Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



SEVMEK VE YAŞAMAK ADINA

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Levent Kobaza

#400
Günün sözü
'Hayat, biz gelecek hakkında planlar yaparken başımızdan geçenlerdir.'
John Lennon

Notlarım! 1

Dünyaya gönderilen bir uzaylıdan farkım yok
Buranın insanları ne kadar duygusuz
Sanki daha önce böyle değillerdi

Sonbahar aslında hüznün kapımız çaldığı saçlarına kırlar düşmüş bir adam misali
Dökülen yapraklar ise   üstüne sünger çektiğimiz yanlızlığımızın dirilişi
Uçup gidense umutlarımız,sevdaya susamışlığımız

Bazen evet bazen , bir film sahnesinde iki gencin birbirlerine bakışları
Beni anılara götürür
Ne gariptir ki o saflığı , dokunuşlarımızla nasıl da kirletmişizdir
Aslında kaybettiğimiz ne yıllar nede insanlar
Kaybettiğimiz , bir sevebilme, bir aşık olabilme şansı

Etrafımda herkes birbirine yaftalar yapıştırmaktan geri kalmıyor
O dinci, şu laik, öteki anarşist!
Peki siz hangisisiniz?

Karşınızdaki sizin fikirinizi paylaşmadığında düşmanınız mı oluyor?
Yargılamak bu kadar kolay , hele ipte sallandırmaksa daha da
Ama ya anlamak?

Ne zamandır , birbirimizi anlamaktan vazgeçeli oldu?

Artık aşk yok!
Aşkin olmadığı yerde günü geçirmek için fastfood duygularınız hazır
Ye , iç ve devam et


Yaşadıkça, okudukça ve anladıkça
Adımlarımı atarken daha bir çekingen oluyorsun belki daha bir tutuk
Öğrendikçe, bildiklerinin ne kadar değişime açık olduğunu görüyorsun
İdda etmekten korkar, bir gülün yaprağına zarar vermekten uzak durmaya çalışıyorsun
Bazende bütün bunların sonucunda , hepten sapıtıyorsun.
Preslenen ve sıkıştırılan bilinçaltın tıpkı bir volkan gibi açığını bulduğu bir yerden
Fırlayı veriyor , bilincinin üstüne
Sonuç?
Onu da hiç sormayın!

Stres,depresyon  okuyan , düşünen insanın hastalığı
Bazen keşke hiç girmeseydim diyorum şu öğrenme işine
Ne meraktır ki  öğrendikçe daha bir hayat anlamsız ,saçma ve bencilce geliyor insana
Hele etrafındaki tozutanları sakinleştireyim derken sen hepten tozutuyorsun.
Sonra aklıma şu özdeyiş geliyor;

Bir gün mutlu olmak istiyorsan içki iç... Bir hafta mutlu olmak istiyorsan yolculuğa çık... Birkaç ay mutlu olmak istiyorsan evlen... Bir ömür mutlu olmak istiyorsan toprakla uğraş... Ama mutsuz olmaksa istediğin, çok kolay: İnsanlara yakın ol, onlarla ilgilen!?

Galiba yanlışı ben burda yaptım!
Herhalde o yüzden sürekli içimdeki ses buralardan çok uzaklara gitmemi söylüyor!

Mineden;

Adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve sorar:
-aranızda müslüman olan var mı ?
korkudan kimse bişey diyemez. birazdan yaşlı bir adam ayağa kalkar:
-ben müslümanım. der.
Bıçaklı adamla yaşlı adam camiden çıkarlar. adam dışarıdaki inek sürüsünü gösterip:
-amca, şunları kurban edicem de ben beceremem yardım eder misin ? der.
Yaşlı adam baya bir hayvanı kestikten sonra 'ben yoruldum başka birini bul' der.  
Adam bu sefer kanlı bıçakla yine camiye girer ve sorar:
-aranızda başka müslüman var mı ?
az önceki adamı doğradığını düşünen cemaat çok korkar ve herkes aynı anda imama bakar, imam:
-ulan iki rekat namaz kıldırdık diye müslüman mı olduk.?!

Levent Kobaza

#401
Günün sözü
Kadınlar erkeklere sadıktırlar. Sadece öteki kadınları aldatırlar.
LAWRENCE DURRELL

