Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



SEVMEK VE YAŞAMAK ADINA

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

n/a

#150
Aşk dediğin laf derler sakın kanma onlara ..diye bir şarkı vardı ama gerçeği Levent bey yazmış zaten Aşkın tarifleri çok yapılmıştır bu da çok iyi bi tarif bence

Levent Kobaza

#151
Hayaller den bir dünya yaratırım
Kendi ellerimle yoktan var ederim
Kuşlar ,böcekler,ağaçlar,insanlar
Hepsine farklı farklı
Giysiler giydiririm karakterler misali

Ufak yalanlar söylerim
Hayalden kahramanlar üretirim
Hayalden kadınlar hayatıma sokarım
Hayalden kaybederim
Hayalden yalanlar söylerim
Çünkü
Yalansız dönmüyor dünya
Hayalsiz yaşanmıyor rüya

Levent Kobaza

#152
Günün Sözü
Beni heyecanlandıran ve devam etmemi sağlayan, elimdeki geleceğe meydan okuma gücüdür.

Yoshihisa Tabuchi


Sabah yataktan kalktığın da iki seçenektir önündedir duran

1-   Bugünde işimi kaybedebilirim , duygusuyla ,daha fazla çalışıp daha çok başarılı olmaya çalışmalıyım
2-   Bugün işimi, hayatımı nasıl daha zevkli hale getirebilirim,neler üretebilir neler keşfedebilirim

İki seçenek sizi aynı yöne yönlendirir,

İlikin de işe %50 yenik başlarsınız, ki başarılı olmanızda olasılık olarak düşüktür.

İkincisinde ise işe işin % 50 sini kazanmış başlarsınız ki başarılı olma ihtimaliniz çok yüksektir.

İki seçenekten aynı hedefe sizi yönlendirmiştir,
Lakin,

İlk şıkla beraber başlayan stresli,elem ve keder dolu bir gün yaşamınızı size ve  hayata lanet ettirip daha ileri zamanlarda kalp ,damar ve kanser gibi hastalıklara yakalanma riskinizi arttırama ihtimalini yükseltecektir

İkinci şık ise yaşadığın andan aldığınız keyif ve üretebilme gücünüzü olumlu etkilemesi yanında günümüzün kronik hastalıklarına yakalanma riskini azaltıcaktır.

İlk şıktan başlayarak yola çıktığınız her yeni gün sizin için geçmiyecek gibi görünürken,yıllar sonra dönüp geçmişe baktığınızda kocaman bir hiçe sahip olduğunuzu görebileceksiniz.
Çünkü keder ve tasalar içinde yaşadığınızda haberiniz bile olmadan yaşınız kemale erecektir.

İkinci şıkla başladığınız her yeni gün size keyifli ve dolu dolu gelirken,yıllar sonra geçmişinize baktığınız da ne güzel doya doya ,tadını çıkara çıkara yaşamış diyebileceksiniz.

Şimdi önünüzde iki şık duruyor,
Ve karar sizin..
Güne nasıl başlamak istersiniz?

n/a

#153
Hayattan ve işinizden zevk alarak tabiiki lakin insanda zevk bırakırlarsa

Levent Kobaza

#154
Günün sözü
?Bir hayat hiçbir şey değildir, ama hiçbir şey de bir hayat değildir?.
Andre Malraux


Sen yokken gittim
Korkularımın üstüne
Hiç ardıma bakmadım
Gümüş şiirler yazdım sen yokken
Çok yangın çıktı yüreğimde
Küllerini bile savurmadım
Irak denizlerin fırtınasıydım
Uzak iklimlerin sert rüzgarları
Kulaçlarken denizinde gurbeti
Kanlı savaşlarım,
Belalı sevdalarım olmadı hiç
Ama hep sustum,
Hep ağladım, hep yandım sen yokken.
Bekliyorum dönüşünü yeniden,
Bir gelsen,
Hayatın önünden alsan beni
Bir gelsen,
Sellerin önünden alsan beni
Bir gelsen,
Ölümlü düşlerimden alsan beni.

