Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



İşlerimiz

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

BARLAS

#250
Yaw bir beyin fırtınası yaratayım diyorum da, size bir soru:

Aşağıdakilerden hangisi iş hayatında sizin için daha önemlidir:

- Yüksek maaş ve beraberinde iyi bir ünvan ama devamlılık anlamında "nispeten" riskli bir işte çalışmak mı,

- Yoksa standart seviyede bir hayat geçirmenizi sağlayacak bir maaşla yine "nispeten" devamlılık anlamında daha güvenilir bir işte çalışmak mı?

Cem

#251
quote:

Yaw bir beyin fırtınası yaratayım diyorum da, size bir soru:

Aşağıdakilerden hangisi iş hayatında sizin için daha önemlidir:

- Yüksek maaş ve beraberinde iyi bir ünvan ama devamlılık anlamında "nispeten" riskli bir işte çalışmak mı,

- Yoksa standart seviyede bir hayat geçirmenizi sağlayacak bir maaşla yine "nispeten" devamlılık anlamında daha güvenilir bir işte çalışmak mı?


Yüksek maaş ve iyi bir ünvan'a sahip bir işte çalışırsam,ayrıldığımda  referansıma güvenirim ve aynı şartlarda yeni bir iş bulmam daha kolay olur bence.

gurbuz1972

#252
Türkiye'deki 2,5 mln. devlet memuruna sormak lazım :) şaka bir yana, bu tamamen iş hayatındaki kişisel beklentilerle ilgili- gelir, çalışma ortamı, kariyer imkanı vs. benzin, hava filtresi, bujiler gibi üçünden biri tekleyince bütün sistem çöküyor. bence ikisinide aynı anda elde etmeye çalış...yüksek maaşı daha kaç ay alırım stresiyli yaşamak hoş olmaz herhalde.

Sportivo

#253
Bu iş esasen yaşam felsefesiyle ilgili.Ama bir de hesaba kitaba vuralım işi.
Ayda 1500 YTL bir memurun aldığını varsayalım.
Özel sektörde bahsedilen şekilde bir pozisyon olarak da 2000YTL varsayıyorum(çok daha yüksek de olabilir). Riskli bir işe girip çıkmaktan kastedilen süre ortalama 2 senelik bir süreci kapsayabilir. Bu 24 ayda özel sektörde 48000YTL kazanırsınız. Devlet sektöründe memur olan birisinin de 32 ay çalışması gerekir. Özel sektörde bu 8 ay içinde de yeni bir iş bulabilirsiniz. Zaten bulunamıyorsa hem ülkede hem de çalışan kişide büyük sorunlar var demektir.
Alfa Romeo 156
35 AU 4494

147BLACK

#254
Önlisansınımı Hacettepe Turizm, lisans tamamlamayı Anadolu İşletme ile yaptım.
Askerliği biraz daha ertelemek için Ahmed Yesevi Üniversitesine Master başvurusu yaptım geçen hafta.
Yaşım 28 ve 19 yaşından beri çalışıyorum.
Ayrıca Hacettepe Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Gitar Bölümünden aldığım GİTAR ÇALABİLİR SERTİFİKAM var.

Ne Turizm ne İşletme işiyle uğraşmıyorum.
Üniversitede okurken anne mesleğine yönlendim ve Erken Müzik Eğitimi üzerine yoğunlaştım. Bu konuda annemin yönlendirmesi haricinde Yurt içi ve Yurtdışında onlarca hocayla katıldığım seminer ve eğitim programlarından aldığım sertfikalar var.

Okul öncesi ve ilk okul çağındaki çocuklarla ORFF YAKLAŞIMI ile müzik etkinlikleri yapıyorum.
Hareket, ritm, vücut, basit müzik aletleri, dil gelişimi ve doğaçlama temelinde bir müzik eğitim yaklaşımıdır Carl Orff'un kendi ismiyle anılan bu eğitim buluşu.

