Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



Neden Alfa Romeo?

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

BARLAS

Sitemizde yer alan çeşitli forumlarda hepimiz birer Alfa sahibi olarak değişik değişik problemlerden şikayet ediyoruz ve genelde de problemlerimiz ortak doğal olarak.

Örneğin; servis problemi, arabalardaki trim sesleri, klima problemi, koltuk gıcırtısı, motorla ilgili sorunlar vs vs.. Ve her ne kadar son zamanlarda biraz toparlanmaya başlasa da Alfa sahibi olmayan kişilerin beyinlerinde sabitleşmiş olan Alfa'nın 2. el sorunu...

Peki bunca probleme rağmen Alfa sahibi olan bizlerden ne kadarı Alfa'larımızı sattıktan sonra tekrar sıfır veya 2. el Alfa almayı düşünüyoruz ve neden? Eğer Alfa bizde bir bağımlılık yarattıysa bunun nedeni nedir şahıslar bazında??

Bu konuda mümkün olduğunca görüşlerimizi paylaşabilir miyiz?

Benim kendi adıma kısaca cevaplamam gerekirse;

Bana Alfa aldığım dönemde çok sevdiğim ve uzun süre Alfa kullanmış olan bir aile dostum, Alfa'nın bir tutku olduğunu, bir kez Alfa kullanan bir kişinin kolay kolay vazgeçemeyeceğini söylemiş hatta Alfa kullandığı dönemde geçirdiği çok feci bir kazayı bile iyi anılarla anlatmıştı. O zaman ben bunlara pek inanamamıştım "aman canım alt tarafı bir araba, biraz çekici bir görüntüsü var o kadar" diyip geçmiştim. Ama şimdi öyle düşünemiyorum. Alfa kullandıktan sonra diğer bütün arabalar bana sadece insanları bir yerden bir yere taşıyan sıradan ulaşım araçlarıymış gibi gelirken Alfa Romeo ise ruhunun yanısıra resmen bir canlıymış ve benim ona bağlandığım gibi o da bana bağlıymışcasına arabaya binerken bana bakıyormuş gibi geliyor. Bundan sonraki arabam da inşallah bir Alfa olabilir...


n/a

#1
Virüs

selim

#2
Neden alfa çünkü (özellikle 156) çok güzel,kullanırken karekterli ve tutarlı yol tutuşu,yüksek devirlerde istikrarlı ivmelenme,herkesin altında olmayan bir marka olması ayırcalıklı kılıyor.

Arabamı değiştirdğimde yine alfa almak istiyorum.Alfa Romeo dan sonra bindiğim diğer otomobillerin mutlaka bir eksiği oluyor Alfa dan.Ben bu duyguyu bu arabayı almadan önce sadece test maksadyla o güzel koltuklarına oturunca yaşadım,ondan sonra nice vectralara,passatlara,bmw,totota,ford ve şu an aklıma gelmeyen birçok markaya görücü gttim ancak hiç biri alfa kadar kendini sevdirmedi bana.Kendi arabam alfa diye,alfacı olmayan biri olarak söyleyeceğim tek şey var,otomobil kullandığnı sanan birçok sürücü alfa romeo kullandıktan sonra ne kadra yanılmış olduklarını anlayacaklardır.
156 1.6 t.s   sold   
Gtv 2.0 V6 tb sold 
166 Super V6 tb sold
Mitsubishi Evolution X (Güncel)
Citroen C4 x electric Güncel
147 1.6 T.S  sold
147 2.0 T.S Selespeed sold
Ssangyong Korando 2.0xdi sold
Hyundai i20  sold

omeroguz

#3
Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır.

Ben onu yaşayıpta kelimelere dökemeyenlerdenim :))))

Jakomo

#4
Çok basit: karakteri, tarzı, cazibesi, şaşırtıcılığı ve(bazılarımıza göre) ruhu var......
Sabır, boyun eğmek değil, mücadele etmektir !!!!