Çok durdum güneşe karşı bir başıma
Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin
Sen yokken,
Az dolaşmadım gönlümün kuytularında
Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda
Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında
Zifirlerinde sadece ben üşürdüm.
Hiç aldırmadım esen rüzgara
Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya
Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından
Ama bütün yangınlar beni yaktı önce
Hep ortasında kaldım vurgunların
Vurgun nedir ki? deme
Bir babanın serzenişi nasılsa öyle
Bayrakları indirilmiş,
Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken
Hep sustum,
Hep yandım, hep ağladım sen yokken.
Bir gelsen,
Yangınlardan alsan beni,
Bir gelsen,
Dünyalarımdan alsan beni,
Bir gelsen,
Şafaksız gecelerden alsan beni,
Ama ne zaman gelsen,
Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın be

n/a

#155
Andre Malraux,,,usta yazar ve sömürgecilik karşıtı bir filozof..İnsanlı Durumu adlı eseri bana yine sigara yaktırdınız Levent Bey..
İşte Mustafa Kemal neden çok büyük;Andre Malraux gibi dünyadaki tüm edebiler gibi hümanist tüm filozoflar gibi düşünür bağımsızlık ateşiyle yanan bir Akkor gibi Devrimci ve tüm bunların yanında iyi bir Asker ve demokrat bir Devlet adamı..Eh bunların hepsi bir insanda toplanırsa nemi olur Asrın değil ASIRLARIN DAHİSİ olur..Yazık yazık yazık,,,,,

n/a

#156
Levent bu arada cumartesi ve pazar sizin gazete çıkmıyomu ??? yapmayı ama

Levent Kobaza

#157
Günün Sözü:
Vizyon görünmeyen şeyleri görme sanatıdır.
(Jonathan Swift)


