Haberler:

2005 yılından bu zamana Alfa Romeo ruhuyla yaşayanların arasına hoş geldiniz.
Soru, görüş ve önerileriniz için elektronik posta adresimiz: You are not allowed to view links. Register or Login



Motor muhabbetleri... Ducatisti?

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Orhan Isvan

#100
quote:

Orhan bey bu mevzuya da damganızı vurdunuz ya, helal olsun valla :)



Hiç öyle bir amacım yok ama motosiklet deyince de sessiz kalamazdım. Çok yıllarım iki teker üzerinde geçti ve çok yollar yaptım.

emin

#101
quote:
quote:
Orhan abi saygılar =) Deneyim görüş ve tavsiyelerini paylaşmanı çok isterim.


İyi bir eğitimle başlama kararını sonuna kadar destekliyorum. Ben düşe kalka ve kendimi geliştirerek öğrendim ki, şimdi kimseye tavsiye etmem. Bir de, İstanbul trafiğinde iki teker üzerinde bulunmayı anlarım, sempati duyarım, gönül bağı kurarım ama ne yazık ki "tavsiye" edemem. Orman kanunu yerini trafik düzenine bıraksa, pasif emniyet avantajı aktif emniyet eksiğini bir ölçüde giderebilir falan derdim ama İstanbul trafiğinin ne ölçüsü var, ne kantarı, ne kuralı, ne saygısı, ne insana değer vermesi ... Amacım caydırmak falan değil ama uyarmak da görevim sanki.

Motosiklet seçimi için benim temel önerim, kullanım amacını tam olarak saptayıp, ona göre karar vermek. Benim zamanımdan farklı olarak, şimdi her amaç için, sınırları gayet net çizilmiş ayrı bir segment var. Hafta sonu 3-4 saat kullanmak derken, nerede ve nasıl kullanmak? Şehir dışında mı? Sportif mi, gezinti amaçlı mı? 2. kişi söz konusu mu?

Her halükarda, 125 cc bence yeterli olmaz. Racing olmadığı sürece en az 250, eğer mümkünse 500 derim. Güçlü olması acemiyken uygun değildir görüşüne ben pek katılmıyorum. Daha ziyade, güçsüz olması acemiyken daha da zorluk yaratabilir diye düşünüyorum. Pasif emniyetin önemli bir kısmı, bilinçli kullanmak kaydıyla, güçten geliyor. Şehir dışına çıkılacaksa 250 de belli (ve makul) bir hızın üzerinde, beladan uzaklaşmak için yerine göre biraz nefessiz kalabilir. Kalmasa bile, vites küçültüp devir çevirtme ihtiyacı konsantrasyonu bozabilir. O resimdeki kızım şimdi Amerika'da ve 650 ile başladı ki, hocasının tavsiyesi de o yöndeydi.

Bir de, seçenek olduğu sürece ben Japonlar arasında daima Kawasaki'yi biraz önde tutarım.    




Orhan abi konuya dahil olmanı ve yazdıklarını okuduğum için çok mutluyum.
Öncelikle cevabı kısa ve net olan sorulardan başlayayım.
Haftasonu hava çok soğuk değilse geceleri motoru kullanmak istiyorum, belki hafta içi kendimi geliştirebilirsem, kartal ortaköy arası okula gidip gelebilirim. 2. kişi (artçı) kesinlikle düşünülmüyor. 53 kiloyum, düşük hacmin normal şartlarda beni zorlayacağını pek düşünmüyorum ama dediğiniz gibi durumlar oluşursa altımda gücün olması işime de yarayabilir. Sportif amaçlı kullanmak 2. planda, otomobili sportif kullanmak biraz daha güvenli geldiği için atmosfere alışmak onu yaşamak daha önemli.

Racing'den çekiniyorum, başlarda belki çekinirim ama sonra zorlamaya başlarım, kendimi tanıyorum. bir de ayak bel omuzun dik hizada olduğu oturuş pozisyonu hoşuma gitti, konforu ve keyfi orta karar. hedefim ducati monster almak =) açık ve net.