1996 145 1,7 16V
2001 156 SWSS Mk1,5
1994 164 V6 TB
1999 156 2,5 V6 
2003 156 SS MK 1,5
2004 156 SWSS Mk2
2007 GT
1996 BMW E36 320i Coupe M-technik
1999 166 V6 TB
1997 145 QV
2004 156 SWSS
2010 MiTo 1,4 TB

Levent Kobaza

#5
Daha evvel de ifade ettiğim gibi en kötü otomobilin dahi bir ruhu vardır.
Hele bu alfaysa bu gerçeği yadsımamak gerek.
Zaten alfa kullanan kesime bakarsak otomobili bir araç olarak görmeyen onun ruhunun varlığına inanan ve arabasıyla duygusal bir bağı olan insanların oluşturduğu bir grubuz yoksa bugün bir araya gelmemiz mümkün değildi.

bugra

#6
aşkta mantık aranmaz...oncelikle soleyebilecegm..herkesin erişebilecegi bir marka olmaması,eşsiz sürüş keyfi,dizaynsal ve donanımsal kendine ozgu karakteristiği..

Edited by - bugra on 21/10/2006  00:58:00

agucba

#7
Alfa kullanmanın bence tarifi yok. Tarif ancak kapıyı açıp da içine bindiğimizde başlar. Önce koltuklar, her ne kadar Alman menşeili dergilerde eleştirilse de, sarıyor. Çok rahatlar. Koltuğun üstünde değil, içinde oturyorsunuz. Sonra koltuğa oturduğunuzda italyan arabalarının kendine has oturma pozisyonu sizi yatarak kullanmaya zorluyor. Kısa bacak-uzun kol-direksiyonu alt yarım daireden kavrama şekli.
Asıl tarifsiz duygu kontak anahtarını çevirme ile başlıyor. O eşsiz olan motor sesi ki hala taklit edilemeyen bir ses (dizayn olarak çok taklit çıktı ama motor sesi, ı-ıh).
Sonra hafif sert debriyaj ve Alfa'ya has hafif kemikli vites, ki kullanım zevkini arttıran ve sportif tat veren de o hafif sert vites. Yoksa tereyağı gibi yumuşak bir vites üretmek, yapılmayacak bir şey mi?
Yavaş yavaş yola çıkıyorsun ama hızlanamıyorsun. Niye? Çünkü birden yüklenirsen, soğuk motor seni kısa bir süre sonra contalarının da yardımı ile üzmeye meyilli de ondan. Ne yapalım, sabrediyoruz.
O da ne, şehir trafiğine girdik ama araba kendini rahat hissetmiyor. Ben buraların adamı (veya Bella Bambina'sı mı demeliydim) değilim diyor. Bana açık yollar lazım diyor. Kırmıyoruz kendisini ve onun istediğini yapıyoruz. O ne de olsa bir ahbabımız, bir parçamız oldu artık.
Devam ediyoruz. Motor yağı da yavaş yavaş kıvama geldi, geliyor.
Sonra dizginleri salınmış bir tay gibi salıyoruz onu istediği yollara. 2, 3, 4... Hızlanıyoruz, ama daha da fazlasını istiyorum diyor. Ateşli bir italyan dilberi gibi biz ona verdikçe daha da fazlasını istiyor. E biz de kırmıyoruz kendisini.
Tabi bu arada unutmayalım. Arabayı ilk çalıştırdığımız andan itibaren o eşsiz görüntüsü, sesi ile kendisini belli ediyor. Bana bakın diyor, ben buradayım ve kimseye benzemem. Kopyalarım var ama esas olan ilk olmaktır edası ile ortalıkta dolaşıyor. Her köşe başında bir benzeri yok. Zaten olsa ne yazar, hepsinin kendine ait bir ruhu ve hikayesi var.