Otobüsümüz yolun kenarında öylece duruyordu
 Otobüste sevgi yoktu. Orada herkes kendine ve birbirine düşmandı. İşte bu yüzden otobüsteki insanlar birbirlerine en kötü yüzlerini göstermekten çekinmiyorlardı. Şoför en acımasız tavrıyla yolcuları durmaksızın azarlıyor, genç öğrenci başının dibinde artık ayakta durmaktan gücünü tüketmek üzere olan yaşlı bir kadını görmezlikten geliyor; genç bir adam adeta bütün gövdesiyle, önündeki kızı habire sıkıştırıyor, açıkçası cinsel tacizde bulunuyor; üstü başı pis, üstelik kendi kendisine konuşuyor diye yaşlı bir adamın yanına kimse oturmuyor; gençten biri yanında kendisinden biraz daha kısa boylu birinin üzerine neredeyse abanıyordu. Bir sivil polis önünde oturan iki öğrencinin neler konuştuğuna kulak kesilmişti. Bir başkasının ayağına basan sonra asla özür dilemediği gibi ayağına bastığı kişiye adeta, ?ayağımın altında ayağının ne işi var? der gibi bakıyor, herkes herkesi olup olmadık zamanlarda suçluyor ve aşağılıyordu? Evet, bu otobüste sevgi yoktu!..
Bir duraktan genç bir kadınla, dokuz on yaşlarındaki oğlu bindi, otobüse? Kısa bir süre sonra avını bulmuş bir avcının heyecanıyla, ?biletini at hanım? diye bağırdı bizim şoför. Genç kadınsa utanarak yolcuların arasına saklanmaya çalıştı. Şoför yine: ?Biletini atmadın, bak kafam bozuluyor artık? diye öfkeyle çıkıştı. Biraz daha gittik ama çok geçmeden genç kadın ağlamaklı bir ses tonuyla: ?Durun? Lütfen, burada inmek istiyorum? dedi. Otobüs durdu. Kadın, yanında çocuğuyla durak dışında, öylesine bir yerde indi aşağıya. Bu defa yüzünü örtmüş hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Oğlu ise annesine sarılıp: ?Anne ağlama, ne olur ağlama? diyordu habire. Otobüste ansızın bir sessizlik olmuş, herkes nefesini tutarak bu olayı izliyordu. Bu genç kadının varlığıyla kötü bir düşten uyanmış gibiydik. Oğluna sarılıp ağlayan bu genç anne yıllardır bastırdığımız duygularımızı hatırlatmıştı sanki bize.
Ve hemen sonra hiç beklemediğimiz bir şey oldu: Şoför otobüsün el frenini çekip aşağıya indi ve kadınla çocuğun yanına gitti ve onlardan özür dilemeye başladı. Duyuyorduk, şoför ağlayan kadına yaptığı işten çok bunaldığını, geçim sıkıntısı çektiğini, trafiğin ve yolcuların sinirlerini harap ettiğini, demin yaptıklarından pişman olduğunu söylüyor ve biletsiz olsa bile -ki şu an bu hiç önemli değildi- genç anneyi otobüse davet ediyordu. Genç kadınsa biraz önce çok aşağılandığını, çok utandığını, bir daha o otobüse binemeyeceğini söylüyordu.
Otobüsün durduğu yerin biraz aşağısı deniz kenarıydı ve hemen oracıkta bir çay ocağı ve gökyüzü renginde masa örtüleri bulunan masalar vardı. Güneş ve rüzgâr bu çay bahçesini soylu bir neşeyle kucaklıyordu. Genç kadın çocuğuyla beraber biraz olsun soluk almak ve dinlenmek için bu çay bahçesindeki masalardan birine oturdu. Gözyaşları dinmişti. Şoförse onu bırakmıyor, yanına diz çökmüş özür dilemeye devam ediyordu, işte ne olduysa bu andan sonra oldu. Herkesin yüzü aydınlandı ve ortak bir kararla gideceğimiz yerlerden vazgeçip otobüsten indik, adeta koşar adım gökyüzü rengindeki örtülerle örtülü masaların olduğu çay bahçesine gittik. Genç kadının yanına diz çöken şoförün omuzuna vuran güneş ışığı, genç annenin o unutulmaz masum yüzü defalarca içimize işlemişti. Sanki birbirinden çok, ama çok farklı insanların içinde ne gariptir ki aynı ortak ses: ?Artık yeter, bunca kötülük, bunca duyarsızlık yeter? diyordu.
Nitekim şimdi hemen herkes genç anneyi teselli ediyor, sakinleşmesi için çaba harcıyordu. Genç kadın bu yakınlığımızdan cesaret alıp durumunu güçlükle de olsa anlattı. Kocası siyasi mahkummuş, yıllardır cezaevindeymiş, kendisi işten çıkartılmış, günlerdir iş aradığı halde bulamıyormuş, evde hiç yiyecek bir şey kalmamış, çocuğunu annesine götürüyormuş, otobüs bileti alacak parası yokmuş. Genç kadın bütün bunları anlatınca bir anda herkes garip bir duygusallığa kapıldı ve deminki dehşet otobüsünde uyanan kötü ruhları için birbirlerinden özür dilemeye başladılar. Yalnızca çok genç insanlarda görülür bu duygusallık; o kötücül mantık yoktur. İyi ki de yoktur, göğüsleri heyecanla inip kalkar?
Şoför son günlerde kendisini çok yorgun ve mutsuz hissettiğini, geçim sıkıntısı yüzünden karısının evlere temizliğe gittiğini, bunun onurunu çok zedelediğini, yolculara olur olmaz zamanda bağırıp, onları aşağılamasının nedeninin bu yüzden olduğunu söyledi. Genç öğrenci yer vermediği yaşlı kadından özür diledi. Yaşlı kadın ise: ?Okulda çok yoruluyorsunuz, sınavlarınız, vizeleriniz yüzünden uykusuz kalıyorsunuz, siz de haklısınız evladım? dedi. Genç adam biraz önce otobüste sıkıştırdığı genç kızdan adeta yerin dibine girerek af diledi: ?Otobüslerde böyle durumlarda karşımdakinin duyguları olduğunu unutuyorum, daha sonra bu yanımdan çok utanıyorum? dedi. Genç kız: ?Siz ve söylediklerinize inanıyorum öyleyse bu son olsun? diyerek anlayışla elini sıktı. Otobüsün en şık, en zarif kızı, üstü başı pis ve kendi kendine konuşuyor diye kimsenin yanına oturmadığı yaşlı adamı dansa davet edince ortalığı doyumsuz bir neşe ve coşku sardı. Herkes o anda kendisinden son derece hoşnut olmuştu. Genç adam, üzerine abandığı kendisinden kısa boylu yolcudan: ?Bu bende adeta bir takıntı olmuştu, yanıma benden kısa boylu kim düşerse hemen ezmeye bunaltmaya çalışırdım, şimdi çok saçma buluyorum. Ve bu son artık, ne olur, zor durumda bıraktıysam bağışlayın? diye özür diliyordu ondan. Sivil polis ise ne konuştuklarını dinlemeye çalıştığı öğrencilerden: ?Bu mesleği sevmiyorum, ama okutmak zorunda olduğum sizin yaşlarda iki çocuğum var, ne olur beni affedin şu an burada olan herkesi çok seviyorum üstelik uzun zamandır bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum? diyordu herkese?
Otobüste birbirinin ayağına basanlar, kırıcı söz söyleyenler sarılıp öpüşüyor, birbirlerinden defalarca özür diliyorlardı.
Tavşankanı çaylarımız gelmişti. Ve biz kendimizden hoşnut, içimizi ısıtan güneşin ve yüzümüzü okşayan rüzgârın altında günün bize çizdiği rolden az önce gözümün önünde yaşanan bir dram sayesinde kurtulmuştuk. Ve bu arada etrafımızın polisler ve TV kameralarıyla çevrilmesine hiç aldırış etmiyorduk. Asayişi bozuyormuşuz. Bize derhal otobüse binip terkettiğimiz rollerimize, yani o kötü ruhlarımıza dönüp yolculuğumuza devam etmemizi emrediyorlardı.
Yıllardır ilk kez kendimizden bu denli hoşnuttuk. Bu yüzden birbirimize öylesine kenetlenmiştik ki, hiçbir güç bizi mutluluktan koparamazdı.
Otobüsümüz yolun kenarında öylece duruyordu. Kameralar yerlerini almış, sirenler can havliyle bağırıyordu. Devlet güçleri son uyarıları yapıyorlardı. Hayali mermiler namlulara sürülmüştü.
Bizse hiç aldırış etmiyorduk!..