Her sezon yaklaşık 9-10 tane anlaşmalı olup ücretle gittiğim okul oluyor. Akşamlarıda Klasik ve Elektro gitar öğrencilerine özel derse gidiyorum.
Yaz sezonu bitti ve yine Haziran sonuna kadar aylarca yoğun bir tempo beni bekliyor.

Henüz bekarım...Evlilik düşünmüyorum.
please teach me how to dream
I long to be more than a machine

BARLAS

#255
quote:

Bu iş esasen yaşam felsefesiyle ilgili.Ama bir de hesaba kitaba vuralım işi.
Ayda 1500 YTL bir memurun aldığını varsayalım.
Özel sektörde bahsedilen şekilde bir pozisyon olarak da 2000YTL varsayıyorum(çok daha yüksek de olabilir). Riskli bir işe girip çıkmaktan kastedilen süre ortalama 2 senelik bir süreci kapsayabilir. Bu 24 ayda özel sektörde 48000YTL kazanırsınız. Devlet sektöründe memur olan birisinin de 32 ay çalışması gerekir. Özel sektörde bu 8 ay içinde de yeni bir iş bulabilirsiniz. Zaten bulunamıyorsa hem ülkede hem de çalışan kişide büyük sorunlar var demektir.



Siz kendiniz ne düşünürsünüz? Memurlarda çok farklı etkenler devreye giriyor.. Ben Alfistilerin düşünce tarzını öğrenmek istiyorum..

Alfa 145

#256
Riskli ise girerim. Parayi kaparim atarim bankaya sonra baska bir is bulurum. Ama ozel sektor oraninin daha yuksek olmasi lazim benim secimim icin.

Ben Marmara Sinema TV son sinif ogrencisi olacagim Ekim'de. Su anda bir sirkette ses teknisyeni asistanligi yapmaktayim.


Sportivo

#257
quote:

quote:

Bu iş esasen yaşam felsefesiyle ilgili.Ama bir de hesaba kitaba vuralım işi.
Ayda 1500 YTL bir memurun aldığını varsayalım.
Özel sektörde bahsedilen şekilde bir pozisyon olarak da 2000YTL varsayıyorum(çok daha yüksek de olabilir). Riskli bir işe girip çıkmaktan kastedilen süre ortalama 2 senelik bir süreci kapsayabilir. Bu 24 ayda özel sektörde 48000YTL kazanırsınız. Devlet sektöründe memur olan birisinin de 32 ay çalışması gerekir. Özel sektörde bu 8 ay içinde de yeni bir iş bulabilirsiniz. Zaten bulunamıyorsa hem ülkede hem de çalışan kişide büyük sorunlar var demektir.



Siz kendiniz ne düşünürsünüz? Memurlarda çok farklı etkenler devreye giriyor.. Ben Alfistilerin düşünce tarzını öğrenmek istiyorum..



Ben seçimim belli. Odtü Matematik Öğretmenliğine girecek puanım vardı ama özel sektördeyim
Alfa Romeo 156
35 AU 4494

agucba

#258
Kendimden örnek vereyim. Neticede kimseden saklayacak bir şeyim yok.

96 senesinde rehberlik yapmaya başladım. Yazları okul bitince veya bitmeye yakın güneye giderdim. Duru Turizm ve Didim Turizm'de çalıştım. İlk sene Bodrum'da idim ve çok olmasa da iyi para kazandım. İkinci ve üçüncü sene Belek'te Bölge Sorumlusu olan kuzenimle beraber çalıştık, sağ olsun bana bayağı iyi para veriyordu. Ben de karşılığını veriyordum. Yazın kazandıklarım ile okula gider, kurslara gider, kılık-kıyafetimi tamamlar, vs vs yapardım. İşim aynı zamanda çok da keyifli idi, çok keyif alarak yapardım. Cemal bilir. :))