şuan motora ayırabileceğim yaklaşık 4.000 tl var ekipman hariç ekipmana da 600-800tl gibi bir rakam ayırdım şimdilik. Yeni bir motor almak istiyorum bu imkanları da bana bir tek yamaha ybr 125 ve cbf150 sunuyor,1 yaşında az km ya da sıfır. Eniştem kawasaki ninja 250racingleri çok seviyor tam bana göre olduğunu söylüyor ama, o da istanbulda motor kullanamam taraftarlarından. kendisi de gerek cbf150 gerekse cbr250 honda satıyor dükkanında, motorları tanıyor, hondanın sanırım daha yaygın bir servis ağı var.

Hondanın cbf250'leri de hoşuma gidiyor ancak temizini nasıl bulabilirim onu bilemiyorum.

abi neden kawasaki, ben iyi japon olarak hep hondayı bilirim(yanlış bilirim ya da öyle bir genel kanı var.) özellikle motorda, otomobilde tartışılır.

Bir de senden özel bir isteğim var yaptığın gezilerden fotoğrafları bizlerle burada paylaşırsan, en azından benim içimdeki motor sevdasını tazeler, ben de çok sevinirim.

Motorda ikinci elde nelere dikkat etmeli, masraf çıkarmayacak ve en azından 1-2 sene rahatlıkla kullanabileceğim 3-4 senelik 250cc naked tarzında cbf250'ye benzer motorlar var mı? 500-600 ve üzeri cc'ye gücüm yetmez şimdilik, mitodan da kısmak istemiyorum.

Orhan abi çok teşekkür ederim. Her akşam eve dönerken, bagajdan çantamı alıyorum ve Kemal abinin yolladığı kask mont ve botu görüp seviniyorum, motoruma kavuşacağım günü bekliyorum.
BMW E46 3.18ci - Ducati Hypermotard - Ducati Monster 695

KAKIRMAN

#102
Allah kavuştursun Emin...
The Machina List

1998 | Alfa Romeo 145 | 1.6 TS
2001 | Alfa Romeo 156 | Sportwagon | Selespeed 2.0
2005 | Alfa Romeo 156 | Sportwagon | Selespeed 2.0
2011 | Alfa Romeo Giulietta | Sport Pack 1 | 1.6 JTD
2005 | Alfa Romeo 156 | Sportwagon | Selespeed 2.0
2006 | Alfa Romeo GT | 2.0 TS
2011 | Alfa Romeo 159 |1.7 TBI
***
2005 | Peugeot 206 | 1.4 HDI | Panoramic
2017 | Peugeot 2008 |  1.6 HDI |Allure

Orhan Isvan

#103
Emin kardeşim,

Motosiklet bir taşıt aracından öte bir ruh hali olduğu için, her silindir hacminde her yere gidilir. Ben 50 cc Mobylette ile Yalova - İznik arası yolculuklar da yaptım, 250 cc Jawa ile (14 HP), iki kişi; İstanbul - Edirne yolculuğu da. Vespa Osman lakaplı bir tanıdığım 150 cc Vespa ile ABD yi bir uçtan bir uca (yaklaşık 6.000 km) dört defa katetmişti. Makinenin limitlerine göre hareket etmek kaydıyla herşey yapılır ama makineye böylesi bir uyum, acemiyken biraz daha zor sağlanır demek istedim. 150 cc nin sınırlarını zorlamayacak her iş, gayet keyifle yapılır. İstanbul trafiğinde ve şehir dışında bu sınırlar daha da ön plana çıkarlar ama olmaz diye birşey yok.

Racing bana hiç hitap etmez ama zevkler ve renkler meselesi. Oturma pozisyonu ve uzun yol kabiliyeti benim için de ön planda. Başkası için performans ön planda olabilir ama şimdiki racingler bence abartılı, hatta neredeyse kompleksli performans makineleri.

Japonlar arasında aslında pek fark yok. Ama tarihi itibariyle (tarihleri de oldukça kısa süreli ve rakiplerine yönelik çirkin uygulamalarla başlıyor) Kawasaki, en azından başlangıçta, biraz daha Alfa-Romeo perspektifi taşırdı. Honda daha Toyotavari bir felsefeyle üretilirdi. İki zamanlı, 3 silindirli Kawasaki'ler, dönemlerinin performans krallarıydılar. 4 zamanlı, 4 silindirli Kawasaki 900 (resimdeki makinenin dedesi), şimdiki Hayabusa'nın tahtındaydı ama başka işlere de yarayan, kullanışlı makinelerdi. Artık performans da anlamını yitirdiğinden, Japonların birbirinden hiçbir farkları kalmamış da olabilir.

