Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



"Artık soyadınız gibi marka yaratın"

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Increase

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TÜSİAD 41. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada YİK Başkanı Mustafa Koç'a otomobil üretmeleri için teklifte bulundu. Erdoğan, Koç'a "Artık soyadınız gibi marka yaratın" dediğini söyledi. Gelişmeler üzerine YİK Başkanı Mustafa Koç danışmanlarına konuyu danıştı. Danışmanlar artık sıfırdan bir araç üretmemiz mümkün değil DETROIT marka çöplüğüne döndü Hintliler gibi bir markayı satın alıp Türkiyeye getirelim daha sonra hem yurda hemde yurtdışına satarız demeleri vede GRUNDIG ornegini göstermeleri üzere en güvendiği iki danışmanını Chrysler Group başkanı ve CEO TOM LaSorda ile konuyu görüşmeleri için gönderdi..

Haber dogrumu degilmi bilmiyorum ama, buradan koç'a baskıyı yapalım ve fiat'tan ALFA ROMEO'yu alsın...

Increase
156 1.6 TS
159 1.9 JTDM
Giulietta 1.4 TCT 170
Tonale 1.6 Diesel Ti  130 DCT

Tuncay Nergis

#1
Ekşisözlük başlığı gibi bi konu :D

Kim istemez ki böyle bişey olmasını... Alfa Romeo konusu güzel bi hayal olsa da, tabii ki mümkün olmaz bence.

Bir de satın alınacak firmanın ismi ve model adları Türkçe olmalı, burada üretilmeli ve vergi avantajı olmalı. Gerçi bizim milletimiz 60.000 TL'ye klimasız golf almaya falan alışkın olduğundan ucuz bir arabaya çöp muamelesi yapacaktır, o yüzden bilemedim şimdi fiyat konusunu :)))

Orhan Isvan

#2
Gerçek anlamda ?marka? olabilmiş firmaların öyle bir değerleri var ki, maddi varlıklarına değer katıyor. Örneğin arazi, fabrika binası, üretim makineleri, stoklar, v.b. gibi maddi değerlerinin toplamı x ise, markanın değeri x ten büyük oluyor.

Örneğin şayet Tata Jaguar?ı hintlileştirseydi, bence kendi bindiği dalı keserdi. Hem Jaguar?ın marka değerine para verip, hem de onu hintlileştirmek karlı olmazdı. Tata zaten karlı. Jaguar?ı satın almasının amacı, Jaguar?ın marka değerinden hareketle ve ilave bir yatırımla kar elde etmek.

Bence Alfa Romeo için de durum hiç farklı değil. VW, veya Koç, veya Tata, veya kim olursa olsun; Alfa Romeo?yu alıp da İtalyan?lığıyla veya diğer belirgin karakter özellikleriyle oynarsa, Alfa Romeo marka değerini kaybeder. O zaman, marka değerine para vermiş olan yeni sahibi o işten karlı çıkamaz.

Çağdaş piyasa eski ve değerli markaların karakteriyle biraz oynamayı şart koştuğu için, bunlar çok kritik operasyonlar. Fazla oynayınca marka değeri düşüyor. Hiç oynamayınca otomobiller satılmıyor (eğer satılsalardı, zaten esas sahibi ?markasını? satmazdı). Satın alıp, eski sahibinin yapamadığı yeni yatırımları yapan ama bunu yaparken de karakeriyle gereğinden fazla oynamayan operasyonlar başarılı oluyor.

Bildiğim kadarıyla Tata?nın Jaguar opersyonu şimdilik başarılı gibi gözüküyor. Umarım Fiat?ın Alfa Romeo opersyonu da başarıyla sonuçlanır. Değilse, inşallah Alfa Romeo?yu Fiat?tan satın alacak olan yeni sahibinin operasyonu başarılı olur. Aksi takdirde Alfa Romeo sadece şanlı bir tarih olup, güncel sahneden silinmek zorunda kalır.  

Tata gibi bir firmanın bile başbakan buyurdu diye yaratılmasının gerçekçi olacağını hiç düşünmüyorum. Şayet gerçekçi olsaydı, bunu siyasilerden önce sanayiciler zaten düşünürdü. Hele de Alfa Romeo veya Jaguar veya benzerleri gibi maddi varlıklarını aşan değerde markaların yaratılması için başbakan değil padişah ferman verse, bence nafile.