4. ve 5. sene Fethiye ve Belek'te Bölge Sorumlusu olarak çalıştım. Son sene, yani 2000'de o günün parası ile ayda 750-900 milyon para kazanıyordum. Yemeğe, içmeye, yatmaya para vermiyordum. Aracım vardı. Çok insanla tanışıyordum, insanların para bile vererek giremeyeceği tesislere elimi kolumu sallayarak girebiliyordum. Ayrıca İnsan Anatomisi, manevi tatmin etme konusunda bilgilerimi geliştirme imkanı bulmuştum. Kazanç tamamen kişinin gösterdiği performans ile doğru orantılı idi. Yine çok keyif alıyordum ama artık belli bir seviyeye gelindiği için artık rehberlikten çok şirketin ofis kısmında olmayı istiyorsunuz ister istemez. Ama turizm bence biraz nankör olduğu için oturduğunuz koltukta çok fazla kalamıyorsunuz. Çünkü koltuk sayısı az ve işin ........pusu olmuş çok insan olduğu için oraya gelmek zor. Aslında değil, diliniz paspas şeklinde veya tuvalet kağıdı şeklinde ise pek zor değil.
Bu arada işimi iyi yaptığım için beraber çalıştığım ve benim üstüm olanlar başka şirkete giderken beni de beraberlerinde götürmek istiyorlardı. Yani artık bir belli bir ismim ve çevrem vardı.

Sonra askere gittim.

2003'te ilk kurumsal şirketim olan İlçe Taşımacılık'ta başladım. Aldığım maaş eleman olmam nedeni ile 600 milyondu. Halbuki rehberken üç sene öncesinin parası ile daha çok kazanıyordum ama hiç değilse oturduğum masa belli olacak, aldığım maaş belli olacak, sosyal haklarım olacaktı. Kendimi kısa zamanda kanıtladım ve ve 8 ayda İthalat Sorumlusu oldum. Bu iyi bir şeydi çünkü benden üç sene önce işe başlamış birisi vardı ve onu geçerek bu ünvanı kapmıştım. Tabi maaşım da arttı. Ancak şirkette bazı şeyler göze batmaya başlıyordu. Önce bana ilk söylenen ve 6 ayda bir enflasyon oranında zam yapıyoruz söylemi tutulmamış oldu. Sonra bir Scala belirlendi ve herkesin maaşı belli bir seviyeye çekildi. Daha doğrusu öyle söylendi. Sonra 2 seneyi geçince kıdemim arttı ve aynı zamanda maaşım da. Ama Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu ve aynı zamanda Öğretmenlik yapma yetkim olduğu halde benden Almanca biliyorum diye sertifika istediler. Eğer vermezsem maaşımdan yabancı dil paramı düşeceklermiş. Halbuki Diplomamda her şey yazıyordu zaten. Onu da aldım. Artık Almanca bildiğimi kanıtlamış oldu. Bundan sonra 1 senedir yurtdışı ile görüşen benim yerime "Sertifikam" yapacaktı görüşmeleri. Maaşım da 1210 YTL olmuştu ama devamlı arayış içinde idim. Şirketin de politikası değişmeye başlamıştı, artık UA Taşıma'ya yeteri kadar önem verilmiyordu. Ayrıca Scala olduğu halde ve benimle aynı hatta daha azını yaptığı halde yeni başlayan birisi tam iki katı maaş alıyordu. Bu insanın gücüne gidiyor.

