu.. CD Dükkanindaki tezgahtar kizdi arayan.. Delikanliyi istedi.. Notunu yeni bulmustu da..Anne agliyordu..
"Duymadiniz mi" dedi.. "Dün kaybettik oglumu.."
Cenazeden birkaç gün sonra, anne oglunun odasina girebildi sonunda...Ortaliga çeki düzen vermeliydi. Dolabi açti.. Oraya atilmis bir yigin açilmamis paket gördü..Paketleri aldi, oglunun yatagina oturdu ve bir tanesini açti.. Içinde bir CD vardi, bir de minik not..
"Merhaba.. Sizi öyle tatli buldum ki.. Daha yakindan tanimak istiyorum..Bir aksam birlikte çikalim mi..Sevgiler.. Jacelyn!."
Anne bir paketi daha açti..Onda da bir CD ve bir not vardi.."Siz gerçekten çok tatli birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artik..Sevgiler.. Jacelyn!.."
Unutmayin.. Düsündügünüz seyi mutlak söyleyin..Birini seviyorsaniz, söyleyin ona.. Içinizdeki söylemekten korkmayin. Birisi hakkinda ne hissediyorsaniz söyleyin ona.. Ve hemen söyleyin..
Hemen..Çünkü, dogru zamani bekler ve "Iste simdi tam zamani" derseniz, bir bakarsiniz çok geç olmus.. Gününüze sahip olun ki, pismanliklar yasamayasiniz. Hepsinden önemlisi, dostlariniza, sevdiklerinize, ailenize hep yakin olun.. Çünkü bugünkü insan olmanizi onlar sagladi, sizi onlar sekillendirdiler..
"Seni seviyorum" demekten sakin, ama sakin çekinmeyin, utanmayin, korkmayin!..
Yasami yasanmaya deger yapan sey sevgidir..

Levent Kobaza

#138
Günün sözü
"Yirmi yaşında yakışıklı, otuz yaşında güçlü, kırk yaşında zengin, elli yaşında akıllı olmayan insan hiçbir zaman yakışıklı, güçlü, zengin ve akıllı olamaz."
Herbert


BİR AKŞAMDI

Bir akşamdı.

Susmuştu her şey

Deniz,

Rüzgâr ve martılar

Sadece yüreğim ağlıyordu.

Yüzümde donmuştu bütün hislerim

Konuşacak,

Dilim susmuştu.

Söylenecek hiçbir şeyim, yoktu.

Sen yoktun

Sana ait hiçbir şey yoktu

Koca bir boşluktu içimdeki

Durmadan oyulan bir taraftan

Koca bir oyuk



Bir akşamdı.

Her şey susmuştu.

Her şey

Ben ve

Bana ait ne varsa yenilmişti,

Ve susmuştu.

Sen yoktun.

Zamanın geçip giden ayak sesini duyuyordum.

Kulağımda tanıdık bir şarkı

Ve bir akşamdı,

Ben yenilmiştim

Yorgundum ve vazgeçmiştim her şeyden.



Bir akşamdı

Susmuştu her şey

Ve ben ağlamamaya yemin ederken

Gözyaşlarım boğuyordu beni

Verilmiş sözleri salarken uzaklara

Ne kadar zorlasam da kendimi

Düşlerimi süslemiyordun artık

Ve bu kadar yalan olmamalıydın, derken

Yüreğiminden bir parça

Bir akşamdı

Ve zordu her şey

Levent Kobaza

#139
Sabahleyin yine yanlış anlaşıldım.
Sabah saat  08.00 sıraları işime gelmiş ,masamın başına oturacağım.
Yan masada çalışan sevgili bayan çalışma arkadaşım sert bir edayla
-Günaydın Levent
-Günaydın
Karşı masadan bir cevap;
-O nasıl günaydın demek öyle?Adamı döver gibi..
Ben bu vuku bulan olayla ilgili herhalde allah söyletti diyeceğim şu cevabı verdim;
-Bana evlilik stajı yaptırmak suretiyle ,evlenmemem gerektiği konusunda bana yardımcı oluyor..
Herkes de bir kahkaha ...
Sonra;
-Oooo neler oluyormuştu haberimiz yokmuş  geyikleri..

Efendim ortada bir yanlış anlama var!
Yan masadaki çalışma arkadaşımla herhangibir duygusallaşma mevzu değil!
O bana ilerde bir bayanla evlensem ,evliliğin nasıl bir şey olacağına dair ders veriyor..
Olay sadece bu..

Hepimiz biliriz ki ,cicim aylarında herkes birbirini agucuk gugucuk şeklinde ,sevgi patılarıyla birlikte birbirlerini severler.Güzel sözler havalar da uçuşur..
Canım,bi tanem,yaşama sevincim falan filan..
Lakin evlendikten sonra ,cicim ayları bitip hayatın gerçekleri karşınızda artık bir bir belirmeye başladığın da , farkında olarak yada olmayarak gerçek yüzlerinizi sakladığınız maskeleriniz bir gün ortadan kaybolup ,gerçek yüzlerinizle karşı karşıya kaldığınız da  o zaman evliliğin ne olduğu ortaya çıkar..
Yalan mı?
İstisnalar olabilir ! Onları geçin , genele gelin!