****
Bana öyle geliyor ki!!!
Bana öyle geliyor ki biz çocuk kalmış bir milletiz ve daha olayları ve dünyayı, mucizelere bağlı,
?myth?lere bağlı bir şekilde yorumluyoruz en ciddi biçimde. Aklı başında bir batılının
gülerek karşılayacağı ve bize ölesiye ciddi gelen bir şekilde. Bir başka nokta daha : öyle
bir yarım yamalaklığımız var ki, bizim dramımız,trajedimiz,akıl almaz bir biçimde
gelişiyor. Ayrıca, bir trajedinin içinde olduğumuzun farkında bile değiliz. Çok güzel
yaşayıp gittiğimizi sanıyoruz. İktidardaki adamlar da, bu sanıyı bütün millet adına dile
getiriyorlar. Birkaç aydın dışında bunu anlayan yok gibi. O aydınlar da, sosyal bir takım
sözler ediyorlar. Psikolojik yönü boşlukta kalıyor bu meselenin. İnsanlarımız, bu kötü
yaşantıyı dile getirmenin, ?muhalefet yapmak? olduğunu bütün millet adına dile getirip
?muhalefet yaptıklarını? sanıyor bir bakıma. Aslında bir yanlış anlama olduğu halde,
anlaşıp gidiyorlar. Bir ?mış gibi yapmak? tutturmuşlar; arabalar yürüyor ya, ekmek
yapılıyor ya, iyi kötü suyumuz geliyor ya... mesele yok. Bir taklit yapıyoruz ve Batı?ya
bile kendimizi kabul ettirdiğimiz anlar oluyor.( Bir futbol maçında yeniveriyoruz onları.)
Ya çocuksu gururumuz! Beğenilmezsek hemen alınıyoruz,batılılara iftira ederek
kendimizi temize çıkarmak için didiniyoruz. İyi aile çocukları arasında, onlara çamur atan
mahalle çocuğu gibiyiz. Ben buna saflık diyorum ve genel anlamda bir sempati
duyuyorum. İçinde yaşarken de öfkeyle tepiniyorum.? (Atay Oğuz,2002, Günlük,
İstanbul, Sayfa 24)
***
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Bitmeyen işler yüzünden
Bir bakış bile yeterken
anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Çirkindi dar vakitlerde
Bir sevgiyi söylemek
Yılların Telaşlarda
Bu kadar çabuk geçeceği
Aklınıza gelmezdi.
Gizli Bahçenizde
Açan çiçekler vardı
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı.

Behçet Necatigil

****
Notlarım

İnsanları bir bakıma ciddiye almıyorum!
Eğer ciddiye alırsam kalplerini kıracağımdan korkuyorum.

Herkes yaratılan suni gerginliklerin içerinde oyunlar kuruyorlar kendilerine
Sanki yalan rüzgarı filminden alıntı bir hayatlar demeti karşımda duran
Herşey öyle bir arapsaçına dönmüş ki , kim hısım kim düşman ?

Yıllar geçipte geçmişe baktığınızda nede gereksiz yere kalpler kırdığınızı göreceksiniz!
Hayat yada iş gibi tariff edilen olguların öyle yada böyle yürüdüğünü göreceğiniz gibi
Peki, zamanı geri alabilecek misiniz?

Mutluluk biriktirilmez , harcanır diyordu Ahmet Çuhacı
Gerçekten de öyleydi.
Peki hiç bankanızı arayıp sordunuz mu
Kredi kartından yapılan harcamaların mutluluk puanı olarak biriktirilip sonradan harcanabileceğini?

Levent Kobaza

#402
Günün sözü
Bağırarak konuşursan sadece sesini duyarlar, alçak konuşursan ne dediğini dinlerler.
T. Bernard

**
Bir gün fare, ormanın yanından akan nehrin kenarında sinirli sinirli yürürken su aygırını görmüş, "Heyy, su aygırıı..!" diye bağırmış, "Çık ulan sudan.. Kenara çık bakayım şimdi!" Su aygırı oflaya puflaya zorlukla tırmanmış nehrin kenarına, "Tamam.." demiş fare "Şimdi tekrar dönebilirsin..!"
Fare yürümesine devam etmiş, ta ki boynuna kadar nehrin içinde yıkanan arslana rastlayana kadar.. Hemen ona da bağırmış, "Heyy sen..! Kaldır kıçını, çık kenara bakayım..! Arslan şaşırmış ama emre uyup zıplamış dışarı ve silkelenmeye başlamış.. "Tamam.." demiş fare "Tekrar nehre dönebilirsin..!" Arslan denileni yapıp dönmüş eski yerine..
Fare nehir boyunca yürümesine devam etmiş bu sefer filin yıkandığı yere gelmiş, "Heyy sen.. Bayan fil.. Sen de kaldır koca kıçını çık bakalım kenara.. Hemen.." Fil zorlukla dışarı çıkmış, biraz sinirli "Ne oluyor burda?.." demiş, "Su aygırını, arslanı şimdi de beni nehrinden çıkarıp geri soktun.. Neden yapıyorsun bunu?.. Ne sinir bu böyle?.."
"Bu gördüğün sinir falan değil.." diye cevap vermiş fare, "Şu bikinimi çalan şerefsizi bulayım da sinir neymiş o zaman gör..!"