Edited by - Orhan Isvan on 23/01/2011  14:23:00

murat

#3
Valla çocukça bir hayaldan öteye gidemez bu..Ben çok komik buldum   Dünya otomotiv devleri sarsılıyor ayakta kalmaya çalışıyor bildiğiniz gibi..Birleşmeler , Joint-Venture'lar havada uçuşuyor..Ha ibir laf var ya : Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı

Edited by - murat on 23/01/2011  21:17:29
Cuore Sportivo...

147 1.6 TS (2005)
145 1.4 TS (1998)
156 1.6 TS (2004)
156 2.0 SS SW (2004)
159 1.9 JTD SW (2009)
Giuilietta 1.6 JTD (2014)
166 2.4 JTD (2003)
Giuilietta 1.6 JTD (2012)
Giuilietta 1.6 JTD (2015)

omuslu

#4
İnsan önce kendi söylediğine kendisi inanmalı.

Increase

#5
Konu genel başlığından da anlaşılacağı üzere maksat geyik :)
Increase
156 1.6 TS
159 1.9 JTDM
Giulietta 1.4 TCT 170
Tonale 1.6 Diesel Ti  130 DCT

tolga_ozhan

#6
Biz milli otomobil işine gireceksek bence bunu mevcut bir markayı satın alarak yapabiliriz ama şahsen ayakda çok uzun süre kalamayız. Bunun yerine çinlilerin Gelly'si Hintlerin Tata'sı tarzında bir girişimde bulunmalıyız.
En güzel örnek bence kore adamlar 25 sene önce piyasada yoktu ama kia ve hyundai ile adamlar sonunda kendilerini kabul ettirdiler. Epey geç kaldık ama hybrid tarzı bir araçla piyasaya girersen en azından 3. dünya ülkelerinde iş yaparız diye düşünüyorum.

Jakomo

#7
Kendi markamız mı ?? Hayalden ötesi olmaz, olamaz !!!! Ne hybrid' i, ne marka oluşturması, sı, ne marka satın alınması ?!?!?!? Gerçekci olalım arkadaşlar ltf....
Sabır, boyun eğmek değil, mücadele etmektir !!!!

1996 145 1,7 16V
2001 156 SWSS Mk1,5
1994 164 V6 TB
1999 156 2,5 V6 
2003 156 SS MK 1,5
2004 156 SWSS Mk2
2007 GT
1996 BMW E36 320i Coupe M-technik
1999 166 V6 TB
1997 145 QV
2004 156 SWSS
2010 MiTo 1,4 TB

Alfadanadam

#8
Türkiye'ye has, milli bir otomobil markası yaratmak oldukça uzun soluklu bir iş, o yüzden özel sektörden kimse bu işe girmez. Ancak devlet kendi eliyle böyle bir işe girişebilir, ve hatta bence girişmelidir de. Dünya devlerinin batıyor olmasının konuyla bir ilgisi yok. Yukarıda da bahsettiğim gibi 3-5 seneyi ilgilendiren bir yatırım değil bu. Oluşması, kendini kanıtlaması, geri dönüşlerin başlaması 15 belki 20 seneyi bulacak bir iş. Ama bütün markaların vaktiyle aştığı-aşmak zorunda kaldığı bir süreç bu. Geç kalındıkça bahsettiğim 15-20 senelik süreç gitgide uzayacak ve teorik olarak olmasa da pratikte kapanmayacak bir ara oluşacak.

Milli bir otomobil markasını destekleyebilecek yan sanayi, gerek tasarım gerekse üretim anlamında bu projeyi destekleyebilecek kapasitede şu anda.

Mevcut dünya markalarından birini satın almanın neresi amntıklı anlamıyorum.

Alıp ismini, logosunu, tarzını değiştirecekseniz ne diye onca parayı adamlara ödeyeceksiniz? Zira ödediğiniz para sadece adamların ar-ge'si ya da know-how'ı olmayacak, aynı zamanda marka değerine de para vermiş olacaksınız. Peşin peşin parasını ödediğiniz bir değeri silip atacak mısınız yani?
Alıp hiçbirşeyini değiştirmeyecek ama bu Türk markasıdır mı diyeceksiniz? Nasıl milli bir marka olacak o zaman bu?