Sonra bizim bölümü kapattılar. Diyebilirsiniz ki işinizi iyi yapsaydınız kapatmazlardı. UA lojistikte kar marjı düşüktür ama yine de ortalamanın üstünde bir kara sahiptik. Yine de olmadı. Başka bölüme verdiler ama bir ay boyunca boş boş oturdum ve istifa ettim. Ve şirketten bir arkadaş ile başka bir şirkette gittik. Ertesi gün o lojistik şirketinde 1750 YTL ile ve Şef olarak başladım. Şirket sahibi ve müdürden sonra 3. kişi idim. İlk bir kaç gün iyi idi. Ama sonra şirket sahibi taşımacılığın "T"sini bilmediği halde bize işimizi öğretmeye kalktı. Bize çok müşterisi olduğunu söylemişti ama ilk gün hiç müşteri olmadığını öğrendik. Nerede ise 10 dk.'da bir ne yaptığımızı soruyordu. "Ne yaptınız, müşteri buldunuz mu?" şeklinde. Arkadaşım müdür olarak 30 dayandı ve istifa etmiş. Patron beni Formula 1 izlerken aradı ve artık benim müdür olduğumu, onun yetkilerinin bana geçtiğini söyledi. Maaşım bir anda arttı, şirket arabası da benim olacaktı. Ama memnun değildim. Bir anda iki maaş, araba, masrafların karşılanması imkanım vardı. Ama oradan da istifa ettim. Ama sağ olsun, patron yine de bana almam gerekenden fazla para verdi. Kendisine teşekür ederim.

Bu arada burada da kendimi kanıtladığım için bana başka şirketlerden teklif geliyordu, ben de görüşmelere gidiyordum ama ya şartları beğenmiyordum, ya alacağım parayı beğenmiyordum, ya da beğenilmiyordum.

Sonra daha düşük bir maaş ile B.Çekmece'de bir lojistik firmasında başladım. Uzak olduğu için kendi evimi açtım. Bekar evim vardı. Araba Kredisi ödüyordum, harcamalrımı kısmam gerekiyordu ama çalıştığım şirkette memnundum. Yine müdürden sonra geliyordum. Patron'da iyi bir insandı ama bazı şeylerden dolayı şirketin sahibi değişti ve yenisi geldi. Bu adamla daha ilk gün zıt gittik. 3. gün kendisi ile çok büyük bir kavgamız oldu ki ben karıncayı ezsem vicdan azabı duyan birisiyim. Sonra bir daha kavga ettik. Maaşım aynı, konumum aynı, yaptığım iş aynı ama bir "cibiliyetsiz" yüzünden keyfim ve huzum kaçtı. Yani gelecek vardı. Maaş fena değil, yani iş için ortalamanın üstünde idi ama artık memnun değildim. Zaten son büyük kavgadan sonra ya ben istifa edecektim yada atılacaktım. Görüştüğüm iki yerden haber gelmesi gecikince patron benden erken davrandı ve çıkardı.

Sonra Beşiktaş'ta başka bir yerde başladım 20 gün sonra. Şirket sahibi iki ortak idi. Ben birisine bağlı idi. Bana söylediği, "benden sonra sen geleceksin, yetkilerin çok geniş olacak". Ama iş bana çok yabancı olduğu için bana biraz süre tanımasını, bu işi öğrenmem gerektiğini söyledim. Benden istedikleri lojistik bölümünü toparlamam ve rayına oturtmaktı. OK dendi ve başladım. Maaşım fena değildi yine. Ama işi yaparken karşıma çıkan şartlar hiç de beklediğim gibi değildi. Her şeyden son anda haberdar oluyodum. Oturduğum masa belli değil. İki hafta Alibeyköy'de, 3 gün Küçükyalı'da sonra Çayırova. Tamam, dolaşmak iyidir ama bunu yaparken ne iş yaptığım belli değildi. Bağlı olduğum ortak ile bir süre sonra soğuk bir savaş yaşamaya başladık. Benden isteklerini yapıyordum, belli bir düzen oturtmaya başlamıştık, Dağınık olan iki depoyu çiçek gibi yapılmasında emeğim olmuştu. Hatta deponun birinde çalışanlar oraya gitmemi dört gözle bekliyorlardı. Bana çok büyük saygı gösteriyorlardı. Ama hiç rahat değildim çünkü istediğim gibi çalışamıyordum. Bu arada bu şirkette girdikten sonra tam 6 yerden teklif almıştım ama verilmiş olan bir sözüm vardı. Bu söz, şirketi üç senenin sonunda çok Türkiye'nin en büyük lojistik şirketlerinden biri yapmaktı. O yüzden bunları hiç değerlendirmedim bile. Ama bir yere kadar ve istifa etmeyi kafama koymuştum. Tarih kısmı boş bırakılmış bir dilekçe ile çantamda dolaştım. Ve en sonunda oturduk, konuştuk ve tokalaşarak devam etmeme kararı aldık.