İtalyan'lar her zaman İtalyan'dılar ama Japon furyası onları da sildi. BMW ve Harley hariç, Japon olmayan BÜTÜN motosiklet firmaları kapandı. Japon hükumetinin "damping" uygulaması ispatlanıp da ABD Başkanı Reagan Japon motosikletlerine özel bir gümrük vergisi kararnamesi imzlayana kadar, HEPSİ kapalı kaldı. Yıllar sonra İngiliz ve İtalyan motosikletleri tekrar eski ruhlarıyla piyasaya girdiler ama ister istemez, marjinal konumdalar. Hikayesi uzun ve ilginçtir (BMW dahil, Japon olmayan HER marka bugünkü mevcudiyetini Harley Davidson'un o günkü siyasi mücadelesine borçludur). Yeri gelirse anlatırım.

Yaptığım gezilerin fotoğraflarını elektronik ortama taşıyamadım. Burada paylaşabilmem için ya fotoğrafın fotoğrafı, ya da tarama yöntemiyle elden geçirmem lazım. Bu başlığın motivasyonuyla birazını elden geçiririp paylaşacağım ama bu biraz zaman alacaktır.

Her akşam bagajdan çantanı alırken yaşadığın duygular, seni motosikletçi yapmış bile. Bence aslolan o duygular, o ruh hali. Motosikletin varlığı ikinci planda.

fevkalbeser12

#104
quote:

Vespa Osman lakaplı bir tanıdığım 150 cc Vespa ile ABD yi bir uçtan bir uca (yaklaşık 6.000 km) dört defa katetmişti. ]


Bayılırım böyle adamlara ya:) bendede motor varken, bi motor forumunda takılıyordum ordada "mondial bilmem ne diye" bi amca vardı 150 lik mondialle Türkiyenin gezmediği yeri yoktu. Birde gittiğinde sürekli mondial bayilerine giriyordu. Adamı misafir ediyorlardı birde motoruna bakım yapıyorlardı:)
Araba markalarından bir insan yaratmak istesek toyota beyni, aston martin yüzü, cadillac karnı ve alfa romeo bu insanın kalbi ve ruhu olur...
                         jeremy clarkson

emin

#105
quote:

Emin kardeşim,

Motosiklet bir taşıt aracından öte bir ruh hali olduğu için, her silindir hacminde her yere gidilir. Ben 50 cc Mobylette ile Yalova - İznik arası yolculuklar da yaptım, 250 cc Jawa ile (14 HP), iki kişi; İstanbul - Edirne yolculuğu da. Vespa Osman lakaplı bir tanıdığım 150 cc Vespa ile ABD yi bir uçtan bir uca (yaklaşık 6.000 km) dört defa katetmişti. Makinenin limitlerine göre hareket etmek kaydıyla herşey yapılır ama makineye böylesi bir uyum, acemiyken biraz daha zor sağlanır demek istedim. 150 cc nin sınırlarını zorlamayacak her iş, gayet keyifle yapılır. İstanbul trafiğinde ve şehir dışında bu sınırlar daha da ön plana çıkarlar ama olmaz diye birşey yok.

Racing bana hiç hitap etmez ama zevkler ve renkler meselesi. Oturma pozisyonu ve uzun yol kabiliyeti benim için de ön planda. Başkası için performans ön planda olabilir ama şimdiki racingler bence abartılı, hatta neredeyse kompleksli performans makineleri.