Bu ülkenin boşa harcanan çok trilyonları oldu şimdiye kadar, varsın biraz da bu işe harcansın. Ben vatandaş olarak razıyım. :)

Dentist

#9
Boş bir hayal diyorum...
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

naxos

#10
Hayal bile etmesi güc
Zaten hayal etmeye başladıgımızda,üretmeye bir adım kalmıştır demektir.
Giulietta 1.6 JTD SP1
156 2.0 Selespeed 2003
156 2.0 Selespeed 2001
Hiçmi Sınır yok

Sportivo

#11
nesi hayal arkadaşlar ya. Sermaye var,know-how var, teknolojik birikim var,yan sanayi var, yönetici var, mühendis var, ucuz iş gücü var, aç pazar var (Avrupa'da 1000 kişiye 560 otomobil düşerken Türkiye'de bu rakam 1000 kişiye 92 otomobil). Olmayan ne? Taşına altına elini sokacak devlet ya da özel sektör girişimcisi yok. Onlar da topu birbirine atıyor. Başbakan ülkenin en önde gelen özel sektör girişimcisine tribünlere oynayarak ara gazı veriyor(sanki çor çocuk var karşısında) ; o özel sektör gurusu da aynı seviyede(seviyesizlikte) yanıt veriyor. Dostlar alışverişte görsün.Bir atasözü bir durumu bu kadar güzel açıklar.
Alfa Romeo 156
35 AU 4494

Tuncay Nergis

#12
quote:

nesi hayal arkadaşlar ya. Sermaye var,know-how var, teknolojik birikim var,yan sanayi var, yönetici var, mühendis var, ucuz iş gücü var, aç pazar var (Avrupa'da 1000 kişiye 560 otomobil düşerken Türkiye'de bu rakam 1000 kişiye 92 otomobil). Olmayan ne? Taşına altına elini sokacak devlet ya da özel sektör girişimcisi yok. Onlar da topu birbirine atıyor. Başbakan ülkenin en önde gelen özel sektör girişimcisine tribünlere oynayarak ara gazı veriyor(sanki çor çocuk var karşısında) ; o özel sektör gurusu da aynı seviyede(seviyesizlikte) yanıt veriyor. Dostlar alışverişte görsün.Bir atasözü bir durumu bu kadar güzel açıklar.



Katılıyorum.

Ayrıca illa bir markayı satın alarak aynı isimle o işe devam etme gereği de yok. O şirketin altyapısını, fabrikalarını da satın alabilirsiniz. Lotus'un fabrikaları, mühendisleri vs. bir çok şeyi diğer markalar tarafından kullanılıyor şu anda. Proton da bunlardan bir kısmını aldı. Türkiye'ye Jetpa'yla gelen ilk modeller Lotus fabrikalarında üretildi mesela. Rover'ın bazı modelleri de orada yapıldı. Halen daha kullanılıyor başka markalar tarafından.

Bir de şöyle bir şey var. otomotiv sektörü ekonomisi ve özellikle bankacılık sektörü can çekişen ülkelerde (AB,ABD vs.) batık durumlardan kurtarılmaya çalışılıyor doğru. Ama bu şirketleri satın almak için en doğru zaman da bu. Chrysler neden Fiat'a hisse sattı, durumları iyi olsa satarlar mıydı? Gm neden devletten yardım alıyor? Başkasına ucuza gitmemek için.

Bir de alınacak markanın çok iyi bir marka olmasına gerek yok. Zaten günümüzde çoğu marka yeterli teknolojik altyapıya sahip. Bir marka oluşturmak için çok fazla ar-ge ve fiziksel yatırım gerekir, bu da çok uzun zaman ve bol miktarda para demek. Bu maliyetleri (ve zaman maliyetlerini) satın almak için en uygun zaman şu yıllar. Şimdi bir marka satın alırsanız rekabette üstün duruma geçmek için çok uygun bi noktada işe başlamış olursunuz.

Bence çok zekice ama belki 1-2 yıl geç kalınmış bir karar. Böyle bir fırsatı 1929-1939'dan (büyük ekonomik buhran) beri hiç bir ülke de yakalayamadı.