***

Yalnız kalmak , şöyle kendi başına
Düşündüğünde aslında nede güzel gelir insana
Ama bazen öyle bir an gelir ki
Kendini kendinden sıkılır bulursun aynı bedende
An olur , yetemezsin Kendine
Öyle bir boşluk kaplar ki içini
Bu belki de tüm ruhunu esir almıştır, kendinden
Hayal gücün, yaratma gücün etksiz kalır,
Kurduğun dünya sana yetmez olur.
Dar gelir , şu hayat , kapladığın alan sana
Ve kabına sığmaz olursun

Ayn dili  konuşmak yeterli olsaydı
Belki dünyalar kadar sevgiliye sahiptin yada dosta
Ama zamanla anlıyor insan,
Aynı dili konuşmanın değil , aynı duyguları paylaşmanın önemli olduğunu hayatta
Ve çaresizlik yüreğinin derinliklerini kapladığında
Bir kuş gibi çırpınır verir buluyorsun kendini
Hayat adı verilen bataklığın ortasında

Aslına bakarsan öyle zor birşey istiyorun ki
İstedğin şey bu dünyanın kaplama alanı dışında
Tıpkı ulaşamadığım telefon numaran misali

Ne kadar çok şeye sahip olduğun değil , ne kadar az şeye muhtac olduğun önemli
Sana muhtacım desende
Anlatmak zor , anlamak imkansız
Cehennem neresi diye merak edersen zaten burdasın

***

Şeytan da biziz, cin de; ne şeytan, ne melek var; Dünya dönecek cennete insanla, inandım.
Tevfik Fikret




Dentist

#403
Özellikle medyada" Trafik canavarı " deyimi kullanıldığında hep Tevfik Fikret'in bu sözlerini hatırlarım ben de.
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Dentist

#404
Uzakdogu'da bir budist tapınagı, bilgeligin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Birgün tapınagın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı, kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi tokmak veya çan, zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerideki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınaga girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde agzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınagın bahçesine döndü, aldıgı bir gül yapragını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yapragı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla egildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı..

Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Dentist

#405
Meşhur bir filozofa:
- "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?"
diye sorulduğunda:
- "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş.
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Dentist

#406
Ölüp cehenneme giden bir adam hakkındadır bu öykü. Şeytan bu adamı
nefis
yemek kokuları gelen bir odaya götürür. Odanın ortasında büyük bir
tencere
ve çevresinde oturan insanlar vardır. Bu çok zayıf, bir deri bir kemik
kalmış insanlar acıyla inlemektedir. Cehenneme yeni gelen bu adam
tencerenin
çevresindeki insanların ellerinde kepçeye benzer, uzun saplı kaşıklar
görür.
Kaşıklar ellerine bağlıdır. Kaşığı tencereye daldırabilmekte ama hiçbir
şey
yiyememektedirler. Çünkü kaşıkların sapı o kadar uzundur ki,
ellerindeki
kaşıkları bir türlü ağızlarına götürememektedirler...
Lütfen der adam 'bana bir de cenneti gösterir misin?

Elbette der şeytan; ''Sonsuzlukta birkaç dakikanın ne önemi var'' der
ve onu
cennete götürür.

Adam cennete girince hem çok şaşırır hem de kafası karışır. Gördüğü
manzaranın cehennemdekinden hiçbir farkı yoktur. Yalnızca insanlar
mutlu ve
sağlıklıdır, kahkahalarla gülmektedirler.

''Anlayamadım der. Herşey aynı, herkesin ellerine bağlı uzun saplı
kaşıklar
var ve hepsi de bir tencerenin çevresinde oturuyorlar. Farklı olan
nedir?
Neden burası cennet ''Şeytan adamın sorusunu yanıtlamaz.tam çıkarken,
adam
başını bir kez daha çevirir ve olan biteni anlar. Herkes ellerindeki
uzun
saplı kaşıklarla birbirlerini beslemektedir.....! :)

Sonuç olarak, ''Hepimiz bir bütünün parçasıyız ve hepimizin bir
başkasına
gereksinimi var..! Hepimiz birbirimizin tek kanatlı meleğiyiz.
Uçabilmemiz
için kucaklaşmamız gerekir''


Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Dentist

#407

Üç adam barda oturmuş konuşuyorlarmış.
Birincisi demiş ki,
- "Karıma öyle bir hediye aldım ki, 6 saniyede 0'dan
100'e çıkıyor."
Diğerleri anlamamışlar.
- "Ne aldın?"
diye sormuşlar.
- "Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu."
diye cevap vermiş.
İkinci adam demiş ki,
- "Ben de geçen doğum gününde karıma 4 saniyede
0'dan 100'e çıkan bişey almıştım."
Hemen anlamışlar tabii ki:
- "Heey, yoksa Ferrari mi aldın?"
Adam gülümsemiş:
- "Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona
çok yakıştı."
demiş.
Bu sefer üçüncü adama sormuşlar:
- "Peki sen ne aldın karına?"
Adam demiş ki:
- "Ben öyle bişey aldım ki; sadece 2 saniyede 0'dan 100'e
çıkıyor."
Adamlar şaşırmışlar:
- "Atıyosun!"
demişler,
- "Öyle bir araba olmaz ki?!"
- "Araba aldığımı kim söyledi"
demiş adam. Diğerleri:
- "ne aldın peki?"
- "BASKÜL"



Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#408
Günün sözü
Birilerinin gelip seni bulmalarını bekleme

-çok beklersin-

Sen, bir ucundan birilerini aramaya başla.

