Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



Hillsider yazısı: Bir babanın seyir defteri/1. Gün

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Borracho

asagida hillsider dergisi/bahar sayisinda son yayinlanan yazimi bulabilirsiniz>>>

Bir babanın seyir defteri / 1. Gün

Doktor?un sesi doğumhanede çınlıyor:
?Hadi bir ?ki üçç...ittir!!.....?
?Hadi bu sefer olacak...?

Doktor?un sesini bastıran bir çığlık; hiç bitmeyecekmiş gibi...
Eli elimde, haykırışı yavaş yavaş yerini kısa bir gözyaşı seline bırakıyor. Bir anlık acı, kullanılan epidürale rağmen, sevdiğim kadını avucuna alıyor. Sonra anlık bir rahatlama. Gözyaşı kesiliyor, muson yağmurları gibi...

Gözüm, bir metre ilerideki doktor?un ellerini arıyor. O anı kare kare hatırlıyorum. Bakışlarım ilk kez karımdan ayrılıyor;
örtünün altından, önce birkaç küçük bile diyemeyeceğim parmak görünüyor, sonra bir kafa, ?saçları var? diye geçiriyorum içimden. Sımsıkı kapanmış gözler, kıpkırmızı bir ten, çaresiz bir duruş. Gözlerini göremiyorum, O?nun yardıma muhtaç hali, ilk nefesini almak için verdiği mücadele içimde bir noktaya dokunuveriyor işte.
Boğazım düğümleniyor, bastırdığım tüm heyecanlarım tek bir gözyaşına dönüşüyor. Ve bu yavaşlatılmış, hayatım boyunca unutamayacağım o saniye bitiveriyor.

Sabahın 3?ünü birkaç geçe, o anda orada baba oluyorum...

?Karım!!! karımı unuttum, o iyi mi? Nasıl tepki verdi?? (takip eden saniyedeyiz şimdi de)...
Gözlerim yüzündeki ifadeye takılıp kalıyor. O iyi! Perişan durumda ama gülümsüyor. Son sekiz saatini doğru sancıyı yakalamak için çabalayarak geçirdi. Normal doğumun ?aferin?lerle karşılandığı bir dönemde, gözünü kırpmadan analarımız gibi doğuruverdi. O benim kahramanım! Bakıyorum onca ağrısına rağmen O da bendeki tepkileri inceliyor. Evet oldu! Başardık! Gülümsüyoruz. Herşey yolunda...

Doğumdan sonraki 10. Saniye...
Artık herşey çok hızlı gelişmeye başlıyor. Bebeğin kordonu dışarıda, üzerinde makas sallanırken iki ayağından kavranmış, başaşağı görünmesiyle birlikte doğumhanede başlayan koşuşturmanın da bunda etkisi var tabii. Sıfır kilometre bir anne ve bir baba. Konuşulan her kelimeden bir anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Nefes almaya devam edecek mi? Normal mi? Herşeyi yerli yerinde mi?

İnsan bir saniyede onlarca soru üretebilir ml? Evet üretiyor; kimi sorularına cevabı da kendisi veriyor hatta!

Bu renk normal mi? Doktor şaplağı vurdu mu? Hah vurdu. Ağlamaya başlayıp ilk nefesini alacak mı? Evet aldı. Oh. Ağzına neden plastik borular sokuyorlar? Üstü başı sıvıyla kaplı, yıkayacaklar mı acaba. Yoksa bu haliyle de kucağımıza verirler mi? Versinler hadi. Gözünü açabilecek mi? Ben şimdi gerçekten baba mı oldum? Saat kaç? Herkes sorar tespit etmek lazım. Hay allah! Benim saatimle doğumhaneninki farklı birbirinden. Kaç dakikadır içerdeyiz? Aile fertleri dışarda bekliyorlar. Onlara haber veren oldu mu? Anne iyi, bebek iyi, ben baba oldum! Baba oldum!! Birisi haber vermiş olsa bari; merak etmesinler... İnanamıyorum baba oldum!!!


Doğumhanenin bir köşesinde yatağından kalkıp gelen doğum fotoğrafçısı koşuşturma içerisinde doğru kareleri yakalama peşinde. Kızım (ahh O?na ilk defa kızım dedim) ışıklı bir masanın üzerinde sarıp sarmalanıyor şimdi. Hemşire hani o filmlerde gördüğümüz haliyle bizimkini kundakladı. O?na değme anımız yaklaştı. İşte geliyor...

Hemşire, O?nu annesini kucağına veriyor. İlk çocuğumuz, planda başka yok. Aynı anda hem O?ndan, hem benden iz taşıyacak tek varlıkla tanışıyoruz. Ve o ilk anda, O bizim için, iki kişilik hayatımıza usulca ortak olan tanımadığımız bir yabancı.

Sorular tekrar hortluyor...Gerçekten bu yeni doğan bebek bizim mi? O?na iyi bakabilecek miyiz? Becerebilecek miyiz?
Kime benziyor? Bana değil, annesine de değil...Yüzü şiş şiş...iner mi acaba? Sanki hep hayalimizde kucağımıza bir Angelina Jolie konacak gibi bir beklentimiz vardı. Bir bebeğin doğumundan hemen sonraki görüntüsü ise E.T. kıvamında. Ama o kadar güzel ki! O kadar özel ki! Angelina halt etmiş!!

?Doğduğuna bin pişman? sözünün nasıl ortaya çıktığını o an anlıyorum. Yüzünde o kadar rahatsız edilmiş, düzeni bozulmuş bir ifade var ki! Aylarca kendine göre bir düzen tutturduktan sonra, kuru, ışıklı, gürültülü bir dünya, bir koşuşturma... İçimden ?haklısın kızım? diyorum.


Sevdiğim kadını, karımı ve yeni ünvanıyla, çocuğumun annesini öpüyorum. Dünyaya yeni bir ?hayat? daha katıldı ve bizim için yeni bir hayat başlıyor.

İncitmekten korkarak eğiliyorum...
Dudaklarım usulca uzanıyor; kızımın yanağına ilk kez dokunuyor.

Saat 03.10 ve yeni bir babanın kızını ilk kez öptüğü bu an tarihe tam bu saate not ediliyor.

?Merhaba, ben baban; aramıza hoşgeldin.?

Macera başlıyor...

Dentist

#1
Çok içten ve dokunaklı olmuş,kutlarım.
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

omeroguz

#2
Güzel bir yazı,
Allah analı babalı büyütsün...

babi

#3
Burak harika bir yazı beni 22 sene öncesine götürdün bir anda.
Hakan Senyıl
Giulietta 1.4 TB
159 1.9 JTD SW
156 2.0 [url="//sw.ss"]SW.SS[/url]
156 1.6 TS

Jakomo

#4
Gerçekten de harika bir yazı.........Allah inşallah hepimize yaşatır bu anıları !!!

Edited by - Jakomo on 28/04/2009  22:24:08
Sabır, boyun eğmek değil, mücadele etmektir !!!!

1996 145 1,7 16V
2001 156 SWSS Mk1,5
1994 164 V6 TB
1999 156 2,5 V6 
2003 156 SS MK 1,5
2004 156 SWSS Mk2
2007 GT
1996 BMW E36 320i Coupe M-technik
1999 166 V6 TB
1997 145 QV
2004 156 SWSS
2010 MiTo 1,4 TB