Alsınlar Daihatsu gibi çok da iddialı olmayan ama ucuza gelebilecek bir markayı, adını değiştirip "Alfa Tayyip" koysunlar, Daihatsu AB'den 2012'de çekilme kararı almışken çok da iyi bi iş olur bence

Tamam "Alfa Tayyip" olmadı, kabul

murat

#13
Adama demezler mi? Sen önce dünya üretiminin yarısından fazlasını ürettiğin fındığa sahip çık, bora sahip çık diye...Demezler tabi diyebilirler mi? Hemen diline acı biber sürerler sonra

Fındık sende , fındık ezmesinde dünya devi Nutella , çiftçi karadeniz sahil yolunu kesip eylem yapıyor kimin umrunda ki?

Araba üretelim havamız olsun. Yarın belki uzay mekiği filan da yapabiliriz
Cuore Sportivo...

147 1.6 TS (2005)
145 1.4 TS (1998)
156 1.6 TS (2004)
156 2.0 SS SW (2004)
159 1.9 JTD SW (2009)
Giuilietta 1.6 JTD (2014)
166 2.4 JTD (2003)
Giuilietta 1.6 JTD (2012)
Giuilietta 1.6 JTD (2015)

TRUPHASE

#14
Her ne olursa olsun ''biz yapamayız'' ''elimize yüzümüze bulaştırırız'' ''nerede bizde o teknoloji'' diye söze başlayanların ciddi derecede kendileriyle sorunları var. Kendini bu kadar aşağılayan,küçük gören bir toplum yok dünya üzerinde. Türkiye'de araba üretmeye yetecek kadar teknoloji var hatta çok daha fazlası var. Araba üretememenin sebebi teknoloji değil ülkedeki bazı dengeler. Bu dengeler şimdi değiştiği için her şeyi üretmenin hevesi sardı Türk üreticisini. Zaten şöyle düşünün; bir arabanın bütün parçaları üretilebiliyor hem de en kalitelisi ama araba üretilemiyor. Sizce de komik değil mi? Size küçük bir örnek vereyim. Aşağıda linkini verdiğim firmayı çok çok yakından tanırım. Bu firma aynı zamanda benim müşterimdir ve sahiplerini de yaptıklarını da çok çok iyi bilirim.
Ne zaman  fabrikalarına gitsem,ne zaman müşterilerini görsem,ne zaman ürettiklerini görsem göğsüm kabarıyor. Ayrıca bunu  gibi çok fazla firma var.Bu arada linkteki firmanın referanslarını görmeyi unutmayın.

www.kanca.com.tr

Edited by - TRUPHASE on 24/01/2011  23:45:04
[url="//www.trioacoustic.com"]www.trioacoustic.com[/url]

Orhan Isvan

#15
Neyi tartıştığımız konusunda ya konu dağıldı, ya da ben ipin ucunu kaçırdım. Amaç milli bir otomobil markası yaratmaksa, bence bu yabancı bir markayı satın alarak ulaşılabilecek bir hedef değil. Satın alınan firma eğer ?marka? ise, milliyeti neyse o.

Eğer amaç bir Türk otomobil markası yaratmaksa, örneğin Mavi Jeans?in pantalonda yaptığını otomotivde yapmaksa; keşke olsa, ne iyi olur ama bu da başbakan buyurdu diye olmaz. Çünkü Mavi Jeans?in en belirgin özelliği Türk olması değil, başarılı olması. Çoğu dünya markasının da en belirgin özelliği milliyeti değil, uluslararası başarısı.

Milliyeti öne çıkan markalar yok değil. Alfa Romeo, Harley Davidson, Coca Cola gibi pek çok örnek var ama bunlar İtalyan veya Amerikan, veya diğer; yaşam tarzları ile bir ölçüde özdeşleştikleri için milliyetleri öne çıkıyor. Başka milletten birisi bunları satın alsa bile marka olarak yine de milliyetlerini koruyabiliyorlar.

Berlisconi buyurmuş olsaydı, Lamborghini?nin sahibi bugün İtalyan mı olacaktı? İngiltere Kraliçesi bir İngiliz işadımına tembih etmeyi düşünemediği için mi bugün Rolls Royce?un ve Jaguar?ın sahibipleri İngiliz değil?