AHMET ÇUHACI


***

Bir kadın , hayatında birkere bir erkeği sever!
Sonrasında ise aradığı erkek değil Sevgi olacaktır.
Ancak yanıldığı şudur;
Sevgi karşılıklı iki kişinin paylaştığı bir duygusal bütünlüktür.
Tek başına sevginin bir anlam ifade edemiyeceğini görmezden gelmesi onu hayatta pekte Mutlu etmeyecektir.
Tıpkı benim eski bir arkadaşımın , iki eliyle yanaklarımı tutarken bana eski erkek arkadaşının ismiyle hitap etmesi gibi..

***
Sonbahar
saçlarımın arasına dolan şu rüzgâr
Sizi seviyorum.
Sende sarı rengin alımı
Bende hüzün
Sana niye yakışır bu kadar bu hüzün
Bastığım kuru yaprak
Teslim olurken zamana
Benim ne farkım var
Şu koca çınar ağacı kaç sonbahar görecek kim bilir
Ya ben
Yok, umutsuz değilim
Kırılsa da kolum kanadım
Ben yine de varım
***
Şirketin muhasebe müdürü sabah işe gelmiş ki perişan..
"Hayrola?.." demiş patronu, "Bu ne hal?.."
"Özür dilerim efendim.." diye cevap vermiş muhasebeci, "Dün gece uyuyamadım da.."
Patronu yardımcı olabilmek için, "Tüh yahu.." demiş, "Neden koyun saymadın?.."
"Saydım efendim.." demiş muhasebeci, "Sorun da ordan çıktı zaten.. Hata yapmışım, 1 tane eksik çıktı ve bütün gece onu bulmaya çalıştım..!

agucba

#409
Günün Sözü

Welches Tun ich auch betreiben mag, habe ich die Liebe nicht so bin ich nichts.

St. Paulus

///////////////

Dentist

#410
Türkçe meali ???
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#411
Günün sözü
Düşmanlarınızı sevin! Hiçbir şey onların canını bunun kadar sıkamaz!
O.WILDE
***
HAYAT dediğin bir çay,
İnsan, sadece bir şeker
Karıştırdıkça hayattan tat aldığını sanırsın,
Oysa,
Hayatın seni erittiğini
Çay bitince anlarsın
***
şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı

oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullar
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik
***
Bir kadınla üç şey yapabilirsin. Ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onu yazarsın. (L. Durrell'in Justine adlı romanından.)
(galiba ben hep sonuncunu yapıyorum )

Levent Kobaza

#412
Günün sözü:
'İnsanoğlunun tek bir etkili silahı vardır. Kahkaha '
Mark Twain

**
Islak bir sonbaharı akşamı
Sessiz sokaklar, yalnız kalan ağaçlar
Dökülen yapraklara basmamak için harcadığım çaba
Sanki hala canlılar, üzerlerine bassam canları yanar
Elim de dünden kalma bir simit parçası
Bir sokak kedisiyle paylaştığım azığım
Sonra esen rüzgarla gelen bir parfümün kokusu
Senin kokun!
Etrafıma bakınıyorum, acaba mı?
Seni arıyor gözlerim ama yoksun
Belki diyorum burda mı?
Yoksun ama kokun kalbimin tüm kilitli odalarını bir bir açmaya başlıyor.
Sen yoksun!
Ama kokun ruhumun bütün odalarını geziyor!
Unuttuğun birşeyi mi arıyorsun?
Oysa bir beni bıraktın sadece,
Beni ,benimle
Gerçi yeter demiştim sadece bir ben bana ama..
Bazen yetmiyor işte..
**
Erkekler ?
Avrupalı mı ? Türk mü?
Bir : Avrupalı erkekler bir ilişkide 'manevi!' yönden centilmenken, Türk erkekleri bir ilişkide 'maddi!' yönden centilmendir.

İki : Avrupalı erkekler bir ilişkide kadının bakımlı olmasına önem vermezken, Türk erkekleri bir ilişkide kadının bakımlı olmasına önem verir.