İşte o zaman sabah kalktığınız da hele ki eşinizin istediği birşeyi de yapmamışsanız..
İşte o zaman bir nazi subayının ,bir yahudi esire demesi misali böyle ,normal bir sözcüğün size karşı silah olarak doğrultularak kullanılması misali böyle karşı karşıya kalırsınız,
-Günaydın Levent
-Eee günaydın

n/a

#140
GÜNAYDIN LEVENT BEY

Levent Kobaza

#141
Günün Sözü
"Yüreğin olduğu yerde, bırakın beyin de olsun."
Robert Browning

Ezilmiş bir çocukluk benimkisi
bir iskelenin
vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır
üç tekerlekli bisikletimin
lastikleri

Annesiz büyüdüm çünkü
yani serçeydim
kar üstündeki
ve arka bahçesinde
kasabın beslediği kuzu

Dudaklarımı,işte bu yüzden
aile boyu
bir şişeye değdirip
içmeyi severim
gazozu.

Bir dostun sıcaklığına
Öylesine
Yaslamak istiyorum ki başımı
Ya omzunu uzat sevgilim
Ya da telleri kopuk
Bir kemanı

Kanadının altına sığınacak
Bir kuş arayan
Eskimiş saçak gibiyim sensiz
Yada bütün balinalarının
Kıyıya vurup intahar ettiği
Bir deniz

Bir hitit çanağıyım
Toprağa gömülü
Ve sen
İlk kazısını yapan
Bir arkeolog ürkekliğiyle
Ellerinin arasına
Al beni

Tek dileğimdir çünkü benim
Sana yakın bir sunay akın

Levent Kobaza

#142
Günün sözü
Gözler kendilerine, kulaklar başkalarına inanırlar.
Alman Atasözü

Son isteğin nedir?
Sorusu,Çok, çok kolaydır,
ilk isteğin nedir?Sorusundan.
Çünkü,O soruyuKimse kimseye soramadı,Korkusundan.

admin

#143
Bazı arkadaşlarınız zaaflarınızı öğrenmeye çalışır, bulur ve kullanır..
Bazı arkadaşlarınız da zevklerinizi tespit eder, onlara hitap etmeye uğraşır.
Bazı arkadaşlarınız zayıflıklarınızı görür basınıza  vurur...
Bazı arkadaşlarınız da zayıflıklarınızı bilir, örtmeye çalışır?
Bazı arkadaşlarınız hazlarınızı kullanarak, sizden  menfaat bekler?
Bazı arkadaşlarınız da hazlarınızı öğrenerek sizi memnun etmeye kalkışır.
Bazı arkadaşlarınız ayağınız taşa değdiğinde sızı terk eder?
Bazı arkadaşlarınız da ayağınıza diken batsa yüreğinden kan damlar?
Bazı arkadaşlarınız cebinize yakındır?
Bazı arkadaşlarınız da yüreğinize?
Bazı arkadaşlarınız sizi ortak olduğunuz her amaçta  ikinci görmek ister?
Bazı arkadaşlarınız ise omuzlarına çıkarır,  ikinciniz olmaktan şeref duyar?
Bazı arkadaşlarınız sıkıntınız sorununuz olmadığında  yanınızdadır.
Bazı arkadaşlarınız sıkıntılarınızı paylaşmaya  koşar.
Bazı arkadaşlarınızla sofrayı paylaşırsınız?
Bazı arkadaşlarınızla kavgayı?
Birinciler arkadaştır, ikinciler ise dost?
Ve bilir mısınız, her zaman birincileri tercih eder, ikincileri aşağılarız?
Ve bilir mısınız, o yüzden hakiki dostluk yok denecek kadar az olur....
:alfisti:

Lütfen forumda arama yapmadan yeni konu başlatmayın.

Levent Kobaza

#144
Günün Sözü
Özgür olmadıkları halde, kendilerini özgür sananlar kadar hiç kimse tutsak olamaz.
Goethe