Başbakan Türk yaşam tarzını uluslararası bir cazibe haline getirmeyi başarırsa; o zaman belki Sultanahmet Köftecisi Mc Donalds?a alternatif olabilir, Koç da adı gibi bir Türk otomobil markası yaratabilir ki o marka Çin?liye de satılsa, İngiliz?e de satılsa Türk markası olarak kalır. Vefa Bozacısı?nın bozadaki alkol oranını tartışmak zorunda kaldığı bu günlerde, Türk yaşam tarzını uluslararası çekim alanı haline getirmek için bir eksiğimiz de başbakanın Koç?tan ricası idiyse, artık böyle bir eksiğimiz de kalmamış çok şükür.

Alfadanadam

#16
Orhan bey yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Ancak benim şahsen dileğim uluslararası pazarda başarılı bir marka yaratılması değil. Öncelikle Türkiye'de bu olayın başarılabilmesi. İyi yönetilirse belki yıllar sonra uluslararası başarı da gelir ertesinde. Ama bir işe başlamadan o işte başarılı olunamaz ki.

Belki başka konularda da yazmışımdır. Şu an çalıştığım tesisi 2008 yılında devreye aldık. Tesisin adı "Yüksek Fırın", ingilizcesi Blast Furnace. Bu tesis, Türkiye'de tamamen Türk mühendis ve işçilerinin emeği ile yapılmış "ilk" Yüksek Fırın olma özelliğini taşıyor. Çok ciddi bir emek ve vakit harcandı bu projenin hayata geçebilmesi için. Projeye dahil olan herkes mevcut görev ve sorumluluklarının yanında ekstradan bu proje için de çalıştı. Muazzam bir emek, anlatılamaz görmeniz lazım. Yaklaşık maliyeti 65 milyon dolar civarında.
Dünyada bu işi yapabilen, yani size anahtar teslim bir Yüksek Fırın yapabilen çok fazla firma yok. Biz de bu tür bir firmaya bu işi yaptırsaydık tahmini bedel 200 ila 250 milyon dolar arasında değişecekti.
Gerek yurtiçi gerekse yurtdışından gelen ziyaretçilerin tamamının ortak fikri çok başarılı olduğu yönünde. Keza 2008 yılında devreye almamızdan bugüne elde edilen teknik veriler, üretim rakamları, verimlilik değerleri de bunu doğrular nitelikte.
Bunları yazmamın sebebi, kabaran milli duyguların etkisiyle bazı hikayelerle insanları sarhoş edip, insanları dipsiz bir projeye atılmaları ya da destek olmalarını sebep olmak değil. Ben bir mühendis olarak bu tür işlerin Türkiye'de gerçekten yapılabileceğine inandığım için olur diyorum daha doğrusu olmasını diliyorum.

Bunun politik bir malzeme olarak değil, teknik bir mesele olarak ele alınmasını istiyorum elbette.
Yani kuralım bir fabrika, Mercedes ile aşık atalım değil. Önce bir kuralım, yani bir deneyelim bakalım ortaya neler çıkıyor.

Başbakan istediği için değil, ben olması gerektiğini düşündüğüm için istiyorum bunu :)

Orhan Isvan

#17
Bülent Bey, tamamen aynı noktadan hareket ediyoruz. Ben de hiçbir zaman ?Türk yapamaz, Türk edemez? düşüncesinde olmadım. Sadece Milli Mücadele tarihimizi okuyanların bile, bu milletin yapamayacağı hiçbirşey olmadığını hiçbir tartışma payı kalmayacak netlikte göreceklerine inanırım.

Ne var ki, uluslararası ticari başarının milliyetin fonksiyonu olmadığını ama ?markanın? uluslararası ticari başarının fonksiyonu olduğunu düşünüyorum.  

Başbakan söyledi diye bir marka yaratmanın bence mümkün olmayışı ne Başbakan?ın ne de Koç?un Türk oluşlarından. Alman olsalardı da bu mümkün olmazdı, Çin?li olsalardı da. Nitekim, Alman?ların da Çin?lilerin de uluslararası ticari başarıları var ama bazı Alman markalarının epey daha makbul oluşları bence Alman başbakanlarının sanayicilerine ?marka yaratın? buyurmasından, Çin?li başbakanların ise bunu söylemeyi akıl edememesinden değil.