Dönüyoruz tekrar 4. vitese. Gidiyoruz, süzülüyoruz, yol tutuyoruz. Viraja giriyoruz. Sonra bir daha, ve bir sonraki. Ama bir sonraki viraj bir öncekinden bir az daha hızlı dönülüyor. Çünkü biliyoruz ki, "istediğini yap, benim için fark etmez diyecek".
Sıra geliyor 5'e. Artık yüksek bir süratte seyrediyoruz ama ne fark eder. Rahatız, nasılsa sınırları, limitleri yüksek. Kitapçık'ta azami sürat diye bir rakam var ama sanırım kitapçık hazırlanırken baskıda bir hata yapılmış? Biz bu sürati geçtik ve daha giderim diyor. Nasıl oluyor bu diyoruz kendi kendimize.
Sonra birden gerçekler çıkıyor karşımıza veya kulağımıza. Tıkırtılar bizi rahatsız ediyor. Kışın artıyor, yazın kesiliyor. Demek ki italyanlar da bizim gibi işi sıkı tutmayanlardan. Ama bir süre sonra tıkırtılara alışıyoruz. Çaresi yok mu? Var. Müzik setinin sesini biraz açıp, motorun sesinin de eşlik etmesi ile tıkırtı mıkırtı kalmıyor. Netice de kimse kusursuz değildir ve elbette italyan dilberi "Bella Bambina'nın" da kusursuz olmasını bekleyemeyeceğiz. Biz onu bu kusurları ile sevmiyor muyuz zaten?
Ve italyanların pek beceremediği ve sanırım daha uzun süre beceremeyeceği bir konu daha; Elektronik bizim işimiz değil, biz mekanik olarak iyiyiz diyorlar. Ama ne mekanik. Kimse bilmese de bir çok yenilik bizim mühendislerin sayesinde gelişmedi mi? Ürettiği ilk motordan itibaren üstten çift egzantrik, çift buji... Demek ki bu işi daha 1910'larda biliyorlarmış. Gerçi mekanik de arada sırada bizi üzmüyor değil. Hatta bir hanım arkadaşım bana eşlik ettiğinde arabayı ilk çalıştırmak için kontağı kapatıp tekrar çalıştırmam gerektiğini öğrenmişti. Yoksa kıskançlık mı yapıyordu?
Gelelim, dış güzelliğine. Onu görüp de aşık olmamak mümkün mü? Her zaman derim, Alfa'yı ya seversin ya sevmezsin. Ortası yok. Gerçi bir çok insana Alfa'yı sevdirmiş olsam da bir çok insan da sayemde antipati ile bakmaya başladı. Nedir bu sevgi, sanki uzaydan gelmiş bir şeyden bahsediyormuşum gibi bakıyorlar.
Devamı daha sonra...



Edited by - agucba on 21/10/2006  15:11:25

Edited by - agucba on 21/10/2006  15:35:52

///////////////

krm

#8
serkan bey, vites demişken aklıma geldi. geçen bir arkadaşım arabama bindi ve sözü şu oldu; "olm acemi gibi vitesi niye sert kullanıyosun, yumuşak geçirsene" ben hafif bi tebessüm ettim. (bu arada bunu söyleyen arkadaşın arabası lacetti) 2.viteste devam ederken debriyaja bastım ve abi 3'e geçirsene dedim...

sonuç: 3 hamlede becerdi bu işi. yol boyunca daha konuşmadı.


sözün özü, bende vitesin sert olmasından hoşlanıyorum, insan araba kullandığını hissettiriyor.

murat

#9
agucba olayı net bi şekilde koymuş ortaya sağolsun
Cuore Sportivo...