Üç : Avrupalı erkekler bir ilişkide yalnızca 'sevdiği kadını!' önemserken, Türk erkekleri bir ilişkide 'sevdiği kadının yedi sülalesini!' önemsemek zorundadır.

Dört : Avrupalı erkekler bir ilişkide evlenmeyi zorunlu olarak görmezken, Türk erkekleri ise bir ilişkide evlenmeyi boynun borcu olarak görür.

Beş : Avrupalı erkekler bir ilişkide sevdiği kadına karşı 'kıskançlık!' duymazken, Türk erkekleri ise bir ilişkide sevdiği kadına karşı 'kıskançlık duymak!' zorundadır. Kıssadan hisse, diyeceğim şudur ki; Türk kadının halinden yine Türk erkekleri anlar. Avrupalı erkeğin ilişki mantığından da Türk kadınları yara alır.

**
Amerika'nın kuruluşu sırasında İngilizlere karşı savaşan ulusal kahraman Ethan Allen'e ölüm döşeğindeyken rahip 'Melekler seni bekliyor' demişti. (1789) "Bekliyorlar mı, bekliyorlar değil mi? İyi!.. Beklesinler o zaman!"
***
Çalışmak için büyük bir mağazaya başvurdum, Personel Müdürü meslek durumumu ve tecrübelerimi dinledi, "Bilgisayar hakkında ne biliyorsun?.." diye sordu..
Dürüstçe "Hiçbir şey.." dedim,
"Çok iyi.." dedi, "Zaten kimsenin doğru dürüst bir halt bildiği yok, seni o bölüme alıyorum..!"

Levent Kobaza

#413
Günün sözü
'Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bu günden başlamıyorsun?'
Epictetus

**
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal
Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme lavinya


yani;
Çünkü ayrılık da sevdâya dahil , çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili!

***
Attila İLHAN'dan kısa ama düşündürücü bir kaç söz
?   Türkiye'nin bir hain kontenjanı var, bu nüfusun yüzde 10'udur.
?   Türk aydını dediğimiz kişi, Batı'nın manevi ajanıdır.
?   Eğitim, savunma ve ekonomi milli olmalıdır, olmazsa Sevr gelir.
?   Batı diye bir şey yoktur. Bu hayali bir kavramdır. Almanya Almanya'dır,Fransa Fransa'dır.Birleşik, bütünleşmiş Batı diye bir şey yoktur.
?   Türkiye'de basın Türk değild
***
Profesör, sabah ilk dersinde öğrencilerine "Güne başlamanın en iyi yolunu buldum" demiş, "Sabah gün doğarken kalkacaksınız, pencereyi açıp derin bir nefes alacaksınız, 5 dakika bir egzersiz ve arkasından soğuk bir duş.. O zaman doğanın hediyesi eşsiz seheri hissetmeye başlıyacaksınız.."
Arka sıralardan uykulu bir ses gelmiş, "Seher'den biraz daha bahseder misiniz


Dentist

#414
Attila İlhan'ın bu düşüncelerinde epeyce gerçek payı var tabii,ama % 10 oranı biraz fazla sanırım.
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#415
Günün sözü
"Güzel sanatlar içinde en güzeli, güzel yaşama sanatıdır!.."
***
Gelip geçmemek, durup bakmak gerek...
Bakıyorsak görmek, görmesini bilmek gerek...
Ve bakınca sadece şekli görüyorsak...
Bakınca hayatın ayıplarından ötesine geçemiyorsak... Yazık bize!
Bakmak, sevmek demek çünkü .
Bakmak, düşünmek ve dünyayı yeniden kurmak demek

**
neymiş !!!!

Çalışma (10) x Doğruluk (10) x Bilgi (10) x Güzellik (10) x Şans(0) = 0!.
****
Gazeteci Ağlama Duvarı'nın önünde başını sallaya sallaya dua eden yaşlı adama yaklaşmış.. "Sizi üç gündür burada görüyorum" demiş.. "Ben 40 yıldır burada dua ediyorum" demiş, yaşlı adam.. "Peki dualarınız gerçekleşiyor mu bari?.."
"Nerde!.." diye iç çekmiş yaşlı adam.. "Sanki duvara konuşuyorum.."



Dentist

#416
Ben de  hastalara karşı elimden gelen yakınlığı ve anlayışı göstermeme rağmen bazen bu sanki "duvara karşı konuşma" hissini yaşıyorum.
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#417
Günün sözü
Etrafımızdaki her şey - nesneler, mekânlar, kentler, manzaralar, yüzler - bize aynı metafizik soruyu soruyor: Senin için ne ifade ediyorum?