Sizi yüksek fırın başarınız için yürekten kutlarım. Her zaman saygı duyduğum türden büyük bir iş başarmışsınız. Bu milli başarınızın devamını ve ululararası düzeyde daha da büyük bir ?marka? haline gelmesini yürekten dilerim. Bunun için başbakan?larımıza bürokratik engellerinizi gidermek gibi, veya belki başkaca görevler düşebilir ama günün birinde bir başbakanımız size ?hadi marka ol? derse bence ya sizi, ya da uluslararası yüksek fırın piyasasını hafife almış olur.

Türkiye yüksek fırın piyasasında dünya markası çıkarabilecekse siz bunu kimse söylemese de zaten yaparsınız, nitekim yapıyorsunuz da. Türkiye otomotivde bir dünya markası çıkarabilecekse de Koç veya diğer büyük sanayicilerimiz yaparlar, zaten de ellerinden geleni yapıyorlar. Bana kalırsa Başbakanlık, şirketlerden ziyade Türkiye?nin hangi kararları alması gerektiğiyle ilgili bir makam olmalı.

Tuncay Nergis

#18
Devrim otomobili denen filmi hepimiz izlemişizdir sanıyorum. Benim anlamadığım bir asker buyurunca oluyor da, Erdoğan buyurunca mı olmuyor? Bence duygusal düşünüyorsunuz bu konularda. Bu işlerin buyurmayla-emretmeyle-zorlamakla alakası yok bence. Yapabiliyorsanız yaparsınız. yapamıyorsanız yapamazsınız. Biz yapabiliriz.

Budur.

Orhan Isvan

#19
quote:

Devrim otomobili denen filmi hepimiz izlemişizdir sanıyorum. Benim anlamadığım bir asker buyurunca oluyor da, Erdoğan buyurunca mı olmuyor? Bence duygusal düşünüyorsunuz bu konularda. Bu işlerin buyurmayla-emretmeyle-zorlamakla alakası yok bence. Yapabiliyorsanız yaparsınız. yapamıyorsanız yapamazsınız. Biz yapabiliriz.

Budur.



Asker buyurunca yapılmış olan otomobil. Asker de buyursa, başbakan da buyursa, buyrukla da, ricayla da, temenniyle de bence olmayacak olan "marka". Ticari realite bence ne asker buyruğu dinler, ne sivil.  

Kimse "biz otomobil yapamayız" demiyor. En azından benim demediğim yeterince açık sanırım. Ama başbakanın "marka yaratın" dediği de yeterince açık. Ben de başbakan istedi diye "marka" olmaz diyorum. Sizi memnun edecekse hemen söyleyeyim ki, asker buyurduğu zaman da olmamıştı ama bu konu bir asker - sivil kıyaslamasına zemin de hazırlamıyor açıkçası.


burcintun

#20
Arkadaşlar ben de sizlere yürekten katılıyorum. Bu ülke için otomobil yapmak çok zor birşey değil zaten işin içindeyiz rahatlıkla parçaları temin edebilecek nice yan sanayi firması var ve bu firmaların çoğu çok büyük firmalara iş yapıyorlar. Kaliteli iş gücü, hayatını bu sektöre adamış ne mühendisler tanıyorum. Ve yurtdışındaki büyük otomobil firmalarında çalışan Türk mühendisleri saymıyorum bile. Bunlara milli bir mesele var desek hatta oradan gelmeden bile yardım edeceklerine inanıyorum. Ar-ge çalışmaları için nice üniversitelerimizin laboratuarları var. Profesörleri var. Yani malzemelerin hepsi var sadece yemeği yapmak gerekiyor. sadece bu yemeği yaptığımızda dünya mutfakları arasına girebilecek mi? adını yazdıracak mı? gurmelerin hepsinden tam not alacak mı? işte bütün mesele sadece bu. "PAZAR" Bence bu pazarı oluşturmak için sıradışı bir çıkış yakalamak ve dünyaya lanse etmek gerek. Ne bileyim bizim aracımız BOR ile çalışsın. Hem rezerv de var. aracın yağ değişimi 50000 km olsun motoru az bakımlı olsun. çevreyi az kirletsin, kullandığı atık maddelerin ömrü uzun olsun, konforlu, ucuz, ekonomik olsun bunlar gibi şeyler üzerine yoğunlaşılması taraftarıyım. Aracın iç donanımı zaten hazır herşey sipariş verilip yaptırılıyor. Yani anlayacağınız arkadaşlar ses getirecek dünyanın ilgisini bir anda çekecek formülleri, teknik resimleri Coca cola sırrı gibi çok özel bir yerde saklanacak PROJEYE varım.    