147 1.6 TS (2005)
145 1.4 TS (1998)
156 1.6 TS (2004)
156 2.0 SS SW (2004)
159 1.9 JTD SW (2009)
Giuilietta 1.6 JTD (2014)
166 2.4 JTD (2003)
Giuilietta 1.6 JTD (2012)
Giuilietta 1.6 JTD (2015)

Levent Kobaza

#10
Serkan bey hani bizi banca ukadar güzel tarif edebilirdiniz!
Keşke bizimkiler bütün elektronik işinden ellerini çekip mekanik ağırlıklı modeller yapsa

n/a

#11
kullanması çok güzel

t_e_m

#12
20.000 olmadan sağından solundan tıkırtılar gelmeye başladı,
sürücü koltuğu salıncak gibi öne arkaya gitmeye başladı,
radyosu hiçbir zaman cızırtısız çekmedi,
varyatörü allahın emri bir şekilde bozuldu,
hoparlörler patladı....

ama buna karşın ben gelecekteki arabamın da markasının alfa romeo olacağından eminim. niye? bu kadar probleme karşın niye hala alfa? çünkü ben onun koltuğuna oturduğumda (misal) bir golf'ün koltuğuna oturandan farklı olarak bir ruh ve duygu hissediyorum aracın her yerinden yükselen.. bu ruh sayesinde 97'de piyasaya çıkmış bir araç hala trafikte kendine baktırırken japon üreticiler bu süre zarfında 15 kere kasa yenilediler.. daha uzatabilirim ama gerek yok, yazacaklarım alfa sahiplerine bir fayda getirmez çünkü onlar zaten biliyor hepsini, alfa sahibi olmayanlara da fayda getirmez çünkü onlar hiçbir zaman bilemez bu ayrıcalıkları, onlar için tek övünç kaynağı tıkırdamayan ön konsol ve 2lt az tüketen hımbıl motorlardır..

n/a

#13
Boxer'ların bir aslanın mırıldamasını anımsatan,
Twinspark'ların çıtır çıtır motor sesi.
Ve tabiki dünyanın en yakışıklı arabası.

kaiserhose

#14
Ne zaman evde yapacak bir iş bulmasam bir pazar sabahı yolları boş görsem veya sağ ayağımın altında bir basılası pedal varmış gibi istemsiz hareketler belirse anahtarımı alırım ve inerim yanına. yavaşça yürürüm . uzaktan geldiğimi hissedercesine yakar lambalarını. koltuğu sarar ağrıyan belimi. İlk iş kapıları kilitlemektir. ikincisi emniyet kemerini takmaktır. gözlük, soğuksa deri eldivenim, müzik seçilir (her ruh halime uygun cd hazırdır) , kontak yarım çevrilir Check beklenir. dikizler yan aynalar konumlandırılır. ve kontak kulağımı dolduran o gümbür gümbür horul horul ses....

motora yüklenilmez yavaşça açılır uyku. virajlara tereyağı gibi girmeler arabanın yolunu bulması. manzaralı yollar, inanılmaz ikinci vites ve arabanla aranda geçen onca hikaye...

herkes terk edebilir bilirsin bunu ama bagajında her ihtiyacınla bekler ! bir temiz gömlek bir pantolon ve geri kalan herşeyle... O senin pit stop noktandır.

"Neden arabanla gelmedin!" sorusuna yanıtın bellidir;

"-İnsan içine çok çıkarmıyorum. Kendisi biraz vahşi de! :)"

alfa bir ruhtur araba değil....

agucba

#15
Sanırım Alfa kullananlar aynı zamanda edebiyata da meraklı oluyorlar ...