Japonlar arasında aslında pek fark yok. Ama tarihi itibariyle (tarihleri de oldukça kısa süreli ve rakiplerine yönelik çirkin uygulamalarla başlıyor) Kawasaki, en azından başlangıçta, biraz daha Alfa-Romeo perspektifi taşırdı. Honda daha Toyotavari bir felsefeyle üretilirdi. İki zamanlı, 3 silindirli Kawasaki'ler, dönemlerinin performans krallarıydılar. 4 zamanlı, 4 silindirli Kawasaki 900 (resimdeki makinenin dedesi), şimdiki Hayabusa'nın tahtındaydı ama başka işlere de yarayan, kullanışlı makinelerdi. Artık performans da anlamını yitirdiğinden, Japonların birbirinden hiçbir farkları kalmamış da olabilir.

İtalyan'lar her zaman İtalyan'dılar ama Japon furyası onları da sildi. BMW ve Harley hariç, Japon olmayan BÜTÜN motosiklet firmaları kapandı. Japon hükumetinin "damping" uygulaması ispatlanıp da ABD Başkanı Reagan Japon motosikletlerine özel bir gümrük vergisi kararnamesi imzlayana kadar, HEPSİ kapalı kaldı. Yıllar sonra İngiliz ve İtalyan motosikletleri tekrar eski ruhlarıyla piyasaya girdiler ama ister istemez, marjinal konumdalar. Hikayesi uzun ve ilginçtir (BMW dahil, Japon olmayan HER marka bugünkü mevcudiyetini Harley Davidson'un o günkü siyasi mücadelesine borçludur). Yeri gelirse anlatırım.

Yaptığım gezilerin fotoğraflarını elektronik ortama taşıyamadım. Burada paylaşabilmem için ya fotoğrafın fotoğrafı, ya da tarama yöntemiyle elden geçirmem lazım. Bu başlığın motivasyonuyla birazını elden geçiririp paylaşacağım ama bu biraz zaman alacaktır.

Her akşam bagajdan çantanı alırken yaşadığın duygular, seni motosikletçi yapmış bile. Bence aslolan o duygular, o ruh hali. Motosikletin varlığı ikinci planda.



Orhan abi,

İlk paragrafta çok güzel açıklamışsın durumu... çoğu edinilmiş tecrübenin yeterli olduğu ya da sahip olunan motorun özelliklerinin yeterince tanındığı düşüncesi ile muhtemelen gerçekleşen örneklerdir.
Makinayı almadan önce yaklaşık 6-7 gün boyunca eğitimlerde uzun uzun deneme fırsatım olacak, artılarını eksilerini de ondan sonra değerlendirmekte fayda var, bütçe, amaçlar ve hedef doğrultusunda durum bizi nereye götürecek onu da merak ediyorum. Kendimi geliştirmeden şehir dışı yolculuklara çıkmayı öncelikli olarak düşünmüyorum, İstanbulda özellikle trafiğin görece az olduğu ortalığın sakin olduğu saatlerde motoru tecrübe ederek en azından 1 sene kendimi geliştirmek istiyorum.

Racing motorlar, araçlardan hareketle edindiğimiz tecrübelerin üzerine sunduğu teknik verilerle beni heyecanlandırıyor. Artçısı olmuş, seslerini duymuş olmak da elbette, heveslendiriyor ama hedefim bu değil. Abartılı olduğuna da katılıyorum ama bu bizim için geçerlidir, dışarıdan bir gözün beklentisi tamamen performans olabilir, ya da bu yakışıklı makinaları evde cilalayıp parlatıp oturup 0 km hızda izlemek de isteyebilir =)

Orhan abi, verdiğin fikirlerin, bahsettiğin tecrübelerin yanı sıra, motorun tarihine dair yazdıklarının da devamını ya da vereceğin referansları merakla bekliyorum. Ben şu adreste birşeylere rastladım. You are not allowed to view links. Register or Login

Fotoğraflarını merakla ve heyecanla bekliyoruz.
BMW E46 3.18ci - Ducati Hypermotard - Ducati Monster 695

wolrath

#106
emın bugun ızmır konak'ta dolastım durdum tek tek gırdım baktım motorlara.

nınja dıyorum baska bısey demıyorum.

oturus pozısyonu.grenajların alt tarafı sarması-verdıgı haz bambaska.

baska motor bakmam ben artık :):)

9000 lıraya 2010 buldum bı tane 5000km de. bıraz daha fıyat kırıp kredı kartı vs almayı dusunuyorum.