Sportivo

#21
You are not allowed to view links. Register or Login

Arkadaşlar, bu iş bal gibi olur. Bugüne kadar korunaklı bir pazarda kuş serisi ve benzeri otoları yıllarca bu millete ballı börekli satmaya alışanların taşın altına elini sokmaktan korkmaları nedeniyle olmuyor. Ama Türkiye'de son 10 yılda dünya ile rekabet eden, kendini sürekli geliştiren bir serbest piyasa ekonomisi oluştu. Zaten bu evrimin/oluşumun sonucu olarak eninde sonunda pazardaki boşluğu bulup, yüreğini de ortaya koyup bu işi alıp başlatıp dibine kadar götürecek gerçek bir yatırımcı çıkacaktır. Bunun olması da çok uzak değildir. Zaten gün gelip bu işler olmaya başladığında  " bu işi danışmanlarıma sordum, sıfırdan üretmemiz mümkün değil " diyenlerin sözleri Türk tarih sayfalarında tarihe geçen büyük gaflar sıralamasında en önlerde yerini alacaktır ve bu sözü söyleyenlerin de bir yerleri ister istemez sızlayacaktır.
Alfa Romeo 156
35 AU 4494

Alfadanadam

#22
Orhan Bey, bence önce güzel birkaç otomobil üretelim. Ne yapabiliyoruz kendimiz bir görelim, kendimize bir ispat edelim. Varsın markalaşmak yıllar sürsün, ne zararı var?
Başbakan dedi diye bir Bmw bir Ferrari yaratılmaz belki ama bu işe az buçuk gönlü olan müteşebbislere ilk ateş olur, belki biraz sebep olur vs.
İsterse bu otomobiller hayatları boyunca ülke sınırlarından dışarı çıkmasın, hiç ihraç edilmesin.

Orhan Isvan

#23
quote:

Orhan Bey, bence önce güzel birkaç otomobil üretelim. Ne yapabiliyoruz kendimiz bir görelim, kendimize bir ispat edelim. Varsın markalaşmak yıllar sürsün, ne zararı var?
Başbakan dedi diye bir Bmw bir Ferrari yaratılmaz belki ama bu işe az buçuk gönlü olan müteşebbislere ilk ateş olur, belki biraz sebep olur vs.
İsterse bu otomobiller hayatları boyunca ülke sınırlarından dışarı çıkmasın, hiç ihraç edilmesin.




Bülent Bey, amaç üretmekse, başbakan da devleti bu üretime kefil ederse, fiziki anlamda elbette üretebiliriz.

Şayet birileri başbakanın isteği ve desteğiyle bir yüksek fırın yaparlarsa, bence o sizinki gibi gerçek bir milli değer olmaz. Ayrıca, acaba başbakan o fiktif desteği seçimden sonra da sürdürür mü? Sürdürse bile, acaba sonraki başbakan sürdürür mü? Kendilerine değil de böyle bir payandaya güvenerek o işe girmiş olanlar, payanda çekilince sizinkinin ve diğer yüksek fırınların varolduğu bir sektörde nasıl barınırlar?  

Bugün yüksek fırında sizin başardığınızı bir gün başkaları da otomotivde başarabilirler. Ama başbakana değil, kendilerine güvenen birileri. Ne var ki, herkes bu kadar taraftarken ben kendimi sanki pişmiş aşa su katmış gibi hissediyorum. Kimse merak etmesin. Başbakan beni dinlemeyecektir.

Alfadanadam

#24
:))
Orhan bey ben sizin demek istediğinizi çok iyi anlıyorum. Aslında olması gereken doğal süreci anlatıyorsunuz.

Benim olması yöndeki mesajlarımın sebebi aslında, kendimi bildim bileli içimde ukde olan bu hadisenin hazır konusu açılmışken ifade etme isteğim idi.
Ah keşke olsa, ah keşke birileri yapsa bab'ında yani :)