Levent Kobaza

#158
quote:

Levent bu arada cumartesi ve pazar sizin gazete çıkmıyomu ??? yapmayı ama



Recep abi cumartesi - pazar köşemiz kapalı

istiyoruz ki insanlar biraz da kendi kendilerine kalıp kafalarını dinlesinler..
istiyoruz ki geçen hafta boyunce tüm yaşadığı ve okuduğu şeyleri şöyle bir değerlendirsinler

bazen sessizlikte gerekli ...


bu arada sigara içmeyin onun yerine güzel şöyle demli bir çay için

n/a

#159
:)))
Levent bey teşekkürler

Levent Kobaza

#160
Günün sözü
Eyleme dökülmüş büyük düşünceler, büyük eserleri meydana getirir.
William Hazlitt

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında.
O evde bir kedi vardı.
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
Bir baktı, bir daha, bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan analmayacaktı...
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu
Aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mumun yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

Mum yandı bitti
Kedi büyüdü gitti.
oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri...
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri

Levent Kobaza

#161
Günün sözü
Eylem adamları, kurdukları hayallere sımsıkı sarılmış olanlardır.
James Huneker


özledim seni bu gün sebep yokken
uzansam hayallere dokunurum sandım bak
yıllar geçmiş üstümüzden
hala ilk günkü gibi aklımdasın
özledim seni özledim seni
özledim seni özledim seni
sen doğdun
en güzel cümlenin en güzel öznesi
tanrının unuttuğu bu kentte
cennetten düşen bi manzara gibi
özledim seni özledim seni
özledim seni özledim seni
söylenecek çok sözüm vardı
hepsi yarım kaldı
neler ummuştum hayattan
elimde ne kaldı
kırılan kalbim miydi yoksa
karnımdaki bu sancıyla
küflenmiş ruhum unutmadı
unutmadı seni hala
özledim seni özledim seni
özledim seni özledim seni...