BAUDRILLARD. Cool Anılar V

***
Yalnızlığın tarifi?
İşin gücün varsa...
Az çok olgunlaşmışsa yaşın...
Benliğin senin için bir "koruma kalkanı" oluşturuyorsa...
Kendine iyi kötü bir " kimlik " inşa edebilmişsen...
Sütten bir ya da birkaç kez ağzın yanmışsa ve arzularınla yüzleşebilecek cesareti bulabiliyorsan...
Bilirsin...
Artık gittiğin her yoldan yalnızlık gelir!
Geldi mi de gitmez!
Çünkü yalnızlık sadece bir ruh hali veya bir yaşam biçimi değildir.
Yalnızlık dediğimiz aslında tek kişilik totaliter bir düzendir.
Korkaktır bu düzen.
Şefkat ve şiddet arasında gidip gelir.
Ve aşkın o heyecan dolu anarşisine tahammül etmekte çok zorlanır.
Alain'in lafıydı galiba; " aşk, bir başkasını kendine tercih etmektir " diye...
Umutsuz ve umarsız bir yalnızın; bir ıssızın yani tercihini böyle yapması mümkün mü?
***
Bir fasulye çimleniyordu
Çiseledikçe yağmur.
Koştum vardım ki yanına
Anlasın ne nimet olduğunu
Sen git yerine! dedi Ayşa Kadın
Böyle kibar erkeyin ayağ?na
Ben kendi ayağ?mnan gelirim

Bu muhabbeti görünce uzaktan
Kıpkırmızı oldu biberiye

Bayram nedir ki dedim kendi kendime
Bayram bir ömürdür ben gibi bir deliye
***
Dünk akşam kıbrıs tv da , klasik sohbetler programında klasik alfaromeo restorasyonu yapan bir beyle yapılan bir sohbet programı vardır.Programda dikkatimi iki nokta çekti .
1- Model ismini tam hatırlamıyorum lakin o modelden kıbrısta sadece bir tane kalan bir alfaromeo modelinin hurda diye belediye tarafından adamın evinin kapısından alınıp tabiki sonra hurdalığa götürülüp nasıl kepçeyle ezilip istiflendiğinin anlatılmasıydı.
2-Çok güzel bir 1958 kırmızı tek kapı julıa toplanıyordu. Açıkçası aşık oldum
**
Amcam bu seçimde milletvekili seçildi..
- Hadi ya?.. Şimdi ne yapıyor?..
- Hiç bi şey.. Seçildi dedim ya..!

Levent Kobaza

#418
Günün sözü
Aynı gökte uçarlar ama, kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır.
Muhammed İkbal

**
İşim nedir ki
Bulutlara yazılır geçer

Yüzüm nedir ki
Akar suya çizilir geçer

Ömür nedir ki
Kurulur bozulur geçer

Sevda nedir ki
Dokunursun süzülür geçer

Şiir nedir ki
Sezilir geçer

İnsan nedir ki
Bir şeylere sevinir üzülür geçer

***
Üç maymun;
17. yüzyılda yaşayan Venedikli hekim; Niccolo Manucci ömrünün büyük bölümünü Hindistan'da geçirmiş.
Goa'daki bir tapınakta biri gözlerini, diğeri kulaklarını, üçüncüsü de ağzını kapatan maymunların heykelini görüp ilk kaydı Manucci düşmüş.
Heykelin altında şöyle yazıyormuş: "Görüp, işitip de hiç ağzını açmadan yaşayan insan tasasız bir hayat sürer."
İlginç olan şu ki, yine 17. yüzyılda inşa edilen Japonya'daki Nikko tapınağında aynı üç maymun şeklinin kabartması varmış. Dahası Japonca'da böyle bir halk deyişi de bulunuyormuş: Mi-zaru, Ki-ka-zaru, iva-zaru...
Yani "görme, işitme, söyleme
**
Adam hastanede her tarafı paramparça yatan arkadaşına sormuş, "Nasıl oldu?.." diye..
"Meşhur Mumba yılanını yakalamak için ormana gittim.." demiş arkadaşı zorlukla konuşarak, "Derisinde enlemesine sarı-siyah çizgileri olan, çok ender bulunan bir yılandır Mumba.. Ancak cangıl patikalarına uzanıp güneşlenirken avlayabilirsin onu.. Bir elinle kuyruğunu, aynı anda öbür elinle ensesini yakalaman şart!.. Yoksa ölürsün.." "Eee??.."
"Cangılda sessizce ilerlerken sarısiyah yılanı patikada upuzun güneşlenirken gördüm.. Baş kısmı çalılıkların arasındaydı.. Aynen tarif edildiği gibi sol elimle kuyruğunu tutarken sağ elimle yeşilliklerin arasında kaybolmuş başını bulabilmek için hayvanın vücudunu baş parmağım önde hızla sıyırdım.." "Eee??.. Bu parça parça halin?.."
"Sen hiç erkek kaplanın kıçına hızla parmak attın mı?.."