Anıl

#107
Ninja tasarım olarak eski kaldı,özellikle gösterge tablosu demode ama motor özellikleri diğer 250'lerden iyi...
İtalyanlar sadece otomobilleri değil, hayalleri de yaratırlar...

1998 GTV V6 TB

fevkalbeser12

#108
Anıl sen ne düşünüyorsun motor alırken? Kafanda hangi model var?
Araba markalarından bir insan yaratmak istesek toyota beyni, aston martin yüzü, cadillac karnı ve alfa romeo bu insanın kalbi ve ruhu olur...
                         jeremy clarkson

wolrath

#109
analog devırlenmeyı-suratlenmeyı dıgıtal'e gore daha guzel hıssettırıyor dıye dusunuyorum :)

sahıp oldugum araclardan c2vts ve s2k'da kadranlar dıgıtaldi. (demode dedın mesela s2k 99-09 arası You are not allowed to view links. Register or Login 99'da dıgıtal kadrana sahıptı.tarz dıyelım bence.cogu kısı buna karsıdır hatta.) eyvallah guzel gozukuyor vs ama 2side clıo rs lerdekı ıbrenın 8'e vurup vurup durması zevkını vermedı ;)

fevkalbeser12

#110
Bende analog kadrandan yanayım ne olursa olsun o analog olmalı:)
Araba markalarından bir insan yaratmak istesek toyota beyni, aston martin yüzü, cadillac karnı ve alfa romeo bu insanın kalbi ve ruhu olur...
                         jeremy clarkson

emin

#111
ben de analog kadrandan yanayım =)
Vay barış abi =) sitemizde eski bir japoncu varmış hem de s2k =)

Edited by - Emin Kurtoğlu on 24/12/2011  00:16:13
BMW E46 3.18ci - Ducati Hypermotard - Ducati Monster 695

Anıl

#112
Arkadaşlar,bende kara şimşek gibi herşey dijital olsun demedim,benim dediğim gösterge panelinin demode olması; yazı karakterleri çok sıradan ve eski nesil,km saati analog telli sistem,göstergelerin tasarımı eski;4 adet yuvarlak,ovallik yok,değişik bir tasarım yok,bu tasarım 1990'lı yıllara ait tasarım! Bu yüzden,yani bu eksiklik yüzünden Koso gibi gösterge grubu üreten firmalar bu modele özel gösterge üretti ve yurtdışında çok popüler oldu,inanın modelini bilmesem bana bu göstergeler kaç senesine ait deseler 1990 sonları derim.Gösterge grubunu tutan plastikde sıradan ve ucuz...Yeni nesil göstergelerde full digital değil ama artık benzin-hararet,hiç olmadı km göstergesi dijital,genel olarak devir analog-hız göstergesi ve diğerleri digital oluyor...Hiç olmazsa şu sayı karakterlerini sportif ve değişik yapsalardı! Buyrun size Koso'nun ninjaya üretimi
Register or Login" border=0>
Register or Login" border=0>

Edited by - Anıl on 24/12/2011  17:57:40
İtalyanlar sadece otomobilleri değil, hayalleri de yaratırlar...

1998 GTV V6 TB

Anıl

#113
quote:

Anıl sen ne düşünüyorsun motor alırken? Kafanda hangi model var?


Kemal ben 600'lük çıplak tarz düşünüyorum,grenajlı racing bana hitap etmiyor. Şu zamana kadar 50'den 500cc ye kadar değişik tarzlar denedim ama oturuş pozisyonu,görüntü ve performans olarak şuan bana Fazer,bandit,gsr 600,cbf 600 tarzı gezi ve spor sentezi motorlar hitap ediyor.
İtalyanlar sadece otomobilleri değil, hayalleri de yaratırlar...