Levent Kobaza

#162
Günün sözü
Her rüyanın ardında onun gerçekleşmesini sağlayacak bir kişi vardır.
(Berton Braley


HEDEF

Bir fareyi almışlar ve 4 santim kalınlığında bir fıçının içine koymuşlar. Fıçının kapağını da üstüne kapatmışlar. Aradan bir süre geçtikten sonra, fıçıyı açtıklarında bir bakmışlar fare ölmüş. Yalnız
dikkati çeken şey, fıçı içerisinde farenin açtığı yüze yakın sayıda delikmiş. Bu deliklerin kimisi bir santim, kimisi iki santim açılmış ama hiç birisi farenin çıkabilmesi için yeterli olmamış.
  Çıkarılan ders  :   Fare bütün enerjisini bir deliğe yöneltseymiş, çoktan fıçıdan çıkmış olacakmış.
  Bizim çıkarmamız gereken ders   :   Kişi enerjisini bir işe yönlendirirse başarılı olmaması için hiç bir sebep yoktur.

Levent Kobaza

#163
Günün sözü
Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, gülümseyin.
Dale Carnegie


Balıklar için deniz lazım
Sevişmek için işsiz olmak
Ve geceleri yatakta
Duymamak için tabanların sızısını
Zengin olmak lazım

Oysa ıslık çalmak için
Bir şey lazım değil


Levent Kobaza

#164
Günün sözü
Gözler yaşarmadıkça gönülde gökkuşağı olmaz.
John Vance Cheney


?Bu vücutların içinde

ne işimiz var??

diye sordu yatağa uzanmaya hazırlanan adam.

?Belki içlerinde yolculuk ediyoruzdur? dedim.

Çok yorgundum, uyuya kalmak üzereydim ki...

?Ne dediniz??

diye sordu adam.

?Vücutlarımızı diyordum...

Belki valiz gibiler, içinde kendimizi taşıyoruz!?

ANTONIO TABUCCHI (Hindistan?a Gece Müziği)

Levent Kobaza

#165
Günün Sözü
Gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır.
George Herbert


Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece

Levent Kobaza

#166
Günün Sözü:
Ne güzel anlattı, Melih Cevdet'i..
"Ölüme bile âşıktı. Çünkü o kendisinin içinde olmayacağı geleceği bile aşkla kucaklardı" dedi


Hepimiz gizliden biraz deliyiz. Herkes aslında yalnızdır ve anlaşılmak ister ama hiçbir zaman bir başkasını tümüyle anlayamayız ve hepimiz bizi çok sevene bile bir parça yabancı kalırız. Acımasız olanlar güçsüzlerdir, sevecenlik yalnızca güçlülerden beklenebilir. Korkuyu bilmeyenler gerçekte yürekli değildir çünkü yüreklilik düşlenebilene karşı koyma gücüdür. İnsanları çocukmuş gibi görürseniz onları daha iyi anlayabilirsiniz ne denli yaşlı ya da etkileyici olurlarsa olsunlar. Çünkü çoğumuz hiç bir zaman büyümeyiz yalnızca boyumuz uzar. Mutluluğa ancak beynimizi ve yüreğimizi gücümüz yettiğince etkinleştirdiğimizde ulaşırız. Yaşamın amacı önemli olmaktır, saygın olmak, bir şeyi savunmak, boşuna yaşamamış olmaktır. - Leo Rosten-

Levent Kobaza

#167
Günün Sözü
Hayal kurmaya cüret eden, onu gerçekleştirme cesaretini de gösterir.
(J.R. Lowell)

"Çok eskiden yaşadım bu anı ben"
Dersiniz şaşkınlık içinde
İlk girdiğiniz bir ev, bir merdiven
Birden güneş vuran pencere

Ve tam sırasında tiren düdüğü
İşte böyle gelmişti siz dünyada
Değilken bir gün öğle üstü
Bu renklerle bu sesler bir araya

Yaşamak anımsamak mıdır yoksa
Sanmam, biz de bir sestik belki
Birileri için yıllar önceki
Şaşırtıcı karşılaşmada


n/a

#168
10 ERKEK 1 KADIN


11 kişi bir  helikopterden sarkan halata asılıdırlar.