Şimdi Ekol Lojistik'teyim. Adapte olma aşamasındayım, memnunum. Buraya girmeden önce iyi duyumlar aldım. İnşallah allah beni utandırmaz.

Şimdi şöyle bir şey var. İş yaşamında her şey istediğimiz gibi gitmeye bilir. Yüksek bir maaş alabilirsiniz, ünvanınız iyidir ama iş risklidir. 2 senede 6 iş yeri dolaştığınızı düşünün. 7. iş yeri görüşmesinde size sorarlar; "Niye bu kadar çok iş değiştirdin" diye? Ve ilk düşünecekleri şey, bu adam bu kadar kısa sürede bu kadar çok iş değiştirdi ise uyumsuz biridir. 2 ay sonra bizden de ayrılacak, o yüzden buna yatırım yapma ve güvenme riskine giremeyiz. Ve iş bulma imkanınız gittikçe azalır. Ünvanınız da var halbuki. İş bulursunuz ama ünvan ve maaş kısıntısı yaparak bulursnuz.

Veya bir iş yerindesiniz. İlerlemeniz için uzun senelere ihtiyacınız var. Çok rahatsınız, maaşınız tam zamanında yatıyor ama ünvanlı ve maaşı çok iş sahibi biri kadar rahat harcama yapamıyorsunuz. Risk yok, gayet güzel.

Bu mesela iki ucu sivri değnek misali gibi. Her ikisinin avantaj ve dezavantajı var. Ona kişinin kendi karar verecek.

Mesela rehberlik yaparken 6 ay krallar gibi idim. Diğer 6 ay ise normal bir insandım. İkisi de çok keyifli idi. Birinde çok iyi kazandığınız için, diğerinde de iyi harcayabildiğiniz için.

Gündoğan'da kıt kanaat geçinerek sakin bir hayat sürmek de güzel. İstanbul'da iyi kazanarak, ünvan sahibi olarak yaşamak da güzel.

Tabi bekar olunca böyle. Evli olunca işin içine eş de giriyor. Eşiniz sizi olduğu gibi seviyorsa, sen benimle ol yeter, gerisi boş derse ona göre yaşarsınız. Ama eşiniz sizi başka sebeplerden dolayı seviyor, siz bunu biliyor ve elden kaçırmamak için çabalıyorsanız hayatınızı ona göre ayarlamaya çalışırsınız.

Gelelim Barlas'ın sorduğu soruya. Hangisini tercih ederim?

Açıkçası bilmiyorum. Bu soruyu kendime uzun zamandır soruyorum ama cevabını bulamadım.

///////////////

Tufan

#259
12 senedir bankacılık sektöründeyim. toplamda, bir tanesi kariyerimin en büyük hatası olmak üzere, 5 kurumda çalıştım. bahsettiğim büyük hata dedğim kurumda ödenen maaşın ve söz verilen bonusun cazibesi ağır basmıştı. fakat şunu gözden kaçırmıştım: sana normalden daha fazla para veriliyorsa senden beklentiler de o kadar fazladır, yani  aldığın risk terse dönerse kimse arkanda durmaz. ayrıca insanların beklemeye de tahammülü yoktur. bu da iş huzurunu ortadan kaldıran bir durumdur.

özetle bu saatten sonra şimdi aldığımın 5 katını da verseler huzursuz olur muyum diye endişeleceğim bir pozsiyona girmem.

atalarımız ne demiş, " bir tatlı huzur almaya geldim, kalamıştan"...

agucba

#260
Pardon ya, farkında olmadan çok uzun yazmışım...