?Çok geç diye bir zaman yoktur!..?
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı,  sonra
 ?Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz? dedi..
Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el  omzuma dokundu.. Döndüm..
Yüzü iyice kırışmış  bir yaşlı hanımefendi, bana gülümsüyerek  bakıyordu..
-?Ben Rose? dedi.. ?Benim adım Rose, yakışıklı..  87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?.?
Güldüm..  -?Tabii? dedim..
?Hadi sarıl bana..?  Öyle sımsıkı sarıldı ki..
-?Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin? diye şaka yaptım..
Minik bir kahkaha ile yanıtladı:
-?Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip  birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım..?
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü  çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay,  sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde  lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle,  derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum.
Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu.  Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu.
Rose hayatını yaşıyordu.. Hepimizden  daha canlı, daha dolu yaşıyordu..
Sömester sonunda, Futbol Balosuna davet ettik, Rose?u..  Konuşma  yapması için..
Orada bize verdiği dersi  unutmama imkan yok..
Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde  bu deste ile kürsüye yürürken, kartları  elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu.
Şaşkın, biraz da  utanmış mikrofona doğru eğildi..  -?Ne kadar beceriksizim, değil mi?.. Özür  dilerim.. Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir  duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz.. Şimdi bu  kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam  mümkün değil.. Onun için en iyisi ben size  aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?..?
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve  konuşmasına başladı:  
-?Yaşlandığımız için, eğlenmekten, oynamaktan,  yaşamaktan  vazgeçmeyiz.. Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan  vazgeçtiğimiz için yaşlanırız.
Genç  kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır..
Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah  bulmak.. Bir rüyanız olmalı mutlak.. Rüyalarınızı kaybettiniz mi,  ölürsünüz.
Etrafımızda dolaşan pek çok  kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok..
Yaşlanmakla, büyümek arasında çok  büyük bir fark vardır.. Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece  bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz.. Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbir şey  yapmadan,  hiçbir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun  için özel  bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur.
Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak  birşeyler yapmak, üretmek,  kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve  kullanmak gerekir.
Asla pişman olmayın.. Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü..
Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır.. Pişman olmaktan korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır..?
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi..
Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur  içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla  üniversite  öğrencisi katıldı. ?Yapabileceğimiz herşeyi yapmak için asla geç  olmayacağını?  hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem  kadının anısına layık bir törendi bu..
Rose?un öğretisi aslında dünyanın bütün  üniversitelerinde zorunlu  ders olmalıydı:
?Çok geç diye bir zaman yoktur!..?

n/a

#145
Bağımsız TÜRKİYE
Levent aklıma bu geldi

Levent Kobaza

#146
Recep abi hayırdır?
sabah sabah
özgürlük mözgürük diye allah aşkına başımızı belaya sokma !!

Levent Kobaza

#147
Günün sözü
'Sıkı çalışmak, başarının sadece ilk yarısıdır. İkinci yarısı, doğru seçimlerdir. Her ne yapıyorsanız, yapıyor olun, başarıya ulaşmanın yolu bu ikisini bir arada kullanmaktan geçer.'
İvan R. Misner


Gecesi benden, mehtabı senden
Bir bahçesi var ki aşkımızın,
Mevsimlerdir dolaşırız, bitmez.

Kim demiş ki zamanla gül solar?
Bülbül hiç yorulur mu türküden?
Dilbersin işte, delikanlıyım.

Ne hikmettir bu Yarab, ne güzel!
Herhalde yeryüzünde değiliz;
Sahiden biz nerdeyiz sevgilim?

Levent Kobaza

#148
Sevmek
Güzeldir aslında da
Sevmesini bilene

Yaşamak
Tatmaktır aslında hayatı
Damak zevkinden anlayana

Aşık olmak
Süzülmektir
Bulutların üstünde
Sonunda yere inebilmeyi başarabilene

Bakmak
İyidir aslında
Hayatta bakmasını bilene

Tanımak
Zevkilidir ,
Farklı insanlar ayrı bir dünyadır
Sabretmesini anlayana

Mutluluk
Kolaydır aslında
Önünü görebilene

Ve sen bi tanem
Bitanesindir aslında
Şu koca hayatta
Sevmesini bilene

umuttan kelimeler

Levent Kobaza

#149
Günün sözü
Hayalleriniz büyük olsun ki, hayal ettikçe siz de büyüyün.
James Allen

Sevgi - Aşk
* Belki bininci kez olacak ama yine söyleyeceğim: Türkçe?nin bize verdiği şansı kullanalım; sevgiyle aşkı birbirinden ayıralım. Öyle düşünelim, öyle değerlendirelim... Sevgi emektir, diyorlar. Doğrudur. Bazen katlanmaktır; hatta bazen saçını süpürge etmektir. Ama aşk başkadır. Aşkı emek sananlar ya kendilerini kandırıyor ya da aşkı bilmiyor. Aşk için çaba göstermek, akşam göreceğin rüyayı seçmek için yırtınmaya benzer. Aşk bir çiçeğin kokusu gibidir. Ya oradadır ya da yoktur.

* Sevgi dünyevidir. Aşk ise ?buralı? değildir pek. Üstelik gizemcidir. Bu yüzden sevgi çaba ister, aşk ise ayinlere (ritüellere) ihtiyaç duyar.

* Bu yüzden kimse birbirine ?sevgiye inanıyor musun?? diye sormaz. Ama nasıl da kışkırtıcı bir sorudur şu: Aşka inanıyor musun?