10 erkek ve bir kadın...

Ip herkesi taşıyacak kadar güçlü olmadığı için
içlerinden birinin ipi bırakması gerektiğine
karar verirler. ...

Yoksa hep beraber düşecektirler.

Bu kişinin kim olacağına karar veremezler ...ama tam  o anda
kadın çok etkileyici bir konuşma yapar........


Tamamen gönüllü olarak ipi bırakabileceğini söyler.Çünkü bir kadın olarak, kocası için, çocukları için ve aslında
genelde erkekler için
her şeyi bırakmaya alışık olduğunu söyler,hem de karşılıksızca ...
...

Hikayesini bitirir bitirmez,tüm erkekler onu alkışlamaya
başlarlar....

.   .   .   .   .    .

Levent Kobaza

#169
Günün Sözü:
"Bir büyük hayali gerçekleştirmek için, önce bir büyük hayale sahip olmanız gerekir."
Dr. Hans Selye (1907-1982/ Kanadalı Deneysel Tıp Uzmanı)


DOST
Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
?Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi?
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki?
Devam eder durur konuşma?
Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya?
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,
?Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna?
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. O dost, bakar ki
bir çuvala hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı
delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını, Böylece tek tek dolaşır
delikanlı,Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır?
Babasına dönerek; haklıym! ışsın baba ? der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba ?hayır Evlat ?der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar?
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost,delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak?
Genç adam gelir babasına;
?Baba, işte dost buymuş? diye konuşunca,
Babası; ?daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O?na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman
anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana??
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun
hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
Der ki tokadı yiyen DOST;
?Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak
tarlasını böyle iki tokada?!
Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni
Sevmeli? Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana
Sarılmalı?
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı?
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve
ağladığında, seninle ağlamalı?
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmali; Sevinci çarpmalı?
Üzüntüyü bölmeli?Geçmişi çıkarmalı?
Yarını toplamalıi?
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı?
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı?
Işi bitince seni bir tarafa atmamalı?
Mevlana


Levent Kobaza

#170
Bugün 14 şubat

Günün sözü
Onunla beraberken cep telefonunuzu kapatmayı denediniz mi hiç?..Daha anlamlı bir armağan veremezsiniz


Hiç beklentisiz sevdiniz mi?
Yani bugün telefon etmedi demeden, şu an nerede acaba diye kendi kendinizi yemeden, yaş günümü hatırlayacak mı acaba diye bir beklenti içine girmeden? sevdiniz mi hiç?
Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip , onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi?
Yanında ki kız arkadaşına aldırmamayı öğrenip, ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,  bitecekse biter , bunu ben değiştiremem , beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi diye düşünüp.Onu Yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçe bildiniz mi hiç?
Hiç beklemeden çalan bir kapıda Onu karşınız da görmek ne güzeldir bilirmisiniz?
Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden.. Ve beklemeden gelen bir ? Seni seviyorum ? Mesajının tadına varabildiniz mi hiç?
Siz istediğiniz için değil,O istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmemin tadına bakabildiniz mi hiç?
Bugün beni hatırlamadı yerine..hiç beklemiyordum , senin geleceğini-diyebilmek ne güzeldir oysa..
Onu boğmadan, kendinizi boğmadan , sevebilmek ne güzeldir..
Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?
Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
Beklentisiz sevin..
Ben beklentisiz seviyorum..
Niye aranmadım diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize Hiç beklenmedik bir ?seni özledim ?mesajı ile aşk ı yakalayın..
Beklentisiz sevin..
Ben beklentisiz seviyorum..
O sizin sevgiliniz olduğu için değil..
Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.
Onu sevdiğiniz,onun da sizi sevdiği için ,sevin..
Sevgiye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından..
Göreceksiniz ki
O zaman aşk başka bir güzel..
Göreceksiniz ki ,
O zaman sevgili daha bir romantik..
Göreceksiniz ki
O zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat,
Yıllanmış şarap gibi,
Beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını..