1998 GTV V6 TB

wolrath

#114
nınja'ları arastırırken gordum ben de koso'ları.
gayet hos gozukuyor ama gerek yok bence. (hele fıyatları--gecınız :))
+ne kadar cok dıgıtal o kadar cok arıza :P


neyse :)
saydıgın motorlardan sıyrılan gsr bence.
yıkım bır goruntu ve albenısı var.
naked sevmem ama gsr'a da hayır demem


wolrath

#115
quote:

ben de analog kadrandan yanayım =)
Vay barış abi =) sitemizde eski bir japoncu varmış hem de s2k =)

Edited by - Emin Kurtoğlu on 24/12/2011  00:16:13



ayrıntılı bılgı ıcın:

You are not allowed to view links. Register or Login


:) bastan sona ;)

Anıl

#116
quote:

nınja'ları arastırırken gordum ben de koso'ları.
gayet hos gozukuyor ama gerek yok bence. (hele fıyatları--gecınız :))
+ne kadar cok dıgıtal o kadar cok arıza :P


neyse :)
saydıgın motorlardan sıyrılan gsr bence.
yıkım bır goruntu ve albenısı var.
naked sevmem ama gsr'a da hayır demem




Koso herzaman pahalıdır ama çok iyi bir marka ve üniversal göstergeleri de var. Fiyatlarını biliyorum ama bozulursa ya da hasar görürse orjinal göstergelerde çok çok pahalı mesela cbf 250'nin en son 400-500TL arasıydı,diğerleri siz tahmin edin...GSR özellikle arka egzos tasarımıyla hoşuma gidiyor ama ön cam-kafa grenajı olduğundan fazer daha çok göz kırpıyor bana.
İtalyanlar sadece otomobilleri değil, hayalleri de yaratırlar...

1998 GTV V6 TB

obasar

#117
cuma günü kendime 2006 model piaggio X8 200 aldım. özellikle yakın yerlerde kullanmak için...
Alfa Romeo GT 2.0 Selespeed
Alfa Romeo Mito 1.4 TCT Sportivo
Alfa Romeo 156 1.9 JTD
Alfa Romeo 156 3.0 V6

wolrath

#118
fazer'ın da kendıne has bı havası var haklısın.
cbf ve gsr'ları fazerlı satan bırcok kısı var.
daha sportıf kesınlıkle.


obasar: hayırlı olsun.darısı basımıza.



bu arada bugun scooter ıle denge-donus calıstım surucu kursunda.cok dar donusler gercekten pratık ıstıyor.tam duscem-ayak yere degcek derken gaz verıyorsunuz alet topluyor felan.tamamen tecrube ısı.aldıktan sonra 5.5km ısıme mesafe benı cok guzel egıtecek :):)

fevkalbeser12

#119
Ben o zaman fazer derim:)
Araba markalarından bir insan yaratmak istesek toyota beyni, aston martin yüzü, cadillac karnı ve alfa romeo bu insanın kalbi ve ruhu olur...
                         jeremy clarkson

Anıl

#120
quote:

fazer'ın da kendıne has bı havası var haklısın.
cbf ve gsr'ları fazerlı satan bırcok kısı var.
daha sportıf kesınlıkle.


obasar: hayırlı olsun.darısı basımıza.



bu arada bugun scooter ıle denge-donus calıstım surucu kursunda.cok dar donusler gercekten pratık ıstıyor.tam duscem-ayak yere degcek derken gaz verıyorsunuz alet topluyor felan.tamamen tecrube ısı.aldıktan sonra 5.5km ısıme mesafe benı cok guzel egıtecek :):)


Scooterlar bu yüzden pratiktir,vitesli de dönüşlerde daha çok zorlanırsınız çünkü her iki eliniz ve ayaklarınız bir kumandaya hükmetmek zorundadır,scooterda sadece gaz ve frenle iki el ile işi kurtarırsınız. Bu yüzden bana scooter daha kullanışlı ve pratik geliyor ama scooter'ın tadına çok vardım,tekrar eski vitesli döneme geçme durumundayım..
İtalyanlar sadece otomobilleri değil, hayalleri de yaratırlar...

1998 GTV V6 TB

wolrath

#121
dusunebılıyorum :)

tırsıyorum ama bı o kadar da altımda ıstıyorum

anıl tanıdık bır ustan var mı?
bayag bı arastırdım ben nınja'da neye bakılır vs yı ama nasıl bakılacagını elbet bılmıyorum.
elımızden tutabılcek bı adam lazım :D

amortısor-zıncır vs kontrolu ıcın ;)

emin

#122
yamaha'nın fazer'ı benim de hoşuma gidiyor ama maddi durumu ayarladığımda yamahadan alacağım moto xj6 olabilir. Ama o kadar bütçe ayarladıktan sonra ducati'ye merhaba diyebilirim. ,

Bugün ikinci dersi aldım vites büyültüp küçültme viraja girerken fren ve vites ufaltmayı çalıştık, bir de kukaların arasından geçiyormuş gibi slalom yaptım. Hocam bu halimle ehliyeti alırsın dedi. Sınavımız 7 Ocakta'ymış.