Levent Kobaza

#419
Günün sözü
Düşlerinizi kovmayın, çünkü onlar gidince belki siz kalırsınız ama artık yaşamıyorsunuz demektir.
Mark Twain

**
Bir  sonbahar günü rastlamak sana
Rüzgarlı bir öğle vakti
Dökülen yaprakların arasında
Bir  selvinin kenarında
Boynun da yine o sevdiğim renkli atkın ,kırmızı eldivenlerin
Başında ise işlemeli beren
Ve o delici bakışların
Yüreğimin derinlerine bir bıcak gibi saplanan o bakışların
Yüzünde ise herşeye rağmen burdayım dercesine bir tebessüm.
***
Huzur;

Huzur, güvenlik ve rahatlama değildir.
Huzur, feragatle gelir.
Bunun için bazen mutluluk arayışı ndan vazgeçmeniz gerekir; bazen başarıdan...
Sayarak, hesaplayarak, listeleyerek, biriktirerek huzurun bulunduğuna hiçbir geleneksel söylemde rastlanmamıştır
***
Kadının biri postaneye girer girmez orta bankoda adamı görmüş.. Adam elindeki yaklaşık bine yakın üzeri çeşitli kalp motifleri ile süslenmiş pembe zarflı kartlara müzikli aşk pulları yapıştırıyor ve zarfı kapamadan içlerine seksi kadın kokuları püskürtüyormuş. "Hayrola?.." demiş kadın, "Ne yapıyorsunuz merak ettim de.." "Evli erkeklerin ev adreslerine bin tane imzasız sevgililer günü kartı gönderiyorum.." diye cevap vermiş adam, "Ama neden?.." "Çünkü ben bir boşanma avukatıyım
**
Deniz Feneri nin Felsefesi
Dünya din adamları bir toplantıda bir araya gelmiş konuşuyorlarmış .
Konu dönmüş dolaşmış, toplanan paralara ve onların hak yolunda
kullanılmasına gelmiş.


İlk olarak bir haham almış sözü;
- Biz demiş. Topladığımız paraları 5 mt. öteye bir çizgi çizerek
çizgiye doğru fırlatırız. Çizgiyi geçenleri hak yolunda kullanırız
geçemeyenler de bize kalır.


İkinci olarak bir papaz söz almış;
- Biz de benzer bir yöntem kullanıyoruz demiş. Kilisede toplanan
paraları 5 mt. öteye koyduğumuz bir kavanoza atarız, kavanoza girenleri
hak yolunda kullanırız, girmeyenler bize kalır demiş.



Son olarak bizim imam söz almış. O da;
- Bizde de durum pek farklı sayılmaz demiş. Biz de topladığımız paraları
yukarıya doğru fırlatırız, Yüce Rabbim ihtiyacı olduğu kadarını içinden
alır, gerisi bize kalır...



Dentist

#420
Bunları aya göndereceksin ki,yerçekimi olmayan ortamda ellerinde ... kalacak
(Anladınız siz onu )
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic

Levent Kobaza

#421
Günün sözü
'Hırs, bir teknenin yelkenini şişiren rüzgâra benzer, fazlası tekneyi batırır, azı da olduğu yerde saydırır.'
Voltaire

**
Sonbahar
Hüzün sana niye yakışır bu kadar
Seni güzel yapan rengin mi yoksa
Yeşil gücünü kaybetmiş
Sararmış yapraklar
Bahar da canlanan ağaçlarla
Birlikte ayağa kalkmış,
Duygular
Yerini tatlı bir sakinliğe bırakmaya hazırlanıyor.

Yağmurdan ıslanmış sokaklar
Koşuşturan çocuklar
Kaygılı ve son gayretle çabalayan satıcılar
Ve ayaz vurmuş gönlümün ta en derinlerine kadar
Sende hüzün
Bende hüzün
***
vicdan
Aslında çok mantıklıyız... Biliyorum, tersine inanmaya eğilimliyiz ama mantıktan yana pek eksiğimiz yok! Eksikliğini yaşadığımız şey vicdan!

Birazcık vicdan diye yalvarıyor hayat hepimize! Çölde "su!" diye yalvaran biri gibi...

Ama vicdana da o kadar güvenmemeli!
Nice canavarlığı vicdan huzuruyla yaparız. Çünkü toplumsal meşruiyet kalıplarından ve haklılık duygusundan kötü etkilenir vicdan!

Haklılığından ve mantığından her zaman emin bir adam görürseniz, ondan sakının! Çünkü büyük ihtimalle haklılık ve mantık adına vicdanını köreltmiştir.

Vicdanı susturmak mı? Ortalık aydınlıksa, etrafımız hep kalabalıksa ve hiç yalnız kalamıyorsak; aşırı mantıklıysak; bir yere, bir kimliğe, bir ideolojiye kökten bağlıysak... Hiç zor değildir vicdanı susturmak!