///////////////

Cem

#261
Eline ağzına saplık Serkan abi,gayet güzel ve açıklayıcı bir yazı olmuş. Hava civa olmadığı için uzunluğu hiç mesele değil. Devamını bekliyorum=)

Sportivo

#262
quote:

Şimdi şöyle bir şey var. İş yaşamında her şey istediğimiz gibi gitmeye bilir. Yüksek bir maaş alabilirsiniz, ünvanınız iyidir ama iş risklidir. 2 senede 6 iş yeri dolaştığınızı düşünün. 7. iş yeri görüşmesinde size sorarlar; "Niye bu kadar çok iş değiştirdin" diye? Ve ilk düşünecekleri şey, bu adam bu kadar kısa sürede bu kadar çok iş değiştirdi ise uyumsuz biridir. 2 ay sonra bizden de ayrılacak, o yüzden buna yatırım yapma ve güvenme riskine giremeyiz. Ve iş bulma imkanınız gittikçe azalır. Ünvanınız da var halbuki. İş bulursunuz ama ünvan ve maaş kısıntısı yaparak bulursnuz.



Özel sektörde dikkat edilmesi gereken bir nokta bu. Kısa sürelerde iş değiştirmiş olmak, ister istemez başlangıç aşamasında Neden diye sorgulanmanıza neden olur. Bunu aşıp işe kabul edilseniz bile çalışanlar sizi tanıyana kadar devamlı bunu kurcalar durur. Bu insan doğasında olan bir durumdur.

Diğer taraftan ülkemizdeki özel sektörde mümkün mertebe yabancı ve kurumsallaşmış firmalarda çalışmaya gayret edilmeli. Çünkü kurumsallaşmamış ve patronun yürüttüğü bir şirkette çalışmak her zaman haklı bile olsanız büyük riskler ve stresler taşır. Bir taraftan da hak vermemek de elde değil. Çünkü yabancı şirketlerin başka ülkelerde de payları oluyor. Türkiye olmazsa olmaz değil. Ama çoğu yerli şirket sadece Türkiye piyasasında var ve yaşaması lokal sektördeki başarısına bağlı. Bu da tabii çok kolay değil. Bu yüzden sürekli çalışanlara baskı yapılmakta ya da çeşitli hoş olmayan örnekler görülmekte. Elidor'da satış ekibinde çalışan bir arkadaşım vardı. Çok rahat olduğunu söylüyordu, çünkü Elidor Türkiye'nin tüm Elidor içindeki payı %1 olduğunu belirtiyordu ve bu nedenle fazla kastırmadıklarını söylüyordu. Yani Türkiye'de satışlar %100 artsa bile(ki kısa vadede neredeyse imkansız) Elidor Global'de etkisi %2'ye çıkacak diyordu. Ama kurumsallaşmamış yerli bir firma için hayati önem taşıyor bu durumlar.

Hoş ve içten bir yazı olmuş. Bİr nevi içinizi de dökmüşsünüz. Hayatınızda mutluluk, başarı ve huzur bir arada olsun.

İçten ve uzun olmasına rağmen rahat okunan bir yazı.
Alfa Romeo 156
35 AU 4494

BARLAS

#263
quote:

Pardon ya, farkında olmadan çok uzun yazmışım...



Serkan dostum, o kadar içten ve güzel yazmışsinki yazı değil uzun, kısa bile geldi okurken. Bu postu sadece ve sadece zahmet verip böyle bir yazı yazdığın için sana teşekkür etmek için atıyorum. Üşenmemişsin, soruma değer verip içini dökmüşsün.. Ayrıca söylediklerinin tamamına yakınına ben de katılıyorum...

omeroguz

#264
Yaş ilerlemeye devam edip sorumluluk arttıkça (evliliğe bağlı olarak çocuklar vs.) sürekli iş tercihi daha ağır basıyor.
Bence sabit gelir, güvenli bir iş diyenlerdenim...

Barlas şu emeklilik olayına bir çözüm bulursan haber ver.