Scooter'lar benim de aklımı çeliyor ama vitesli konusunda kendimi geliştirmem lazım. Özellikle vespa'lara bayılıyorum, piaggio'nun var galiba beverly'si çok hoş bir motor, ama keyif işi, iyice öğrendikten sonra neden olmasın.

@Barış abi, s2k'yı gördüm tam kıvamındaymış vallahi, rengi süper, motora bulaştık artık bir gün s2k kısmet olur mu bilmiyorum. ama s2k candır.
BMW E46 3.18ci - Ducati Hypermotard - Ducati Monster 695

wolrath

#123
7ocak cumartesı evet :)
ehlıyet de 1-2 hafta ıcınde cıkar.
az kaldı


*s2k? bu saatten sonra alınmaz.fıyatları fecı yukseldı.ben 42e satmıstım ama o fıyata artık kazasız bulmak ımkansız :) zaten turkıye'nın aracı degıl.yerınde durmuyor.240bhp rwd ve o kadar hafıf bır alet bızım yollarda zaptedılmıyor.vsa da bı yere kadar tutuyor.zaten yarısı patladı.dıger yarısı da 5sene dayanmaz dıye dusunuyorum :)
ben de s2k'dan sonra dızel-otomatık aldım hep.krıze gırdım.bu yuzden motor alıyorum tırsmama ragmen :) ınsan benzınkokusu+devır+ses ıstıyor ya
standart halde 9250 cevırıyor bu arada

Edited by - wolrath on 25/12/2011  14:04:14

Orhan Isvan

#124
Arkadaşlar,

Model seçiminin kişisel tercihe bağlı olan boyutuna girmeksizin, fizik kurallarına ve denge kavramına bağlı bir boyutta belki katkı sunabilirim diye düşündüm.

Dönüş kolaylığı açısından; scooter (vitessiz) ve vitesli motosiklet diye bir ayırım yapmaktansa, tekerlek çapına bağlı bir ayırım yapmanızı öneririm. Tekerlek çapı ne kadar büyükse dönüş o kadar kolay, o kadar dengeli olur çünkü dengeyi sağlayan unsur, tekerleğin dönüşünün jiroskop etkisi. Örneğin bisiklet tekerlek çaplarının çok çok küçüldüğünü düşünün, o kadar yavaş hızda denge sağlamak bayağı zor olurdu. Büyük çaplı tekerlek, yüksek hızdaki virajlarda da çok önemli bir stabilite avantajı sağlar.

Vitessiz değilse bile otomatik vitesli ve asıl önemlisi de otomatik debreyajlı olan sistemlerde debreyaj kolu olmadığı için, hükmedilmesi gereken bir unsur azalmış -gibi- oluyor ama çok düşük hızda dönüş yaparkenki dengeye hükmetmeye yarayan bir unsur da, otomatikman, sadece motor devrine bağlı hale geliyor. Motor devrinden tamamen bağımsız küçük bir debreyaj "fiskesi" atmanın veya anlık bir debreyaj sıkmanın imkanı da kalmıyor.  

Karışık olduysa özeti şu ki; küçük tekerlekli makineler pek dengeli olmadıkları için modern tasarımlarda scooter tekerlek çapları büyütülüyor. Debreyaj kolundan da korkmayın. Gaz koluna bağlı olmayan bir debreyaja hükmetmekle, düşük hızdaki dengeniz üzerindeki kontrolünüzü büyük ölçüde arttırabilirsiniz. Debreyaj kolu, bence, gayet kısa bir süre içinde düşünmeden, refleks olarak kullanmaya alışacağınız, kolunuz/bacağınız gibi kullanacağınız çok yararlı bir aksamdır.