///////////////

n/a

#16
sabah okula gıderken otobus duragına kadar her atraf alfa romeo olan araclar... her sabah aralarından yuruyerek gıdıyor gelıyorsun babamda o zaman ford consul 2,8 V6 var hızlı dıyoruz fakat otobanda yanından kırmızı kırmızı alfalar gecıp duruyor ..sureklı merek ıcındeyım bunlar ne boyle dıye ..bır gun babam onlar alfa onlar baska bır sey dedı. bende hep merek ettım alfa gordugumde sureklı ılgımı cektı ınceledım sordum bır degıde alfa resmı gorsem aldım okudumç. derken bir sabah okula gıdecegım .kapıdan cıktım bırde ne goreyım kırmızı ama cok farklı bır kırmızı yanıyor sankı.. offf cektım ıcımden ve araca kıtlendım baktım arkasında GTV yazıyıor 2,5 V6 sanki ferrari .. o kadar dalmısım kı alfaya okulla gec kaldım ..okullda hep aklımda gtv okulldan dondugumde bır de baktım alfa hala orda ..o kadar cok sevındımkı..hemen kosa kosa eve cıktım cantamı attıgım gıbı fotoraf makınasını alarak asagıya ındım..basladım foto yapmaya ..derken bızım evin altındakı dondurmacı geldı yanıma (italyan)..nasıl deı güzelmı dedım muhtesem..nıye foto yapıyorsun dedi..arac gıderse belkı bır daha goremem o yuzden cekıyorum fotolarını..sonra gülmeye basladı ..anlamadım bastan nıye guldugunu..hıc merek etme dedi o alfa benım sen onu cok goreceksın hatta her gun .. gel dedı gezelım senınle..belkıde hayatım boyunca o kadar heycanlanmadım..ve beni gtv bindirdi ..o gunden sonra en az haftada bır kere bındırıyor gezdırıyordu ..bu arada ben sureklı alfalar hakkında bılgı almaya okumaya vs calısıyordum..derken bu gunlere geldık .o zamanlar yasım 12/13 o gun  bugun dur italyancıyım

borriscc

#17
1995 senesinde bir akşam vakti tanıştık 33 1.7 ile. Babamla telefonda görüştüğümde bana bir alfa romeo aldığını söylemişti. pek de tanıdık değildi bu araba o zamanlar benim için. Hava hafif kararmıştı balkonda arabayı bekliyordum, uzaktan bir müthiş bir motor sesi eve doğru yaklaşıyordu. Babam arabayı otoparka soktuğunda koşarak yanına gittim ve hemen sürücü koltuğuna oturdum ve işte o zaman başladı alfa aşkı bende. o zamana kadar araba diye nelere binmişiz meğer. Daha sonra izmir de alfamir e giderdik servise, orada 156 ları gördükçe hasta olurdum 2.5 v6 'lar selespeed ler onlara sahip olmak için can atardım. Daha sonra bir de 156 aldık, ama alfa 33' ü de satmaya kıyamadık hala orjinal hala güçlü. Babam bazen bunun motor sesi 156 dan daha fazla ve güçlü diyor. hepsinin ayrı bir güzelliği ve anısı var. en acısı ben bu iki arabadan uzakta ankarada yaris'e biniyorum...

pulse

#18
merhabalar sitenize yeni üye oldum..izmirdeyim..06 VU 156..geçen yıl 156 aldım(2005 siyah) ..1 yıldır maşallah hiç bi sorun çıkarmadı..alfa aşkım yoktu ama kesinlikle sürünce hastalık olduğunu anladım..6 ay önce ankara izmir arası giderken karşıdan gelen 147 ye selektör yapıp karşılığını aldığımda eşim fazla abartıyosun alfa olayını dedi,2 saat içinde karşıdan denk gelen biri gt biri yeni 156 iki alfa ben bi şey yapmadan selektör yapınca eşim şaştı kaldı..seviyorum alfayı..satacağım zaman başka alfa alırım herhalde..ama 0 değil 1-2 yıllık ,çok zarar ettim çünkü..

romeo37

#19
Bugüne kadar 5 tane arabam oldu farklı markalarda  ama  6 ncı  alfa 156  biraz farklı  bende anlayamıyorum bu araba da ne var ama aramızda duygusal bir bağ olduğu  kesin  sürekli kullanmak istiyorum daha önce hiç bir arabada bu duyguyu hissetmemiştim .......