Serkan eline sağlık güzel bir yazı olmuş..

Edited by - omeroguz on 10/09/2007  14:51:31

murat

#265
Barlas Beyciim işten bunalıp fırtına yapmış
Cuore Sportivo...

147 1.6 TS (2005)
145 1.4 TS (1998)
156 1.6 TS (2004)
156 2.0 SS SW (2004)
159 1.9 JTD SW (2009)
Giuilietta 1.6 JTD (2014)
166 2.4 JTD (2003)
Giuilietta 1.6 JTD (2012)
Giuilietta 1.6 JTD (2015)

Jakomo

#266
Vallahi Ömerin' de dedi gibi yaş ilerledikçe ve sorumluluklar arttıkça sürekliliği olan iş her zmn daha cazip gelmekte....

Bu arada Serkanım: senin yazıları okumak nedense hep bir zevk olmuştur, hatta bir çok kez kendimi' de buluyom....

Edited by - Jakomo on 10/09/2007  16:08:35
Sabır, boyun eğmek değil, mücadele etmektir !!!!

1996 145 1,7 16V
2001 156 SWSS Mk1,5
1994 164 V6 TB
1999 156 2,5 V6 
2003 156 SS MK 1,5
2004 156 SWSS Mk2
2007 GT
1996 BMW E36 320i Coupe M-technik
1999 166 V6 TB
1997 145 QV
2004 156 SWSS
2010 MiTo 1,4 TB

agucba

#267
quote:


Bu arada Serkanım: senin yazıları okumak nedense hep bir zevk olmuştur, hatta bir çok kez kendimi' de buluyom....

Edited by - Jakomo on 10/09/2007  16:08:35



Evlilik hariç zaten benzeyen çok yönümüz var

///////////////

estephan

#268
yas 24 evlıyım cocuk yok bay bayan hazır gıyım magazası sahıbıyım orta sınıf bır ısletme ınsallah bır dıyer meslek ıse oto müzik sıstemlerı ve nevıgasyon ............

n/a

#269
yeditepe ünide sanat yönetimi okuyorum aynı zamanda yelken antrenörüyüm

BARLAS

#270
quote:

Sağol Önder:)

Kendi adıma konuşayım, ben işimi seviyorum. Ama bir yerden sonra insan aynen dediğin gibi kendine ve hobilerine zaman ayırmak istiyor. ŞU tempo ile bunu yapmak olanaksız. O yüzden Barlas gibi, bir 10 yıl daha çalışayım, kenara 3-5 birşeyler atayım, sonra daha küçük bir şehre yerleşirim hayalimiz var.

Kimbilir belki de bankacı hayalidir bu Barlas, ne dersin?




Tufancım biraz geç oldu ama bugün gördüm bu postunu; gerçekten bu galiba klasik bankacı hayali.. Ama olsun, insanlar hayalleri olduğu sürece yaşarlarmış..

BARLAS

#271
Ben de 9 senelik YKB kariyerimden sonra yaklaşık 1,5 senedir devam eden TSKB kariyerime de bugün vermiş olduğum istifa dilekçemle noktayı koymuş bulunuyorum.. Şu anda ihbar süresini geçiriyoruz artık. Yeni iş netleştiğinde yine güncelleme yapacağım. Allah mahcup etmez inşallah...

Edited by - BARLAS on 17/09/2007  20:58:33

babi

#272
Barlas bey hayırlısı olsun.
Hakan Senyıl
Giulietta 1.4 TB
159 1.9 JTD SW
156 2.0 [url="//sw.ss"]SW.SS[/url]
156 1.6 TS

n/a

#273
hayırlı olsun ...

BARLAS

#274
quote:

Barlas bey hayırlısı olsun.



Teşekkür ederim Hakan Bey. Aslında 1,5 senede iş değiştirmek gibi bir niyetim hiçbir zaman olmadı/olmaz ama insan bir kere iş değiştirince de hep değiştirmek istiyor yaw..