Ben beklentisiz seviyorum..
Onun nerede olduğunu merak etmiyorum..
Beni bugün neden aramadı diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlar da..
Geleceğe dair hayallerim de yok zaten..
Ben sevgiyi yaşıyorum..
Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli ,o kadar kıymetli ki..
Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları..
Beklentisiz seviyoruz..
Sevdiğimiz için seviyoruz..
Hayalsiz,,geleceksiz,beklentisiz..
Anlık seviyoruz..
Deneyin..
Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün..
Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız..

Levent Kobaza

#171
Günün Sözü
"Bir büyük hayali gerçekleştirmek için, önce bir büyük hayale sahip olmanız gerekir."
Dr. Hans Selye (1907-1982/ Kanadalı Deneysel Tıp Uzmanı)



Neden kadınlar böyle sıcak?
Neden kadınlar böyle taze?
Yaz gelince basmalar giyerler
Sade.

Ben yine çocukları severim
Bütün kadınlardan ziyade.

Levent Kobaza

#172
Günün sözü
Geleceğin rüyalarını, geçmişin tarihinden daha fazla severim.
(Thomas Jefferson

ÇINAR AĞACI
Ulu bir çınar ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki çınar ağacına sarılarak yükselmeye başlamış.
Yağmurların ve günesin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve neredeyse çınar ağacıyla aynı boya gelmiş.
Bir gün dayanamayıp sormuş çınara:
-?Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç??
-?82 yılda? demiş çınar
-?82 yılda mı?? diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak, ?Ben neredeyse
2 ayda seninle aynı boya geldim bak!??
-?Doğru? demiş agaç, ?doğru??
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak önce üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle çınara:
-?Neler oluyor bana ağaç??
-?Ölüyorsun? demiş çınar?
-?Niçin??
-?Benim seksen iki yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çalıştığın için??









Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana
Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmiş. Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını?
Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya bir cennet resmi yapıp içine gir diye?
Düşler serpiştirdim gizlice, düş kurmayı unutma diye.
Bir tanede elma şekeri yerleştirdim, içindeki çocuğu yeniden tadabil diye?
Güneşin batışını, billur suyun sesini, kırmızıyı gelinciklerin saflığını, taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım. Ruhlarımız aç kalmasın diye?
Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür.
Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için?.
Bir buket sevgi, bir yudum aşk ve yarım bir elma da koymadan edemedim. Paylaşmayı anımsayalım diye?
Sevdiklerimize onları sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim. Hemen şimdi bunu yapalım diye?
İçtenliği, umudu neşeyi, bağışlayıcılığı, özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım, ?Ben? in dışına çıkıp bize ulaşabilelim diye? Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya bak bu kartta neler yazıyor.
Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.
Yaşamak için yarını bekleme, al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl yaşamdan yalnızca almak yerine ona bir şeyler ver.
Kısacası bütünüyle ?İnsan? ol.
Unutma (!) yaşam dokuması henüz tamamlanmamış, olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu yalnız sen doldurabilirsin.
Kimseyi kırmamak ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene bir gün
sonsuzluğun bulutlarına oturduğunda ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek

Levent Kobaza

#173
Günün sözü
Gerçeğin dağlarına umutsuzlukla çıkılmaz.
Nietzsche

Benden zarar gelmez
Kovanındaki arıya
Yuvasındaki kuşa;
Ben kendi halimde yaşarım
Şapkamın altında.
Sebepsiz gülüşüm caddelerde
Memnuniyetimden;
Ve bu çılgınlık delicesine
İçimden geliyor.
Dilsiz değilim susamam
Öyle ölüler gibi
Bu güzel dünyanın ortasında

n/a

#174
-----------------------------------------------------------
Geleceğin rüyalarını, geçmişin tarihinden daha fazla severim.
(Thomas Jefferson
----------------------------------------------------------
Tarih okumasını bilmeyenler için , tekkerrürden ibarettir.
Bir yerde duymuştum:)