Vicdan çok değerlidir... Ama sadece ruhun özgürlüğüyle mümkündür saf vicdan! Oysa ne kadar azdır ruhu özgür olanlar...

***
Diyojen (MÖ 4'üncü yüzyıl)
Niçin yüzüstü gömülmeyi istediği sorulmuştu.
'Kısa bir zaman sonra her şey alt üst olacak

Levent Kobaza

#422
Günün sözü
'Ne zaman aptal bir adam utanacağı bir iş yapsa, bunun görevi olduğunu söyler.'
George Bernard Shaw

***

Beni rahat bırakın,şöyle denize karşı tek başına
Dalgalar gelsin üzerime
Rüzgar, kulaklarımda eski bir şarkı mırıldansın
Tuzun kokusuysa  genzimi yaksın

Uzaklara giden gemiler olsun
Büyük denizlere yol alan katamaranlar
Kederleri , okyanuslara boşaltsınlar
Sevdaları ise bir o kıta dan bir bu kıtaya taşısınlar
Beni ise rahat bıraksınlar

***

Polemik deyince,

Polemik

*çözüme yönelik olmayan her tür tartışmaya, argümana verilen isim

*fransızca polémique kelimesinden gelen ve sanılanın aksine her tur degil de sadece siyaset, bilim ve edebiyat alanında yapılan sert tartısmadır.

*eski yunanca "düşmanlık" anlamına gelen sözcük

***
Adamın biri iş için Hindistan'a gitmiş, Delhi Havaalanı'na inip otele gitmek için taksiye binmiş, müthiş kalabalık bir trafik, uzunca bir yolculuk sonrası otele varmışlar, otelüdürü onu kapıda karşılamış, taksi şöförümakul sayılacak 8 dolar karşılığı bir para istemiş, adam parayı uzatır uzatmaz otel müdürü araya girmiş, "Seni değersiz parazit.. Seni eşşoğlu eşşek!" demiş şöföre, "Böyle kazıklar atarak ülkemizin adını kirletiyorsunuz.. Aşağılık mahluklar..!" Müdür paranın yarısını alıp adama iade etmiş, şöförün ensesine bir tokat patlatarak "Defoll..!" demiş, "Defol ve bir daha seni buralarda görmeyeyim..!"
Şöför trafiğin içinde kaybolurken müdür " Özür dilerim efendim.." demiş, "Nasılız?.."
"Valla.." demiş şaşkınlığını atlatamayan adam , "Taksinin bagajında kalan bavulumu buldurabilirseniz sanırım iyi olacağız..!"


Levent Kobaza

#423
Günün sözü
Saplantılı kişi, düşman tarafından kuşatılmış bir kaleye benzer.
RENE GIRARD

***
Güzel bir güne uyanmak
Ve senin gözlerinle buluşmak
İlk açtığım anda

Minik bir tebessüm görmek dudaklarında
Uyanmak istemeyen bir siyam kedisi misali
Ve duymak mırıl mırıldanırcasına günaydın tatlım deyişini

***
Fotograf
Fernando Pessoa'nın çalıştığı şirketin patronu çalışanların toplu fotoğraf çektirmesini ister. Portekizli usta şair hiç istemeyerek de olsa bu olayda yer almak zorunda kalır.
Fotoğraf çekilir. Sonra herkes heyecanla bekler sonucu. O gün Pessoa da bakar fotoğrafa! Ve haliyle ilk önce grup içinde kendini arar, görür ve yıkılır. Suratı berbattır. "Etsiz ve ifadesiz suratımda beni öteki yüzlerden ayıracak hiçbir zeka, canlılık ya da adını koyamadığım şeyin belirtisi yoktu" diye anlatır ilk izlenimini. Görüntüsünü anlamsız ve değersiz bulur. Sonra ne olur, biliyor musunuz? Hepimizin sık sık başımıza geldiği gibi işyerindeki şefi hoş bir şey söylemenin hevesiyle "çok iyi çıkmışsınız, tam kendiniz gibi" der ona! O anki duygusunu "Huzursuzluğun Kitabı"nda şöyle özetler Pessoa: "Beni kaldırıp çöpe atsaydı daha iyiydi!"

***
Evlenmeden önce bir erkek kadının elini tutarsa bu "aşk'tır.. Evlendikten sonra ise "kendini müdafaa

Dentist

#424
Evlenmeden önce bir erkek kadının elini tutarsa bu "aşk'tır.. Evlendikten sonra ise "kendini müdafaa...

Ya da bir alış veriş merkezine götürmek için.
Bir zamanlar bunlar vardı;artık yoklar...

146 1.4 TS
147 1.6 TS Distinctive
159 1.9 JTD Distinctive Plus Qtronic
159 1750 Tbi-Ti
159 1.9 SW JTD Distinctive Qtronic